ABD-İran arasında askeri gerilimin arttığı bir dönemde İran'da iki kentte patlamalar meydana geldi. En az beş kişinin öldüğü olaylara dair ne biliniyor?<br /><p>İran'ın güneybatısında iki kentte peş peşe patlamalar meydana geldi. ABD'nin saldırı tehdidinde bulunduğu bir dönemde yaşanan patlamalara dair çok az şey bilinirken İsrail'den "ilgimiz yok" açıklaması geldi.</p>
<h2>İran'da ne oldu?</h2>
<p>Ülkenin güneyindeki liman kenti Bandar Abbas'ta sekiz katlı bir binada patlama yaşandı. Binanın üç katı ve dış cephesi hasar alırken en az bir kişinin öldüğü, 14 kişinin de yaralandığı açıklandı. İngiltere merkezli haber sitesi Sky News, ölen kişinin dört yaşında bir çocuk olduğunu aktardı.</p>
<p>İran devlet medyası ise, patlamada Devrim Muhafızları'nın donanma komutanının öldüğü yönündeki iddiaları yalanladı, sosyal medyada bu yönde yapılan paylaşımların "tamamen asılsız" olduğunu bildirdi.</p>
<p>Patlamanın yaşandığı binada kimlerin ikamet ettiği veya ölü ve yaralıların kimliğine dair başka bir açıklama yapılmadı.</p>
<p>Bir başka olay da, Bandar Abbas'a yaklaşık bin kilometre uzaklıktaki Ahvaz şehrinde yaşandı. Irak sınırına yakın kentte yine bir konutta patlama oldu. Devlete bağlı Tehran Times gazetesi bunun bir doğal gaz patlaması olduğunu bildirdi ve dört kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.</p>
<h2>İsrail: Bizim bir rolümüz yok</h2>
<p>Bölgede askeri gerilimin tırmandığı bir dönemde yaşanan patlamalara ilişkin İsrailli yetkililerden "dahlimiz yok" açıklaması geldi. İsimleri gizli kalmak şartıyla Reuters'a konuşan iki İsrailli yetkili, patlamalarda İsrail'in bir rolü bulunmadığını söyledi.</p>
<p>Patlamalara ilişkin ABD'den ise henüz bir açıklama gelmedi.</p>
<p>Reuters / MUK,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0ran%27daki%20patlamalara%20dair%20neler%20biliniyor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75742213&x4=10201&x5=%C4%B0ran%27daki%20patlamalara%20dair%20neler%20biliniyor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Firan-daki-patlamalara-dair-neler-biliniyor%2Fa-75742213&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260131&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
ABD-İran arasında askeri gerilimin arttığı bir dönemde İran'da iki kentte patlamalar meydana geldi.
ABD uçak gemisi Ortadoğu'ya konuşlanırken İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi ordunun "yüksek alarm" durumuna geçtiğini açıkladı.<br /><p>İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ordusunun "yüksek alarm" durumunda olduğunu belirterek ABD ve İsrail'i olası bir saldırıya karşı uyardı.</p>
<p>Washington'un bölgeye yoğun askeri yığınak yaptığı bir dönemde açıklama yapan Hatemi, "Eğer düşman bir hata yaparsa, kendi güvenliğini, bölgenin güvenliğini ve Siyonist rejimin güvenliğini tehlikeye atmış olur" ifadelerini kullandı. İran daha önce, olası saldırı durumunda Türkiye'dekiler dahil ABD'nin bölgedeki tüm askeri varlığının hedef sayılacağı uyarısında bulunmuştu.</p>
<p>İran devlet medyasının aktardığına göre Hatemi açıklamasında, İran silahlı kuvvetlerinin "tam savunma için hazır olduğunu" belirtti.</p>
<p>ABD'nin, USS Abraham Lincoln uçak gemisi öncülüğündeki bir filoyu Ortadoğu'ya konuşlandırması, İran'a yeni bir saldırı endişesini artırmış durumda. Washington, geçen yılın Haziran ayında İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına katılmış, 12 günlük savaşta kilit nükleer tesisleri bombalamıştı.</p>
<h2>Trump'ın İran'a saldırı tehditleri</h2>
<p>Geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki protestolara katılan eylemcilere karşı ölümcül güç kullanılması durumunda askerî müdahalede bulunmakla tehdit etmişti.</p>
<p>İran'da ekonomik zorluklara tepki olarak 28 Aralık'ta başlayan protestolar kısa sürede rejim karşıtı bir nitelik kazandı. Katılım ve şiddetin 8-9 Ocak günlerinde zirve yaptığı gösteriler sırasında resmi verilere göre en az 3 bin 117 kişi öldü. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dünkü İstanbul ziyareti sırasında, olaylarda 2 bin kadar güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini öne sürmüştü.</p>
<p>ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'na (HRANA) göre ise protestolar sırasında, aralarında 124 çocuğun da bulunduğu 6 bin 294 sivil rejim güçlerince öldürüldü; 250'den fazla güvenlik memuru da hayatını kaybetti. değerlendiriyor.</p>
<h2>Trump ne istiyor, İran ne diyor?</h2>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü yaptığı açıklamada, İran'ın bir saldırıyla karşı karşıya kalmaktansa nükleer ve füze programları konusunda bir anlaşma müzakere etmeyi tercih edeceğini öngördüğünü dile getirdi. ABD, iki ülkenin yeniden görüşmelere başlaması için İran'ın füze programını sınırlamasını talep ediyor; ancak İran bu talebe karşı çıkıyor.</p>
<p>İran Dışişleri Bakanı Arakçi<strong> </strong>daha önce Tahran'ın nükleer görüşmelere hazır olduğunu söylemiş ancak füze ve savunma konularının "asla müzakere edilmeyeceğini" belirtmişti. İstanbul ziyareti sırasında "füzelerin asla müzakere konusu olmayacağını" tekrar eden Arakçi, Tahran'ın hem müzakerelere hem de savaşa hazır olduğunu ifade etti. </p>
<p>Arakçi, CNN Türk televizyonuna verdiği röportajda ise, "Rejim değişikliği tam bir hayaldir. Sistemimiz o kadar derin köklere sahip ve o kadar sağlam ki, kişilerin gelip gitmesi hiçbir fark yaratmaz" diye konuştu.</p>
<p>Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan dâhil olmak üzere bölge ülkeleri, Washington ile Tahran arasında askerî bir çatışmayı önlemek için diplomatik çabaları sürdürürken İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda iki gün sürecek bir deniz tatbikatı yapacağını duyurdu.</p>
<p>ABD Devrim Muhafızları'nı 2019 yılında "terör örgütü" ilan etmişti. Avrupa Birliği (AB) de Perşembe günü aynı yönde bir karar aldı.</p>
<p>AFP,Reuters / MUK,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0ran%20Genelkurmay%C4%B1%3A%20Ordu%20alarm%20durumunda&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75739143&x4=10201&x5=%C4%B0ran%20Genelkurmay%C4%B1%3A%20Ordu%20alarm%20durumunda&x6=1&x7=%2Ftr%2Firan-genelkurmay%C4%B1-ordu-alarm-durumunda%2Fa-75739143&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260131&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
ABD uçak gemisi Ortadoğu'ya konuşlandı, İran Genelkurmayı ordunun "yüksek alarm" durumuna geçtiğini bildirdi.
Norveç'te Veliaht Prenses'in 29 yaşındaki oğlu Marius Borg Hoiby, tecavüz, şiddet, yüksek miktarda uyuşturucu taşıma gibi suçlamalarla Salı günü hakim karşısına çıkacak.<br /><p>Norveç kraliyet ailesini sarsan en büyük skandalda Salı günü yargılama süreci başlıyor. Veliaht Prenses Mette-Marit'in 29 yaşındaki oğlu Marius Borg Hoiby, dört kadına tecavüz, uyuşturucu ve saldırı suçlamalarıyla hakim karşısına çıkacak.</p>
<p>Hoiby, Prenses Mette-Marit'in Veliaht Prens Haakon ile evlenmeden önceki bir ilişkisinden olan çocuğu.</p>
<p>Suçlu bulunması halinde 16 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya olan Marius Borg Hoiby, 38 farklı iddiadan yargılanacak. Duruşmaların 19 Mart'a kadar tamamlanması, kararın ise yargılamanın sona ermesinden birkaç hafta sonra açıklanması bekleniyor.</p>
<h2>"Kraliyet tarihinin en büyük skandalı"</h2>
<p>Kraliyet ailesi konusunda uzman olan tarihçi Trond Noren Isaksen, "Bu, Norveç kraliyet ailesinin 120 yıllık tarihinde karşılaştığı en büyük skandal" ifadesini kullandı. AFP'ye değerlendirmede bulunan Isaksen, "(Geçmişte) Eş seçimleri, sarayın yenilenmesi gibi konularda tartışmalar oldu, ancak hiçbir zaman bu kadar çok sayıda suç isnadı içeren, gerçek anlamda cezai suçlarla ilgili bir skandal yaşanmadı" diye konuştu.</p>
<p>Hoiby'ye yöneltilen en ciddi suçlamalar, dört tecavüz vakası ile eski kız arkadaşlarına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddet iddiaları. Hoiby şu ana kadar yalnızca daha hafif nitelikteki bazı suçlamaları kabul etti.</p>
<h2>Yargılama süreci nasıl başladı?</h2>
<p>Hoiby, 4 Ağustos 2024'te bir kız arkadaşına saldırdığı şüphesiyle gözaltına alınmış, olayın "alkol ve kokain etkisi altında" yaşandığını itiraf etmişti.</p>
<p>Bu olaya ilişkin soruşturma, Hoiby'nin dört kadına tecavüz ettiği ve bunların bir kısmını kayda aldığı iddiaları da dâhil olmak üzere, çok sayıda başka şüpheli suçu ortaya çıkardı. Tecavüz olaylarının 2018, 2023 ve 2024 yıllarında gerçekleştiği öne sürülüyor.</p>
<p>Hoiby'ye yöneltilen suçlamalar arasında, 2020 yılında 3,5 kilo esrarın taşınmasına aracılık ettiği iddiası da yer alıyor.</p>
<h2>Norveç'te monarşi hâlâ popüler</h2>
<p>Hoiby'nin herhangi bir kraliyet unvanı, resmî görevi ya da mesleki kariyeri bulunmazken masrafları veliaht çifti tarafından karşılanıyor.</p>
<p>Veliaht Prens Haakon, kendisinin ve eşi Mette-Marit'in duruşmalara katılmayacağını duyurdu.</p>
<p>Savcı Sturla Henriksbo ise, herkesin kanun önünde eşit olduğunu vurgulayarak, "sosyal statü, köken ya da aile bağlarının" yargılama sürecini olumlu veya olumsuz etkilemeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Bu skandala rağmen kraliyet ailesi Norveç'te hâlâ büyük ölçüde popülerliğini koruyor. Kamu yayıncısı NRK tarafından Çarşamba günü yayımlanan bir kamuoyu yoklamasına göre, katılımcıların yüzde 70'i monarşiyi destekliyor. Bu oran 2017'de yüzde 81'di.</p>
<p>AFP / MUK,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Norve%C3%A7%20hanedan%C4%B1n%C4%B1%20sarsan%20dava%20ba%C5%9Fl%C4%B1yor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75738278&x4=10201&x5=Norve%C3%A7%20hanedan%C4%B1n%C4%B1%20sarsan%20dava%20ba%C5%9Fl%C4%B1yor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fnorve%C3%A7-hanedan%C4%B1n%C4%B1-sarsan-dava-ba%C5%9Fl%C4%B1yor%2Fa-75738278&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260131&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Norveç'te Veliaht Prenses'in 29 yaşındaki oğlu Marius Borg Hoiby hakim karşısına çıkacak.
Almanya, savunmaya şimdiye kadar hiç olmadığı kadar fazla para harcıyor. Alman ordusu, büyük çapta yeni silahlar sipariş ediyor. Bunlar arasında ilk kez SİHA'lar da var.<br /><p>Alman ordusu (Bundeswehr), şu dönem adeta para saçıyor: Bu yıl kullanımına sunulan kaynak108 milyar euroyuaşıyor. Bu, eşi benzeri görülmemiş devasa bir meblağ. Finansman, bu yılki federal bütçenin yanı sıra devletin borçlanarak oluşturduğu özel fonlardan sağlanıyor. Bu parayla, onlarca yıl boyunca tasarruf yapılan Alman ordusunun yeniden güçlenmesi ve o şekilde caydırı bir güç haline getirilmesi amaçlanıyor. Üstelik bunun çok hızlı gerçekleşmesi de isteniyor: Sosyal Demokrat Parti'li (SPD) Savunma Bakanı Boris Pistorius, Rusya'nın, 2029 itibarıyla NATO'nun ittifak bölgesine saldırabilecek kapasiteye ulaşabileceği endişesini taşıyor. Peki Alman ordusu bu milyarlarca euroyu nerelere harcıyor, neler satın alıyor? Hızlı silahlanma ne kadar iyi işliyor? Öne çıkan bazı örnekler:</p>
<h2>Alman ordusu ilk kez SİHA alıyor</h2>
<p>Alman ordusu Bundeswehr, uzun süre silahlı insansız hava araçlarından (SİHA) uzak durdu. Etik endişeler taşıyan solcu ve sosyal demokrat partiler SİHA'lara karşı çıktı. Bu nedenle de alımı ve kullanımı için parlamentoda siyasi çoğunluk sağlanamıyordu. Dronların belirleyici rol oynadığı Ukrayna savaşı, artan Rusya tehdidi Almanya'da bir zihniyet değişimine yol açtı. Alman ordusu, tarihinde ilk kez bu yıl birkaç bin silahlı dron siparişi verdi.</p>
<p>Tedarikçiler arasındaki yarışta genç teknoloji şirketleri öne çıktı: Berlin merkezli Stark Defence ile Münih merkezli Helsing'in her birinin 300 milyon euroya kadar sipariş alacağı tahmin ediliyor. Rakip, Alman devi Rheinmetall'in prototipleri ise Bundeswehr denetçilerini ikna edemedi. Satın alınanlar, teknik adıyla "loitering munition" (havada dolaşan mühimmat) olarak bilinen kamikaze dronlar. Patlayıcı başlık taşıyan bu dronlar hedeflerine dalarak kendilerini imha ediyor. Bunlarla, NATO'nun doğu kanadını daha iyi korumak için Litvanya'da konuşlandırılan Alman ordusu tugayının da donatılması planlanıyor.</p>
<h2>Almanya'nın dron savunması yetersiz</h2>
<p>Dron savunmasında da Alman ordusunun ciddi açıkları söz konusu. Bu boşlukların, farklı savunma sistemlerinin karışımından olan donanımlarla kapatılması hedefleniyor. Sinyal bozucu ve bastırıcı olarak bilinen jammer adı verilen sistemlerden, İHA sürülerini de etkisiz hale getirebilen Skyranger 30 hava savunma tankına kadar uzanıyor.</p>
<p>Silah şirketi Rheinmetall tarafından üretilen Skyranger, Almanya üzerinde, Alman ordusuna bağlı tesisler dahil, artan şüpheli dron uçuşları nedeniyle özellikle acil şekilde bekleniyor. Ancak bu sistem 2028'den önce teslim edilemeyecek. Skyranger, yeniden kurulan kara kuvvetleri hava savunma birliğinin ana silah sistemi olacak. Bu birlik, 2012 yılında artık gerekli görülmediği gerekçesiyle dağıtılmıştı.</p>
<p>Bu arada dronlara karşı savunma için yeni geliştirilen lazer silahları da planlanıyor. Donanmanın satın almak istediği bu lazer silahlarından biri, Rheinmetall ve MBDA şirketleri tarafından geliştirildi ve test aşamasını tamamladı. Bu sistem de Alman ordusunun alınacaklar listesinde yer alıyor.</p>
<h2>ABD'li şirketlere büyük siparişler</h2>
<p>Ordu, yeni teçhizatını ağırlıklı olarak Alman ve Avrupalı savunma şirketlerinden alsa da bazı büyük ihaleler ABD'li şirketlere gidiyor. Bunlardan biri, dünyanın en modern savaş uçağı olarak görülen F-35A. Radar izi düşük olduğundan "hayalet" bombardıman uçağı olarak da biliniyor. Federal hükümet, ABD'li savunma devi Lockheed Martin'den 35 adet sipariş etti. Silahlar ve yedek parçalar dahil toplam maliyet: Yaklaşık 10 milyar euro. Bu tercihin nedenlerinden biri, F-35'lerin, olası bir kriz durumunda ABD nükleer bombalarıyla donatılabiliyor olması ve caydırıcı özelliğinin bulunması. Bu görev bugüne kadar, yaşları nedeniyle yakında hizmetten çıkarılacak olan Alman ordusu envanterindeki Tornado uçakları tarafından üstleniliyordu. Yeni F-35'ler ile Almanya'nın F-35 filosu, NATO'nun Avrupa üzerindeki nükleer şemsiyesinin bir parçası olacak.</p>
<p>Ayrıca Alman ordusu, ABD'li havacılık ve savunma şirketi Boeing'den 60 adet ağır nakliye helikopteri CH-47 Chinook satın alıyor. Hava kuvvetlerine göre Avrupa'da bu kapasitede bir muadil bulunmuyor. Maliyet: 7,3 milyar euro. Boeing imzası taşıyan P-8A Poseidon deniz karakol uçağı da modern sensör teknolojisi sayesinde geniş deniz alanlarını gözetleyebiliyor ve denizaltıları tespit edebiliyor. İlk uçak sonbaharda teslim edildi.</p>
<p>Savunma Bakanı Boris Pistorius'a göre bu uçaklar, NATO görevi kapsamında Grönland çevresindeki denizlerin daha iyi izlenmesine Almanya'nın katkısı olabilir.</p>
<h2>Yapay zeka artık savunma sistemlerine de girdi.</h2>
<p>Son yıllarda hemen her alanda karşımıza çıkan yapay zeka (YZ), modern silah sistemlerinin de vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bunun önemi, Litvanya'daki Federal Alman ordusu tugayının donatılacağı "Uranos KI" projesiyle de görülüyor. KI, yapay zeka kelimelerinin Almancasının ilk harflerinden oluşan kısaltma.</p>
<p>"Uranos KI" projesiyle NATO'nun doğu kanadında geniş alanların hassas biçimde izlenmesi gerekiyor ki işte burada yapay zeka devreye giriyor ve farklı sensörlerle toplanan büyük veri setlerinin analizine yardımcı olması bekleniyor. Bu, örneğin düşman dronlarının tespitini kolaylaştırabilir öngürüsünde bulunuluyor. Savunma Bakanlığı, projenin ayrıntılarını haklı nedenlerle gizli tutmayı tercih ediyor.</p>
<h2>F126 fırkateyni: Prestij projesinden sorunlu vakaya</h2>
<p>Tüm pahalı büyük ihalelerin sorunsuz ilerlemediğini F126 fırkateyni örneği de gösterdi. Donanmanın şimdiye kadarki en büyük savaş gemisi olarak hazırlanan tasarım başlangıçta büyük coşkuyla karşılandı. Ancak inşaat sürecinde hayal kırıklığı yaşandı: Ana yüklenici olan Hollandalı Damen Naval tersanesi, planları hayata geçirmekte başarısız oldu. Medya haberlerine göre F126'ya şimdiden yaklaşık 1,8 milyar euro yatırıldı.</p>
<p>Muhalefet siyasetçileri, projenin "milyarları yutan" bir ölü yatırıma dönüşmesinden endişe ediyor. Şimdi Alman şirketi Naval Vessels Lürssen (NVL) devralarak kurtarılabilecek ne varsa kurtarmaya çalışacak.</p>
<p>Ancak Donanma'nın NATO kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olması nedeniyle acilen yeni fırkateynlere ihtiyacı olduğundan, geçici bir çözüm bulunması için de çabalanıyor: Alman ordusu, Almanya'nın en büyük savaş gemisi üreticisi TKMS'den MEKO A-200 tipi fırkateynler satın almak istiyor. Bu model daha önce ihracat amaçlı geliştirildiğinden planları hazır. Ancak bu "geçiş çözümü" de ek maliyet demek: Federal meclis, geçen yıl bunun için ilave 7,8 milyar euroyu onayladı.</p>
<h2>İkmal ve istihkak harcamaları için ek bütçe</h2>
<p>Federal meclis, geçen yılın sonunda ilaveten ikmal ve istihkak harcamaları için de yüksek bir meblağa onay verdi. Böylece yaklaşık 460 bin askere yetecek kadar yeni üniforma ve kişisel teçhizat alımı mümkün olacak.</p>
<p>Muhalefet, bunun abartılı olup olmadığını sorguluyor. Zira Alman ordusundaki asker sayısı 184 bin civarında. Öte yandan hedef, yedekler dahil 460 bin kadın ve erkeğe ulaşarak asker sayısını çoğaltmak.</p>
<p>Bu hedefe varmak yıllar alabilir, ancak o zamana kadar muharebe kıyafetleri yeterli miktarda hazır olacak. Savunma Bakanı Boris Pistorius, "Yeni askerler göreve başladığında, onları geçici olarak eşofmanla donatamayız" diye konuştu.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Alman%20ordusunun%20milyarlar%C4%B1%20nereye%20harcan%C4%B1yor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75733141&x4=10201&x5=Alman%20ordusunun%20milyarlar%C4%B1%20nereye%20harcan%C4%B1yor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Falman-ordusunun-milyarlar%C4%B1-nereye-harcan%C4%B1yor%2Fa-75733141&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260131&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya silahlanmaya şimdiye kadar hiç olmadığı kadar fazla para harcıyor. Bunlar arasında ilk kez silahlı dronlar da va
Steadfast Dart: Almanya merkezli dev NATO tatbikatı
Short title
Steadfast Dart: Almanya merkezli dev NATO tatbikatı
Teaser
Steadfast Dart tatbikatı ile NATO'nun Avrupa’da büyük ölçekli sevkiyat kapasitesi sınanıyor. Tatbikatta, binlerce asker, bin 500'den fazla askeri araç ve 20'den fazla uçak ile savaş uçağı görev alıyor.<br /><p>NATO, olası bir kriz durumunda Avrupa içinde hızlı birlik aktarımını denemek amacıyla yılın en büyük tatbikatını yürütüyor.</p>
<p>"Steadfast Dart 26" adı verilen tatbikat kapsamında İspanya'nın Rota limanından Almanya'ya doğru savaş ve destek gemileri sevk edilmeye başlandı. Tatbikat, NATO'nun Avrupa içinde kısa sürede büyük kuvvetleri bir araya getirme kapasitesini göstermeyi hedefliyor.</p>
<p>NATO'nun Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanı Alman Ingo Gerhartz, tatbikatın bir bölümünü incelemek üzere Rota'daki askeri limanda temaslarda bulundu. Gerhartz, burada yaptığı açıklamada tatbikatın amacının "potansiyel saldırganlara karşı caydırıcılık" olduğunu belirtti.</p>
<h2>Türkiye kara birlikleri ve dört savaş gemisi ile katılıyor</h2>
<p>Tatbikat kapsamında çok sayıda asker, zırhlı araç, tank, roket sistemleri ve lojistik ekipman farklı Avrupa ülkelerinden Almanya’ya taşınıyor. İtalya ve Çekya'dan konvoylar yola çıkarken, Türkiye ve Yunanistan'dan birlikler hava yoluyla Almanya'ya intikal ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), kara birliklerinin yanı sıra, donanmaya ait dört gemi ile tatbikatta temsil ediliyor:</p>
<p>NATO'nun aktardığı verilere göre bin 500'den fazla askeri araç ve 20'den fazla uçak ile savaş uçağı tatbikatta görev alıyor.</p>
<p>Tatbikatın ana yükünü, yaklaşık 40 bin askerden oluşan ve sürekli hazır tutulan Müttefik Tepki Gücü (ARF) üstleniyor. Mart ayına kadar 11 NATO ülkesinden yaklaşık 10 bin asker tatbikata katılacak. Rota'da toplanan İspanya ve Türkiye'ye ait altı gemiye, ilerleyen günlerde Almanya, Fransa, Hollanda ve Polonya'dan gemiler de eşlik edecek. Konvoyun seyri sırasında hava desteğiyle koruma senaryoları da uygulanacak.</p>
<h2>Almanya lojistik merkez üssü olacak</h2>
<p>Tatbikatın önemli bir boyutu, Almanya'nın "lojistik merkez" rolü. NATO'dan konuya ilişkin yapılan açıklamada, olası bir çatışmada, özellikle Baltık bölgesine yönelik bir tehditte, yüz binlerce asker ve ağır teçhizatın kısa sürede Almanya üzerinden doğuya sevk edilmesinin gerekeceği belirtilerek, bu nedenle yollar, köprüler, demiryolları, yakıt ve teknik destek altyapısının işlerliğinin test edildiği kaydedildi.</p>
<p>Tatbikatın Şubat ayında ana sahnesi, Avrupa'nın en büyük askeri eğitim alanlarından biri olan Aşağı Saksonya Eyaleti'ndeki Bergen bölgesi olacak. Schleswig-Holstein kıyılarında ise amfibi çıkarma tatbikatları planlanıyor.</p>
<p>ABD ise bu yılki tatbikatta yer almıyor. NATO, bunun siyasi değil, ARF içindeki rotasyon düzeninden kaynaklandığını belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'ya yönelik açıklamaları sahada tartışma konusu olmaya devam ediyor. Gerhartz ve diğer komutanlar, ABD ile askeri iş birliğinin "sorunsuz”" sürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>dpa / TY,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Steadfast%20Dart%3A%20Almanya%20merkezli%20dev%20NATO%20tatbikat%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75718870&x4=10201&x5=Steadfast%20Dart%3A%20Almanya%20merkezli%20dev%20NATO%20tatbikat%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fsteadfast-dart-almanya-merkezli-dev-nato-tatbikat%C4%B1%2Fa-75718870&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260129&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Steadfast Dart tatbikatı ile NATO’nun Avrupa’da büyük ölçekli sevkiyat kapasitesi sınanıyor.
İran Devrim Muhafızları AB'nin terör örgütleri listesinde
Short title
İran Devrim Muhafızları AB'nin terör örgütleri listesinde
Teaser
AB, İran'daki protestoları şiddet yoluyla bastırmaktan sorumlu yaklaşık 30 kişiye yaptırım uygulayacak. Ayrıca İran Devrim Muhafızları da bundan böyle AB tarafından terör örgütü olarak değerlendirilecek.<br /><p>Avrupa Birliği'nde (AB), İran'daki protesto gösterilerinin şiddet kullanılarak bastırılmasından, binlerce kişinin ölümünden sorumlu yaklaşık 30 kişi ve kuruma yaptırım uygulanması konusunda uzlaşma sağlandığı bildirildi. </p>
<p>AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Temsilcisi Kaja Kallas, İran Devrim Muhafizları'nın da, AB'nin terör örgütleri listesine alındığını duyurdu. </p>
<h2>Kallas: "Terörist gibi davranan, terörist muamelesi görmeli"</h2>
<p>AB'nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Temsilcisi Kaja Kallas, "Terörist gibi davranırsanız, terörist gibi muamele görmelisiniz" diyerek "terör örgütü olarak sınıflandırılmanın, Devrim Muhafızları'nı El-Kaide ve IŞİD gibi cihatçı gruplarla aynı seviyeye getirdiğini" sözlerine ekledi.</p>
<p>Terörist örgüt sınıflandırılması daha çok siyasi ve sembolik bir anlam taşıyor. Çünkü bu yapı ve üst düzey komutanları zaten insan hakları ihlalleri nedeniyle AB tarafından yaptırımlar kapsamına alınmıştı.</p>
<h2>İran'dan sert tepki</h2>
<p>AB'nin Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak sınıflandırma kararına Tahran sert tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, X hesabından yayınladığı mesajında, ülkesinin ABD ile arasında yaşadığı gerilime atıfta bulunarak, "Birçok ülke şu anda bölgemizde kapsamlı bir savaşın başlamasını önlemeye çalışıyor. Avrupa ise ateşi daha da körüklemekle meşgul" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Devrim Muhafızlarını, "ulusal silahlı kuvvetlerimiz" olarak nitelendiren Arakçi, AB dışişleri bakanlarının "sözde terör örgütü" sınıflandırmasının, Almanya, Fransa ve İngiltere'nin geçen yıl Eylül ayında İran'a yönelik Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını yeniden yürürlüğe koymasının ardından "bir başka önemli stratejik hata" olarak nitelendirdi.</p>
<p>Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, yaptırımlar kapsamına alınan 30 kişi ve kurumun "hükümet yetkilileri, savcılar, emniyet müdürleri, Devrim Muhafızları üyeleri ve internetin kesilmesinden sorumlu olanlar" olduğunu aktardı. </p>
<p>Yaptırımlar nedeniyle İran İçişleri Bakanı dahil yaklaşık 30 kişi ve kurumun mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı uygulanması öngörülüyor. </p>
<h2>Wadephul: "İran halkının başarısı"</h2>
<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Devrim Muhafızlarının artık bir "terör örgütü" olarak tanımlanacak olunmasını "İran halkının başarısı" olarak nitelendirdi. Wadephul "Bu insanlık ve bir değerler birliği olan AB için de bir başarıdır" sözlerini kaydetti.</p>
<p>Fransa dün ilk kez Devrim Muhafızları'nın "terör örgütü" olarak sınıflandırılmasına uyguladığı vetoyu kaldırma sinyali vermişti. Bugünkü AB Dışişleri Bakanları toplantısı öncesinde konuşan Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, "İran halkının barışçıl ayaklanmasına karşı uygulanan dayanılmaz baskı cevapsız kalamaz" dedi.</p>
<p>Barrot ayrıca "Bu şiddetin hedefi olan İranlı kadın ve erkeklerin olağanüstü cesareti boşa gitmemeli. İşlenen suçlar için cezasızlık olamaz" diye konuştu.</p>
<h2>İran'dan "yıkıcı sonuçlar" tehdidi</h2>
<p>AB'nin Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak sınıflandırma hamlesine İran'dan sert tepkiler yükseliyor. İran basınında yer alan haberlere göre Tahran rejimi AB'nin bu hamlesinin "yıkıcı sonuçlar" doğuracağını ifade ediyor</p>
<p>İran'da son haftalarda ekonomideki kötü gidişata tepki olarak başlayan ve rejim karşıtı gösterilere dönüşen protesto gösterileri, rejim tarafından polis ve Devrim Muhafızları'nın desteğiyle bastırılmıştı.</p>
<h2>Binlerce İranlı öldürüldü</h2>
<p>İran'da güvenlik güçlerinin şiddet kullanarak bastırdığı protesto gösterileri esnasından binlerce kişinin öldürüldüğü bildiriliyor.</p>
<p>Bugünkü AB Dışişleri Bakanları toplantısı öncesinde açıklama yapan İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ve Lüksemburg Dışişleri Bakanı Xavier Bettel, şiddet dalgası sırasında 30 bine yakın İranlının öldürülmüş olabileceğini dile getirdi.</p>
<p>ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre 6 bin 373 kişi öldürüldü, 40 binden fazla kişi de tutuklandı. İranlı yetkililer ise ölü sayısının 3 bin olduğunu dile getiriyor.</p>
<p>dpa,Reuters,AFP / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0ran%20Devrim%20Muhaf%C4%B1zlar%C4%B1%20AB%27nin%20ter%C3%B6r%20%C3%B6rg%C3%BCtleri%20listesinde&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75715222&x4=10201&x5=%C4%B0ran%20Devrim%20Muhaf%C4%B1zlar%C4%B1%20AB%27nin%20ter%C3%B6r%20%C3%B6rg%C3%BCtleri%20listesinde&x6=1&x7=%2Ftr%2Firan-devrim-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1-ab-nin-ter%C3%B6r-%C3%B6rg%C3%BCtleri-listesinde%2Fa-75715222&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260129&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İranlı 30 kişi ve kurumu yaptırım kapsamına alan AB, İran Devrim Muhafızları'nı da terör örgütleri listesine aldı.
AB göçü sıkılaştıracak, nitelikli iş gücüne kapıları açacak
Short title
AB'nin kapıları göçe kapalı, nitelikli istihdama açık
Teaser
AB, bir yandan göçü sıkılaştırırken diğer yandan üçüncü ülkelerle iş birliğini artırıp daha fazla nitelikli işgücü çekmeyi hedefliyor.<br /><p>Avrupa Komisyonu, 2026–2030 döneminde daha sıkı bir göç politikası uygulamayı ve aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) ülkelerine daha fazla nitelikli iş gücü çekmeyi planlıyor. AB İçişleri ve Göç Komiseri Magnus Brunner, sınırların etkili şekilde kontrol edilmesinin hem korunmaya muhtaç kişileri korumak hem de küresel rekabette güçlü kalmak için gerekli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Yeni strateji üç hedefe dayanıyor: düzensiz göçü ve insan kaçakçılığını önlemek, savaş ve baskıdan kaçanları korumak ve AB'ye uzman iş gücü kazandırmak. Komisyon bu hedefler için öncelikler belirledi.</p>
<p>İlk adım, üçüncü ülkelerle iş birliğinin güçlendirilmesini kapsıyor. Buna göre göç yolları boyunca AB destekli "çok amaçlı merkezler" kurulması planlanıyor. Bu merkezlerin nasıl işleyeceğine dair ayrıntılar ise henüz açıklanmadı.</p>
<p>AB, son dönemde Mısır ve Libya gibi ülkelerle iş birliğini artırarak düzensiz göçü sınırlamaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler'e (BM) göre Mısır'da kriz bölgelerinden gelen yaklaşık bir milyon mülteci bulunuyor.</p>
<h2>İş birliği yapmayan ülkelerin vizesiz seyahat düzenlemeleri askıya alınacak</h2>
<p>Komisyon ayrıca, iltica başvurusu reddedilen kişilerin geri kabulü için üçüncü ülkelere daha fazla baskı uygulamayı hedefliyor. Stratejide, hızlı ve etkili geri göndermelerin sığınma sisteminin güvenilirliği için zorunlu olduğu vurgulanıyor. AB, bu süreçte vize politikalarını da bir araç olarak kullanacak. Göç konusunda iş birliği yapmayan ülkeler için vizesiz seyahat düzenlemeleri askıya alınabilecek.</p>
<p>Stratejinin diğer ayağı ise AB'de büyüyen iş gücü açığı. Komisyon, önümüzdeki beş yılda birçok sektörde nitelikli çalışan ihtiyacının artacağını öngörüyor. Bu nedenle üçüncü ülkelerle iş gücü anlaşmalarının genişletilmesi, mesleki yeterliliklerin daha hızlı tanınması ve vize süreçlerinde hem işverenlere hem de çalışanlara destek sağlanması planlanıyor.</p>
<p>dpa / TY,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::AB%20g%C3%B6%C3%A7%C3%BC%20s%C4%B1k%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1racak%2C%20nitelikli%20i%C5%9F%20g%C3%BCc%C3%BCne%20kap%C4%B1lar%C4%B1%20a%C3%A7acak&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75714432&x4=10201&x5=AB%20g%C3%B6%C3%A7%C3%BC%20s%C4%B1k%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1racak%2C%20nitelikli%20i%C5%9F%20g%C3%BCc%C3%BCne%20kap%C4%B1lar%C4%B1%20a%C3%A7acak&x6=1&x7=%2Ftr%2Fab-g%C3%B6%C3%A7%C3%BC-s%C4%B1k%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1racak-nitelikli-i%C5%9F-g%C3%BCc%C3%BCne-kap%C4%B1lar%C4%B1-a%C3%A7acak%2Fa-75714432&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260129&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
AB, göçü sıkılaştırırken üçüncü ülkelerle de iş birliğini artırıp daha fazla nitelikli işgücü çekmeyi hedefliyor.
Almanya: İki Türk kaçarken Özel Komando Birliği'ne ateş açtı
Short title
Almanya: İki Türk kaçarken Özel Komando Birliği'ne ateş açtı
Teaser
Bavyera'da iki Türk vatandaşı polis baskından kaçarken SEK timine ateş açtı, kaza sonucunda sıkıştıkları araçta yakalandı. "Cinayete teşebbüs" ile suçlanan şüphelilerin suç grupları ile bağlantısı araştırılıyor.<br /><p>Bavyera eyaleti Salı günü, polisten kaçan iki şüphelinin, Alman polisinin Özel Komando Birliği'ne (SEK) ateş açtıkları bir kovalamacaya sahne oldu.</p>
<p>Yakalanan ve Türk vatandaşı oldukları açıklanan iki şüpheliden biri "cinayete teşebbüs" ile suçlanıyor. Zanlıların ayrıca suç gruplarıyla bağlantıları araştırılıyor.</p>
<p>Nürnberg polisi tarafından yapılan açıklamaya göre iki şüpheli, dün Bavyera'nın Absberg kentindeki bir eve "yasa dışı silah bulundurma" şüphesiyle yapılan baskın sırasında kaçtı.</p>
<p>Polislerin baskına gittiği sırada binanın önündeki arabada bulundukları belirtilen iki şüpheli olay mahallinden kaçtı. Polisler, şüphelileri takip etmeye başladı.</p>
<h2>Polis takipi kaza ile son buldu</h2>
<p>100 km aşan hızla polisten kaçmaya çalışırken şüphelilerden biri, SEK timinin bulunduğu araca ateş açtı. Polis takibi yaklaşık 20 km sonra, şüphelilerin bulunduğu aracın bir kavşakta olayla ilgisi olmayan bir arabayla çarpışmasıyla son buldu.</p>
<p>SEK timleri, şüphelilerin yeniden kaçmasını önlemek için önce zanlıların içinde bulundukları aracın tekerlerine ateş etti. Ancak kaza sonrasında içinde bulundukları araçta sıkışan ve hafif yaralanan şüpheliler kaçamadı.</p>
<h2>Şüpheliler Türk vatandaşı</h2>
<p>Türk vatandaşı oldukları açıklanan 23 ve 24 yaşlarındaki iki şüpheli, Hollanda plakalı olduğu belirtilen araçtan çıkartıldıktan sonra gözaltına alındı.</p>
<p>Ansbach Başsavcısı Friedrich Weitner, sürücünün yanında oturan şüphelinin üç ila beş kez SEK timinin aracına ateş ettiğini ve en az bir kurşunun polis aracına isabet ettiğini açıkladı. Weitner ayrıca bu şüphelinin araçtan çıkartıldıktan sonra polise teslim olduğunu, ancak aracın sürücüsünün polise direndiğini aktardı.</p>
<p>Şüphelilerin "cinayete teşebbüs, cinayete teşebbüse yardım ve yataklıkla" suçlamasıyla tutuklanması talep edildi. Yürütülen soruşturmalarda ayrıca şüphelilerin "yasa dışı suç gruplarıyla muhtemel bağlantıların da incelendiği" belirtildi.</p>
<p>Polis Sözcüsü Michael Konrad, şüphelilerin aracından bir silah ele geçirildiğini açıkladı.</p>
<h2>Baskına polis helikopteri de katıldı</h2>
<p>Nürnberg polisi, "ateşli silahlara dair güçlü ipuçları" gerekçesiyle düzenlenen baskına SEK timlerinin de katıldığını, operasyona polis helikopterinin de eşlik ettiğini açıkladı.</p>
<p>Absberg'deki eve baskın sırasında 30 yaşındaki bir diğer şüphelinin de binadan kaçmaya çalışırken hafif yaralı olarak gözaltına alındığı ve daha sonra serbest bırakıldığı bildirildi. Bu arada polisin bir dördüncü kişiyi daha aradığı ama aramaların şimdilik sonuçsuz kaldığı belirtildi.</p>
<h2>Üç polis hafif yaralandı</h2>
<p>Polis açıklamasında, şüphelilerin polis takibi esnasında çarpıştıkları diğer araçta bulunanların da yaralandıkları için hastaneye kaldırıldıkları, Absberg'deki eve baskın sırasında da üç polisin hafif yaralandığı ve tedavi edildikleri bilgisi paylaşıldı.</p>
<p>Polis takibi sırasında yaşananlarla ilgili soruşturma Ansbach Savcılığı tarafından yürütülüyor. Nürnberg-Fürth Savcılığı ise "suç gruplarıyla bağlantıları" soruşturuyor.</p>
<p>dpa,AFP / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%3A%20%C4%B0ki%20T%C3%BCrk%20ka%C3%A7arken%20%C3%96zel%20Komando%20Birli%C4%9Fi%27ne%20ate%C5%9F%20a%C3%A7t%C4%B1%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75699699&x4=10201&x5=Almanya%3A%20%C4%B0ki%20T%C3%BCrk%20ka%C3%A7arken%20%C3%96zel%20Komando%20Birli%C4%9Fi%27ne%20ate%C5%9F%20a%C3%A7t%C4%B1%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-iki-t%C3%BCrk-ka%C3%A7arken-%C3%B6zel-komando-birli%C4%9Fi-ne-ate%C5%9F-a%C3%A7t%C4%B1%2Fa-75699699&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260128&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Bavyera'da iki Türk vatandaşı polisten kaçarken SEK timine ateş açtı, kaza sonucunda sıkıştıkları araçta yakalandı.
İspanya 500 bin belgesiz göçmene oturma izni verecek
Short title
İspanya 500 bin belgesiz göçmene oturma izni verecek
Teaser
İspanya hükümeti, ülkede kayıt dışı yaşayan yüz binlerce göçmeni kapsayan yeni bir düzenleme duyurdu. Yaklaşık 500 bin belgesiz göçmene oturma izni verilmesini öngören kararın haftalar içinde uygulanması bekleniyor.<br /><p>İspanya hükümeti, ülkede geçerli oturum izni bulunmayan yüz binlerce göçmenin statüsünü bir kararnameyle yasallaştırmaya hazırlanıyor. Salı günü tanıtılan taslak, sosyalist koalisyonun göçmenlerin iş gücüne entegrasyonunu hızlandırmayı hedefleyen reform paketinin temelini oluşturuyor.</p>
<p>İspanya Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Elma Saiz, düzenlemenin "insan hakları ve entegrasyona dayalı, ekonomik büyüme ve toplumsal entegrasyonla uyumlu bir göç modeli" sunduğunu belirtti. Saiz, ekonomistlerin İspanya'daki güçlü büyüme ve düşen işsizlik oranlarında göçmen kabulündeki açıklığın önemli rol oynadığını vurguladıklarını aktardı.</p>
<h2>500 bin belgesiz göçmen yararlanacak</h2>
<p>Hükümetin tahminlerine göre çoğunluğu Latin Amerika kökenli olmak üzere yaklaşık 500 bin kişi düzenlemeden yararlanabilecek. Buna göre, 2025 yılı sonunda en az beş aydır ülkede yaşayan ve sabıka kaydı bulunmayan göçmenler hızlandırılmış prosedürle oturum izni başvurusu yapabilecek.</p>
<p>Yetişkinlere verilecek izin bir yıl, çocuklara verilecek izin ise beş yıl geçerli olacak ve uzatılabilecek. On yılın ardından vatandaşlık başvurusu mümkün olacak. Latin Amerikalılar için bu süre daha kısa tutuluyor.</p>
<p>Kararnamenin niteliği gereği hükümet, düzenlemeyi Parlamento onayı olmadan birkaç hafta içinde yürürlüğe koyabilecek. Mecliste daha önce bir vatandaş girişimiyle sunulan benzer bir teklif muhalefet tarafından engellenmişti.</p>
<h2>Muhalefet göç kararnamesine tepkili</h2>
<p>Ana muhalefetteki Halk Partisi'nin lideri Alberto Nunez Feijoo, hükümetin planına karşı çıkacağını açıkladı. Feijoo, partisinin gelecek yıl yapılacak seçimleri kazanması halinde mevcut göç politikasını geri çevireceğini söyledi.</p>
<p>Düşünce kuruluşu Funcas'ın verilerine göre İspanya'da geçen yılın başında 840 bin civarında belgesiz göçmen bulunuyordu. Bu sayı sekiz yıl önce yaklaşık 100 bin olarak kaydedilmişti.</p>
<p>Reuters / TY,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0spanya%20500%20bin%20belgesiz%20g%C3%B6%C3%A7mene%20oturma%20izni%20verecek&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75684759&x4=10201&x5=%C4%B0spanya%20500%20bin%20belgesiz%20g%C3%B6%C3%A7mene%20oturma%20izni%20verecek&x6=1&x7=%2Ftr%2Fispanya-500-bin-belgesiz-g%C3%B6%C3%A7mene-oturma-izni-verecek%2Fa-75684759&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260127&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İspanya'da hükümet, 500 bin belgesiz göçmene oturma izni verileceğini duyurdu.
Dünya Kupası: Trump'a tepki için boykot mu edilecek?
Short title
Dünya Kupası: Trump'a tepki için boykot mu edilecek?
Teaser
Donald Trump'ın politikalarına yönelik tepki, ABD'de yapılacak Dünya Kupası'nın boykot edilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Spor dünyasından art arda gelen açıklamalar neye işaret ediyor? Alman hükümeti ne diyor?<br /><p>ABD Başkanı Donald Trump'ın iç siyaset ve dış politikadaki tartışmalı adımları, Amerika'nın "özgürlükçü liberal düzenin savunucusu" imajını yerle bir etti.</p>
<p>Trump'ın Grönland'ı ilhak tehditleri, politikalarına ek gümrük vergisi gözdağı ile destek kazanma çabası, Avrupa Birliği'nin (AB) yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası örgütleri aşağılayan ve hedef alan söylemleri Avrupa'da zaten tepkiye yol açmıştı.</p>
<p>Trump'ın, düzensiz göçmenleri kitlesel olarak sınır dışı etme iddiasıyla izlediği politikalar nedeniyle Minneapolis'te iki kişinin Göçmen ve Gümrük Muhafaza Polisi (ICE) tarafından vurularak öldürülmesi, tepkileri farklı bir boyuta taşıdı.</p>
<p>İtalyan devlet televizyonu RAI için çalışan iki gazetecinin, Minneapolis gösterilerini izlerken takip ettiği ICE aracından inen görevli tarafından "Bu size yapacağım tek uyarı, bizi takip etmeye devam ederseniz, şu anda kameralar tarafından kaydediliyorsunuz, camınızı kıracağız ve sizi aracınızdan çekip çıkartacağız" sözleriyle tehdit edilmesi, sosyal medyada hızla yayıldı.</p>
<p>Avrupa'da bu gelişmeler nedeniyle Amerika'nın demokrasiye, insan haklarına, hukuk devletine bağlılığı sorgulanıyor. Aynı zamanda, ABD'nin artık Avrupalılar için güvenli bir ülke olup olmadığı tartışılıyor. Hatta Almanya dün, ABD'ye seyahat tavsiyelerini güncelleyerek vatandaşlarına "dikkatli olun" uyarısında bulundu.</p>
<h2>Boykot çağrıları artırıyor: ABD'den uzak durun</h2>
<p>Gelişmeler aynı zamanda 11 Haziran ile 19 Temmuz tarihleri arasında Kanada ve Meksika ile birlikte 2026 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanan ABD'nin boykot edilmesi tartışmalarına da yol açtı.</p>
<p>FIFA'nın eski başkanı Sepp Blatter, Trump yönetiminin iç ve dış politikada sergilediği tutum nedeniyle ABD'deki maçların taraftarlar tarafından boykot edilmesi çağrısına destek açıkladı.</p>
<p>Blatter, kendi sosyal medya hesabından İsviçreli avukat Mart Pieth'in "Taraftarlar için tek bir tavsiye var: ABD'den uzak durun" açıklamasını "Bence Mart Pieth bu Dünya Kupası'nı sorgulamakta haklı" sözleriyle paylaştı.</p>
<p>On yıl önce FIFA reformunu denetleyen Bağımsız Yönetim Komitesi'ne başkanlık eden İsviçreli avukat Pieth, ülkesinin gazetelerinden Der Bund'a verdiği röportajda futbol severlere ABD'den uzak durma çağrısı yaparak "Zaten televizyondan daha iyi izlersiniz. Çünkü varışta, taraftarlar yetkilileri memnun etmeyecek olurlarsa, doğrudan bir sonraki uçakla eve gönderilebilir. Eğer şanslılarsa tabii" açıklamasını yapmıştı.</p>
<h2>Alman futbol dünyasında "zamanlama" tartışmaları</h2>
<p>Alman futbol dünyasında da hararetli tartışmalar devam ediyor. Alman Futbol Federasyonu'nun Başkan Yardımcısı Oke Göttlich, geçen hafta Alman Milli Takımı'nın kupayı boykot etmesini gündeme taşıdı.</p>
<p>Göttlich, ABD ile Avrupa arasında Grönland konusunda tırmanan gerilim üzerine sosyal medya paylaşımında "bir Avrupa ülkesine saldırmaya niyetli bir ülkede oynanacak turnuvaya Avrupa takımlarının katılmasının ne kadar doğru olacağını" sorguladı. Oke Göttlich, geçen Cuma günü de Hamburger Morgenpost gazetesine tartışmaları alevlendiren açıklamalar yaptı.</p>
<p>Göttlich, turnuvanın boykot edilmesinin değerlendirilmesi ve düşünülmesi için zamanın geldiğini, UEFA bünyesinde de bunun tartışılması gerektiğini savunarak "Örgütler ve toplum olarak, şu anda tabuları ve sınırları belirlemeyi ve değerleri savunmayı unutuyoruz. Tabular, duruşumuzun temel bir parçasıdır" dedi.</p>
<p>Ancak DFB Başkanı Bernd Neuendorf, dün yaptığı açıklamada boykot tartışmalarının zamanlamasını yanlış bulduğunu dile getirdi. Alman Futbol Ligi (DFL) toplantısında konuşan Neuendorf, "DFB'de bu tartışmanın şu an için tamamen yersiz olduğu konusunda hemfikiriz" açıklamasını yaptı.</p>
<p>Göttlich'i görüşlerini önce DFB ile paylaşmamasından ötürü eleştiren DFB Başkanı Neuendorf, "Bizimle çok uzun süredir birlikte değil. Ama kural olarak, bu konuları önce komitelerde görüşürüz ve sonra bir görüş oluştururuz. Ne yazık ki, bu konuda aceleci davrandı" diye konuştu.</p>
<p>DFL Başkanı Hans-Joachim Watzke de "Böyle bir konuyu tartışmak şu an için uygun değil. Zamanı geldiğinde bunu tartışacağız, ancak benim açımdan şu an için tamamen yersiz" dedi.</p>
<p>Göttlich ise boykot önerisine DFB'de destek bulamamış olsa da, görüşünün değişmediğini duyurdu. St Pauli takımının Başkanı Oke Göttlich, "Şahsen, ülkedeki (ABD) mevcut durum göz önüne alındığında seyahat etmemeyi tavsiye ederim" dedi.</p>
<p>Oke Göttlich, "Birçok meslektaşımla aynı fikirde olmayabilirim. Ancak ben de bir demokratım ve eğer çoğunluk sonunda boykotun Alman futbolu için doğru bir sinyal olmadığına karar verirse bunu anlayabiliyorum" diye konuştu.</p>
<h2>Alman hükümeti boykot çağrılarına ne diyor?</h2>
<p>Bu arada DFB Başkanı Neuendorf, boykot tartışmalarının zamanlamasını yanlış bulduğunu söylemekle birlikte, taraftarların Dünya Kupası için ABD'ye seyahat etmelerini tavsiye edip edemeyeceği sorusuna ihtiyatlı bir yanıt vermesi dikkat çekti.</p>
<p>DFB Başkanı, "Bu, her taraftarın, Federal Hükümetin desteğiyle kendi başına karar vermesi gereken bir şey. Siyasetçiler durumu değerlendirmeli ve ABD'ye seyahat etmek isteyenlere tavsiyelerde bulunmalıdır" demekle yetindi.</p>
<p>Merz hükümeti ise şimdilik boykot tartışmalarına müdahil olmak istemiyor.</p>
<p>Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Christiane Schenderlein, "Büyük spor etkinliklerine katılım veya boykot kararları tamamen ilgili spor federasyonlarına aittir, politikacılara değil" açıklamasını yaptı. Schenderlein, DFB ve FIFA'ya işaret ederek alınacak kararın Alman hükümeti tarafından kabul edileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Alman hükümet sözcüsü de Alman milli takımı söz konusu olsa da, takımın dünya kupalarına katılımına karar veren merciinin federal hükümet olmadığını söyledi.</p>
<h2>Alman taraftar için "koruma" talebi</h2>
<p>ABD'deki Dünya Kupası'na katılım, Alman siyasetinde de hararetli tartışmalara yol açtı.</p>
<p>Bavyera Başbakanı Markus Söder, Alman milli takımının Dünya Kupası'nın boykot etmesi yönündeki çağrıları "tamamıyla saçmalık" sözleriyle eleştirdi. Bunun ne sporcuların, ne de dış politikanın çıkarına olduğunu söyleyen Söder, Dünya Kupası'na sadece ABD'nin değil, Kanada ve Meksika'nın da ev sahipliği yapacağını anımsattı.</p>
<p>Muhalefetteki Yeşiller Partisi ise ABD'ye maçları izlemeye gidecek Alman taraftarlar için Merz Hükümeti'nden koruma önlemleri talep etti.</p>
<p>Yeşiller Partisi Dış Politika Sözcüsü Boris Mijatovic, taraftarların endişe duymakta haklı olduğunu vurgulayarak "Federal hükümet acilen Dünya Kupası'nda giriş ve konaklama sırasında Alman taraftarlar ve yetkililer için güvenilir bir koruma stratejisi sunmalıdır" diye konuştu.</p>
<p>Sol Partili Sören Pellmann ise gelişmelerin ABD'ye seyahatin güvenli olduğunu söyleyemeyeceği bir noktaya ulaştığını kaydetti, ABD vatandaşlarının bile sınır dışı edildiğine dikkat çekti.</p>
<p>AFP,dpa,DW / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::D%C3%BCnya%20Kupas%C4%B1%3A%20Trump%27a%20tepki%20i%C3%A7in%20boykot%20mu%20edilecek%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75681074&x4=10201&x5=D%C3%BCnya%20Kupas%C4%B1%3A%20Trump%27a%20tepki%20i%C3%A7in%20boykot%20mu%20edilecek%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fd%C3%BCnya-kupas%C4%B1-trump-a-tepki-i%C3%A7in-boykot-mu-edilecek%2Fa-75681074&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260127&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Donald Trump'ın politikalarına tepki, ABD'de yapılacak Dünya Kupası'nın boykot edilmesi tartışmalarını alevlendirdi.
ABD, Meksika ve Kanada'da yapılacak olan 2026 Dünya Kupası'nda oynanacak maçların kura çekimine, söz konusu üç ülkenin lideri ile FIFA Başkanı Gianni Infantino da katılmıştı
ABD tartışmalı ICE personelini İtalya'ya gönderiyor
Short title
ABD tartışmalı ICE personelini İtalya'ya gönderiyor
Teaser
ABD'nin tartışmalı ICE personelini Kış Olimpiyatları'nın düzenleneceği İtalya'ya göndermesi, ev sahibi ülkede sert tepkilere yol açtı. ICE, ABD Dışişleri Bakanlığının güvenlik birimine destek verecek.<br /><p>ABD yönetimi, tartışmalı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) personelini Şubat ayında İtalya'da düzenlenecek Kış Olimpiyatları'na göndereceğini açıkladı. Karar, ev sahibi ülkede yoğun tartışma ve siyasi tepkilere neden oldu.</p>
<p>ABD'li yetkililerin AFP'ye yaptığı açıklamaya göre ICE bünyesindeki İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) birimi, Olimpiyatlar sırasında ABD Dışişleri Bakanlığının güvenlik birimine destek verecek. Açıklamada, görevlendirmenin ayrıca "uluslararası suç örgütlerinden kaynaklanan risklerin azaltılmasına katkı sağlayacağı" ifade edildi.</p>
<p>ICE, operasyonun tamamen İtalya'nın yetki ve denetimi altında yürütüleceğini vurgulayarak, yurt dışında göçmenlik kontrolü yapmadığını belirtti. Kurumun daha önceki Olimpiyatlarda benzer bir görev üstlenip üstlenmediği ise bilinmiyor.</p>
<h2>İtalya'dan sert tepki</h2>
<p>ICE personelinin 6–22 Şubat tarihlerinde düzenlenecek Kış Olimpiyatları'na gönderilmesi İtalya'da geniş yankı uyandırdı. Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala, ICE'nin şehirde istenmediğini belirterek, "Bu öldüren bir milis… Milano'da hoş karşılanmaları söz konusu değil" dedi. Sala ayrıca, "Trump'a bir kez olsun hayır diyemez miyiz?" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Avrupa Parlamentosu'nun sosyal demokrat üyesi Alessandro Zan da ICE görevlilerinin gönderilmesini "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Zan, X platformunda yaptığı açıklamada, "İtalya'da insan haklarını ihlal eden ve demokratik denetimden kaçan kişileri istemiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>ABD'deki uygulamalar tartışma konusu</h2>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, ülkede yasa dışı göçle mücadele kapsamında binlerce ICE görevlisini çeşitli eyaletlere göndermişti. Söz konusu ekiplerin göçmenlere yönelik sert müdahaleleri ülke genelinde protestolara yol açmış, Minneapolis'te Renee Good ve Alex Pretti adlı iki ABD vatandaşı ICE operasyonları sırasında vurularak hayatını kaybetmişti.</p>
<p>Kış Olimpiyatları'nın yapılacağı Lombardiya Bölgesi Başkanı, ICE personelinin görev alanının sınırlı olacağını belirterek birimin yalnızca ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun korunmasına destek vereceğini açıkladı. Her iki isim de 7 Şubat'taki açılış törenine katılacak.</p>
<p>AFP / TY,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::ABD%20tart%C4%B1%C5%9Fmal%C4%B1%20ICE%20personelini%20%C4%B0talya%27ya%20g%C3%B6nderiyor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75678690&x4=10201&x5=ABD%20tart%C4%B1%C5%9Fmal%C4%B1%20ICE%20personelini%20%C4%B0talya%27ya%20g%C3%B6nderiyor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fabd-tart%C4%B1%C5%9Fmal%C4%B1-ice-personelini-italya-ya-g%C3%B6nderiyor%2Fa-75678690&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260127&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
ABD'nin tartışmalı ICE personelini İtalya'ya göndermesi, ev sahibi ülkede sert tepkilere yol açtı.
Aziz İhsan Aktaş dosyası: 200 sanıklı dava başladı
Short title
Aziz İhsan Aktaş dosyası: 200 sanıklı dava başladı
Teaser
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiasıyla açılan davada arasında tutuklu beş CHP'li belediye başkanının olduğu 200 sanığın yargılanması İstanbul'da başladı.<br /><p>İstanbul'da iş insanı Aziz İhsan Aktaş liderliğinde kurulduğu iddia edilen suç örgütüne ilişkin davanın ilk duruşması bugün yapılıyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada aralarında beşi tutuklu, ikisi tutuksuz olmak üzere CHP'li yedi belediye başkanının da bulunduğu toplam 200 sanık yargılanıyor.</p>
<p>Aziz İhsan Aktaş davası, Silivri Cezaevi Kampüsü içerisindeki 1 Nolu duruşma salonunda başladı.</p>
<p>Aziz İhsan Aktaş duruşma salonuna korumalarıyla birlikte geldi. "Bir gazetecinin söylemek istediğiniz bir şey var mı" sorusuna Aktaş, "İlk gün söylediğim gibi kaçmadım buradayım. Söyleyeceklerimi tekrarlayacağım" sözleriyle yanıt verdi. </p>
<p>Tutuklu belediye başkanları, alkışlar eşliğinde salona getirildi, izleyiciler tarafından "Rıza Başkan," "Utku Başkan," "Zeydan, Adana gibi Başkan" sloganları atıldı. Jandarma tarafından izleyiciler uyarıldı. </p>
<p>Sanıkların salonda hazır edilmesinin ardından İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti salondaki yerini aldı. </p>
<p>Duruşmanın ilk gününün kimlik tespiti işlemleriyle geçmesi bekleniyor. Mahkeme heyetinin düzenlediği tensip zaptına göre, kimlik tespitinin ardından ilk olarak tutuklu sanıkların savunmaları alınacak. Sanıkların savunmalarını 10 başlık altında yapacağı öğrenildi.</p>
<p>Mahkeme, yargılamanın en fazla 2 bin 520 gün, yani 7 yıl içinde tamamlanmasını hedeflediğini bildirdi.</p>
<h2>Duruşmayı 25 gazeteci izleyebilecek</h2>
<p>Mahkeme heyeti, duruşma düzenine ilişkin 23 Ocak'ta bir dizi tedbir aldı. Bu kapsamda cezaevi çevresi ve içerisinde yoğun güvenlik önlemi alınması talimatı verildi.</p>
<p>Duruşmalar, 27 Ocak'tan 20 Şubat'a kadar sürecek. Mahkeme heyeti, duruşmayı beşi yabancı olmak üzere 25 gazetecinin izlemesine karar verdi. Yabancı gazeteciler için akreditasyon ve "güvenlik görevlilerince risk değerlendirmesi" şartı aranacak.</p>
<p>Mahkeme, her sanığın üç avukatla temsil edilmesine karar verdi. Gerekçe olarak "hakkın kötüye kullanılmaması ve adil yargılanma ilkeleri" gösterildi. Duruşma salonunda ses ve görüntü kaydı alınması da yasaklandı.</p>
<h2>Hangi belediye başkanları yargılanıyor?</h2>
<p>Soruşturma kapsamında görevden uzaklaştırılan ve halen tutuklu bulunan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar davanın tutuklu sanıkları arasında yer alıyor.</p>
<p>Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise davada tutuksuz sanık olarak yargılanıyor.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Aziz İhsan Aktaş'ınCHP'li belediyelerden aldığı ihalelere fesat karıştırıldığı, rüşvet verildiği ve kamunun zarara uğratıldığı iddiaları var. İddianamenin merkezinde özellikle Beşiktaş Belediyesi ile Aktaş arasındaki ihale ilişkileri yer alıyor.</p>
<h2>Kime kaç yıl hapis cezası isteniyor?</h2>
<p>İddianamede örgüt lideri olmakla suçlanan ancak tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş hakkında çeşitli suçlardan 187 yıldan 450 yıla kadar hapis ve mal varlıklarının müsadere edilmesi talep ediliyor. Suçlamalar arasında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "ihaleye fesat karıştırma", "resmi/özel belgede sahtecilik", "rüşvet verme", "kamu zararına dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" yer alıyor.</p>
<p>Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet alma suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle yargılanması talep ediliyor. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise yalnızca rüşvet alma suçlamasıyla 4'er yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p>Zeydan Karalar hakkındaki iddialar Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı değil, 2014-2019 yılları arasındaki Seyhan Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin. Şirket yöneticilerinin, AKP döneminde ihale aldığı Seyhan Belediyesi'nden alacaklarının ödenmesi için belediyenin temizlik işleri müdürüne rüşvet verildiği iddiası iddianamede var. Savcılık, bu olaydan Karalar'ı sorumlu tutuyor. Ancak İstanbul'da temizlik işleri müdürünün aldığı iddia edilen rüşvetin görüntüsü de bu paranın Aktaş'a iletildiğine ilişkin somut bir delil iddianamede yer almıyor.</p>
<p>17 Ocak 2025'te tutuklanan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise suç örgütüne üye olma, 26 ayrı ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, sahtecilik ve kamu zararına dolandırıcılık gibi suçlamalarla 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezası talebiyle yargılanıyor.</p>
<p>CHP'li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında da ihaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamalarıyla 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.</p>
<h2>"Para cezasına çevrilebilecek suçtan bir yıldır cezaevindeler"</h2>
<p>Tutuksuz sanıklardan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in avukatı Hüseyin Ersöz, dava öncesinde DW Türkçe'ye konuştu.</p>
<p>Ahmet Özer'e yönelik suçlamalara değinen Ersöz, Esenyurt Belediyesi'nde gerçekleşen "çöp toplama ihalesiyle" ilgili soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alındığını anımsattı. Bu raporda Ahmet Özer'in hukuki bir sorumluluğu olmadığına dikkat çekildiğini belirten Ersöz, bu rapor üzerine mahkemenin Özer'i tensip ara kararıyla tahliye ettiğini anlattı.</p>
<p>Raporda "kamu zararı oluşmadığı" değerlendirmesinin yer aldığını aktaran Ersöz, "Bu, tutuklu sanıkların hepsinin tahliye edilmesini zorunlu kılan bir kanaat aynı zamanda. Bunun önemi şu: Dosyada ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurları oluşmamakla birlikte davanın 'siyasi niteliği' gereği yargılama sonunda bir ceza verilmesi halinde dahi 'cezaların para cezasına çevrilmesi' gerekiyor. Özetle para cezasına çevrilecek bir suçtan kaynaklı olarak Esenyurt Belediyesi çalışanları bir yıldır tutuklu bulunuyor" dedi.</p>
<h2>"Belediye başkanları tahliye edilmeli"</h2>
<p>Avukat Ersöz, diğer yandan Avcılar, Adana Büyükşehir, Seyhan ve Ceyhan Belediye Başkanları hakkında istenen cezaların da tutuklu kalmalarını gerektirecek nitelikte olmadığını kaydetti. Ersöz, bunun gerekçesini şöyle açıkladı:</p>
<p>"Öyle ki, yöneltilen suçlamalar nispetinde, yargı pratiğinde en uzun tutuklu kalan belediye başkanları bu kişiler olabilir. Diğer yandan yakın zamanda Meclisten geçen ve Covid düzenlemesi olarak bilinen infaz değişiklikleri, bu davada yargılanan kişilerin olası bir ceza alması halinde dahi kapalı ceza infaz kurumunda kalmalarını zorunlu kılmıyor. Bu sebeple bu davada tutukluluk 'peşin cezaya' dönüşmüş durumda. Tensip zaptıyla tahliye olması gereken isimlerin halihazırda tutuklu olmaları, kanımca adil bir yaklaşım değil."</p>
<p>Birçok kişinin etkin pişmanlık beyanları kapsamında tutuklu olduğunu anımsatan Ersöz, bu isimlerin başında ise Aziz İhsan Aktaş'ın geldiğine dikkati çekti.</p>
<p>Aktaş'ın davaya "teknik mütalaa" sunduğunu belirten Ersöz, "1453 sayfalık bu mütalaada dosya sanıklarına isnat edilen ihaleye fesat karıştırma suçlarının unsurlarının oluşmadığı değerlendirmesi var. Bu tezatlığı eminim ki davaya bakan hakimler de görüyordur. Ne ölçüde adil bir yargılama olacağını ise önümüzdeki birkaç gün bizlere gösterecek" dedi.</p>
<p>DW, ANKA/AU, HS, JD</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Aziz%20%C4%B0hsan%20Akta%C5%9F%20dosyas%C4%B1%3A%20200%20san%C4%B1kl%C4%B1%20dava%20ba%C5%9Flad%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75666102&x4=10201&x5=Aziz%20%C4%B0hsan%20Akta%C5%9F%20dosyas%C4%B1%3A%20200%20san%C4%B1kl%C4%B1%20dava%20ba%C5%9Flad%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Faziz-ihsan-akta%C5%9F-dosyas%C4%B1-200-san%C4%B1kl%C4%B1-dava-ba%C5%9Flad%C4%B1%2Fa-75666102&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260127&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiasıyla açılan davada 200 sanığın yargılanması İstanbul'da başladı.
Almanya kendi Starlink'i için düğmeye basmaya hazırlanıyor
Short title
Almanya kendi uydu sistemi için ilk adımı atıyor
Teaser
Alman savunma devi Rheinmetall ile uzay ve teknoloji şirketi OHB'nin, Elon Musk'ın Starlink'ine benzer bir uydu sistemini Alman ordusunun hizmetine sunmak için görüşmelere başladıkları bildirildi.<br /><p>ABD Başkanı Donald Trump ile Avrupa arasında yaşanan krizler ve derinleşen güven bunalımı nedeniyle Almanya savunmasını ABD'den bağımsız hale getirmeye dönük adımlarını hızlandırdı.</p>
<p>Financial Times ve Handelsblatt gazetelerinin haberlerine göre Alman savunma devi Rheinmetall ile Bremen merkezli uzay ve teknoloji şirketi OHB, Alman ordusuna (Bundeswehr) hizmet verecek bir uydu sistemi kurulmasına dönük görüşmeler yürütüyor.</p>
<p>Haberlerde, yürütülen görüşmelerde üzerinde odaklanılan projenin, Elon Musk'ın Starlink'i ile karşılaştırılabileceğine işaret ediliyor.</p>
<h2>Maliyeti 10 milyar euroyu bulacak proje ile ne hedefleniyor?</h2>
<p>Projenin maliyetinin 10 milyar euroyu bulabileceği, Şubat ayında düzenlenecek ihaleye Airbus'ın da başvurabileceği belirtiliyor.</p>
<p>"Alman Starlink'i" olarak da adlandırılan Bundeswehr uydu projesi ile 2029 yılına kadar Alman ordusunun tankları, gemileri ve tüm askeri birimleri arasında uydu üzerinden bir iletişim ağının oluşturulmak istendiği aktarılıyor.</p>
<p>Rheinmetall ve OHB şirketleri projeye ilişkin soruları yanıtlamazken, Savunma Bakanlığı tedarik projelerine ilişkin olarak kamuoyuna ancak konu Federal Meclis'te görüşüldükten sonra bilgi paylaşıldığına işaret etti.</p>
<h2>ABD ile derinleşen güven bunalımı</h2>
<p>Washington'da Donald Trump'ın başkanlığı devralmasından bu yana art arda yaşanan krizler, Almanya'da NATO'nun lider ülkesi konumundaki ABD'ye güvenin darbe almasını da beraberinde getirdi. Son olarak tırmanan Grönland krizi de NATO'nun ve transatlantik ilişkilerin geleceğinin sorgulanmasına yol açtı.</p>
<p>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ile Avrupa arasında yaşanan gerilimler nedeniyle Alman ordusunu Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusu haline getireceklerini ilan etmiş, ABD'ye savunma alanındaki bağımlılığının da azaltılacağını söylemişti.</p>
<p>Almanya'nın kendi Starlink'ine sahip olma arayışının, bu hedefler doğrultusunda atılacak bir adım olarak nitelendiriliyor.</p>
<p>Reuters / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%20kendi%20Starlink%27i%20i%C3%A7in%20d%C3%BC%C4%9Fmeye%20basmaya%20haz%C4%B1rlan%C4%B1yor%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75665828&x4=10201&x5=Almanya%20kendi%20Starlink%27i%20i%C3%A7in%20d%C3%BC%C4%9Fmeye%20basmaya%20haz%C4%B1rlan%C4%B1yor%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-kendi-starlink-i-i%C3%A7in-d%C3%BC%C4%9Fmeye-basmaya-haz%C4%B1rlan%C4%B1yor%2Fa-75665828&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260126&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Alman Rheinmetall ve OHB şirketleri, Elon Musk'ın Starlink'ine benzer bir Alman uydu sistemi için görüşmeler yürütüyor.
Suriye'nin kuzeydoğusunda insani durum "felaket" iddiası
Short title
Suriye'nin kuzeydoğusunda insani durum "felaket" iddiası
Teaser
Suriye'nin kuzeydoğusunda, Kürtlerin öncülüğündeki milisler ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesi tehdidi bulunuyor.<br /><p>Ana omurgasını, Türkiye'nin PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti güçleri arasındaki çatışmaların, Suriye'nin kuzeydoğusundaki insani durumu daha da kötüleştirmesinden endişe ediliyor.</p>
<p>Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bölgedeki koşulların "felaket" seviyesinde olduğunu duyurdu. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı, Türkiye sınırına yakın Kobani kentinin Şam'daki hükümetle müttefik olan güçler tarafından bir haftadan uzun süredir kuşatma altında tutulduğu aktarılıyor.</p>
<p>Gıda ve günlük yaşam için gerekli malzemelerin bölgeye sevkiyatı neredeyse tamamen durduruldu. Kürt aktivistler de kentin kuşatma altında olduğunu ifade ederken Şam'daki geçiş hükümeti suçlamalarla ilgili bir açıklama yapmadı.</p>
<h2>Kuşatma altındaki kentlere insani koridor</h2>
<p>Suriye'nin resmi haber ajansı SANA, hükümet güçlerinin hem Kobani'ye hem de Haseke kentine yönelik birer insani koridor oluşturacağını bildirdi. Bununla, yardım malzemelerinin söz konusu yerlere ulaştırılması ve korunmaya muhtaç kişilerin tahliye edilmesinin sağlaması amaçlanıyor.</p>
<p>Kobani'de, çevredeki çatışmalar nedeniyle son yıllarda yerlerinden edilen çok sayıda kişi yaşıyor. Aktivistlerin aktardığına göre, yardım malzemeleri taşıyan bir konvoy kente doğru yola çıkmış durumda.</p>
<p>Devlet televizyonunun haberine göre, Cumartesi günü de Halep'ten Kobani'ye doğru ilaç ve gıda yüklü bir konvoy hareket etti. Söz konusu konvoyun, Halep'teki yetkililer ve Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı yardım kuruluşları tarafından organize edildiği ve 24 tırdan oluştuğu belirtildi.</p>
<h2>Ateşkes uzatıldı</h2>
<p>Suriye geçiş hükümeti, kısa süre önce, ülkenin kuzeydoğusunda geniş bölgeleri kontrolü altına alarak Kürtlerin öncülüğündeki SDG'yi geri püskürttü. Tarafların verdiği bilgilere göre, Cumartesi günü sona eren ateşkes, uluslararası arabuluculuk sonucunda 15 gün süreyle uzatıldı. Pazar günü, zaman zaman yaşanan çatışmalara rağmen genel durumun sakinliğini koruduğu bildirildi.</p>
<p>SDG'nin, Kürt özerk yönetimine bağlı kurumların devlet düzenine nasıl entegre edileceğine ilişkin bir plan sunması bekleniyor.</p>
<p>Ateşkesin uzatılmasının hedeflerinden biri de, bölgede tutulan IŞİD mensubu tutuklu savaşçıların, söz konusu bölgedeki cezaevlerinden komşu Irak'a nakledilmesi. Hükümet güçleri, bu cezaevlerinin bir kısmının yanı sıra, IŞİD mensuplarının ailelerinin kaldığı kampların da kontrolünü ele geçirdi.</p>
<p>Çatışmalar nedeniyle, IŞİD'in ortaya çıkan kaostan faydalanarak militanlarını ve ailelerini serbest bırakabileceği endişesi bulunuyor. Bazı tutukluların da şimdiden kaçmış olabileceği dile getiriliyor.</p>
<p>dpa / BÜ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Suriye%27nin%20kuzeydo%C4%9Fusunda%20insani%20durum%20%22felaket%22%20iddias%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75651028&x4=10201&x5=Suriye%27nin%20kuzeydo%C4%9Fusunda%20insani%20durum%20%22felaket%22%20iddias%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fsuriye-nin-kuzeydo%C4%9Fusunda-insani-durum-felaket-iddias%C4%B1%2Fa-75651028&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Aktivistler SDG-hükümet çatışmaları nedeniyle insani durumun daha da kötüleşmesinden endişeli.
Khokimova'nın katline isyan: "Bu cinayet münferit değil"
Short title
Khokimova'nın katline isyan: "Bu cinayet münferit değil"
Teaser
İstanbul'un merkezinde öldürülüp çöpe atılan Durdona Khokimova için kadınlar sokağa çıktı. Feministler ve kadın örgütleri, cinayetin münferit olmadığını vurguladı, cezasızlığa ve erkek şiddetine tepki gösterdi.<br /><p>İstanbul'un Şişli ilçesinde dün gece bir çöp konteynerinde öldürülmüş halde bulunan 36 yaşındaki Durdona Khokimova, Türkiye'de kadın cinayetlerinin geldiği noktayı bir kez daha görünür kıldı.</p>
<p>İstanbul'un en merkezi ilçelerinden birinde, yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu bir caddede bir kadının öldürülüp çöpe atılabilmesi, kadınların kamusal alanda dahi güvende olup olmadığına dair kaygıları yeniden gündeme getirdi.</p>
<p>Cinayetin ardından feministler ve kadın örgütleri, Khokimova'nın bulunduğu Kuyulubağ Sokak'a yürüyerek olaya tepki gösterdi. Osmanbey Metro çevresinden başlayan yürüyüş, cesedin bulunduğu konteynerin yer aldığı sokağa kadar sürdü. Kadınlar, cinayetin münferit olmadığını vurgulayarak erkek şiddetine ve cezasızlığa tepki gösterdi. Devletin kadınları korumakla yükümlü olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Eylemde, "Katledilen kadınlar isyanımızdır", "Münferit değil erkek şiddeti", "Kadınlar artık susmayacak", "Erkek vuruyor devlet koruyor" , "Kadın cinayetleri politiktir", "Koruma, aklama failleri yargıla" ve "Göçmen kadınlar yalnız değildir" sloganları atıldı.</p>
<p>Polis "Kadınların katili saray rejimi" sloganına ise kanunsuzdur anonsu yaptı. Yapılan açıklamalarda, bir kadının öldürülüp parçalanarak işlek bir caddede çöpe atılabilmesinin, şiddetin ne kadar görünür ve pervasız hale geldiğini gösterdiği vurgulandı. Kadınlar, devletin koruyucu ve önleyici mekanizmaları işletmemesinin failleri cesaretlendirdiğine dikkat çekti.</p>
<p>Aynı saatlerde Ankara'da da kadın örgütleri ve feministler, Şişli'de öldürülen Durdona Khokimova için sokağa çıktı. Kadınlar, "Kadın cinayetleri politiktir" diyerek eş zamanlı eylemlerle artan erkek şiddetine ve cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.</p>
<h2>Durdona Khokimova nasıl bulundu?</h2>
<p>Şişli Duatepe Mahallesi'nde 24 Ocak gecesi bir yurttaşın ihbarı üzerine bir çöp konteynerinde vücut bütünlüğü bozulmuş halde bir kadın cesedi bulundu. Polis ekiplerinin yaptığı incelemede cesedin, Özbekistan uyruklu 36 yaşındaki Durdona Khokimova'ya ait olduğu belirlendi.</p>
<p>Güvenlik kamerası kayıtlarında, Khokimova'nın cesedinin bir valizle taşındığı ve daha sonra farklı konteynerlere bırakıldığı tespit edildi. Olayla bağlantılı üç erkek gözaltına alındı. Şüphelilerden ikisinin Türkiye'den Gürcistan'a kaçmaya çalışırken İstanbul Havalimanı'nda yakalandığı bildirildi.</p>
<p>Gözaltına alınan şüphelilerden biri, emniyette verdiği ifadede kadını öldürdüğünü, Ümraniye'de bir evde cesedi parçaladıktan sonra Şişli’ye getirerek burada farklı konteynerlere attığını itiraf etti. Soruşturma sürerken, cinayetin nasıl işlendiği ve şüpheliler arasındaki ilişkiye dair ayrıntıların netleşmesi bekleniyor.</p>
<h2>İzmir'de koruma kararına rağmen öldürüldü</h2>
<p>Şişli'deki cinayetten yalnızca birkaç gün önce İzmir'de işlenen bir kadın cinayeti, şiddetin münferit olmadığını bir kez daha gösterdi. Menemen'de 26 yaşındaki Gözde Akbaba, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski partneri tarafından sokak ortasında ateşli silahla öldürüldü.</p>
<p>Akbaba'nın daha önce şikâyetçi olduğu, fail hakkında koruma ve uzaklaştırma kararı bulunduğu öğrenildi. Kadın örgütleri, bu cinayetin de koruma kararlarının sahada etkin biçimde uygulanmadığını bir kez daha gösterdiği görüşünde.</p>
<h2>"Münferit değil, yapısal bir sorun"</h2>
<p>Kadın örgütlerine göre Şişli ve İzmir'de yaşananlar münferit vakalar değil. Uzmanlar ve hak savunucuları, kadın cinayetlerinin uzun süredir bireysel şiddet olayları olmaktan çıktığını, yapısal bir insan hakları ihlali haline geldiğini vurguluyor.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, öldürülen kadınların önemli bir bölümünün daha önce şiddet gördüğü, şikâyetçi olduğu ya da hakkında uzaklaştırma ve tedbir kararı aldırmaya çalıştığı erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkat çekiyor.</p>
<p>Koruma kararlarının uygulanmaması, ihlallerin yaptırımsız kalması ve yargı süreçlerinde cezasızlık algısının güçlenmesi, şiddetin sürekliliğini besleyen temel faktörler olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Kadın hakları savunucuları, kadın cinayetlerinde "iyi hal" ve "haksız tahrik" indirimlerinin yaygın bir biçimde uygulandığını, bu indirimlerin failler açısından caydırıcılığı azalttığını ve yargının erkek lehine işleyen yapısal bir tutum sergilediğini savunuyor.</p>
<h2>Veriler tabloyu ortaya koyuyor</h2>
<p>Türkiye'de her yıl yüzlerce kadın, daha önce şikayetçi olduğu ya da hakkında tedbir kararı almaya çalıştığı erkekler tarafından öldürülüyor. Veriler kurumlar arasında farklılık gösteriyor. Kadın hakları savunucularına göre bu farklar, devletin düzenli ve karşılaştırılabilir veri yayımlamamasından kaynaklanıyor ve şiddetin gerçek boyutunu görünmez kılıyor.</p>
<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun yayımladığı 2025 Kadın Cinayetleri Raporu'na göre 2025 yılında en az 391 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bu vakaların 297'si kadın cinayeti, 94'ü ise şüpheli kadın ölümü olarak kayda geçti.</p>
<p>Cinayetlerin büyük bölümü kadınların en güvende olmaları gereken alanlarda işlendi. Rapora göre 253 kadın ev içinde öldürüldü. 203 kadın ateşli silahla yaşamını yitirirken, faillerin önemli bir kısmının aile içinden ya da yakın ilişkilerden olduğu belirtildi.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da 2025'te, 294 kadın cinayeti 297 şüpheli kadın ölümü gerçekleştiğini bildirdi. İçişleri Bakanlığı'nın TBMM'de paylaştığı 10 aylık resmi sayı ise 217 oldu.</p>
<h2>İstanbul Sözleşmesi'nden çıkış tabloyu ağırlaştırdı</h2>
<p>Kadın hakları savunucuları, Türkiye'nin 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini şiddetle mücadelede kritik bir kırılma noktası olarak değerlendiriyor. Sözleşmenin sağladığı önleyici ve koruyucu mekanizmaların zayıflamasıyla birlikte karakollarda uzlaştırma girişimlerinin sürdüğü, tedbir kararlarının kısa süreli ve yüzeysel verildiği eleştirileri yapılıyor.</p>
<p>Kadın örgütleri, "kadına yönelik şiddetle mücadele öncelik olmaktan çıktı" algısının sahada giderek güçlendiğini belirtiyor. Tedbir ihlallerinde zorlama hapsinin devreye sokulmaması ve koruma kararlarının etkin biçimde denetlenmemesi, failler açısından fiili bir cezasızlık ortamı yarattığı eleştirilerine konu oluyor.</p>
<h2>Şişli'deki cinayete tepkiler büyüyor</h2>
<p>Şişli'deki cinayetin ardından çok sayıda kadın örgütü ve siyasetçi açıklama yaptı. Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler tarafından yapılan açıklamada, cinayetin erkek şiddeti ve cezasızlık politikalarının bir sonucu olduğuna dikkat çekildi: "Şişli Kuyulubağ Sokak'ta bir çöp kutusunda başı kesilmiş bir kadın bedeni bulundu. Erkekler bu gücü patriyarkadan alıyor. Kadınları öldürüp işlek bir sokakta çöpe atabilen erkeklere bu cüreti, koruyucu ve önleyici politikaları uygulamayan devlet veriyor."</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da olayın cezasızlık politikalarının bir sonucu olduğunu belirtti: "Failler, ceza almayacaklarına, başlarına bir şey gelmeyeceğine o kadar inanıyor ki, şehir merkezinde, herkesin gözü önünde öldürdükleri kadının bedenini atabiliyorlar."</p>
<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu da kadın cinayetleri faillerine ağırlaştırılmış müebbet verilmesi için Adalet Bakanlığına çağrı yaptı.</p>
<p>Kadın örgütleri cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasını, sorumluların etkin biçimde yargılanmasını ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini talep ediyor.</p>
<p>Silivri'de tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da cinayete ilişkin açıklama yaptı. Şahan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kadın cinayetlerinin cezasızlıkla, ihmalle ve suskunlukla giderek büyüyen bir kıyıma dönüştüğünü belirterek "Mahalleden başlayarak kolluğun, sosyal hizmet kurumlarının, belediyenin ve merkezi kurumların eşgüdümle ele alıp çözmesi gereken bu büyük sosyal sorunu kendi haline bırakamayız" ifadelerini kullandı.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Khokimova%27n%C4%B1n%20katline%20isyan%3A%20%22Bu%20cinayet%20m%C3%BCnferit%20de%C4%9Fil%22&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75650912&x4=10201&x5=Khokimova%27n%C4%B1n%20katline%20isyan%3A%20%22Bu%20cinayet%20m%C3%BCnferit%20de%C4%9Fil%22&x6=1&x7=%2Ftr%2Fkhokimova-n%C4%B1n-katline-isyan-bu-cinayet-m%C3%BCnferit-de%C4%9Fil%2Fa-75650912&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Khokimova'nın öldürülmesi sonrası kadınlar isyanda: "Kadın cinayetleri politiktir."
Almanya: Yabancı yatırımlar Alman yatırımlarını geride bıraktı
Short title
Yabancı yatırımlar Alman yatırımlarını geride bıraktı
Teaser
Alman Ekonomi Enstitüsü’ne göre, 2025 yılı, uzun bir aradan sonra yabancı şirketlerin Almanya'ya Alman şirketlerin yurt dışına yaptığı yatırımlardan daha fazla yatırım yaptığı ilk yıl oldu.<br /><p>Yabancı şirketler, 2025 yılında, uzun bir aradan sonra ilk kez Almanya'ya, Alman şirketlerin yurt dışında yaptığı yatırımlardan daha fazla yatırım yaptı.</p>
<p>Alman Ekonomi Enstitüsü'nün (IW) araştırması, yabancı doğrudan yatırımların geçen yıla göre 2025 yılında iki kattan fazla arttığını ortaya koydu.</p>
<p>İşverenlere yakınlığıyla bilinen IW'nin uzmanları, doğrudan yatırımların 43 milyar eurodan 96 milyar euroya yükseldiğini tahmin ediyor. Alman şirketleri ise, geçen yıl yurt dışında ortalamanın altında bir yatırım gerçekleştirdi. Buna göre, yurt dışında yapılan Alman yatırımlarının ortak değeri 86 milyar euro oldu.</p>
<p>Tahminlerinde, Almanya Merkez Bankası'nın 2025'in ilk on bir ayına ait verilerini baz alan Enstitü, rakamların olumlu olduğu kanaatini dile getirdi.</p>
<h2>Almanya ABD karşısında hukuki güvenlikle öne çıkıyor</h2>
<p>IW'de ticaret uzmanı olarak görev yapan Jürgen Matthes, "Giderek daha belirsizleşen bir dünyada öngörülebilirlik eskisinden daha önemli" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın istikrarsız politikalarının sadece partnerleri değil, ABD ekonomisini de olumsuz etkilediğini belirten Matthes, "Hukuki güvenlik ve hesaplanabilirlik, küresel rekabette Almanya için bir lokasyon avantajı haline geliyor" diye konuştu. Matthes ayrıca, Almanya'nın bir araştırma-geliştirme merkezi olarak da yüksek çekiciliğini koruduğunu vurguladı.</p>
<p>2025 yılı, koronavirüs pandemisinin yaşandığı 2020 yılı hariç, 2003 yılından bu yana yabancı şirketlerin Almanya'ya Alman şirketlerin yurt dışında yaptığı yatırımlardan daha fazla yatırım yaptığı ilk yıl oldu. 2000'li yıllardan itibaren ortalama olarak her yıl Almanya’dan çıkan yatırım miktarı, gelen yatırım miktarından 25 milyar euro daha fazlaydı.</p>
<p>dpa / BÜ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%3A%20Yabanc%C4%B1%20yat%C4%B1r%C4%B1mlar%20Alman%20yat%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1n%C4%B1%20geride%20b%C4%B1rakt%C4%B1%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75650054&x4=10201&x5=Almanya%3A%20Yabanc%C4%B1%20yat%C4%B1r%C4%B1mlar%20Alman%20yat%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1n%C4%B1%20geride%20b%C4%B1rakt%C4%B1%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-yabanc%C4%B1-yat%C4%B1r%C4%B1mlar-alman-yat%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1n%C4%B1-geride-b%C4%B1rakt%C4%B1%2Fa-75650054&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Analistlere göre Almanya, küresel rekabette "hukuki güvenlilik" ile öne çıkıyor.
Volkswagen Trump nedeniyle ABD'de Audi fabrikası açmayacak
Short title
Volkswagen ABD'de Audi fabrikası açma planını durdurdu
Teaser
Volkswagen uzun süredir ABD'de bir Audi fabrikası açmayı planlıyordu. Ancak Donald Trump'ın gümrük politikaları nedeniyle bu yakın gelecekte gerçekleşmeyecek.<br /><p>Alman otomotiv devi Volkswagen'in, ABD'de yeni bir Audi fabrikası açma planı, Beyaz Saray'ın izlediği dış ve gümrük politikaları sebebiyle durduruldu.</p>
<p>Audi markasının da ait olduğu Volkswagen'in yönetim kurulu başkanı Oliver Blume, Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt'a verdiği röportajda, söz konusu fabrikanın ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın, gümrük vergilerini azaltması hâlinde inşa edilebileceğini dile getirdi.</p>
<p>"Gümrük vergileri değişmediği takdirde büyük bir ek yatırımın finansmanı mümkün olmayacak. İhtiyacımız olan şey, kısa vadede maliyet azaltımı ve uzun vadede güvenilir çerçeve koşulları" diyen Blume, "Yatırım yapan, istihdam ve katma değer yaratan kişi, maliyet tarafında da avantajlara sahip olmalı. İki tarafın da fayda sağlayacağı çözümlere açığız" ifadelerini kullandı.</p>
<p>VW CEO'su Blume, röportajında mevcut durumdaki zorluklara rağmen, ABD pazarına yönelik bir "ilerleme stratejisinden" ve belirgin büyüme fırsatlarına da değindi. Blume, daha önce belirlenen, ABD'de yüzde 10 pazar payı hedefini eski bir hedef olarak nitelendirdi ve bu hedef yerine "adım adım ilerlemeye" odaklanılması gerektiğini vurguladı.</p>
<h2>Trump'ın vergileri VW'ye 2,1 milyar euro’ya mal oldu</h2>
<p>ABD'de Audi fabrikası açma fikrinin doğduğu 2023 yılında, Joe Biden yönetimi iktidardaydı. O dönemde, yeni sübvansiyonların ABD'de bir fabrika kurmayı ekonomik açıdan cazip kıldığı belirtilmişti. Ancak günümüzde Trump yönetimi Avrupa otomobil üreticilerini gümrük vergileriyle baskı altına alıyor. Blume'ye göre, 2025'in ilk dokuz ayında gümrük vergilerinin VW grubuna maliyeti 2,1 milyar euro oldu.</p>
<p>Audi fabrikasının inşa edilmesiyle ilgili olarak Başkan Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile bazı görüşmeler yapılmış ancak henüz istenen sonuçlar alınamamıştı.</p>
<p>dpa / BÜ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Volkswagen%20Trump%20nedeniyle%20ABD%27de%20Audi%20fabrikas%C4%B1%20a%C3%A7mayacak&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75649799&x4=10201&x5=Volkswagen%20Trump%20nedeniyle%20ABD%27de%20Audi%20fabrikas%C4%B1%20a%C3%A7mayacak&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvolkswagen-trump-nedeniyle-abd-de-audi-fabrikas%C4%B1-a%C3%A7mayacak%2Fa-75649799&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Trump'ın politikaları nedeniyle ABD'de yakın gelecekte Audi fabrikası kurulmayacak.
"Made in Germany"nin tahtını "Made in China" mı devralıyor?
Short title
"Made in Germany"nin tahtını "Made in China" mı devralıyor?
Teaser
"Made in China" bir zamanlar ucuz seri üretimin simgesiydi. Bugün ise "Made in Germany"nin zirvedeki tahtına göz dikmiş durumda. Mühendisler ülkesi Almanya, yarışta geride mi kalıyor?<br /><p>Yüz metreden uzun bir üretim holünde sayısız robot aralıksız çalışıyor; her yerde bip sesleri var ve ışıklar yanıp sönüyor. Burada yalnızca bir düzine insan çalışıyor; geri kalan tüm işi yüksek performanslı robotlar yapıyor.</p>
<p>Gazeteciler, bu yüksek teknoloji fabrikasını nadiren görebiliyor. Yetkililerin talimatları net: Fotoğraf çekmek yasak, akıllı telefonların kameraları bantlanıyor ve kısa ses kayıtları için basın sözcüsünden izin alınması gerekiyor. Tabelalarda Çince, İngilizce ve Almanca olarak fotoğraf çekmenin kesinlikle yasak olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Bu kadar gizlilikle korunan tesis Çin'de değil, Almanya'nın doğusundaki Thüringen eyaletine bağlı Arnstadt kasabasında bulunuyor. Fabrika, elektrikli otomobil bataryalarında dünya pazarının lideri olan Çinli CATL şirketine ait. Arnstadt'ta her yıl 14 gigavat saat (GWh) batarya üretiliyor; bu da en az 200 bin elektrikli otomobil için yeterli.</p>
<p>Ürünler, başta Avrupalı otomobil üreticilerine teslim ediliyor. CATL açısından Avrupa'da doğrudan üretim yapmak, ağır ve yanıcı bataryaların taşınma mesafesini kısaltıyor ve gümrük vergileri gibi jeopolitik riskleri de azaltıyor. Ancak CATL'nin bu tesisi, Çin ile Almanya ve Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkilerdeki değişimi de simgeliyor.</p>
<h2>"Made in Germany"den "Made in China 2025" stratejisine</h2>
<p>"Made in Germany" etiketi, Çin için onlarca yıl boyunca modern üretim standartlarına örnek teşkil etti. Henüz 1980'li yıllarda, Şanghay'daki Volkswagen ortak girişimi Çinli ortakları etkilemişti. Yirmi yılı aşkın bir süre sonra ise Almanya, verimlilik ve üretkenliği artırmak için akıllı ve ağ bağlantılı üretime yöneldi; bu yaklaşım "Sanayi 4.0" başlığı altında toplandı.</p>
<p>Çin'in imalat sanayisi ise uzun süredir ucuz üretici imajını geride bırakmak istiyordu. Almanya'nın Sanayi 4.0 girişimi, bu açıdan bir fırsat sundu; zira mühendisler ülkesi Almanya, Çin ile yakın iş birliği arayışındaydı. İki ülke 2014 yılında iş birliği anlaşmaları imzaladı. O dönemde Çinli girişimciler, Siemens'in örnek fabrikalarından büyük ölçüde etkilenmişti.</p>
<p>Kısa bir süre sonra, Mayıs 2015'te Pekin kendi sanayisini modernleştirmeyi ve kilit sektörlerde küresel liderliğe ulaşmayı hedefleyen strateji planını sundu. Bu planın adı: "Made in China 2025".</p>
<h2>Çin'in teknolojik yükselişi</h2>
<p>Bugün Çin, birçok alanda bu hedefe ulaştı ya da en azından ciddi bir rakip konumunda. Alman Makine ve Tesis İmalatçıları Birliği (VDMA) yetkilisi Oliver Wack, artan rekabet baskısına dikkat çekiyor:</p>
<p>"2018'de Çinli makine üreticileri AB'ye 20 milyar euro değerinde ürün sattı. 2024'te bu rakam 40 milyar euroya çıktı, bu yıl ise belki 50 milyar euroyu bulacak." Wack'a göre Almanya hâlâ Çin'e daha fazla makine ihraç ediyor, ancak fark giderek kapanıyor.</p>
<p>Yeşil enerji, elektromobilite ve demiryolu teknolojisi gibi alanlarda ise baskı çok daha büyük. AB Ticaret Odası Şanghay şubesinden Carlo Diego D'Andrea, Çin'in güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesinin dünyadaki tüm ülkeleri geride bıraktığını söylüyor. İnsansız hava araçlarında Çin, yüzde 70'lik pazar payıyla dünya lideri konumunda. Elektrikli otomobillerde de tablo benzer.</p>
<h2>Avrupa ve "Made in China 2025"</h2>
<p>"Made in China 2025" stratejisinin açıklanmasından kısa süre sonra Pekin, sanayisini modernleştirmek için çeşitli adımlar attı. Yerli şirketler, Avrupa'dan ileri teknolojileri hatta tüm şirketleri satın almaya teşvik edildi. 2016 yılında köklü Alman robot üreticisi Kuka'nın Çinli Midea tarafından satın alınması bu sürecin zirvesi oldu.</p>
<p>Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü, o dönemde teknoloji transferinin kısa vadede kazanç sağlasa da Almanya ve Avrupa için uzun vadeli riskler taşıyabileceği uyarısında bulunmuştu. O dönem SAP Başkan Yardımcısı olan Clas Neumann ise 2016'da farklı düşünüyordu: Çin'in bazı sektörlerde Almanya'yı "kısa vadede geçemeyeceğini, bu süreçlerin ve teknolojilerin öğrenilmesinin en az 20-30 yıl alacağını" savunuyordu.</p>
<p>Ancak Çin araştırma ve geliştirmeye büyük yatırımlar yaptı. Ar-Ge harcamaları, 2007'de gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1,37'siyken, 2022'de yüzde 2,56'ya yükseldi. Bu yatırımların büyük bölümü şirket kârları ve devlet destekleriyle finanse edildi. Devlet sübvansiyonları 2014 ile 2024 arasında dört katına çıktı. Günümüzde Ar-Ge'ye Çin'den daha fazla harcama yapan tek ülke ABD.</p>
<p>New York merkezli danışmanlık şirketi Rhodium Group'tan Çin uzmanı Camille Boullenois, Pekin'in yoğun sübvansiyonlarla "Made in China 2025"in temel hedeflerine ulaştığını söylüyor: Batı teknolojisine bağımlılığın azaltılması ve pazar payı kazanılması. Boullenois'ye göre Çin'in hâlâ geride olduğu havacılık ve yüksek performanslı yarı iletkenler gibi alanlarda bile mevcut hız korunursa birkaç yıl içinde fark kapanabilir.</p>
<h2>"Made in China" aynı zamanda "Made in Germany"</h2>
<p>Arnstadt'taki CATL batarya fabrikası bunun bir örneği. Almanya'daki CATL tesisinde çalışan 1700'den fazla personelin yalnızca yaklaşık yüzde 10'u Çinli. Çinli şirket ayrıca yerel üniversiteler ve ticaret odalarıyla iş birliği yaparak genç yetenekleri destekliyor. Fabrikada yaklaşık 20 stajyerin mekatronik gibi farklı mesleklerde eğitim aldığı bir mesleki eğitim merkezi de bulunuyor.</p>
<p>Arnstadt Belediye Başkanı Frank Spilling bu durumu övgüyle değerlendiriyor: "Kesinlikle katma değer! Gençlerin başka yerlere gitmesine gerek kalmıyor, burada mesleki eğitime başlayabiliyorlar. Bu bizim için olabilecek en iyi şey. Heyecan verici bir sektör ve bir pazar liderinin Arnstadt'a gelmesi şehrimiz için her açıdan olumlu."</p>
<p>Ayrıca bölgede tedarikçi firmalar da yerleşmeye başlamış durumda.</p>
<h2>Kazan-kazan; ama nasıl?</h2>
<p>Fraunhofer Enstitüsü de bu bölgeyi tercih etti. CATL tesisinin hemen yanında bugün "Batarya İnovasyon ve Teknoloji Merkezi BITC" (Fraunhofer IKTS BITC) bulunuyor. Burada CATL mühendisleri ile Alman bilim insanları birlikte batarya hücrelerinin ömrünü uzatmak amacıyla batarya şişmesi üzerine araştırmalar yürütüyor.</p>
<p>Araştırma merkezinin başkanı Roland Weidl, DW'ye yaptığı açıklamada bu iş birliğinin "sanayi, araştırma ve ekonomi için tam bir kazan-kazan durumu" olduğunu söylüyor. Weidl'e göre Çinli teknoloji şirketlerinin başarısı, Pekin'in geleceğin teknolojilerine yönelik kesintisiz desteğiyle yakından bağlantılı. Bu süreklilik belirleyici; çünkü Çin mevcut batarya teknolojilerinde büyük bir avantaja sahip olsa da Avrupa gelecekteki nesillerde hâlâ farkı kapatabilir.</p>
<p>Rhodium Group'tan Camille Boullenois, Çinli şirketlerin bir zamanlar Batılı firmalardan yoğun biçimde teknoloji transferi yaptığını hatırlatıyor. Avrupa'nın da buradan ders çıkarabileceğini söylüyor: "Kendi iç pazarını kullanarak yatırımları çekmek, yerel katma değer sunmak ve teknoloji alışverişini teşvik etmek."</p>
<p>Avrupa Birliği şu anda, Avrupa'da yatırım yapmak isteyen Çinli şirketler için koşulları ve kuralları belirlemeyi tartışıyor. Bunlar arasında teknoloji transferi, yerel katma değer ve istihdam için net kurallar yer alıyor. AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, AB'nin yabancı yatırımları memnuniyetle karşıladığını, ancak bunların "gerçek yatırımlar" olması gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: "Bu da yatırımların, AB içinde yeni istihdam oluşturması ve teknoloji transferini mümkün kılması anlamına geliyor; tıpkı Avrupalı şirketlerin bir zamanlar Çin'e yatırım yaparken yaptığı gibi."</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%22Made%20in%20Germany%22nin%20taht%C4%B1n%C4%B1%20%22Made%20in%20China%22%20m%C4%B1%20devral%C4%B1yor%3F%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75597019&x4=10201&x5=%22Made%20in%20Germany%22nin%20taht%C4%B1n%C4%B1%20%22Made%20in%20China%22%20m%C4%B1%20devral%C4%B1yor%3F%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fmade-in-germany-nin-taht%C4%B1n%C4%B1-made-in-china-m%C4%B1-devral%C4%B1yor%2Fa-75597019&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Çin, birçok alanda Almanya'yı teknolojik olarak geride bıraktı. Mühendisler ülkesi, yarışta geride mi kalıyor?
Almanya, Avustralya ve Norveç’te depozitolu şişeler hem çevreyi hem bütçeyi koruyor. Peki, depozito sistemi başka ürünlerde de uygulanabilir mi?<br /><p>Almanya, Avustralya ya da Norveç'te yaşayanlar için depozitolu şişeler, gündelik hayatın olmazsa olmazları arasında. Boş bir şişeyi geri getirene, ödediği depozito bedeli iade ediliyor.</p>
<p>Almanya'da hâlihazırda camdan ya da PET plastikten yapılmış çoklu kullanımlı bir şişe için, boyutuna göre 8 ya da 15 cent, tek kullanımlık şişeler için ise 25 cent depozito ödeniyor.</p>
<p>Bu şişeler 2003 yılından bu yana diğer evsel atıklardan ayrı toplanıyor. Bunların yüzde 96'sından fazlası, depozito sistemi sayesinde geri veriliyor. Yalnızca tek bir malzemeden oluşan, türlerine göre ayrıştırılmış şişeler parçalanarak yeni şişeler ve ürünler haline getiriliyor. Üretimde ise genellikle ilave olarak yeni plastik de kullanılıyor.</p>
<p>Alman Çevre Yardımı (Deutsche Umwelthilfe-DUH) adlı kuruluşun verilerine göre, Almanya'daki tek kullanımlık plastik şişelerin yarıdan fazlası yeni plastikten üretiliyor. DUH'ya göre bu üretim için her yıl, aynı miktarla neredeyse 276 bin müstakil evin ısıtılabileceği kadar ham petrol gerekiyor.</p>
<p>Çoklu kullanımlı şişeler, özellikle taşıma mesafeleri uzun olmadığında, çevre açısından çok daha avantajlı kabul ediliyor. Cam şişeler 50 defaya kadar, PET plastikten yapılanlar ise yaklaşık 25 defa yeniden doldurulabiliyor. Tüm yaşam döngüsü boyunca çoklu kullanımlı şişeler, tek kullanımlıklara kıyasla yaklaşık yarı yarıya daha az iklimi olumsuz etkileyen emisyonlara yol açıyor.</p>
<h2>Gıda ürünlerinde daha fazla çoklu kullanım mümkün</h2>
<p>DUH'da döngüsel ekonomi alanından sorumlu olan Elena Schägg, çoklu kullanımlı bir sistemin başka alanlarda da işe yarayabileceğini söylüyor:</p>
<p>"Çoklu kullanım içeceklerle sınırlı kalmak zorunda değil; sürülebilir gıdalar, meyve ve sebze konserveleri ya da yemeklik yağlar ve sirke gibi bambaşka ürünlerde de kullanılabilir."</p>
<p>Piyasada bunun mümkün olduğunu gösteren ilk çözümlerin bulunduğunu belirten Schägg, DW'ye yaptığı değerlendirmede bunların uygulanabilirliğini vurguluyor.</p>
<h2>Çoklu kullanım oranının artması amaçlanıyor</h2>
<p>Almanya, Ambalaj Yasası'nda içeceklerin mümkünse yüzde 70'inin çoklu kullanımlı ambalajlarda sunulmasını öngörüyor. Ancak bu hedef bağlayıcı değil ve artık düzenli olarak tutturulamıyor. Tek kullanımlık şişelerde depozito uygulamasının hayata geçirilmesinden önce, 1990'ların sonunda çoklu kullanım oranı yüzde 70'in biraz üzerindeyken, 2023'te bu oran yalnızca yüzde 34,3 oldu.</p>
<p>Alman hükümeti şimdi çoklu kullanım sistemlerini teşvik etmek için bir fon planlıyor. Yeni Ambalaj Yasası taslağına göre, 2027'den itibaren tek kullanımlık ambalaj üreten firmalar, ton başına 5 euro ödeme yapacak. Ancak buna göre çoklu kullanımlı ambalaj üreticilerinin de bu fona katkı sunması öngörülüyor.</p>
<p>Çevre örgütleri, çoklu kullanımlı şişeler için yüzde 70 hedefinin bağlayıcı hale getirilmesini talep ediyor. Buna ulaşmak için, depozito bedeline ek olarak tek kullanımlık şişelerin daha pahalı hale getirilmesi gündeme gelebilir. Bir başka öneri ise içecek ambalajlarının çevresel etkilerine göre kademeli bir vergi uygulanması.</p>
<p>Bir diğer talep de tek kullanımlık plastik üreten ve satan firmaların AB plastik vergisini ödemesi yönünde. Bu vergi 2021'den bu yana tüm AB üye ülkelerinde uygulanıyor. Almanya, örneğin geri dönüştürülmeyen her bir ton plastik atık için AB bütçesine, vergi gelirlerinden, 800 euro ödüyor. Bu da yılda yaklaşık 1,3 milyar euroya denk geliyor.</p>
<h2>Gıda dışı alanlarda depozito sistemleri</h2>
<p>Ocak 2023'ten bu yana Almanya'da paket servis sunan tüm gastronomi işletmeleri çoklu kullanımlı ambalajlar bulundurmak ya da müşterilerin getirdiği kapları kabul etmek zorunda. Ancak yasada çok sayıda istisna yer alıyor. Buna rağmen bazı şirketler artık paket servis yiyecek ve içecekler için çoklu kullanım sistemleri sunuyor.</p>
<p>Almanya'da içecek ambalajlarının yanı sıra içten yanmalı motorlu araçların pilleri de depozitoya tabi. Depozito bedeli 7,50 euro. Burada amaç çoklu kullanım değil, pillerin usulüne uygun şekilde bertaraf edilmesi ve hammaddelerin yeniden işlenmesi.</p>
<h2>Piller için AB çapında depozito sistemi mümkün mü?</h2>
<p>Siyaset, elektronik cihazlarda kullanılan lityum iyon pillerle de yakından ilgileniyor. Avrupa Birliği Komisyonu, 2027 sonuna kadar piller için AB çapında bir depozito sistemi getirilip getirilmeyeceğini incelemek zorunda. Alman hükümet çevrelerinden gelen bilgilere göre Avusturya, Komisyonu bu incelemeyi mümkünse derhal yapmaya çağırdı. Almanya'nın da bu talebe katıldığı belirtiliyor. Ayrıca Alman meclisi, hükümeti Eylül 2026'ya kadar Almanya için bir pil depozito sistemini incelemekle görevlendirdi.</p>
<p>AB ve Almanya için burada iki hedef öne çıkıyor: Bir yandan pillerdeki kritik hammaddelerin geri dönüştürülmesi, diğer yandan ise mevcut toplama sistemlerine rağmen çok sayıda eski pilin hâlâ yanlış şekilde, yani evsel atıklarda, plastik atıklarda ya da atık kağıtla birlikte çöpe atılması. Bu da sık sık yangınlara yol açıyor.</p>
<p>Alman Atık Yönetimi Birliği'nin (BDE) verilerine göre, Almanya'da her gün geri dönüşüm ve ayrıştırma tesislerinde, işletme sahalarında ya da çöp kamyonlarında 30'a varan yangın çıkıyor.</p>
<h2>Kargo ve e-ticaret için çoklu kullanım fikri</h2>
<p>Almanya'da 2024 yılında gönderilen paket, ekspres ve kurye gönderilerinin sayısı 2014'e kıyasla yüzde 50'den fazla artarak yaklaşık 4,3 milyara ulaştı. Peki bu gönderiler için kullanılan tüm taşıma ambalajlarını atmak yerine boş olarak geri gönderip yeniden kullanmak mümkün olsa nasıl olurdu?</p>
<p>Bazı start-up'lar, çevrim içi ticaret için çoklu kullanımlı ambalajlar geliştirdi bile. Kendi verilerine göre, bu ambalajların karbon ayak izi, malzemeye ve iade sistemine bağlı olarak tek kullanımlık ambalajlara kıyasla yüzde 50 ila 80 daha düşük.</p>
<p>Ancak sektör, bu tür iade sistemlerini büyük ölçekte hayata geçirmenin o kadar da kolay olmadığını söylüyor. Bunun nedenlerinden biri, ambalaj atıklarını azaltmayı hedefleyen yeni AB Ambalaj Yönetmeliği'nin kargo ve çevrim içi ticareti kapsamaması.</p>
<p>Çoklu kullanımlı ambalajların e-ticarette nasıl ve ne ölçüde başarılı olabileceğini şu sıralar İsveç'te bir araştırma projesi inceliyor. Proje, Chalmers Teknik Üniversitesi, Göteborg kenti ve özel sektör şirketleri tarafından ortaklaşa yürütülüyor.</p>
<p>İsveç'te e-ticaretin 2030'a kadar toplam perakende ticaretin yüzde 40'ını oluşturması bekleniyor. Almanya'da ise 2029'dan itibaren yılda 5 milyardan fazla gönderi yapılacağı tahmin ediliyor. Bu tür öngörüler dikkate alındığında, çevrim içi ticarette çoklu kullanım sistemleri, ambalaj atıklarını büyük ölçüde azaltabilir.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Depozito%20sistemi%20hangi%20%C3%BCr%C3%BCnlerde%20kullan%C4%B1labilir%3F%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75629228&x4=10201&x5=Depozito%20sistemi%20hangi%20%C3%BCr%C3%BCnlerde%20kullan%C4%B1labilir%3F%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fdepozito-sistemi-hangi-%C3%BCr%C3%BCnlerde-kullan%C4%B1labilir%2Fa-75629228&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260125&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Depozitolu şişeler çevreyi ve bütçeyi koruyor. Peki sistem diğer ürünlerde de kullanılabilir mi?
Suriye'deki çatışmalarda Kürt sivillerin katledildiğini ve soykırım uygulandığını öne süren binlerce kişi Köln'de protesto eylemi gerçekleştirdi.<br /><p>Suriye ordusu ile çoğunluğunu Kürt milislerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan ve geçtiğimiz hafta sonu ateşkesle son bulan çatışmalarda Kürtlere yönelik soykırım uygulandığını öne süren binlerce kişi Almanya'nın Köln kentinde protesto yürüyüşü düzenledi.</p>
<p>Almanya'nın ve Avrupa'nın pek çok şehrinden gelerek öğle saatlerinde Köln'de toplanan ve daha sonra yürüyüşe geçen göstericiler, "Yaşasın Rojava Direnişi" ve "Kobani ve Kürt bölgesindeki soykırımı durdurun" gibi sloganlar attı.</p>
<p>Eylemciler, Alman hükümetine de çağrıda bulunarak Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın değil, SDG lideri Mazlum Abdi'nin Berlin'de ağırlanmasını ve onunla diplomatik ilişki kurulmasını talep etti.</p>
<p>Söz konusu gösteride, daha önceki benzer eylemlerin aksine PKK ya da Abdullah Öcalan bayrak ve resimleri yer almadı. Ayrıca Türkiye aleyhine de sloganlar atılmadı. Rojava ve YPG bayraklarının hâkim olduğu gösteride az sayıda da olsa İslami Kürdistan Hareketi gibi aşırı muhafazakâr grupların temsilcileri de görüldü.</p>
<p>Eylemi takip eden DW muhabiri, katılımcı sayısının 6-7 bin civarında olduğunu ancak akşam saatlerinde hâlâ otobüslerle protestocuların gelmeye devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>DW / ET,DK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::K%C3%BCrtler%20K%C3%B6ln%27de%20Suriye%27yi%20protesto%20etti&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75641035&x4=10201&x5=K%C3%BCrtler%20K%C3%B6ln%27de%20Suriye%27yi%20protesto%20etti&x6=1&x7=%2Ftr%2Fk%C3%BCrtler-k%C3%B6ln-de-suriye-yi-protesto-etti%2Fa-75641035&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260124&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Köln'de toplanan binlerce kişi, Suriye'de Kürtlere soykırım uygulandığını öne sürerek protesto eylemi gerçekleştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, NATO müttefiki ülkelerin Afganistan'daki varlığını küçümseyici açıklamalarına bir tepki de Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius'tan geldi.<br /><p>Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Afganistan'daki NATO müttefiki ülkelerin birlikleri ile ilgili açıklamalarına tepki gösterdi.</p>
<p>Bild gazetesine demeç veren Pistorius, "Amerikan müttefiklerimiz, 2001'deki terör saldırısının ardından destek istediğinde, ordumuz buna hazırdı. Almanya, bu cesur ve yüksek seviyede profesyonel görevinden dolayı ordusuna minnettardır" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Trump: ABD'nin NATO'ya ihtiyacı yoktu</h2>
<p>ABD Başkanı Trump, televizyon kanalı FOX News'e verdiği röportajda, ülkesinin NATO'ya hiç ihtiyaç duymadığını, birçok NATO ülkesinin 11 Eylül 2001'in ardından Afganistan asker gönderdiğini ancak bu birliklerin hep "cephe hattının biraz gerisinde kaldığını" öne sürmüştü.</p>
<p>Pistorius ise bu iddiaya karşı, Alman askerlerinin Afganistan'da 19 yıl görev yaptığını dile getirerek "Onlar vazifelerini, çok büyük tehlike altında hayatlarını riske atarak ve çok ağır şartlarda yerine getirdi" dedi. Almanya'nın, Afganistan'da yüksek bir bedel ödediğini de ifade eden Bakan, "59 asker ve üç polis çatışmalarda, saldırılarda ya da kaza sonucu hayatını kaybetti. Çok sayıda yaralı, bugün o dönemden kalan acıları yaşamaya devam ediyor" ifadesini kullandı.</p>
<p>Boris Pistorius sözlerini şöyle tamamladı: "Kimin tarafından sorgulanırsa sorgulansın, biz Afganistan'daki askerlerimizin yerine getirdiği görevin ve onların cesaretinin onurunu her daim ayakta tutacağız. Onlar hiç unutulmayacak."</p>
<h2>Henning Otte: Trump'ın açıklaması anlaşılır gibi değil</h2>
<p>Federal parlamentonun ordu görevlisi Henning Otte de, Bild gazetesine verdiği demeçte, Trump'ın söylemlerinden şaşkınlık duyduğunu belirterek Almanya'nın pek çok NATO ülkesi ile birlikte, 11 Eylül'den sonra ABD'nin yanında durduğunu ve çok sayıda ölü ve yaralı verdiğini vurguladı.</p>
<p>"Bizim yerine getirdiğimiz görevler bugüne dek Amerikalı dostlarımız tarafından hep takdir edildi" diyen Otte, "Trump'ın açıklamaları bu açıdan, ister siyasi saiklerle ister cehaletten söylenmiş olsun anlaşılır gibi değil" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu arada, Trump'ın NATO müttefikleri ile ilgili açıklamalarına İngiltere ve Danimarka'dan da sert tepkiler geldi</p>
<h2>Sadece ABD için hayata geçirilen 5. madde</h2>
<p>2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarının ardından ABD, NATO'nun, bir üye ülkeye yapılan silahlı saldırının tüm ittifaka yapılmış sayılmasını (kolektif savunma) ve tüm müttefiklerin saldırıya uğrayan ülkeye, askeri kuvvet kullanımı da dahil gerekli desteği vermesini öngören 5. maddeyi hayata geçirmişti.</p>
<p>NATO tarihinde bir ilk ve bugüne dek son olan bu uygulama ile, aralarında Türkiye, Almanya, İngiltere ve pek çok başka ülkenin bulunduğu müttefikler, El Kaide ve Taliban'a karşı savaşta ABD'ye destek vermek için Afganistan'a asker göndermişti.</p>
<p>dpa / ET,SÖ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%27dan%20Donald%20Trump%27a%20Afganistan%20tepkisi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75640781&x4=10201&x5=Almanya%27dan%20Donald%20Trump%27a%20Afganistan%20tepkisi&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-dan-donald-trump-a-afganistan-tepkisi%2Fa-75640781&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260124&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya Savunma Bakanı Pistorius, Afganistan'daki NATO müttefikleri ile ilgili açıklamasından dolayı Trump'ı eleştirdi.
Uğur Mumcu cinayetinde 33 yıldır çözülemeyen sır: Azmettirenler nerede?
Short title
Uğur Mumcu cinayetinde 33 yıldır çözülemeyen sır
Teaser
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun Ankara'da aracına konulan bombanın infilak etmesi sonucu katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçti. Araca bombayı koyan Oğuz Demir ve azmettirenler ise halen yakalanamadı.<br /><p>Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’nın Çankaya ilçesinde o zamanki adıyla Karlı Sokak’taki evinin önündeki arabasına konan bombanın infilak etmesi sonucu katledildi. Mumcu cinayeti, 1990’lı yıllarda işlenen siyasi cinayetler ve katliamlar zincirinin bir halkası oldu.</p>
<p>Cinayetin ardından dönemin devlet yöneticileri, Uğur Mumcu'nun evini ziyaret ederek eşi Güldal Mumcu'ya olayı çözme konusunda "namus sözü" verdi. Bunların başında yer alan dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Güldal Mumcu'ya "Cinayeti çözmek namus borcumuzdur" dedi. Ancak cinayet, uzun yıllar faili meçhul kaldı.</p>
<p>Dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, evinde ziyaret ettiği Güldal Mumcu'nun soruşturmaya yönelik eleştirileri üzerine "Bir tuğla çekersem duvar yıkılır" dedi. Mehmet Ağar, daha sonraki yıllarda Susurluk suç örgütünün yöneticisi olarak yargılanacak, ceza alacak ve adı birçok faili meçhul cinayetle gündeme gelecekti.</p>
<p>Soruşturmadaki ihmalleriyle gündeme gelen dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Ülkü Coşkun ise dosyanın ilerlememesini eleştiren Güldal Mumcu'ya "Güldal Hanım üstüme gelmeyin. Namus borcumuz dediler, bugüne kadar hükümetin hiçbir üyesi dosyanın ne olduğunu bana sormadı. Bu işi devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse çözer" yanıtını verdi.</p>
<h2>Tetikçilere Hizbullah operasyonunda ulaşıldı</h2>
<p>Cinayetin tetikçilerinin bulunmasına yönelik ilk gelişme ancak 2000 yılında yaşandı. İstanbul’un Beykoz ilçesinde köktendinci terör örgütü Hizbullah'a 17 Ocak 2000 tarihinde yapılan ve örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü operasyonda ele geçirilen CD ve disketler, polisleri Tevhid adlı bir oluşuma götürdü. Bu dijital materyallerde Yusuf Karakuş adlı kişi, Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’na verdiği özgeçmişte, Tevhid Selam örgütünden ayrıldığını ve Hizbullah’a katılmak istediğini belirtirken, referans olarak Uğur Mumcu cinayetini yazdı. Bu operasyonda Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik yakalandı. Alınan ifadeler üzerinden Hasan Kılıç, Şeref Dursun, Mehmet Dağdeviren, Talip Özçelik, Fatih Aydın ve Mehmet Şahin gözaltına alındı.</p>
<h2>7 yıl sonra tetikçiler yakalandı</h2>
<p>Gözaltına alınan bu şüphelilerin ifadeleriyle soruşturmayı derinleştiren savcılık, cinayetin çekirdek kadrosuna ulaştı. Önce Tekin kod adlı Ferhan Özmen, onun ifadesinden Necdet Yüksel yakalandı. Adı tespit edilen Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği mezunu Cihan kod adlı Oğuz Demir ise son anda polisin elinden kaçtı.</p>
<p>Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen'in sorgularının ardından Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı Çimşit köyünde 18 adet makinalı tabanca, bunlara ait fişekler, 39 el bombası ve çok miktarda patlayıcı madde ele geçirildi. Şüpheliler ifadelerinde, 1991 yılında İran’a giderek burada askeri ve dini eğitim aldıklarını anlattı.</p>
<p>Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonunda 15 sanık hakkında iddianame düzenledi. İddianamede Uğur Mumcu cinayetinin yanı sıra akademisyen Bahriye Üçok, gazeteci-yazar Ahmet Taner Kışlalı, hukukçu Muammer Aksoy, Suudi Arabistan Büyükelçiliği görevlisi Abdulgani Bedevi, Amerikalı bilgisayar uzmanı, çavuş Victor Dean Marwick, İsrail’in Ankara Büyükelçiliği görevlisi Ehud Sadan ve Kaya Kaman'ın öldürülmesi dahil 18 olaydan bu örgüt sorumlu tutuldu. İddianamede, İran gizli servisi Sawama’nın Selam Tevhid ve Kudüs Ordusu üyelerine silah ve mühimmat desteği verdiği anlatıldı.</p>
<h2>Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel cezaevinde</h2>
<p>Yargılama sonucunda Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel önce idam cezasına, daha sonra ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’ın onama kararında, Ferhan Özmen'in mensubu bulunduğu silahlı çete niteliğindeki örgütün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı zorla değiştirip, yerine dini esaslara dayalı bir sistem getirmek olduğu ve cinayetleri bu amaçla işlediği ifade edildi.</p>
<p>Gerekçeli kararda, sanıkların Mumcu’yu katletmesinin nedeni "irtica bahanesiyle dini değerlere saldırdığı" iddiası oldu.</p>
<h2>Bombayı koyan Oğuz Demir firarda</h2>
<p>Sanıkların aldığı talimat kapsamında Necdet Yüksel'in 7-8 ay araştırma ve istihbarat çalışması yaptığı belirtilen kararda, Ferhan Özmen'in bombayı hazırladığı anlatıldı. Kararda, cinayetten bir gün önce akşam bir araçla Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Oğuz Demir’in Mumcu’nun evinin yakınlarına geldikleri, Necdet Yüksel'in gözcülüğünde Oğuz Demir’in bombayı koyduğu anlatıldı. Mumcu’nun 24 Ocak saat 13:25 sıralarında otomobiline bindiği sırada bombanın patladığı ifade edildi.</p>
<p>Ancak geride yargılanmayan bir tek Oğuz Demir kaldı. 30 yıldır Demir’in izine ulaşılamadı. İçişleri Bakanlığı, Demir’in adını "aranan teröristler" listesine koydu.</p>
<p>UMUT davası ( Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan dava) firari sanık Oğuz Demir yönünden Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor. Mahkemeye yazı gönderen Emniyet Genel Müdürlüğü, Demir'in en son 1999 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı ve Avustralya'da ikamet ettiğini bildirdiğini kaydetti. Yine bir ihbarda Demir’in kaçak yollarla Türkiye'ye giriş yaptığı öne sürüldü. Ancak ihbar asılsız çıktı. Mahkeme, Demir’in kaçak olarak aranmasına karar verdi. </p>
<h2>Mehmet Ağar tanık olarak dinlendi</h2>
<p>Davanın son duruşması, 22 Eylül 2025 tarihinde görüldü. Bu duruşmada tanık olarak dinlenen Mehmet Ağar'a, Güldal Mumcu'ya dediği "Tuğlayı çekersem duvar yıkılır" sözü soruldu. Ağar, bu sözü kullandığı iddiasını reddetti, "Geldiler, ziyaret ettiler. Orada benim söylemediğim bir şeyi söylenmiş gibi oldu. Söylediğim şudur, 'Keşke bu cinayeti ucundan yakalayasabilsek, yakalasak, arkasından Muammer Aksoy, Bahriye Üçok gibi cinayetlerin de bununla bağlantılı çıkacağı ümidindeyim.' Söylediğimiz olay budur" dedi. </p>
<p>Ağar, tuğlayı çekmekten korkup korkmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:</p>
<p>"Ben neden korkacağım? Duvar da çekerim tuğla da çekerim. Ölümü göze almış, bu mücadelelerde, bu görevlerde bulunmuş bir insan olarak kimden korkup çekineceğim? Kaldı ki cinayetlerin yakalanması her polis için bir şeref olduğu gibi devletin neresinde olursa olsun bütün üst yöneticiler için de fevkalade olumlu karşılanacak bir sonuçtur. O dönemdeki sıkıntımız yoğun biçimde bölücü terör örgütüyle yoğun mücadelemiz vardı. Bu mücadele iyi yapılsın diye o göreve getirilmiştik. Allah'a çok şükür yüzümüzün akıyla oradan çıktık."</p>
<p>Mahkeme heyeti, sanık Oğuz Demir ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı ve bakanlığa bağlı konsolosluklar ile elçiliklere müzekkere yazılmasına karar verdi. Dava, 9 Şubat 2026'ya bırakıldı.</p>
<h2>Azmettirenler yargılanmadı</h2>
<p>Uğur Mumcu cinayetinde, Oğuz Demir’in yakalanmamasının yanı sıra hâlen üzerinde sır perdesi aralanmayan diğer yön ise cinayeti kimlerin azmettirdiği sorusu oldu. Soruşturmacılar, tetikçilerin arkasında hangi yapıların veya kişilerin olduğunu somut olarak çözemedi ve mahkeme önüne çıkaramadı. Şüphelilerin eğitim aldığı İran’daki bağlantılarının da üzerine gidilmemesi soru işareti yarattı.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AT%C3%BCrkiye::U%C4%9Fur%20Mumcu%20cinayetinde%2033%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen%20s%C4%B1r%3A%20Azmettirenler%20nerede%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=64484472&x4=10202&x5=U%C4%9Fur%20Mumcu%20cinayetinde%2033%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen%20s%C4%B1r%3A%20Azmettirenler%20nerede%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fu%C4%9Fur-mumcu-cinayetinde-33-y%C4%B1ld%C4%B1r-%C3%A7%C3%B6z%C3%BClemeyen-s%C4%B1r-azmettirenler-nerede%2Fa-64484472&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260124&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AT%C3%BCrkiye" />
Short teaser
Gazeteci Uğur Mumcu'nun Ankara'da aracına konulan bombanın infilak etmesi sonucu katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçti.
Avrupa'dan ABD'ye Grönland uyarısı: İş çığrından çıkabilir
Short title
Avrupa'dan ABD'ye Grönland uyarısı: İş çığrından çıkabilir
Teaser
ABD Başkanı Trump'ın, Grönland krizi ile ilgili olarak ek gümrük vergisi uygulamak istediği Avrupa ülkeleri, Washington'u gerilimi tırmandırmama konusunda uyardı.<br /><p>Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın, Grönland krizinde Danimarka'yı destekleyen Avrupa ülkelerine ek gümrük vergisi uygulayacağını dile getirmesinin ardından, sekiz Avrupa ülkesi ortak bir açıklama ile Beyaz Saray'a uyarıda bulundu.</p>
<p>Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, Norveç, İsveç ve İngiltere'nin imzaladığı açıklamada, "Gümrük vergisi tehditleri, transatlantik ilişkilerin altını oyup işin çığrından çıkması riskini taşımaktadır" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada ayrıca, "Egemenliğimizi korumaya kararlıyız" denildi.</p>
<h2>Berlin: Şantaja izin vermemeliyiz</h2>
<p>Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil ise, Rheinland-Pfalz eyaletindeki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bize şu an olup bitenle şantaj yapılmasına izin vermemeliyiz" diyerek Avrupa ülkelerinin, Trump'ın açtığı yoldan yürümeyeceğini belirtti.</p>
<p>ABD ile yaşanan soruna ortak bir çözüm bulmak istediklerini ve bu nedenden dolayı, ABD'ye her zaman ellerini uzatacaklarını ifade eden Klingbeil, "Ne gümrük vergileri, ne de söylenen sözlerle provoke olacağız" dedi. Avrupalıların, Washington'a güçlü bir şekilde ortak yanıt vermeleri gerektiğini vurgulayan sosyal demokrat siyasetçi, Başbakan Friedrich Merz ile bu konuda, aynı görüşte olduklarını dile getirerek "Federal hükümet içinde yakın istişare halindeyiz. Avrupalı ortaklarımızla da sıkı görüş alışverişimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Ek gümrük vergisi tehdidi</h2>
<p>Uzun bir süredir dış politikasında Danimarka Kraliyeti'ne bağlı olan özerk Grönland'ı ABD topraklarına katmak istediğini açıkça dile getiren Trump, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, buna karşı çıkan ve tamamı NATO üyesi olan Avrupa ülkelerine Şubat ayından itibaren ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurmuştu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından ilgili açıklamayı yapan Trump, kademe kademe artacağını dile getirdiği gümrük vergilerinin, Grönland'ın ABD'ye satışı ile ilgili bir anlaşma imzalanana dek devam edeceğini bildirmişti.</p>
<p>Daha önce defalarca, her ne pahasına olursa olsun, gerekirse askeri yöntemlerle Grönland'ı ABD sınırlarına katacağını ifade eden Trump, aksi halde Arktik bölgedeki adanın Rusya ya da Çin tarafından ele geçirileceğini savunuyor. NATO ortakları ise, Danimarka'nın yanında yer alarak, olası bir Rus ya da Çin tehdidine karşı Grönland'ın NATO tarafından korunabileceğini belirtiyor.</p>
<h2>Avrupalıların keşif görevi Trump'ı kızdırdı</h2>
<p>ABD ile Avrupa arasındaki gerilimin üst seviyede olduğu bir dönemde, Danimarka'nın daveti üzerine bazı Avrupa ülkelerinin, askeri tatbikat öncesinde keşif görevi için Grönland'a asker göndermesi ise ABD Başkanı'nın tepkisini çekti. Müttefik ülke askerlerinin "bilinmeyen bir sebeple" Grönland'da bulunduğunu iddia eden Trump, bunun güvenlik ve gezegenin korunması ile var olmaya devat etmesi açısından "çok tehlikeli bir durum" olduğunu iddia etti.</p>
<p>Bu arada söz konusu keşif görevi için Cuma günü Grönland'a giden 15 Alman askeri, Pazar günü Almanya'ya döndü. Alman ordusundan konuya dair yapılan açıklamada, askerlerin görevlerini başarıyla yerine getirdiği ve "Keşif sonuçlarının önümüzdeki günlerde değerlendirileceği" kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<h2>"İlişkilerin altı oyulur"</h2>
<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Cumartesi akşamı yaptıkları ortak açıklamada, "Gümrük vergileri transatlantik ilişkilerin altını oyar ve tehlikeli bir sarmal riski yaratabilir" ifadelerini kullandı. Von der Leyen ve Costa ayrıca, Avrupa'nın "kendi egemenliği için, tek ses olarak ve koordineli bir biçimde hareket etmeyi sürdüreceğini" dile getirdi.</p>
<p>AB'ye üye 27 ülkenin Brüksel'deki daimi temsilcileri, söz konusu krizi görüşmek üzere Pazar günü bir araya geliyor. ABD ile yaşanan gerilim, Avrupalılar için büyük riskler içeriyor. Zira kıta Avrupası'nın güvenliği için ABD'ye ihtiyaç duyan Avrupa devletleri, bu sebepten dolayı Washington ile yaşanan gerginliğin daha da tırmanmasının önüne geçmeye çalışıyor. Özellikle, kendine ait nükleer silahlara sahip olmayan Almanya için durum çok hassas. Diğer yandan Almanya kamuoyunun çoğunluğu, Başbakan Friedrich Merz'ten Donald Trump'a her konuda taviz vermemesini istiyor.</p>
<h2>ABD içinde Trump'a direniş</h2>
<p>Trump'ın ek gümrük vergisi tehdidi, ABD içinde de eleştirilere sebep oluyor. ABD Senatosu'ndaki azınlık lideri, Demokratlar'ın grup başkanı Chuck Schumer, gümrük vergilerini "ABD ekonomisine ve Avrupa'daki müttefiklere daha fazla zarar vermeden" yasalarla engellemek istediklerini dile getirdi.</p>
<p>Başkan Trump'ın partisi Cumhuriyetçiler içinden de Avrupalı müttefiklere ek gümrük vergisi uygulanmasına karşı çıkan isimler var. ABD Senatosu'nun, partiler üstü NATO Gözlemci Grubu'nun eş başkanları Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ile Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, Trump'ın söylemlerinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping gibi, "NATO'nun bölünmesini isteyen" rakiplere yardımcı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Shaheen ve Tillis ayrıca, ABD içindeki yaşam maliyetlerinin giderek artmasından endişe duyduklarını ifade etti.</p>
<p>dpa,AFP / ET,SÖ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Avrupa%27dan%20ABD%27ye%20Gr%C3%B6nland%20uyar%C4%B1s%C4%B1%3A%20%C4%B0%C5%9F%20%C3%A7%C4%B1%C4%9Fr%C4%B1ndan%20%C3%A7%C4%B1kabilir&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75553679&x4=10201&x5=Avrupa%27dan%20ABD%27ye%20Gr%C3%B6nland%20uyar%C4%B1s%C4%B1%3A%20%C4%B0%C5%9F%20%C3%A7%C4%B1%C4%9Fr%C4%B1ndan%20%C3%A7%C4%B1kabilir&x6=1&x7=%2Ftr%2Favrupa-dan-abd-ye-gr%C3%B6nland-uyar%C4%B1s%C4%B1-i%C5%9F-%C3%A7%C4%B1%C4%9Fr%C4%B1ndan-%C3%A7%C4%B1kabilir%2Fa-75553679&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260118&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Trump'ın, Grönland krizi ile ilgili olarak ek gümrük vergisi uygulamak istediği Avrupa ülkeleri karşı hamle arayışında.
Toprak Atlası 2025'e göre Türkiye'de toprak; atıklar, aşırı kimyasal kullanımı ve betonlaşma nedeniyle kirleniyor. Organik madde kaybı, erozyon ve kirlilik gıda, su ve halk sağlığını tehdit ediyor.<br /><p>Türkiye'de toprak kirlenmesi tek bir kaynaktan beslenmiyor. Atık yönetiminden tarıma, kentleşmeden sanayiye uzanan çok katmanlı bir tablo var. Heinrich Böll Vakfı İstanbul Ofisi tarafından hazırlanan Toprak Atlası 2025-Türkiye, kirliliğin yaygın, kalıcı ve çoğu zaman sessiz biçimde ilerlediğini ortaya koyuyor. Atlas, bu sonuca Türkiye'ye ait resmi veriler, akademik çalışmalar, uluslararası karşılaştırmalar ve sahadan derlenen bulguları birlikte okuyarak ulaşıyor.</p>
<p>Toprak yalnızca üretim yapılan bir yüzey değil. Suyu süzüyor. Karbonu depoluyor. Gıdanın ve sağlığın temelini oluşturuyor. Ancak rapora göre Türkiye'de bu canlı sistemin dayanıklılığı ciddi biçimde zayıflamış durumda. Bunun en temel göstergesi, topraktaki organik madde oranı.</p>
<h2>Evsel atıklar: En büyük pay çöpte</h2>
<p>Toprak Atlası'na göre Türkiye'de toprak kirliliğinin en büyük kaynağı vahşi depolanan evsel katı atıklar. Toplam kirlilik içindeki payı yüzde 26,9. Bu oran, il bazında toprak kirliliği bildirimleri ile atık yönetimi verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya konuyor.</p>
<p>Türkiye genelinde düzenli depolama altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde çöpler doğrudan toprağa bırakılıyor. Bu alanlarda oluşan sızıntı suları ağır metaller, plastik katkı maddeleri ve kalıcı kimyasallar içeriyor. Atlas, bu kirleticilerin toprağın süzme kapasitesi zayıfladığında yeraltı sularına kadar ulaştığını vurguluyor. Organik madde kaybı burada belirleyici bir eşik oluşturuyor.</p>
<h2>Yasa dışı boşaltımlar: Denetimsiz ve görünmez</h2>
<p>Toprağı kirleten ikinci büyük kaynak yasa dışı atık boşaltımı. Payı yüzde 21,8. Bu bulguya, resmi çevre suçları kayıtları, uydu görüntüleri ve saha çalışmaları birlikte değerlendirilerek ulaşılıyor.</p>
<p>Sanayi atıkları, molozlar ve sıvı atıklar çoğu zaman tarım arazilerine, dere yataklarına ya da terk edilmiş alanlara bırakılıyor. Atlas, bu tür kirliliğin çoğu zaman geç fark edildiğini, ancak etkilerinin yıllar boyunca sürdüğünü ortaya koyuyor. Denetimin zayıf olduğu alanlarda kirlilik toprağa yerleşiyor ve geri dönüşü zor bir yük haline geliyor.</p>
<h2>İnşaat, hafriyat ve plansız kentleşme</h2>
<p>Toprak Atlası, inşaat faaliyetlerini yalnızca arazi kaybı değil, doğrudan bir kirlilik ve bozulum faktörü olarak ele alıyor. İnşaat ve hafriyat atıkları ile plansız kentleşmenin her biri toprak kirliliğinde yaklaşık yüzde 9'luk paya sahip.</p>
<p>Rapora göre Türkiye, Avrupa'da inşaat nedeniyle en fazla toprak kaybeden ülke konumunda. 2018–2024 döneminde inşaat nedeniyle kaybedilen arazi miktarı 1.860 kilometrekareye ulaşıyor. İstanbul'da ise 2006–2021 arasında 178 kilometrekare yeni geçirimsiz alan oluştu. Bu alan yaklaşık 36 bin futbol sahasına denk geliyor. Atlas, geçirimsiz yüzeylerdeki artış hızının nüfus artışının iki katına ulaştığını vurguluyor.</p>
<p>Toprak betonla kaplandığında yalnızca üretim dışı kalmıyor. Su toprağa sızamıyor. Sel riski artıyor. Kirleticiler yüzey akışıyla daha geniş alanlara taşınıyor.</p>
<h2>Tarımda kimyasal yük: Gübre ve pestisitler</h2>
<p>Toprak kirliliğinin önemli bir bölümü tarımsal faaliyetlerden kaynaklanıyor. Aşırı gübre kullanımı, toplam kirliliğin yüzde 11,5'ini oluşturuyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 2,3 milyon ton kimyasal gübre kullanılıyor. Atlas, gübrenin yanlış ürün, yanlış zaman ve yanlış dozda uygulanmasının toprağı asitleştirdiğini, tuzluluğu artırdığını ve ağır metal birikimine yol açtığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Türkiye'de sulanan tarım alanlarının yüzde 32,5'i tuzluluk sorunu yaşıyor. Bu yaklaşık 1,5 milyon hektarlık bir alan anlamına geliyor. Yaklaşık 900 bin hektar tarım toprağı ise asidik özellikte. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yoğun gübre kullanımı bu tabloyu ağırlaştırıyor. Tuzlu ve asidik topraklar, kirleticilerin bağlanmasını zorlaştırıyor ve kirliliği hızlandırıyor.</p>
<h2>Pestisitler: Etki alanı dar değil, zincirleme</h2>
<p>Türkiye'de her yıl yaklaşık 55 bin ton pestisit kullanılıyor. Atlas, pestisitleri miktarından çok etki alanı üzerinden ele alıyor. Bu maddeler toprakta uzun süre kalıyor. Suyla taşınıyor, canlı dokularda birikiyor.</p>
<p>Raporda biyolojik birikim örnekleri üzerinden pestisitlerin topraktan suya, sudan planktonlara, balıklara ve kuşlara nasıl taşındığı anlatılıyor. Bu zincirin sonunda insan yer alıyor. Pestisit kirliliği bu nedenle yalnızca tarımsal bir sorun olarak değerlendirilmiyor.</p>
<h2>DDT: Yasaklandı ama silinmedi</h2>
<p>Toprak Atlası 2025'te Diklorodifenil-Trikloroetan (DDT) örneği, pestisit kirliliğinin kalıcılığını göstermek için özel olarak ele alınıyor. Türkiye'de 1970'li yıllarda yasaklanan DDT'nin parçalanmış türevlerine, bugün hâlâ bazı bölgelerin topraklarında rastlanıyor. Bu tespit, akademik çalışmalar ve toprak analizlerine dayanıyor.</p>
<p>DDT gibi organoklorlu pestisitler toprakta kolay parçalanmıyor. Yağda çözünüyor. Besin zinciri boyunca yoğunluğu artıyor. Atlas, bu örnek üzerinden bugün kullanılan pestisitlerin de benzer kalıcılık ve birikim riskleri taşıdığı uyarısında bulunuyor. Toprak, kimyasal yükü hafızasında tutuyor.</p>
<h2>Madencilik ve hayvancılık baskısı</h2>
<p>Madencilik atıkları, toprak kirliliğinde yaklaşık yüzde 9'luk paya sahip. Rapora göre maden sahalarından yayılan ağır metaller çevredeki tarım alanlarına taşınabiliyor. Bu tür kirlilik yerel ancak uzun vadeli etkiler yaratıyor.</p>
<p>Hayvancılık atıkları ise yüzde 3,8'lik bir paya sahip. Atlas, özellikle yoğun hayvancılığın yapıldığı bölgelerde atıkların uygun biçimde yönetilmediğinde toprak ve su kirliliğine yol açtığını belirtiyor.</p>
<h2>Kirlilik toprakta kalmıyor</h2>
<p>Toprak Atlası'nın ulaştığı temel sonuçlardan biri şu: Toprak sağlıklıysa kirleticileri süzebiliyor. Ancak Türkiye'de topraktaki organik madde oranının yüzde 1'in altına düşmesi bu kapasiteyi büyük ölçüde ortadan kaldırmış durumda.</p>
<p>Erozyon bu süreci hızlandırıyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 642 milyon ton toprak kaybediliyor. Ülke yüzeyinin yüzde 59'u erozyon riski altında. Kaybedilen toprağın yaklaşık 150 milyon tonu barajlara taşınıyor. Bu durum, tarım alanlarından kopan kirleticilerin su sistemlerine taşındığını gösteriyor. Türkiye'de yüksek çölleşme riski altındaki alanların oranı ise yüzde 25,5.</p>
<h2>Topraktan sofraya, sofradan vücuda</h2>
<p>Rapora göre hormon bozucu kimyasallar ve plastikler üzerinden taşınan kirleticiler çocuklarda dikkat eksikliği, erken ergenlik, obezite ve gelişim sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Yetişkinlerde ise tiroit bozuklukları, diyabet, kısırlık ve bazı kanser türleri öne çıkıyor.</p>
<p>Toprak kirliliği bu nedenle çevresel bir başlık olmaktan çıkıyor. Doğrudan bir halk sağlığı meselesine dönüşüyor.</p>
<h2>Agroekoloji neden gündemde?</h2>
<p>Toprak Atlası, bu tablo karşısında agroekolojiyi bir tercih değil, zorunlu bir yön değişikliği olarak ele alıyor. Agroekolojik uygulamalar kimyasal girdileri azaltıyor. Organik maddeyi artırıyor. Toprağın su tutma ve filtreleme kapasitesini güçlendiriyor.</p>
<p>Atlas, organik madde oranındaki her yüzde 1'lik artışın hektar başına yaklaşık 150 bin litre daha fazla su tutulmasını sağladığını vurguluyor. Bu, iklim krizi koşullarında kritik bir eşik. Ancak rapor, bu dönüşümün bireysel çabalarla değil, kamu politikalarıyla mümkün olacağını açıkça ifade ediyor.</p>
<h2>Sonuç: Kirlilik birikiyor, toprak yoruluyor</h2>
<p>Toprak Atlası 2025'in ortaya koyduğu tablo net. Türkiye'de toprak; atıklarla, kimyasallarla ve betonla kirleniyor. Bu kirlilik yavaş ilerliyor ama kalıcı. Denetim zayıf kaldıkça derinleşiyor.</p>
<p>Toprağı korumak, yalnızca çevreyi değil; gıdayı, sağlığı ve iklimle mücadeleyi birlikte korumak anlamına geliyor. Atlasın sorduğu soru açık: Türkiye bu birikimi durduracak politikaları hayata geçirecek mi, yoksa toprağın sessizce kirlenmesine razı mı olacak?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::T%C3%BCrkiye%27de%20toprak%20nas%C4%B1l%20kirleniyor%3F%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75465278&x4=10201&x5=T%C3%BCrkiye%27de%20toprak%20nas%C4%B1l%20kirleniyor%3F%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Ft%C3%BCrkiye-de-toprak-nas%C4%B1l-kirleniyor%2Fa-75465278&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260111&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Toprak Atlası 2025, Türkiye'de toprağın atıklar, kimyasallar ve betonla hızla kirletildiğini ortaya koyuyor.
İsrail alarmda: ABD'nin İran operasyonu masada mı?
Short title
İsrail alarmda: ABD'nin İran operasyonu masada mı?
Teaser
İsrail ile ABD arasında yapılan üst düzey görüşmeler, İran'a yönelik askeri operasyon senaryolarını güçlendirdi. Bu arada İran'daki gösterilerde ölenlerin sayısı 192'ye yükseldi.<br /><p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun, Cumartesi günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikleri ve bu görüşme sonrasında, ABD'nin İran'a yönelik olası bir operasyonu ihtimaline karşı İsrail'in üst düzey alarma geçtiği öne sürüldü.</p>
<p>Reuters haber ajansına görüşmeyi doğrulayan bir ABD'li yetkili hangi konuların ele alındığına dair detay vermezken "yüksek alarm" durumunun somut olarak ne tür adımlar anlamına geleceğine yönelik herhangi bir bilgi de aktarmadığı kaydedildi.</p>
<p>New York Times gazetesi de ABD'li bürokratlara dayandırdığı haberinde, Başkan Donald Trump'ın son günlerde İran'a yönelik olası yeni askeri müdahale seçenekleri konusunda bilgilendirildiğini yazdı. Haberde, Trump'ın Tahran'a yönelik tehditlerini hayata geçirmeyi ciddi şekilde değerlendirdiği ifade edildi. Wall Street Journal ise İran'a nasıl bir saldırı düzenlenebileceğine dair ilk görüşmelerin yapıldığını, seçenekler arasında askeri tesislere yönelik geniş çaplı hava saldırılarının da bulunduğunu bildirdi.</p>
<p>Geçen yıl Haziran ayında, İsrail ile İran arasında, ABD'nin de hava saldırılarıyla İsrail'i desteklediği 12 günlük bir savaş yaşanmıştı. Başbakan Netanyahu, Economist dergisinde yayımlanan mülakatında, İsrail'e saldırması durumunda bunun İran için korkunç sonuçlar doğuracağını bir kez daha dile getirdi.</p>
<p>Bu arada İsrail Avrupa Birliği'ne çağrıda bulunarak İran Devrim Muhafızlarının Brüksel tarafından "terör örgütü" listesine dahil edilmesini istedi.</p>
<h2>İran'dan karşı saldırı tehdidi</h2>
<p>İran yönetimi ise olası bir ABD operasyonuna karşı, ezeli düşmanları İsrail ve ABD'yi misilleme ile tehdit etti. Dubai merkezli Arap kanalı El Arabiye'nin aktardığına göre İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin herhangi bir saldırısının İsrail'e ve bölgedeki ABD askeri üslerine "meşru hedefler" olarak kendileri tarafından saldırılmasına yol açacağını söyledi.</p>
<p>Donald Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı paylaşımda, "İran, belki de hiç olmadığı kadar özgürlük istiyor. ABD yardıma hazır!!!" ifadelerini kullanmıştı.</p>
<h2>Can kaybı artarken internet hala kapalı</h2>
<p>Bu arada ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı HRANA'nın verilerine göre, yaklaşık iki haftadır süren kitlesel protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 192'ye yükseldi, 2 bin 600'den fazla kişi de gözaltına alındı. Bu arada ülkede internetin neredeyse tamamen kesilmiş olduğu ve buna rağmen ülkenin 185 şehrinde gösterilerin sürdüğü bildiriliyor.</p>
<p>Dünya genelinde internete erişimi izleyen NetBlocks kuruluşu, İran'daki internet kesintisinin 60 saati aştığını bildirirken Tahran'ın bu kesintiyle göstericiler arasındaki iletişimi zorlaştırmayı ve şiddet görüntülerini engellemeyi amaçladığı tahmin ediliyor. Bu durumun geçmişte olduğu gibi kanlı bir bastırma operasyonunun habercisi olabileceği endişesi paylaşılıyor.</p>
<h2>Muhalefet ve sürgün çağrıları</h2>
<p>Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran halkına "uzun kabusun sona ereceğini" söylerken 1979'da devrilen Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi de Graham ve Trump'a destekleri için teşekkür etti. ABD'de sürgünde yaşayan Pehlevi, günlerdir İran halkını ülke çapında grevlere ve meydanları işgal etmeye çağırıyor. Gösterilerde atılan Pehlevi yanlısı sloganlar, eylemcilerin bir kısmının eski monarşinin mirasına umut bağladığı şeklinde yorumlanıyor.</p>
<p>İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise protestoları sert bir dille kınayarak göstericileri "ülkeye zarar veren fitneciler" olarak nitelendirdi ve sert bir müdahale sinyali verdi.</p>
<h2>İran'da protestolar neden başladı?</h2>
<p>İran'da 2025'in son Pazar günü yerel para birimi riyaldeki yüksek değer kaybına öfkelenen, muhafazakar olarak da bilinen Tahran esnafı sokağa çıktı. Ekonomik krize gösterilen tepki kısa sürede rejim karşıtı bir hâl aldı ve ülke geneline yayıldı. Hükümet bir dizi ekonomik reform sözü verse de ülkenin ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney göstericilere sert müdahaleden yana açıklamalar yapıyor.</p>
<p>İsrail ve ABD'nin göstericilere güçlü ve açık şekilde destek vermesi de ülkede rejim yanlılarını öfkelendiriyor. Hükümetin bazı üyeleri protestocuları İsrail ajanı olmakla suçluyor. İsrail'in geçen yılki saldırılarının ardından ülkede onlarca kişi İsrail ajanı oldukları suçlamasıyla idam edilmişti.</p>
<p>Reuters,dpa / ETO,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0srail%20alarmda%3A%20ABD%27nin%20%C4%B0ran%20operasyonu%20masada%20m%C4%B1%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75465041&x4=10201&x5=%C4%B0srail%20alarmda%3A%20ABD%27nin%20%C4%B0ran%20operasyonu%20masada%20m%C4%B1%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fisrail-alarmda-abd-nin-iran-operasyonu-masada-m%C4%B1%2Fa-75465041&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260111&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İsrail, ABD'nin İran’a olası müdahalesi için alarma geçti. Tahran ise ABD üslerini ve İsrail’i vurmakla tehdit ediyor.
Kriminal fotoğraflardan Ekol TV'ye: Arif Çetin kimdir?
Short title
Kriminal fotoğraflardan Ekol TV'ye: Arif Çetin kimdir?
Teaser
Jandarma Genel Komutanı görevi esnasında birçok tartışmalı isimle fotoğraf çektiren Emekli Orgeneral Arif Çetin, Ekol TV soruşturması ile yeniden gündemde.<br /><p>Ekol TV hakkında kara para soruşturması başlatılmasıyla gözler, kanalın yönetim kurulu üyesi olan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Arif Çetin'e çevrildi. Çetin, bugün tutuklu olan kriminal isimlerle geçmişte tartışmalı fotoğraflar verdi.</p>
<p>Arif Çetin'in geçmişte fotoğraf çektirdiği isimlerden, suç örgütü lideri olmakla suçlanan Selahattin Yılmaz ve tefecilik yapmakla suçlanan Cihan Ekşioğlu şu an cezaevinde, cinayeti azmettirmeden müebbet alan Galip Öztürk ise firari.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yayın hayatına son veren Ekol TV hakkında kara para ve yasa dışı bahis soruşturması başlattı. Soruşturmada, yasa dışı bahis baronu olmakla suçlanan Veysel Şahin, Azerbaycanlı iş insanı Mübariz Mansimov, kanalın yönetim kurulu başkanı Emrah Doğru, Avukat Ersan Şen şüpheli oldu. Ancak asıl dikkat çeken isim ise kanal yöneticisi eski Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin ismi oldu. DW Türkçe, bu nedenle Arif Çetin'in profiline mercek tuttu.</p>
<h2>Bir yıl Ekol TV'de yöneticilik yaptı</h2>
<p>Arif Çetin, 2 Ocak 2025 tarihinde Ekol Medya Anonim Şirketi Yönetim Kurulu üyesi olarak atandı. Çetin'in Ekol TV'deki Yönetim Kurulu Üyeliği görevi, 29 Aralık 2025'te alınan genel kurul kararıyla sona erdi. Bu karar, 8 Ocak 2026 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandı.</p>
<h2>Arif Çetin kimdir?</h2>
<p>1959 yılında Ankara'nın Kalecik ilçesinde doğan Arif Çetin'in, yaklaşık 40 yıllık bir askerlik mesleği geçmişi var. Kara Harp Okulu'ndan teğmen olarak mezun oldu. 2011'de İstanbul Jandarma Bölge Komutanı, 2013'te Jandarma Genel Komutanlığı Harekât Başkanı, 2016'da Jandarma Harekât Başkanı görevlerini üstlendi. 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması sürecinde aktif görev aldı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından önce Jandarma Genel Komutan Yardımcılığı, 2017'de Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı. Yedi yıl Jandarma Genel Komutanı olarak görev yaptı.</p>
<p>16 Ağustos 2024 yılında yaş haddinden emekliye sevk edildi. Çetin, emekli olmadan önce son yaptığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da dinlediği bir konuşmasında, "Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye Yüzyılı'nda biz de aziz şehitlerimizin yolunda bayrağa sarılmaya hazırız" ifadesini kullandı.</p>
<h2>Arif Çetin'in tartışmalı fotoğrafları</h2>
<p>Eski Jandarma Genel Komutanı olan Arif Çetin, görev süresi boyunca da tartışmalı birçok isimle fotoğraf çektirdi. Çetin, cinayeti azmettirme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılan Metro Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk'ü Jandarma Genel Komutanı iken makamında ağırladı. Çetin aynı dönemde, Öztürk'ü evinde de ziyaret etti.</p>
<p>Arif Çetin, suç örgütü lideri olmakla suçlanan Selahattin Yılmaz ile de fotoğrafları var. Yılmaz'ı birçok kez Jandarma'da ağırlayan Çetin, emekli olduktan sonra da bu kişi ile ilişkisini sürdürdü. Selahattin Yılmaz, Aziz İhsan Aktaş'a suikast hazırlığında olduğu iddiasıyla 18 Ağustos 2025'te tutuklanmıştı. MHP lideri Devlet Bahçeli de, yaptığı açıklamayla Yılmaz’a sahip çıkmıştı. </p>
<p>Arif Çetin'in bir araya geldiği isimler arasında, demir çelik sektöründe işlenen mali suçları konu alan demir yumruk operasyonunda bir süre tutuklu yargılanan Hüseyin Eryılmaz da var. Suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın "danışmanı" olarak bilinen Ferhat Aydoğan'ın, 13 Mart 2023'te depremin vurduğu Kahramanmaraş'ta dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin'i ziyaret ettiğine ilişkin fotoğraf da sosyal medyada paylaşıldı.</p>
<p>2021 yılında ise Sedat Peker'in iddialarında adı geçen Cihan Ekşioğlu, Çetin'i makamında ziyaret etti. Ekşioğlu, 18 Ekim 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada "tefecilik" iddiasıyla tutuklandı. Peker, Ekşioğlu hakkında Paramount Oteli'ne çökmek, FETÖ borsası kurmak, Süleyman Soylu'nun kasası olmak gibi iddialarda bulunmuştu. </p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Kriminal%20foto%C4%9Fraflardan%20Ekol%20TV%27ye%3A%20Arif%20%C3%87etin%20kimdir%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75463949&x4=10201&x5=Kriminal%20foto%C4%9Fraflardan%20Ekol%20TV%27ye%3A%20Arif%20%C3%87etin%20kimdir%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fkriminal-foto%C4%9Fraflardan-ekol-tv-ye-arif-%C3%A7etin-kimdir%2Fa-75463949&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260111&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Tartışmalı isimlerle fotoğrafları bulunan Emekli Orgeneral Arif Çetin, Ekol TV soruşturması ile yeniden gündemde.
Suriye ordusundan Halep'teki sivillere tahliye çağrısı
Short title
Suriye ordusundan Halep'teki sivillere tahliye çağrısı
Teaser
Suriye ordusu, Halep'in iki mahallesine düzenlediği operasyonun üçüncü gününde sivillere bölgeyi terk etme çağrısı yaptı. İsrail Şam yönetimini kınarken Türkiye'den Suriye'ye açık destek geldi.<br /><p>Suriye ordusu, Halep'te abluka altına aldığı iki mahallede yaşayan sivil halka, Kürt milislerin hedeflerine saldırı yapılacağını bildirerek bölgeden uzaklaşma çağrısı yaptı. </p>
<p>Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan binlerce insan halihazırda, geçtiğimiz günlerde başlayan ve onlarca kişinin ölümüne neden olan çatışmalar sebebiyle bölgeden ayrılmış durumda. Bölgede görev yapan AFP haber ajansı muhabirlerinin bildirdiğine göre Halep'te dükkanlar, mağazalar, üniversiteler ve okullar, Çarşamba gününden sonra bugün de kapalı kaldı. </p>
<p>Suriye ordusu, söz konusu iki mahallede yaşayan halka yaptığı çağrıda, bölgeden ayrılma için tanınan sürenin (TSİ 12:00) dolmasından yarım saat sonra bombardımanın başlayacağını bildirdi. </p>
<h2>"Hedef Kürt savaşçıları şehirden kovmak"</h2>
<p>Suriye ordusundan bir yetkili AFP'ye yaptığı açıklamada, Halep'in iki mahallesine yönelik operasyonun amacının, kentteki Kürt savaşçılar üzerinde baskı kurarak şehirden kovmak ve Şam yönetimine bağlı kurumların kentin tamamını denetim altına almasını sağlamak olduğunu belirtti. </p>
<p>Bu arada Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin elinde olan Kamışlı kentinde yüzlerce kişi, Halep'teki saldırılara karşı protesto gösterisi düzenledi. Çok sayıda göstericinin, "Savaşa Hayır" ve "Etnik Temizliğe Hayır" gibi sloganların yazılı olduğu afişlerle yürüdüğü gösteriye katılan 61 yaşındaki Selahaddin Şeyhmuz isimli bir kişi, "Uluslararası toplumdan duruma müdahale etmesini istiyoruz" dedi. </p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün yaptığı açıklamada her iki tarafa itidal çağrısında bulunmuş ve geçen Mart ayında varılan anlaşmayı hayata geçirmek için yeniden müzakere masasına oturma tavsiyesini dile getirmişti.</p>
<h2>İsrail'den Suriye'ye kınama</h2>
<p>Suriye yönetiminin, Halep kentinde Kürtlerin yaşadığı bölgeye düzenlediği saldırılar İsrail tarafından kınandı.</p>
<p>Konuya dair X hesabından bir mesaj yayınlayan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Uluslararası toplum genel, Batı ise özel olarak IŞİD'e karşı cesurca ve başarıyla savaşan Kürtlere onur borcu duymaktadır. Suriye'deki çeşitli azınlıklara yönelik sistematik ve acımasız baskı, 'yeni bir Suriye' vaadiyle çelişiyor. Uluslararası toplumun sessiz kalması, Suriye rejiminin şiddeti tırmandırmasına yol açacaktır" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>İsrail ile Suriye anlaşma imzalamıştı</h2>
<p>ABD'nin baskısı ile hafta başında Paris'te bir araya gelen İsrailli ve Suriyeli yetkililer, istihbarat bilgilerinin karşılıklı paylaşımını içeren bir mekanizmayı kabul etmişti. Söz konusu anlaşmaya siyasi uzmanlar tarafından, on yıllardan beri birbirine düşman olan iki devlet arasında imzalandığı için büyük önem atfediliyor.</p>
<p>Paris'te varılan anlaşma, ABD gözetiminde "özel bir iletişim hücresi" oluşturulmasını ve bu yapının ikili ilişkilerde gerginliğin azaltılmasına yardımcı olmasını öngörüyor.</p>
<p>Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'yı geçen Kasım ayında Washington'da ağırlayan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşması imzalanması konusunda her iki ülkeye baskı yapıyor. Ancak İsrail, "cihatçı geçmişi nedeniyle" Şara'ya güvenmediğini söylüyor ve böyle bir anlaşmaya imza atmaya yanaşmıyor.</p>
<p>Beşar Esad iktidarının Aralık 2024'te devrilmesinin ardından İsrail, işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'ndeki güçlerini, Birleşmiş Milletler (BM) kontrolündeki askerlerden arındırılmış ara bölgeye kaydırmış ve Suriye'ye yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlemişti.</p>
<h2>Ankara'dan Suriye'ye destek</h2>
<p>İsrail tarafından kınanan Suriye'ye kuzeydeki komşusu Türkiye'den ise destek geldi. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada "Operasyon tamamıyla Suriye Ordusu tarafından gerçekleştirilmektedir. Suriye'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir (...) Ülkemiz 'Tek Devlet, Tek Ordu' ilkesi doğrultusunda Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesini desteklemektedir. Bu kapsamda Suriye'nin yardım talep etmesi halinde Türkiye gerekli desteği sağlayacaktır" ifadeleri kullanıldı.</p>
<h2>Hakan Fidan: Endişeler haklı çıktı</h2>
<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Halep'te yaşanan olayları "Türkiye'nin son bir yıldır uyarılarda bulunduğu hususun tecelli etmesi" diye nitelendirerek Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Şam'a entegrasyon sürecini hayata geçirmiş olması durumunda bu olayların önlenebileceğini söyledi.</p>
<p>Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile Ankara'da düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, "Halep'te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar SDG'nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır. Gelinen noktada SDG'nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı, Suriye'nin huzur ve istikrara kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG'nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi.</p>
<p>Suriye'deki olayların Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından fevkalade önemli olduğunu vurgulayan Fidan, SDG'yi İsrail ile bir koordinasyon içerisinde, "İsrail'in bölgede yürüttüğü 'böl, parçala, yönet' politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmekle" suçladı.</p>
<h2>Kürtlerin özerklik talebini Şam kabul etmiyor</h2>
<p>Şam ile SDG arasında geçen yıl 10 Mart'ta imzalanan ve Kürt savaşçıların Suriye ordusuna entegrasyonunu öngören anlaşmanın hayata geçirilememesi üzerine son birkaç gündür Halep'te hükümete bağlı güçlerle Kürt milisler arasında çatışmalar çıkmış ve çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti.</p>
<p>Suriye'nin kuzeydoğusunda büyük bir bölgeyi kontrolü altında tutan Kürtlerin, ülke içinde özerk bir yapı talebi Şam tarafından kabul edilmiyor. İktidarın, ülkedeki tüm azınlıkların korunacağına dair güvencesine rağmen Suriye'deki azınlıklar geleceğe umutsuzlukla bakıyor.</p>
<p>DW,AFP,ANKA / ET,JD,BK,MUK<br />
</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Suriye%20ordusundan%20Halep%27teki%20sivillere%20tahliye%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75430231&x4=10201&x5=Suriye%20ordusundan%20Halep%27teki%20sivillere%20tahliye%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fsuriye-ordusundan-halep-teki-sivillere-tahliye-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%2Fa-75430231&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260108&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Suriye ordusu, Halep'te düzenlediği operasyonun üçüncü gününde sivillerden bölgeyi terk etmelerini istedi.
Plastik yasakları neden işe yaramıyor ve ne değişmeli?
Short title
Tek kullanımlık plastik neden hâlâ revaçta?
Teaser
Almanya, plastik poşetleri yasaklayalı dört yıl oldu. DW, AB ve diğer bölgelerde plastik atıkla mücadelenin neden istenen sonucu vermediğini ve tek kullanımlık ürünlerin neden hâlâ hayatımızda olduğunu araştırdı.
Short teaser
Almanya plastik poşetleri yasakladı ama tek kullanımlık plastik hâlâ dolaşımda. Neden?
DİSK-AR: Türkiye'de işsiz sayısı 12 milyona dayandı
Short title
DİSK-AR: Türkiye'de işsiz sayısı 12 milyona dayandı
Teaser
DİSK-AR Aralık 2025 raporunu yayımladı: Geniş tanımlı işsiz sayısı 11 milyon 890 bin kişi oldu. Her 10 işsizden 8'i işsizlik maaşı alamazken, kadın işsizliği ile erkek işsizliği arasındaki uçurum derinleşiyor.<br /><p>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) "İşsizliğin Görünümü - Aralık 2025" raporuna göre, Türkiye'de geniş tanımlıişsiz sayısı 11 milyon 890 bine yükseldi. 30 Aralık 2025’te yayımlanan raporda, TÜİK’in Kasım 2025 Hanehalkıİşgücü Araştırması verilerinin esas alındığı bildirildi. Buna göre, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 29,1'e çıktığı, kadınlarda ise bu oranın yüzde 38,9'a ulaştığı belirtildi.</p>
<p>Geniş tanımlı işsizlik; aktif biçimde iş arayanlara ilaveten, iş bulma ümidini yitirenleri, mevsimlik çalışanları ve haftalık çalışma süresi 40 saatten az olup daha fazla çalışmak isteyenleri, yani "atıl iş gücü" potansiyelini kapsıyor.</p>
<h2>Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki büyük fark</h2>
<p>DİSK-AR'ın raporunda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,6 olarak açıklandı. Bu grup, son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek 15 yaş ve üzeri kişileri kapsıyor. Kasım 2025 itibarıyla dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon 98 bin olurken, geniş tanımlı işsiz sayısı 11 milyon 890 bine ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısının son bir yılda 396 bin, son iki yılda ise 3,2 milyon kişi arttığı kaydedildi.</p>
<h2>5,2 milyon kişi çalışmak istiyor ama iş bulamıyor</h2>
<p>Rapora göre, haftalık 40 saatten az çalışıp daha fazla çalışmak isteyenlerin sayısı 3,6 milyona yükseldi. Çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan potansiyel iş gücü ise 5,2 milyon olarak hesaplandı. DİSK-AR, bu verilerin dar tanımlı işsizlik oranının piyasadaki gerçek tabloyu yansıtmaktan uzak olduğunu kanıtladığını savundu.</p>
<h2>Kadın işsizliği alarm veriyor</h2>
<p>Kadın işsizliğinin erkeklere göre çok daha yüksek seyrettiği vurgulandı. Kasım 2025'te geniş tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 23,1 iken, kadınlarda yüzde 38,9 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı kadın ve erkek işsizliği arasındaki fark böylece 15,8 puana ulaştı.</p>
<h2>Her 10 işsizden 8'i işsizlik ödeneği alamıyor</h2>
<p>İşsizlik ödeneğinden yararlanabilenlerin oranının düşüklüğü de raporda dikkat çeken bir diğer unsur oldu. 3 milyon 98 bin olan dar tanımlı işsiz sayısına karşılık, İŞKUR verilerine göre yalnızca 502 bin 425 kişi işsizlik ödeneği alabildi. Bu durum, işsizlerin yüzde 83,8'inin bu haktan yararlanamadığını ortaya koydu.</p>
<p>DİSK-AR, geniş tanımlı işsizliğin hızla artması nedeniyle istihdam politikalarının ve sosyal koruma mekanizmalarının yetersiz kaldığı uyarısında bulundu.</p>
<p>ANKA/ETO,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AT%C3%BCrkiye::D%C4%B0SK-AR%3A%20T%C3%BCrkiye%27de%20i%C5%9Fsiz%20say%C4%B1s%C4%B1%2012%20milyona%20dayand%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75343784&x4=10202&x5=D%C4%B0SK-AR%3A%20T%C3%BCrkiye%27de%20i%C5%9Fsiz%20say%C4%B1s%C4%B1%2012%20milyona%20dayand%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fdisk-ar-t%C3%BCrkiye-de-i%C5%9Fsiz-say%C4%B1s%C4%B1-12-milyona-dayand%C4%B1%2Fa-75343784&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251230&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AT%C3%BCrkiye" />
Short teaser
DİSK-AR Aralık 2025 raporuna göre geniş tanımlı işsiz sayısı 11 milyon 890 bin kişi oldu.
MİT IŞİD-H'nın intihar eylemcisini Türkiye'ye getirdi
Short title
MİT IŞİD-H'nın intihar eylemcisini Türkiye'ye getirdi
Teaser
MİT'in IŞİD adına intihar eylemi yapmakla görevlendirildiği iddia edilen Mehmet Gören'i Afganistan-Pakistan sınırında yakalayarak Türkiye'ye getirdiği açıklandı.<br /><p>Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), "IŞİD-H" olarak da adlandırılan IŞİD'in Horasan kolu yöneticilerinden "Yahya" kod adlı Mehmet Gören'in Afganistan-Pakistan sınırında yakalayarak Türkiye'ye getirdiği bildirildi. Türk güvenlik kaynakları, Gömez'in intihar eylemi düzenlemekle görevlendirildiğini aktarıyor.</p>
<p>Verilen bilgilere göre MİT'in yürüttüğü istihbari çalışmalarda, Afganistan-Pakistan alanında IŞİD bünyesinde faaliyet yürüten Türk kökenli bir kişinin bulunduğunun tespit etti ve söz konusu kişinin örgüte ait kamplarda aktif görev alarak yöneticiliğe kadar yükseldiği bilgisine ulaştı. Bu kişinin de daha sonra Mehmet Gören olduğu tespit edildi.</p>
<p>Gören'in, Afganistan-Pakistan alanına örgüt unsuru aktarımında aktif rol oynayan ve daha önce Türkiye'ye getirilerek tutuklanan 'Abu Yasir Al Türki' kod adlı Özgür Altun ile birlikte faaliyet yürüttüğü, ayrıca Afganistan, Pakistan, Türkiye ve Avrupa'da yaşayan sivil halka yönelik intihar eylemi yapmayı kabul ettiği de tespit edildi.</p>
<p>Bunun üzerine MİT'in Afganistan-Pakistan sınırında Gören'in konumunu saptadığı ettiği ve akabinde operasyonla yakalayarak Türkiye'ye getirdiği duyuruldu.</p>
<h2>Eylemi yapmaya hazırlandı</h2>
<p>Gören'in Afganistan-Pakistan sınırındaki örgüt kamplarındayken bölgede IŞİD'a yönelik düzenlenen hava saldırılarından sağ olarak kurtulduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Gören'in ifadesinde de "Türkiye'den Afganistan-Pakistan sınırına örgüt elemanı aktarımını yöneten Özgür Altun ile irtibatından, örgüt bünyesinde aldığı silahlı ve dini eğitimlerden ve örgüt adına intihar eylemi gerçekleştirmek üzere kendisine verilen görevden bahsettiği" kaydedildi.</p>
<p>MİT'in yürüttüğü çalışmalar sonucunda IŞİD'in Türkiye'ye yönelik eylem planlamalarının akamete uğratıldığı, örgütün faaliyetlerinin deşifre edildiği ve eylem planlarının ele geçirilmesinin sağlandığı bildirildi.</p>
<h2>IŞİD Horasan Eyaleti hakkında neler biliniyor?</h2>
<p>Almanya Göç ve Mülteci Dairesi'nin (BAMF) Ekim 2024 tarihli raporuna göre Taliban'ın Temmuz 2015'te dönemin lideri Molla Ömer'in ölümünü ilan etmesinin ardından kendi içindeki iktidar savaşlarıyla uğraştığı dönemde zemin kazanan IŞİD'in Horasankolu, Pakistan ordusunun operasyonlarından kaçarak Afganistan'a sığınan eski Pakistan Talibanı üyeleri tarafından kuruldu. Kurucu kadronun beşte birinin daha önce Suriye'de savaşmış tecrübeli isimlerden oluştuğu biliniyor.</p>
<p>Ana örgüt IŞİD de Irak'taki Şii-İran etkisini kırmak isteyen Iraklı Sünniler tarafından kurulmuştu. Başlangıçta Irak El Kaidesi olarak adlandırılan grup, 2011'den itibaren bağımsızlığını ilan ederek Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) adını aldı. Örgütün birincil hedefi; Batı'ya ve Şiilere karşı verilecek bir "son savaş" ile tüm İslam coğrafyasında Şeriat'ın katı bir yorumunun geçerli olacağı ulusötesi bir halifelik kurmaktı.</p>
<h2>Taliban ve El Kaide ile olan düşmanlık</h2>
<p>IŞİD, rakibi El Kaide'den koptuğu günden bu yana bu grupla kanlı bir rekabet içinde bulunuyor. Taliban, El Kaide ile iş birliği yaptığı için IŞİD'in Horasan kolu ile de aralarında husumet söz konusu. Ekim 2024'e kadar IŞİD'in Horasan kolunun Afganistan içindeki saldırı sayısı azalsa da örgüt, özellikle Şii Hazara azınlığına karşı saldırılarını sürdürüyor. Eylül 2024'te Daykundi vilayetinde 14 etnik Hazara'yı öldürdü.</p>
<p>Afganistan'daki eylemlerin azalmasıyla birlikte strateji değiştiren örgüt; 2022/23 döneminde Pakistan'da, 2024 ilkbaharından bu yana da İran ve Rusya gibi ülkelerde büyük saldırılar düzenledi. Örgüt şu anda ana IŞİD yapılanmasından daha aktif durumda. 26 Ağustos 2021'de Kabil Havalimanı önündeki yaklaşık 150 kişinin öldüğü katliam, örgütün bölgedeki en kanlı eylemi olarak hafızalardaki yerini koruyor.</p>
<p>ANKA,DW/ETO,HS</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AOrtado%C4%9Fu::M%C4%B0T%20I%C5%9E%C4%B0D-H%27n%C4%B1n%20intihar%20eylemcisini%20T%C3%BCrkiye%27ye%20getirdi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75272404&x4=57378055&x5=M%C4%B0T%20I%C5%9E%C4%B0D-H%27n%C4%B1n%20intihar%20eylemcisini%20T%C3%BCrkiye%27ye%20getirdi&x6=0&x7=%2Ftr%2Fmit-i%C5%9Fid-h-n%C4%B1n-intihar-eylemcisini-t%C3%BCrkiye-ye-getirdi%2Fa-75272404&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251222&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AOrtado%C4%9Fu" />
Short teaser
MİT, IŞİD adına intihar eylemi yapmakla görevlendirildiği iddia edilen Mehmet Gören'i yakalayarak Türkiye’ye getirdi.
2025'i 150 baz puanlık faiz indirimi ile kapatan TCMB, yıl başından sonra enflasyonun yeniden yükselişe geçeceği ihtimaliyle 2026'ya "temkinli" girecek. Enflasyona ilişkin en önemli risk ise "erken seçim" kararı olacak.<br /><p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, beklentilere paralel olarak 150 baz puanlık faiz indirimine gitti. Böylelikle Aralık 2024-Aralık 2025 arasında politika faizi yüzde 50'den yüzde 38'e gerilemiş oldu.</p>
<p>Faiz kararı sonrasında yapılan açıklamada ise, 2026'ya ilişkin "temkinli" duruş dikkat çekti. Uzmanlara göre, 2026'da faizlerin seyrini, özellikle yılın ikinci yarısında netleşecek "erken seçim" olasılığı belirleyecek.</p>
<h2>"Enflasyonda risk devam ediyor"</h2>
<p>TCMB yılın son PPK toplantısında, politika faizinde (bir hafta vadeli repo ihale faizi) 150 baz puan indirime giderek faizi yüzde 38 seviyesine indirdi. Piyasa beklentilerine uygun miktarda gerçekleştirilen faiz indirimi ile birlikte, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 42,5'ten yüzde 41'e, gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 38'den yüzde 36,5'e çekildi.</p>
<p>Faiz kararı sonrasında yayınlanan karar metninde, kasım ayında beklentilerin çok altında gelerek yüzde 1'in altına inen aylık enflasyon hatırlatıldı ve ekim-kasım aylarında gıda fiyatlarındaki artışın beklenen düzeyin altında kaldığı tespiti yapıldı.</p>
<p>Bununla birlikte üçüncü çeyrekte ekonomik büyümenin de öngörülenden yüksek gerçekleştiğine işaret edilen açıklamada, "Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir" ifadesi kullanıldı.</p>
<h2>Piyasalar nasıl etkilendi?</h2>
<p>Merkez Bankası, 2026 yılının ilk çeyreğinde faiz indirimlerine devam edilip edilmeyeceğine ilişkin olarak ise, "Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Merkez Bankası'nın bu açıklaması, iş dünyasından gelen yoğun taleplere rağmen faiz indirimlerinin 2026'nın ilk yarısında beklenen hızda gerçekleşmeyebileceğine dair tahminleri güçlendirdi. Faiz kararı sonrasında Borsa İstanbul'da (BİST100) hafif yükselişler gözlenirken Euro kuru 50 TL'nin üzerine çıktı. Dolar kuru ise 42,6 TL seviyelerinde yatay seyretti.</p>
<h2>"Yeni yıl ile birlikte enflasyon yükselecek"</h2>
<p>Peki son bir yılda 12 puanlık faiz indirimine giden, ancak başta İstanbul olmak üzere CHP'li belediyelere yönelik 19 Mart operasyonları sonrasında yeniden faiz artırımı yapmak zorunda kalan TCMB, 2026'ya nasıl girecek?</p>
<p>DW Türkçe'ye konuşan İstanbul Kültür Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın'a göre, ekim ve kasım aylarında aylık enflasyonun beklenenden düşük gelmesi, yılın son faiz indiriminde Merkez Bankası'nın elini güçlendiren bir rol oynamış oldu.</p>
<h2>"2026’da esas risk erken seçim kararı"</h2>
<p>Ancak 2026'ya girildikten sonra, özellikle ocak ve şubat aylarında enflasyonun yeniden tırmanışa geçeceğini ifade eden Prof. Alçın, şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>
<p>"Yeni yıl ile birlikte, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların da etkisiyle enflasyonun yeniden yükselişine tanık olacağız. Bu da Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde daha temkinli olmasına neden olacaktır. Öte yandan 2026'da için esas risk, 2027 için alınacak bir erken seçim ihtimali olacak. Böylesi bir durumda, 2026'nın son çeyreğinden itibaren enflasyonla mücadele rafa kalkabilir ve bugüne kadarki kazanımlar kaybolabilir."</p>
<h2>İş dünyası: Maliyetler hala çok yüksek</h2>
<p>Merkez Bankası'nın yılın son toplantısında verdiği faiz indirimi kararı iş dünyası tarafında memnuniyetle karşılansa da, yetersiz bulundu.</p>
<p>Karar sonrası bir açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe,<strong> </strong>"Yapılan indirim oranı biz üretici ihracatçılar açısından yeterli değil. Ancak bu kararı 2026 öncesi atılmış, sembolik ama yön tayin edici bir başlangıç adımı olarak değerlendirmek istiyoruz" görüşünü dile getirdi.</p>
<p>Yüzde 38'lik politika faizinin ve bunun piyasaya yansıyan maliyetinin sanayicinin rekabet yükünü tek başına hafifletmediğini vurgulayan Gültepe, şunları söyledi:</p>
<p>"Bizim için asıl mesele, bugünkü rakamdan çok bundan sonraki yol haritası. 2026'ya girerken beklentimiz, başlayan bu sürecin kesintiye uğramadan ve ivme kazanarak daha güçlü şekilde devam etmesi. Sanayicinin önüne bakabilmesi ve rekabet gücünü koruması için, indirimlerin istikrarlı bir şekilde sürmesi ve faizlerin üretim dostu seviyelere inmesi gerekiyor."</p>
<h2>"Faizin enflasyona etkisi zayıflıyor"</h2>
<p>Peki, Merkez Bankası'nın 2026 içerisinde faizleri iş dünyasının beklentilerine uygun şekilde indirmesi olası mı?</p>
<p>DW Türkçe'ye konuşan Marbaş Menkul Değerler Başekonomisti Doç. Dr. Caner Özdurak, bu soruya, "Faiz politikasının enflasyona etkisi zayıflıyor. Ama erken seçim kararı alınırsa, iş dünyasının istediği olabilir" yanıtını veriyor.</p>
<p>Doç. Özdurak, ekonomi yönetiminin 2026 sonu için hedeflediği gibi enflasyonu yüzde 20'nin altına çekebilmenin çok zor olduğu görüşünde. Artık Merkez Bankası'nın faiz politikasının enflasyonun geriletilmesinde pek işe yaramayacağını dile getiren Özdurak, "Burada artık ekonominin kurgusunun değişmesi lazım. Sanayi politikalarının ve makro ekonomik stratejilerin değişmesi lazım. Sadece hizmet sektörü odaklı ve savunma sanayinde bazı adımlar atarak, ülke genelinde enflasyonu düşürecek büyüme sağlanacağını zannetmiyorum" diye konuşuyor. </p>
<p>Türkiye ekonomisinin giderek vasatlaşan, giderek hizmet ekonomisine yaslanan bir ekonomi haline geldiğine işaret eden Özdurak, özellikle hizmet sektöründe yaşanan kontrolsüz fiyat artışlarının enflasyonla mücadeleye darbe vurduğunu belirterek şu görüşleri dile getiriyor:</p>
<p>"Hizmet fiyatlarındaki bu sorun, enflasyonda bir yapışkanlık yaratıyor. Ayrıca konut ve eğitim harcamalarında hâlâ istenen seviyelere gelinemedi, buralarda reform yapılması gerekiyor. Ama bu etkenlere rağmen, faiz indirimlerinin temkinli de olsa devam edeceğini düşünüyorum. Ancak Ocak 2026'da beklentilerin çok üzerinde bir enflasyon gelirse, belki ocak ayında faiz indirimi pas geçilebilir. Öte yandan Enflasyonla mücadele, 2026 yılında da sadece para politikası yani faiz kararları ile yürütülmeye devam edilirse enflasyonda yüzde 20'nin altını görmenin çok mümkün olacağını düşünmüyorum."</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Merkez%20Bankas%C4%B1%202026%27ya%20%22temkinli%22%20giriyor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75116346&x4=10201&x5=Merkez%20Bankas%C4%B1%202026%27ya%20%22temkinli%22%20giriyor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fmerkez-bankas%C4%B1-2026-ya-temkinli-giriyor%2Fa-75116346&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251211&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
TCMB, yıl başından sonra enflasyonun yeniden yükselişe geçeceği ihtimaliyle 2026'ya "temkinli" girecek.
Otomotiv devi Volkswagen, önümüzdeki beş yıllık dönemde 160 milyar euro yatırım yapacağını duyurdu. Şirketin CEO'su Oliver Blume, bu yatırımlarda ağırlığın Almanya ve Avrupa'ya verileceğini bildirdi.<br /><p>Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Volkswagen'in (VW) İcra Kurulu Başkanı Oliver Blume, şirketin 2030 yılına kadar 160 milyar euro büyüklüğünde yatırım yapacağını açıkladı.</p>
<p>Kendi sektöründe Avrupa'nın lideri konumunda bulunan VW, söz konusu yatırımla en önemli pazarları olan ABD ve Çin'de karşı karşıya olduğu krizleri aşmayı amaçlıyor. Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung'a (FAS) röportaj veren Blume, hazırladıkları planda ağırlığı "Almanya ve Avrupa'ya" vereceklerini; yatırımların ürünlere, teknolojilere, üretim merkezlerine ve altyapıya yönelik olacağını ifade etti.</p>
<p>VW, beş yıllık yatırım planlarını düzenli aralıklarla yeniden belirleniyor. 2024-2028 dönemi için daha önce 180 milyar euro yatırım öngören plan, 2025-2029 dönemi için 165 milyar euro olarak güncellenmişti.</p>
<p>Oliver Blume, VW'ye bağlı Audi için ABD'de bir fabrika kurulacağına ilişkin haberlerle ilgili olarak da, bu konunun Amerikan devletinin sağlayacağı mali desteğe bağlı olduğunu ve şu ana dek böyle bir desteğin verilmediğini ifade etti.</p>
<p>Yüksek enerji maliyetleri, Çin'le rekabet, ABD'de Donald Trump yönetiminin gümrük vergileri ve Avrupa Birliği'nde içten yanmalı motorlu araç üretiminin geleceğine dair belirsizlikler nedeniyle zor bir dönemden geçen VW, geçtiğimiz aylarda on binlerce kişilik işten çıkarma ve fabrika kapatma planları açıklamıştı.</p>
<p>Reuters / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Volkswagen%27den%20160%20milyar%20euroluk%20yat%C4%B1r%C4%B1m%20karar%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=75046562&x4=10201&x5=Volkswagen%27den%20160%20milyar%20euroluk%20yat%C4%B1r%C4%B1m%20karar%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvolkswagen-den-160-milyar-euroluk-yat%C4%B1r%C4%B1m-karar%C4%B1%2Fa-75046562&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251206&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Otomotiv devi Volkswagen, önümüzdeki beş yıllık dönemde 160 milyar euro yatırım yapacağını duyurdu.
Trump'tan Epstein açıklaması: Saklayacak bir şeyimiz yok
Short title
Trump'tan Epstein açıklaması: Saklayacak bir şeyimiz yok
Teaser
ABD Başkanı Donald Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin Epstein belgelerininin yayımlanması yönünde oy kullanmasını istedi. Trump, "Saklayacak bir şeyimiz yok" ifadesini kullandı.<br /><p>ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerden Kongre'de Jeffrey Epstein belgelerinin açıklanması yönünde oy kullanmalarını istedi. Trump daha önce bu belgelerin yayımlanmasına karşı çıkıyordu. ABD Başkanı'nın bu tutumu, kendi partisi içinde de görüş ayrılıklarına neden olmuştu.</p>
<p>Sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social'dan Pazar gecesi yaptığı paylaşımda Trump, "Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler Epstein dosyalarının açıklanması yönünde oy kullanmalı, çünkü bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok" diye yazdı.</p>
<p>Paylaşımında "'Radikal solcu delilerin' uydurduğu Demokratların cadı avından kurtulmanın zamanının geldiğini" belirten Trump, Demokratların "Hükümet Kapanması (shutdown) konusunda kazanılan son zafer de dahil" Cumhuriyetçilerin büyük başarısını gölgeleme" çabasında olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Trump yıllar önce birlikte fotoğraflandığı cinsel istismar hükümlüsü Epstein ile mahkumiyetinden önce aralarının bozulduğunu öne sürüyor.</p>
<p>Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi, geçen hafta Epstein'ın varlığından kalan 20 bin sayfayı aşkın yeni belgeyi kamuoyuyla paylaşmıştı. Bunlar arasında Trump’ın adının geçtiği çok sayıda belgenin de bulunduğu belirtilmiş ve cinsel saldırı hükümlüsü ile ABD Başkanının bağlantısı kamuoyunda yeniden yoğun biçimde tartışılmaya başlanmıştı.</p>
<p>Demokratlar Trump'a atıfta bulunan üç e-postayı yayımlamış, bunlardan birinde Epstein'ın 2011'de ortağı ve kız arkadaşı Ghislaine Maxwell'e gönderdiği bir e-postada Trump'ın bir cinsel istismar mağduru ile Epstein'ın evinde "saatler geçirdiğini" yazdığı görülmüş ve 2019'da gönderilen bir diğer e-postada kullandığı "Trump'ın kızları bildiğine" yönelik ifade dikkat çekmişti.</p>
<h2>Clinton'ı soruşturun talimatı</h2>
<p>Epstein dosyasını "Demokratların bir karalama kampanyası" ve "Rusya'nın komplosu" olarak nitelendiren Trump, Adalet Bakanlığı'na aralarında eski Başkan Bill Clinton'ın da bulunduğu bazı ünlü Demokratların Epstein'la bağlantılarının soruşturulmasını talep etmişti. Adalet Bakanı Pam Bondi, Trump'ın talebinin yerine getirileceğini teyit etmişti.</p>
<p>Çok sayıda çocuğa yıllar boyunca cinsel istismarda bulunmak, bazılarını da arkadaşlarına ve iş ortaklarına göndermekle suçlanan iş insanı Epstein, 2019'da New York'ta tutuklu bulunduğu cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Eski yatırım bankacısına yönelik skandal, ilk patlak verdiğinde ABD'nin elit çevrelerini derinden sarsmıştı.</p>
<p>DW,Reuters/SÖ,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Trump%27tan%20Epstein%20a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1%3A%20Saklayacak%20bir%20%C5%9Feyimiz%20yok&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=74772044&x4=57554982&x5=Trump%27tan%20Epstein%20a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1%3A%20Saklayacak%20bir%20%C5%9Feyimiz%20yok&x6=0&x7=%2Ftr%2Ftrump-tan-epstein-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1-saklayacak-bir-%C5%9Feyimiz-yok%2Fa-74772044&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251117&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin Epstein belgelerininin yayımlanması yönünde oy kullanmasını istedi.
Venezuela-ABD gerilimi: Washington F-35 filosu gönderiyor
Short title
Venezuela-ABD gerilimi: Washington F-35 filosu gönderiyor
Teaser
Venezuela ile ABD arasında tansiyon yükselmeye devam ederken Washington'un 10 adet F-35'i Porto Riko'ya göndereceği bildirildi.<br /><p>Donald Trump yönetiminin 10 adet F-35 tipi savaş uçağını Karayipler'deki ABD toprağı Porto Riko'da bir hava üssüne konuşlandıracağı bildirildi. Konuya yakın kaynakların Cuma günü Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Trump'ın bu adımı, uyuşturucu çetelerine karşı mücadele çerçevesinde attığı kaydedildi.</p>
<p>Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu uyuşturucu çetesi lideri olmakla itham eden Trump'ın talimatı üzerine, bölgeye daha önce çok sayıda savaş gemisi de gönderilmişti. </p>
<h2>İki ülke arasındaki gerilim tırmanıyor</h2>
<p>Amerikan güçleri Salı günü Karayipler'de, Trump'ın suç örgütü Tren de Aragua'ya ait olduğunu söylediği bir uyuşturucu teknesini imha etmiş, olayda 11 kişi hayatını kaybetmişti. Trump, bu örgütün Venezuela lideri Maduro'ya bağlı olduğunu öne sürüyor.</p>
<p>ABD Savunma Bakanlığı Pentagon ise, Perşembe günü Venezuela'ya ait iki askeri uçağın uluslararası sularda bir Amerikan donanma gemisinin yakınlarından geçtiğini açıklamış ve bunu "son derece kışkırtıcı bir hamle" olarak nitelendirmişti.</p>
<h2>Maduro: Silahlı mücadeleye hazırız</h2>
<p>İki ülke arasındaki gerilim yükselirken Washington tarafından başkanlığı meşru görülmeyen Maduro, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasını "Kıtamızın son yüz yılda gördüğü en büyük tehdit" sözleriyle değerlendirdi.</p>
<p>Ülkesinin "ulusal toprakların savunması için silahlı mücadeleye hazır olduğunu" belirten Maduro, yaklaşık 340 bin kişilik orduyu ve sayılarının sekiz milyonu aştığını iddia ettiği yedek birlikleri seferber etti. Maduro ülkesine saldırı olması halinde Venezuela'nın "derhal silahlı mücadele sürecine gireceğini" dile getirdi.</p>
<p>Maduro, daha önce Venezuela kıyılarının yüzlerce kilometre açığında yer alan Porto Riko'yu işgal etme tehdidinde bulunmuş, bunun üzerine ada valisi Jenniffer Gonzalez-Colon, X hesabından yayımladığı bir mektupta Trump'a seslenerek, Maduro gibi "katil diktatörlere" net bir mesaj göndermesini talep etmişti.</p>
<p>Yaklaşık üç milyon nüfuslu Porto Riko, ABD toprağı olmasına karşın eyalet statüsüne sahip değil.</p>
<p>AFP / SÖ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Venezuela-ABD%20gerilimi%3A%20Washington%20F-35%20filosu%20g%C3%B6nderiyor%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73900585&x4=10201&x5=Venezuela-ABD%20gerilimi%3A%20Washington%20F-35%20filosu%20g%C3%B6nderiyor%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvenezuela-abd-gerilimi-washington-f-35-filosu-g%C3%B6nderiyor%2Fa-73900585&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250905&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Venezuela ile gerilim yaşayan Washington, Porto Riko'ya F-35 filosu gönderiyor.
Hepatit, karaciğeri hedef alıp karaciğer sirozuna veya kanserine yol açabilir. Ancak her Hepatit virüsü aynı değil. Peki türleri neler?<br /><p>2020 Nobel Ödülü sahibi üç bilim insanı Harvey J. Alter (ABD), Michael Houghton (Birleşik Krallık) ve Charles M. Rice (ABD) sayesinde Hepatit C artık tedavi edilebiliyor. Peki Hepatit C tam olarak nedir ve diğer hepatit türlerinden nasıl ayrılıyor? Hepatit virüsünün hangi türlerinden aşı ile korunmak mümkün?</p>
<p>28 Temmuz Dünya Hepatitle Mücadele Günü vesilesiyle Hepatit türlerine ilişkin bilinenleri derledik.</p>
<h2>Hepatit A</h2>
<p>Hepatit A, Hepatit A virüsü tarafından tetiklenen bir hastalık. Bu hastalık karaciğer iltihabına yol açar, ancak kronik değildir. Bu virüsle görülen enfeksiyon genellikle tedavi olmaksızın sorunsuz bir şekilde iyileşir. Kirli su, kontamine olmuş gıdalar veya kişiler arasında fekal (dışkı) - oral temas başlıca bulaşma yoludur.</p>
<p>Dünya çapında yaygın bir virüs türüdür. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre, her yıl dünya çapında yaklaşık 100 milyon insan enfekte olmakla beraber bunların sadece yaklaşık 1,5 milyonu semptom geliştirmektedir. Özellikle hijyenik koşulları kötü olan gelişmekte olan ülkelerde rastlanmakta olup genellikle tatilciler bu virüsü seyahat ettikleri ülkeden getirir ve bu sebepten "seyahat hepatiti" olarak da nitelenir. İyi haber ise Hepatit A'ya karşı aşı yaptırarak korunmak mümkün.</p>
<h2>Hepatit B</h2>
<p>Hepatit B, hayati tehlikeye yol açabilen aynı adlı virüsün neden olduğu bir hastalıktır. Bu türe karşı da aşı mevcut olup korunmak mümkündür. Hepatit B'nin son yıllarda dünya çapında hızla yayılması nedeniyle DSÖ 2017'de tüm ülkeleri yeni doğan bebeklerin rutin olarak aşılanması için çağrı yaptı.</p>
<p>DSÖ'ye göre, dünya çapında 254 milyon kişi kronik Hepatit B enfeksiyonu ile yaşıyor. Bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 820 bin hasta da hayatını kaybediyor.</p>
<p>Hepatit B, enfekte bir kişinin kanı veya vücut sıvıları yoluyla başka bir kişiye bulaşır. Hastalık kronik karaciğer iltihabına ve bunun sonucunda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine yol açabilir.</p>
<h2>Hepatit C</h2>
<p>Hepatit C hastalığı, hafiften akuta, hatta kronik bir forma kadar değişir ve aynı zamanda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine de yol açabilir. Birçok kişi Hepatit C virüsünün farkında olmadan taşıyıcısı da olabilir. Bulaşma yoluysa genelde kan yoluyla olur.</p>
<p>Virüs 1988'de keşfedildiğinde başlangıçta "Non-A-Non-B-virüsü" olarak adlandırıldı. Daha önce bilinmediği için tespiti için kan testi yapılmıyordu ve bu yüzden o dönem birçok kişi kan nakli yoluyla enfekte oldu. Bulaşma yollarından bir diğeri de örneğin uyuşturucu bağımlılarında, aynı enjeksiyon iğnelerinin kullanılmasıydı.</p>
<p>DSÖ verilerine göre, dünya çapında 50 milyon insan Hepatit C virüsü ile enfekte oldu ve her yıl 240 bin kişi de Hepatit C ve buna bağlı hastalıklardan hayatını kaybediyor.</p>
<p>Şu ana kadar buna karşı bir aşı bulunmuş değil, ancak son yıllarda vücutta virüsün yol açtığı sorunları uzun vadede azaltmayı başaran antiviral ilaç kokteylleri tedavilerinde önemli başarılar kaydedildi. Öte yandan maalesef bu tedaviler hala oldukça pahalı.</p>
<h2>Hepatit D</h2>
<p>Hepatit D'ye sadece Hepatit B ile enfekte olanlar yakalanabilir. Çünkü Hepatit D virüsü, Hepatit B'nin yüzey proteini yardımıyla çoğalır. Özetle Hepatit B'ye karşı aşı olanlar, aynı zamanda D'ye karşı da korunmuş olurlar.</p>
<h2>Hepatit E</h2>
<p>Hepatit E özellikle Güneydoğu Asya'da görülüyor ve genellikle de muson döneminde meydana gelen seller sırasında yayılıyor. Hepatit E, su yoluyla ama aynı zamanda hayvanlar aracılığıyla da bulaşan bir enfeksiyon. Çin Halk Cumhuriyeti, 2012'de Hepatit E'den korunmaya yönelik bir aşıya onay verdi.</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::A%27dan%20E%27ye%20Hepatit%20vir%C3%BCs%C3%BCne%20dair%20neler%20biliniyor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73414012&x4=10201&x5=A%27dan%20E%27ye%20Hepatit%20vir%C3%BCs%C3%BCne%20dair%20neler%20biliniyor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fa-dan-e-ye-hepatit-vir%C3%BCs%C3%BCne-dair-neler-biliniyor%2Fa-73414012&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250727&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Hepatit virüsü karaciğeri hedef alıp karaciğer sirozu veya kanserine yol açabiliyor. Bu virüs hakkında neler biliniyor?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut hayatını kaybetti
Short title
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut hayatını kaybetti
Teaser
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Yiğit Bulut'un geçirdiği hastalık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.<br /><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Yiğit Bulut'un geçirdiği hastalık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>
<p>AKP İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanı Başdanışmanımız, Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi, gazeteci-yazar ve ekonomist kıymetli dostum Yiğit Bulut, geçirdiği elim bir hastalığın ardından bu sabah Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türk basınında daha önce Yiğit Bulut'a geçen aylarda kanser teşhisi konulduğu yönünde haberler yayınlanmıştı. Bulut'un İstanbul'da özel bir hastanede tedavi altına alındığı belirtilmişti.</p>
<h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başsağlığı mesajı</h2>
<p>Yiğit Bulut'un ölümünün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da X hesabından taziye mesajı yayınladı. Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarımızdan, Ekonomi Politikaları Kurulu üyemiz, değerli mesai arkadaşım Yiğit Bulut’un vefat ettiğini derin bir teessürle öğrendim. Yiğit Bey’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. </p>
<h2>Yiğit Bulut kimdir?</h2>
<p>Türkiye'de medyada çeşitli görevler alan 1972 doğumlu Yiğit Bulut, 30 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirilmişti. 9 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyeliğine atanan Bulut, Galatasaray Lisesi ve Bilkent Üniversitesi bankacılık ve finans bölümü mezun olmuş ve Sorbonne Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmıştı.</p>
<p>DW/BÖ,TY</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20Ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1%20Yi%C4%9Fit%20Bulut%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73236965&x4=57554982&x5=Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20Ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1%20Yi%C4%9Fit%20Bulut%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&x6=0&x7=%2Ftr%2Fcumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1-yi%C4%9Fit-bulut-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti%2Fa-73236965&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250711&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Yiğit Buut hayatını kaybetti.
Hameney'den ateşkes sonrası ilk açıklama: Zafer kazandık
Short title
Hameney'den ateşkes sonrası ilk açıklama: Zafer kazandık
Teaser
İran'ın ruhani lideri Hameney, ülkesinin İsrail'e karşı zafer kazandığını, Amerikan saldırılarının İran'daki nükleer tesislere önemli bir zarar vermediğini söyledi. Moskova ve Berlin'den ise Tahran'a UAEA çağrısı geldi.<br /><p>İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hameney, İsrail'le ateşkes sağlandığından bu yana ilk kez kameralar önüne geçti. Hameney, İran devlet televizyonundan yayımlanan görüntülü mesajında Tahran'ın İsrail'e karşı zafer kazandığını öne sürerek ülkesinin "Amerika'nın yüzüne bir tokat indirdiğini" söyledi.</p>
<p>86 yaşındaki Hamaney, Washington'ın savaşa yalnızca "aksi durumda Siyonist rejimin yok olacağını hissettiği için" müdahil olduğunu iddia etti. İranlı lider, diğer yandan ABD'nin savaştan hiçbir kazanımı olmadığını ve ABD'nin saldırılarının İran'ın nükleer tesislerine "belirgin bir zarar vermediğini" savundu.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer kapasitesinin tamamen yok edildiğine ilişkin sözlerine atıfla Hameney, "Amerikan başkanı olayları inanılmaz biçimde abarttı ve daha sonra ortaya çıktı ki bu mübalağaya ihtiyacı da varmış" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hameney diğer yandan Trump'ın, Katar'daki Amerikan üssüne yönelik İran misillemesini "küçümseyerek hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştığını" öne sürdü. İran'ın ruhani lideri, ülkesinin bölgedeki ABD üslerine erişimi olduğunu belirterek, Washington'ın İran'a tekrar saldırması halinde bedelini ağır biçimde ödeyeceği tehdidinde bulundu.</p>
<h2>Moskova ve Berlin'den Tahran'a UAEA çağrısı</h2>
<p>Diğer yandan İran'ın müttefiki Rusya'dan Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'yla (UAEA) iş birliğini askıya alma kararına itiraz geldi.</p>
<p>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran'ın bu adımını eleştirerek, "İran'ın nükleer silah geliştirmediği ve geliştirmeyeceği yönünde defaatle dile getirdiği açıklamalarına herkesin saygı göstermesi adına İran ile UAEA arasındaki iş birliğinin sürmesinden yanayız" diye konuştu.</p>
<p>İş birliğinin devamına yönelik bir açıklama da Berlin'den geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran'a, kurumla iş birliğine devam etmesi çağrısında bulunarak, "Tahran yönetimi İran'ın nükleer silah peşinde olmadığını açık, net ve şeffaf bir şekilde ifade etmelidir" diye konuştu.</p>
<p>İran parlamentosunun kararının "tamamen yanlış bir sinyal" olduğunu savunan Bakan, "İran hükümetine bu yolu seçmemesi çağrısında bulunuyorum" dedi.</p>
<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, "İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları en hafif şekilde bile kınamayı reddeden UAEA'nın uluslararası inanırlığını açık artırmaya çıkardığını" belirterek İran Atom Enerjisi Kurumu'nun UAEA ile iş birliğini, ülkedeki nükleer tesislerin güvenliği garanti edilene dek askıya aldığını duyurmuştu.</p>
<p>Tasarının yürürlüğe girmesi için İran Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Hamaney başkanlığındaki Ulusal Güvenlik Konseyi'nin onayı gerekiyor.</p>
<p>dpa,AFP,AP / SÖ,MUK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?<br />
</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Hameney%27den%20ate%C5%9Fkes%20sonras%C4%B1%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%3A%20Zafer%20kazand%C4%B1k&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73050096&x4=57554982&x5=Hameney%27den%20ate%C5%9Fkes%20sonras%C4%B1%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%3A%20Zafer%20kazand%C4%B1k&x6=0&x7=%2Ftr%2Fhameney-den-ate%C5%9Fkes-sonras%C4%B1-ilk-a%C3%A7%C4%B1klama-zafer-kazand%C4%B1k%2Fa-73050096&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250626&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
İran'ın ruhani lideri Hameney ülkesinin İsrail'e karşı zafer kazandığını, Amerikan saldırılarının İran'daki nükleer tesi
AİHM, Fransa'yı polis tarafından ırksal profillemeye maruz kaldığını iddia eden davacıya tazminat ödemeye mahkum etti.<br /><p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fransa'yı, polisin ırksal fişleme yaptığını öne süren bir Fransız vatandaşının haklarını koruyamadığı gerekçesiyle mahkum etti.</p>
<p>Mahkeme, Perşembe günü aldığı kararla, Kerim Touil'in ülkenin doğusundaki Besancon'da, 10 gün içinde üç kez polis tarafından durdurulmasına hükümetin "tarafsız ve mantıklı bir gerekçelendirme" sunamadığına hükmetti.</p>
<p>AİHM, polis memurlarının kamu düzenine ve güvenliğine tehdit oluşturan bir durumla karşıya karşıya olup olmadıklarına ilişkin oldukça hızlı biçimde ve kimi zaman net iç talimatlar olmaksızın karar vermek zorunda kaldıklarının bilincinde olduğunu kaydetti. Diğer yandan 2011 yılında gerçekleşen Touil vakasında Fransız hükümetinin çürütemediği "ayrımcı muamele" ihtimalinin tespit edildiğini ifade eden mahkeme, Fransa'nın davacıya 3 bin euro tazminat ödemesine hükmetti.</p>
<p>Mahkeme, davaya dahil olan diğer beş Fransız başvuru sahibinin durumlarında ise ayrımcılık tespit edemedi.</p>
<h2>İstismara açık kimlik kontrolleri</h2>
<p>İnsan Hakları İzleme örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü geçen yıl ırksal fişlemenin Fransa çapında yaygın bir uygulama olduğunu ve polisin uygulamalarında yerleşik olarak görüldüğünü kaydetmişti.</p>
<p>HRW, siyah ya da Arap olarak algılanan genç erkeklerin ve yaşları 10 yaşa kadar düşebilen çocukların sık sık istismar edici ve yasa dışı kimlik kontrollerine maruz kaldığına dikkat çekti. Hak örgütleri, konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi'ne şikayette bulunduklarını bildirdi.</p>
<p>Fransa'nın kamu denetçiliği kurumu da 2017 yılında, bu gruptan bir gencin, genel nüfusa kıyasla kimlik kontrolüne tabi tutulma olasılığının 20 kat daha fazla olduğunu açıklamıştı.</p>
<p>AFP/SÖ,BK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::A%C4%B0HM%27den%20Fransa%27ya%20%C4%B1rksal%20fi%C5%9Fleme%20cezas%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73048033&x4=57554982&x5=A%C4%B0HM%27den%20Fransa%27ya%20%C4%B1rksal%20fi%C5%9Fleme%20cezas%C4%B1&x6=0&x7=%2Ftr%2Faihm-den-fransa-ya-%C4%B1rksal-fi%C5%9Fleme-cezas%C4%B1%2Fa-73048033&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250626&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
AİHM, Fransa'yı polis tarafından ırksal profillemeye maruz kaldığını iddia eden davacıya tazminat ödemeye mahkum etti.
Muharrem İnce yeniden CHP'de: Ya hep beraber ya hiçbirimiz
Short title
Muharrem İnce yeniden CHP'de: Ya hep beraber ya hiçbirimiz
Teaser
Muharrem İnce, 2021'de istifa ettiği eski partisi CHP'ye döndü. Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, İnce'nin dönüşünden duyduğu memnuniyeti kaleme aldığı mektupla ifade etti.<br /><p>Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, yaklaşık dört buçuk yıllık aranın ardından eski partisi CHP'ye döndü.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında, "Normalde Muharrem İnce'ye rozet takmam lazım. Ama dedim ki ben Muharrem İnce'ye rozet takamam çünkü onun rozeti alnına takılı zaten doğduğundan beri" ifadeleriyle kürsüyü İnce'ye bıraktı. </p>
<p>Alkışlar eşliğinde sözlerine başlayan İnce, yaptığı konuşmada, "Ben bugün buraya bir kibirle, bir pişmanlıkla gelmedim. Ben bugün buraya kişisel bir hesapla da gelmedim. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in samimi, içten bir davetiyle geldim" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Ayrılıklar bazen kırgınlıktan olur bazen de umudu başka yollarla aramakla olur. Benim bugün buraya gelişim bir geri dönüş değildir. Benim bugün buraya gelişim, bir kucaklaşmadır, hasret gidermedir" diyen İnce'nin sözleri salondan büyük alkış aldı.</p>
<p>İnce konuşmasını, "Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!" sözleriyle bitirdi.</p>
<h2>İmamoğlu'ndan İnce'ye mektup: Aramıza hoş geldiniz</h2>
<p>2021'de CHP'den istifa eden İnce, partiye dönüşünü sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanıEkrem İmamoğlu'nun imzasını taşıyan mektupla duyurmuştu. </p>
<p>İnce'nin "Birleşe birleşe kazanacağız" notuyla paylaştığı mektupta İmamoğlu'nun şu ifadeleri yer aldı: "Aramıza hoş geldiniz Sevgili Muharrem İnce Başkanım. Beni, ailemi ve arkadaşlarımı büyük siyasi operasyonun, hukuksuzlukların, acımasız kuşatmalarla yürütülen düşman hukuku uygulamalarının her anında yalnız bırakmadın ve güç verdin. Tarihimizi en kritik kavşaklarından birinde, Genel Başkanım Sayın Özgür Özel'in güçlü davetiyle tekrar baba ocağına; CHP'ye dönüş kararınızı çok kıymetli ve önemli buluyorum."</p>
<h2>"İç cephe tahkimi amasız, fakatsız olmalıdır"</h2>
<p>Silivri'de tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının el yazısıyla gönderdiği mesajda, "Ne mutlu ki hiçbir makam ve mevki beklemeksizin attığınız bu adımın bir ve birlikte müreffeh Türkiye mücadelemiz için heyecan verici olduğunu belirtmek isterim. Türkiyemiz için ulusal ve uluslararası çok zor mücadelemizin güçlü, kararlı ve azimle yürütülmesi şarttır" ifadeleri yer aldı.</p>
<p>İBB başkanı, "Bu tarihi dönemde CHP iç cephe tahkimi amasız, fakatsız olmalıdır. Muhalefet iç cephe tahkimi milli menfaat ve prensiplere karşı, demokrasiyle, hukuka aykırı ne varsa birlikte tepki vermek, karşı durmakla olmalıdır. Milletimiz, devletimiz adına iç cephe tahkimi dışlamadan, düşmanlaştırmadan, bireysel ve siyasi menfaat gözetmeden istikballe istiklalimiz için bir ve birlikte olmalıdır" diye yazdı.<br />
</p>
<h2>Özgür Özel Muharrem İnce'yi davet etmişti</h2>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 18 Haziran günü Memleket Partisi Genel Merkezi'nde ziyaret ettiği İnce'yi CHP'ye davet etmişti. Özel, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Memleket Partisi'ni "CHP'ye en yakın parti" olarak tanımlayarak, "Sayın Muharrem İnce'yi ve Memleket Partisi'ndeki arkadaşlarımızı baba evine davet noktasında bir iki cümle de kurdum. Tabii ki bundan sonraki aşama kendi takdirleri olacak" ifadesini kullanmıştı.</p>
<p>İnce de bu davet üzerine, en kısa sürede partisinin yetkili kurullarını toplayacağını açıklamıştı.</p>
<p>ANKA,DW/SÖ,JD</p>
<p>DW Türkçe'ye nasıl engelsiz erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Muharrem%20%C4%B0nce%20yeniden%20CHP%27de%3A%20Ya%20hep%20beraber%20ya%20hi%C3%A7birimiz&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73021748&x4=57554982&x5=Muharrem%20%C4%B0nce%20yeniden%20CHP%27de%3A%20Ya%20hep%20beraber%20ya%20hi%C3%A7birimiz&x6=0&x7=%2Ftr%2Fmuharrem-ince-yeniden-chp-de-ya-hep-beraber-ya-hi%C3%A7birimiz%2Fa-73021748&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250624&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Muharrem İnce, 2021'de istifa ettiği eski partisi CHP'ye döndü.
Almanya'da aşırı sağcı dergiye mahkemeden yeşil ışık
Short title
Almanya'da aşırı sağcı dergiye mahkemeden yeşil ışık
Teaser
Almanya'da mahkeme, geçen yıl İçişleri Bakanlığı'nca yasaklanan aşırı sağcı Compact dergisinin yayınlarına devam edebileceğine hükmetti. Derginin genel yayın yönetmeni, kararın "AfD'ye de yarayacağını" savundu.<br /><p>Almanya'da aşırı sağcı Compact dergisi yayınlarına devam edebilecek. Leipzig'deki Federal İdare Mahkemesi, derginin yayın hayatına ilişkin esas davada nihai kararını verdi. Mahkeme, dönemin İçişleri Bakanı Nancy Faeser'in 2024'te aldığı yasaklama kararını kaldırdı.</p>
<p>Mahkeme Başkanı Yargıç Ingo Kraft kararı, "Anayasa, anayasa düşmanlarının ifade ve basın özgürlüğünü dahi garanti altına almaktadır" ifadeleriyle gerekçelendirdi. Mahkeme, dergide çok sayıda polemik içeren ve sert ifadeler bulunduğunu teslim etmekle birlikte bunların anayasa düşmanlığı sınırını aşmadığına hükmetti.</p>
<p>Dönemin İçişleri Bakanı Faeser, "aşırı sağcı çevrenin merkezi sözcüsü" olarak nitelendirdiği dergiyi yasaklamıştı. Bakanlık, Compact Magazin GmbH'nın, uzun süredir Anayasayı Koruma Dairesi'nin merceğinde olduğunu ve şirketin 2021 sonunda kesin olarak aşırı sağcı bir oluşum olarak sınıflandırılarak izlenmeye başlandığını kaydetmişti.</p>
<p>Leipzig'de alınan kararla ise federal yargıçlar 2024 Ağustos'undaki acil yargı sürecinde verdikleri kararı teyit etmiş oldu. O dönemde, mahkeme dergiye yönelik yayın yasağını geçici olarak askıya almış, derginin "şimdilik" yayımlanmaya devam etmesine izin vermişti.</p>
<h2>Genel yayın yönetmeninden AfD vurgusu</h2>
<p>Compact Genel Yayın Yönetmeni Jürgen Elsaesser, mahkemenin nihai kararını "çifte başarı" olarak nitelendirerek aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin de bu başarıdan yararlanacağını savundu.</p>
<p>Compact'ı yasaklamanın mümkün olmamasının AfD'nin de yasaklanamayacağı anlamına geldiğini söyleyen Elsaesser, "Biz muhalefetin en güçlü sesiyiz. Bizden daha fazla haber alacaksınız" diye konuştu.</p>
<p>2010 yılında kurulan ve merkezi daha önce Brandenburg eyaletindeki Falkensee kentinde olan Compact Magazin GmbH'nın merkezi halihazırda Saksonya-Anhalt'daki Stössen'de bulunuyor. Mahkeme kayıtlarına göre Compact dergisinin tirajı 40 bin civarında; çevrim içi yayın yapan televizyon kanalı ise 460 bine kadar tıklanma alabiliyor.</p>
<p>Dpa/SÖ,TY</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Almanya%27da%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20dergiye%20mahkemeden%20ye%C5%9Fil%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73020293&x4=57554982&x5=Almanya%27da%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20dergiye%20mahkemeden%20ye%C5%9Fil%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k&x6=0&x7=%2Ftr%2Falmanya-da-a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1-sa%C4%9Fc%C4%B1-dergiye-mahkemeden-ye%C5%9Fil-%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%2Fa-73020293&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250624&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Almanya'da mahkeme geçen yıl İçişleri Bakanlığı'nca yasaklanan aşırı sağcı Compact dergisinin yayınlarına devam edebilec
İsrail, İran'da Cuma günü başlattığı saldırıların hedefini genişletiyor. Peki, iki ülke arasındaki en ağır saldırı sürecinde şimdiye kadar neler yaşandı? İsrail, kimleri ve hangi kritik altyapıları hedef aldı?<br /><p>İsrail geçen Cuma gecesi İran'ın stratejik açıdan kritik noktalarını hedef aldığı geniş çaplı bir saldırı başlattı. Netanyahu hükümeti, bu operasyona gerekçe olarak Tahran'ın nükleer programını gösteriyor. İran ise bunu savaş ilanı olarak nitelendirerek İsrail'e yönelik misilleme saldırıları başlattı.</p>
<p>Böylece iki ülke arasında şimdiye dek görülen en ağır karşılıklı saldırı süreci başlamış oldu.</p>
<p>Peki, şimdiye kadar İsrail hangi kritik noktaları hedef aldı ve neler yaşandı?</p>
<h2>Nükleer tesisler bombalandı</h2>
<p>İsrail Cuma gününde bu yana İran'da çok sayıda nükleer tesisi vurdu. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na göre Tahran, Natanz ve Fordo'da yer üstü uranyum zenginleştirme tesislerine yapılan saldırıların yanı sıra İsfahan'daki uranyum dönüştürme tesisinde de hasar oluştuğunu bildirdi.</p>
<p>Uydu görüntülerini analiz eden Uluslararası Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü, Natanz'daki tesisin yer üstü enerji altyapısında geniş çaplı hasar meydana geldiğini bildirdi. Enstitü, elektrik kesintisinin uranyum zenginleştirme için kullanılan santrifüjlerin bulunduğu yer altı bölümünde de ciddi hasara yol açabileceğine dikkat çekerek bu durumun tesisin "en azından şimdilik"<strong> </strong>devre dışı kalmasına neden olmuş olabileceğini kaydetti.</p>
<p>Uranyum zenginleştirme yıllardır İran'la yaşanan nükleer ihtilafın merkezinde yer alıyor. Zenginleştirilmiş uranyum sivil amaçlarla kullanılabildiği gibi, atom bombası yapımında da kullanılabiliyor. Belirleyici olan ise bölünebilir izotop U2352'nin zenginleştirme oranı.</p>
<h2>Tahran'da bir gecede 80 hedef vuruldu</h2>
<p>İsrail ordusu, onlarca roketatar ve hava savunma mevzisine yönelik saldırılarla İran'ın batısında Tahran'a kadar olan bölgedeki hava savunmasını etkisiz hale getirdiğini ve böylece tam bir "hareket serbestisi"<strong> </strong>elde ettiiğini bildirdi. Yalnızca Cumartesiyi Pazara bağlayan gece İsrail, Tahran'da 80'den fazla hedefi vurduğunu kaydetti.</p>
<p>Pazar günü, İsrail ordusu mühimmat üretim tesislerinin yakınlarında yaşayan sivillere güvenli yerlere gitmeleri çağrısında bulunurken İranlı yetkililer halka yönelik olarak cami, metro istasyonları ve okulların sığınak olarak kullanılmak üzere açılacağını duyurdu.</p>
<h2>Öldürülen İranlı ordu mensupları ve bilim insanları</h2>
<p>İsrail saldırılarında şu ana kadar çok sayıda üst düzey İranlı ordu mensubu öldürüldü. Ölenler arasında İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, Askeri İstihbarat Başkan Yardımcısı Gulamreza Mehrabi, Askeri Operasyonlar Başkan Yardımcısı Mehdi Rabbani'nin de bulunduğu açıklandı. İsrail, Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri'nin neredeyse tüm komuta kadrosunun öldürüldüğünü duyurdu.</p>
<p>Saldırılarda dokuz İranlı nükleer bilim insanı da hayatını kaybetti.</p>
<h2>İsrail hedeflerini genişletiyor</h2>
<p>İsrail, İran'daki saldırı hedeflerini de genişletiyor. Pazar günü Tahran'da iki yakıt deposu vurulurken başkentin kuzeybatısındaki bir yakıt deposunda yangın çıktığı bildirildi.</p>
<p>Taraflar ayrıca Tahran'daki savunma bakanlığı binasının da hedef alındığını teyit etti. İsrail, askeri nükleer program SPND'nin karargahını ve nükleer araştırmalarla ilgili belgelerin bulunduğu bir arşivi de hedef aldığını bildirdi.</p>
<h2>Savaşın bilançosu</h2>
<p>İran'n Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir İrevani, Cuma günü yaptığı açıklamada İsrail'in saldırılarında 78 kişinin hayatını kaybettiğini, 320 kişinin de yaralandığını bildirmişti. Bu açıklamadan bu yana İran tarafından güncel bir resmi bilanço açıklanmadı.</p>
<p>İsrail'de ise kurtarma ekiplerinin verdiği bilgilere göre Cuma gününden bu yana en az 13 kişi İran saldırılarında hayatını kaybetti, yaklaşık 380 kişi de yaralandı. Pazar günü Bat Yam kentinde çöken bir binanın enkazı altında kalan yedi kişinin de kayıp olduğu belirtildi.</p>
<p>AFP / SÖ,ET</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0srail-%C4%B0ran%20sava%C5%9F%C4%B1%3A%20%C5%9Eimdiye%20kadar%20neler%20ya%C5%9Fand%C4%B1%3F%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72917748&x4=10201&x5=%C4%B0srail-%C4%B0ran%20sava%C5%9F%C4%B1%3A%20%C5%9Eimdiye%20kadar%20neler%20ya%C5%9Fand%C4%B1%3F%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fisrail-iran-sava%C5%9F%C4%B1-%C5%9Fimdiye-kadar-neler-ya%C5%9Fand%C4%B1%2Fa-72917748&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250615&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İsrail ile İran arasındaki en ağır saldırı sürecinde şimdiye kadar neler yaşandı?
Dünyanın su rezervlerinin yüzde 70'ini oluşturan buzullar hızla eriyor. Bu erime su krizleri, sel felaketleri, enerji kesintileri ve kültürel geleneklerin kaybına yol açıyor.
Short teaser
Buzullar hızla eriyor, su kaynakları azalıyor, seller artıyor. Kültürel değerler tehdit altında.
Gazze'deki savaş 18'inci ayını geride bırakırken, Almanya ve ABD başta olmak üzere İsrail'in en yakın müttefiklerinden gelen eleştiriler sertleşiyor.<br /><p>Gazze'de 18 ayı aşkın süredir sürmekte olan savaşta, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya yönelik uluslararası desteğin giderek zayıflıyor. Başta Almanya ve ABD olmak üzere, uzun süredir İsrail'e güçlü destek veren ülkelerde bile siyasi söylemler değişmeye başladı.</p>
<h2>Almanya'dan gelen eleştiriler</h2>
<p>Tarihi nedeniyle İsrail'i ilgilendiren konularda izlediği politikalarda son derece temkinli olan Almanya'da, görevi Mayıs ayı başında devralan Başbakan Friedrich Merz'in İsrail'e getirdiği eleştiriler, Berlin'in İsrail'e yönelik yaklaşımında bir dönüşüme işaret ediyor.</p>
<p>Birkaç gün önce Berlin'de düzenlenen "re:publica" konferansında konuşan Merz, İsrail'in Gazze stratejisine sert eleştiriler yöneltti. Merz, "Sivillerin çektiği acılar artık meşru gösterilemez" diye konuştu. Almanya'nın İsrail'e karşı taşıdığı özel sorumluluğa dikkat çeken Merz, uluslararası insancıl hukukun açıkça ihlal edildiği durumlarda ise sessiz kalınamayacağını vurguladı.</p>
<p>İsrail'in Gazze'de nasıl bir stratejik hedefle hareket ettiğini "açıkçası artık anlayamadığını" da dile getiren Merz, "İsrail, en yakın müttefiklerini bile yabancılaştırmamalı" diye konuştu. Almanya ile İsrail'in yakın temas halinde olduğunu da vurgulayan Merz, bu hafta içinde Netanyahu ile bir telefon görüşmesi planlandığını da sözlerine ekledi.</p>
<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da Gazze'deki insani durumu "katlanılmaz" olarak tanımlayarak, bölgeye yardım ulaştırmanın daha etkili hale gelmesi gerektiğini söyledi. Wadephul, Almanya'nın İsrail'e olan bağlılığı ile insan onuru ve uluslararası hukuk değerleri arasında bir denge kurulması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>2023'te Almanya, İsrail'e 326,5 milyon euro değerinde silah ihracatına onay vermişti. Bu, 2022'ye kıyasla 10 katlık bir artış anlamına geliyor. 2024'te bu rakam 161,1 milyon euroya geriledi.</p>
<h2>ABD'den dikkat çeken açıklamalar</h2>
<p>İsrail'in en önemli müttefiki olan ABD'de de söylem değişiyor. Başkan Donald Trump, New Jersey'de gazetecilere yaptığı açıklamada, "İsrail ile konuşuyoruz. Bu durumu bir an önce sonlandırmak istiyoruz" dedi. Söz konusu açıklama her ne kadar sembolik bir karakter taşısa da bu açıklama Trump'ın Netanyahu'ya verdiği koşulsuz desteğin azaldığını gösteriyor.</p>
<p>Belçika'daki Louvain Katolik Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Elena Aoun, bu söylem değişimini "Netanyahu ile ilişkilerde belirgin bir gerginlik" olarak değerlendiriyor. Aoun, ABD'nin İsrail'e askeri ve finansal desteğinin ise hâlâ kesintisiz devam ettiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Öte yandan İsrail hükümeti Gazze'deki savaşa ek olarak Batı Şeria'daki yerleşim politikaları nedeniyle de eleştiriliyor. İsrail'e karşı bir adım da Birleşik Krallık'tan geldi. Londra, ilk kez aşırı sağcı bazı yerleşimcileri yaptırım listesine aldı.</p>
<h2>AB'den temkinli adımlar</h2>
<p>Berlin ve Washington'da bunlar yaşanırken, Avrupa Birliği (AB) de İsrail'le olan ilişkilerini yeniden değerlendirmeye başladı. Geçen hafta, AB dışişleri bakanları İsrail ile ticaret ve siyasi ilişkileri belirleyen Ortaklık Anlaşması'nın gözden geçirilmesini gündeme getirdi. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Gazze'ye ulaşan insani yardımların "okyanusta bir damla" kaldığını söyledi.</p>
<p>Bu gelişmelere temkinli yaklaşılması gerektiğine dikkat çeken Aoun, "Bu söylem değişikliği, eyleme dönüşmüş değil. Anlaşmanın gözden geçirilmesi sadece bir başlangıç. AB'nin hâlâ karar vermesi gereken asıl konu, İsrail'in Anlaşma'nın 2'nci maddesini ihlal edip etmediği" değerlendirmişini yapıyor. Bu madde, AB ile İsrail arasındaki ticari ilişkileri insan haklarına saygı koşuluna bağlıyor.</p>
<p>Şu ana kadar 27 AB ülkesinden 17'si anlaşmanın gözden geçirilmesini destekledi. Almanya, Macaristan ve Çekya ise bu adıma karşı çıktı. İsrail bu üç ülkeye açık bir şekilde teşekkür etti.</p>
<p>Çalışmalarını Fransa'daki IFRI Güvenlik Araştırmaları Merkezi'nde sürdüren Amélie Férey, AB'nin bu bağlamda etkisinin sınırlı olduğunu vurguluyor. Férey, "ABD, ana silah ve finansman sağlayıcısı. Dolayısıyla destek ya da destek eksikliği büyük fark yaratıyor" diyor.</p>
<h2>Uluslararası Ceza Mahkemesi süreci</h2>
<p>2024'ün Kasım ayında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. Kararın sembolik önemi büyük olsa da pratik etkisi tartışmalı.</p>
<p>Almanya, Macaristan, Fransa ve Belçika bu kararları uygulamayacaklarını açıkladı. Aoun bu durumun uluslararası adalet mekanizmalarının zayıfladığını gösterdiği görüşünü savunurken, Férey farklı bir görüşte: "Tutuklama kararı, Netanyahu ve ekibinin hareket özgürlüğünü kısıtladı. Artık birçok ülkeye seyahat etmekten çekiniyorlar."</p>
<p>UCM'nin Netanyahu hakkındaki kararı, mahkemenin demokratik bir ülkenin görevdeki liderine, sürmekte olan bir çatışma nedeniyle çıkardığı ilk karar olma niteliğini taşıyor. Karara sert tepki veren Netanyahu, suçlamaları "rezalet" olarak nitelendirmiş ve İsrail'in Gazze'de yalnızca kendini savunduğunu söylemişti.</p>
<h2>Avrupa'nın inandırıcılığı sorgulanıyor</h2>
<p>Öte yandan Férey, Avrupa'nın Gazze konusundaki yaklaşımının iki yüzlü olduğu eleştirisini yöneltiyor. AB'nin izlediği politikaların kuruluşun küresel düzeyde güvenilirliğini ciddi biçimde zedelediğine dikkat çeken Férey, Avrupa'nın artık iki devletli çözüm yönünde somut bir yol haritası sunması gerektiğini söylüyor. Férey, "Avrupa Ukrayna için kendi kaderini tayin hakkını savunurken, Gazze'de Filistinliler için aynı ilkeyi uygulamıyor" diye konuşuyor.</p>
<h2>İsrail içinde ve dışında artan baskı</h2>
<p>İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonu sürerken, ordu bölgenin yaklaşık yüzde 40'ını kontrol altına aldığını ve iki ay içinde bu oranın yüzde 75'e çıkarılacağını duyurdu.</p>
<p>On bir hafta süren ablukanın ardından Gazze'ye yardımların sınırlı bir biçimde girişine izin verilse de bölgedeki insani durum hâlâ çok ağır. Uluslararası yardım kuruluşlarına göre, koşullar felaket düzeyinde. Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığına göre ise savaş nedeniyle şimdiye kadar yaklaşık 54 bin Filistinli öldürüldü, 122 bin kişi de yaralandı.</p>
<p>Öte yandan İsrail içindeki muhalefet de giderek büyüyor. Rehinelerin aileleri ve sivil toplum örgütleri, protesto gösterilerini sürdürüyor. Aoun, buna rağmen İsrail halkının büyük çoğunluğunun hâlâ savaşa desteğinin sürdüğünü söylüyor: "Anketler yüzde 50'den biraz fazla bir kesimin operasyonları desteklemeye devam ettiğini gösteriyor.</p>
<h2>Stratejik hedeflere ulaşıldı mı?</h2>
<p>Netanyahu, savaşın başlangıcından bu yana ana stratejik hedefin Hamas'ı yok etmek olduğunu defalarca dile getirmiş olsa da, bu hedefe henüz ulaşılabilmiş değil. Aoun, "Savaş iki yıldır sürüyor. Değişen asıl şey uluslararası algı. Özellikle Filistinlilerin çektiği acılar artık daha fazla görünür durumda" diyor.</p>
<p>Férey ise farklı bir görüşte:</p>
<p>"Eğer amaç Hamas'ın askeri tehdidini yok etmek idiyse, bu başarıldı. Fakat siyasi hedefler ve kalıcı barış çok daha karmaşık."</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0srail%20bask%C4%B1%20alt%C4%B1nda%3A%20Netanyahu%20yaln%C4%B1zla%C5%9F%C4%B1yor%20mu%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72700808&x4=10201&x5=%C4%B0srail%20bask%C4%B1%20alt%C4%B1nda%3A%20Netanyahu%20yaln%C4%B1zla%C5%9F%C4%B1yor%20mu%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fisrail-bask%C4%B1-alt%C4%B1nda-netanyahu-yaln%C4%B1zla%C5%9F%C4%B1yor-mu%2Fa-72700808&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250528&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Netanyahu'ya yönelik uluslararası baskı artarken, Batı'dan gelen eleştiriler artıyor.
Namibya Almanya’nın soykırımını anma günü düzenliyor
Short title
Namibya Almanya’nın soykırımını anma günü düzenliyor
Teaser
Namibya’da Almanların Herero ve Nama halklarına yönelik soykırımının kurbanlarını anma töreni düzenlenecek. Almanya, tarihsel anlamda tanıdığı soykırımı hukuki anlamda tanımıyor.<br /><p>Namibya, Çarşamba günü tarihinde ilk kez Alman birliklerinin Herero ve Nama halklarına yönelik soykırımını anma günü düzenliyor. Pazartesi günü açıklanan programa göre tören, başkent Windhoek'teki Parlamento Bahçeleri'nde mum ışığı nöbeti ve bir dakikalık saygı duruşuyla başlayacak ve ardından Cumhurbaşkanı Netumbo Nandi-Ndaitwah bir konuşma yapacak. Törene diplomatik misyon temsilcileri de davet edildi.</p>
<p>Tören için 28 Mayıs tarihinin seçilme sebebinin ise Alman kolonyal birimlerinin 1907 yılında bu tarihte uluslararası baskı nedeniyle, o dönem Güneybatı Afrika olarak adlandırılan bölgedeki toplama kamplarını kapatmak zorunda kalması olduğu belirtildi.</p>
<h2>20. yüzyılın ilk soykırımı</h2>
<p>Namibya 1884'ten 1915'e kadar Prusya İmparatorluğu'nun kolonisiydi. Herero ve Nama halklarının isyanları Alman sömürge birlikleri tarafından acımasız biçimde bastırıldı. Daha sonra dönemin Alman valisi Lothar von Trotha iki halkın da planlı biçimde infaz edilmesi talimatını verdi. On binlerce insanın hayatını kaybettiği bu katliam tarihçilere göre 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>2021 yılının Mayıs ayında Almanya bir uzlaşma anlaşması çerçevesinde 1904-1908 yılları arasında Herero ve Nama halklarına yönelik vahşeti ilk kez soykırım olarak tanıdı. Berlin 30 yıllık bir zaman diliminde bölgenin yeniden inşası için 1,1 milyar euroluk yardım teminatı verdi. Fonların ağırlıklı olarak mağdur halkların yaşadığı bölgelerdeki sosyal projelere ayrılması öngörüldü. Diğer yandan Almanya doğrudan tazminat ödemeyi kesin biçimde reddediyor.</p>
<p>Varılan bu anlaşmayla Herero ve Nama halklarına karşı işlenen suçlar tarihsel anlamda "soykırım" olarak tanınsa da hukuki anlamda tanınmıyor. Bu nedenle bu halkların anlaşmadan tazminat veya diğer hukuki hak talepleri doğmuyor.</p>
<p>Anlaşma ülkedeki muhalefet partileri ve Herero ve Nama halklarının temsilcileri tarafından eleştiriliyor. Eleştirilerin odağında, Almanya'yla yürütülen müzakerelerde mağdur halkların temsilcilerine yeterince yer verilmemesi yer alıyor. Bu gruplar, soykırımın uluslararası hukuk açısından da resmi olarak tanınmasını talep ediyor.</p>
<p>AFP / SÖ,ET</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Namibya%20Almanya%E2%80%99n%C4%B1n%20soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1%20anma%20g%C3%BCn%C3%BC%20d%C3%BCzenliyor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72676289&x4=10201&x5=Namibya%20Almanya%E2%80%99n%C4%B1n%20soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1%20anma%20g%C3%BCn%C3%BC%20d%C3%BCzenliyor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fnamibya-almanya-n%C4%B1n-soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1-anma-g%C3%BCn%C3%BC-d%C3%BCzenliyor%2Fa-72676289&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250526&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Namibya’da Almanların Herero ve Nama halklarına yönelik soykırımının kurbanlarını anma töreni düzenlenecek.
Almanya'nın en önemli devlet nişanlarından olan Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Çinli dil bilimci Li Yuan, Belçikalı yazar David Van Reybrouck ve Türkiye'den Osman Kavala ödüle layık görüldü.<br /><p>Almanya'nın en önemli devlet nişanlarından olan Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Çinli dil bilimci Li Yuan, Belçikalı tarihçi ve yazar David Van Reybrouck ve Türkiye'den Osman Kavala bu yıl ödüle layık görüldü.</p>
<p>Goethe Enstitüsü Başkanı Gesche Joost, Münih kentinde bugün yaptığı açıklamada ödül törenin 28 Ağustos'ta Weimar'da düzenleneceğini söyledi. Eş zamanlı gerçekleşecek Weimar Sanat Festivali'nde de ödül sahipleri ve çalışmalarının halka tanıtılacağını aktardı.</p>
<p>Bu ödül, Alman yazar ve şairi Johann Wolfgang von Goethe'nin onuruna her yıl doğum gününde düzenlenen törenle sahiplerine takdim ediliyor.</p>
<h2>Başkan Joost'tan ödül sahiplerine övgü</h2>
<p>Enstitü Başkanı Joost, günümüzde dünyaya büyük bir "sertliğin" damgasını vurduğunu ifade ederek demokratik değerlerin birçok yerde baskı altında olduğunu söyledi. Tam da böyle bir dönemde kültürel anlayışa hizmet eden ve fark yaratabilen insanlara ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Joost, Goethe Madalyası'na layık görülen kişilerin böyle şahsiyetler olduğunu kaydetti. Her üç ödül sahibinin de cesaret, yaratıcılık ve net bir bakış açısıyla Almanya ile dilsel ve kültürel değiş tokuş için çaba harcadıklarını belirterek ödül sahiplerinin yaptıkları çalışmalarla kendi ülkelerinin dışında da büyük etki yaratabildiklerini ifade etti.</p>
<h2>Osman Kavala'nın barış ve uzlaşı çalışmalarına vurgu</h2>
<p>İş insanı, hayırsever ve insan hakları aktivisti olan Osman Kavala'nın "yorulmak bilmez bir fikir insanı ve öncü bir kişilik olduğunu" dile getiren Joost, 2017'de Türkiye'de tutuklanmasına rağmen Kavala'nın barış ve toplumsal uzlaşı için çalışmalarına önemli katkılar sunmaya devam ettiğini belirtti. Enstitü Başkanı, Kavala'nın büyük bir özveriyle kültürel alanlar yarattığını ve çalışmalarıyla bölgedeki sivil toplum ağlarını güçlendirdiğini de vurguladı.</p>
<p>Osman Kavala'dan önce bu ödüle şimdiye kadar 1979'da Türkiye eski başbakanlarından Goethe, Schopenhauer ve Nitsche'nin eserlerini Türkçe'ye kazandıran çevirmen Prof. Dr. Sadi Irmak, 1981'de Atatürk'ün verdiği burs ile eğitimini Almanya'da yapan 1911 Filistin doğumlu ünlü arkeolog Prof. Dr. Ekrem Akurgal, 2000 yılında tanınmış Alman dili ve edebiyatı uzmanı Türkolog Prof. Dr. Şara Sayın ile 2019 yılında Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli yazar ve aktivist Doğan Akhanlı layık görülmüştü.</p>
<h2>Li Yuan ve David Van Reybrouck'un ödül gerekçesi</h2>
<p>Ödülün bu yılki sahiplerinden Li Yuan'ın ise Berlin'deki öğreniminden bu yana, yabancı dil olarak Almanca'nın ülkesinde öğretiminin profesyonelleşmesine katkıda bulunduğu ifade edildi. Bir profesör olarak Li'nin Çin'deki birçok öğretmene ve öğretmen adayına ve bilim insanına ilham kaynağı olduğuna da dikkat çekildi.</p>
<p>Enstitü Başkanı Joost, Belçikalı yazar ve tarihçi David Van Reybrouck'un da başlattığı "G1000" gibi sivil toplum inisiyatifleriyle demokrasiyi sadece bir temsil biçimi olarak değil, canlı ve halkın katılımıyla yaşanan bir pratik gerçeklik olarak yeniden gözler önüne serdiğini söyledi.</p>
<p>Joost, Van Reybrouck'un en tanınmış eseri olan "Bir tarih: Kongo" kitabında Kongo'nun sömürge döneminden günümüze kadar olan tarihini açıkça gözler önüne serdiğini ve ve Belçikalıların kendi sömürgecilik suçlarına yaklaşımlarını eleştirel bakışla ele alışına dikkat çekti. </p>
<h2>Goethe Madalyası'nın önemi ve takdim töreni</h2>
<p>Ünlü Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe'nin anısına verilen Goethe Madalyası, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin resmi onur nişanı ve uluslararası kültür politikasının en önemli ödülü olarak niteleniyor. Bu yıl 70'inci kez takdim edilecek ödülle sahiplerinin ülkelerinde Alman dilinin ve kültür ile sanatın teşvikine yönelik hizmetleri onore ediliyor. Takdim töreni yıl Johann Wolfgang von Goethe'nin (1749-1832) doğum günü olan 28 Ağustos'ta Weimar'da düzenleniyor.</p>
<p>Goethe Enstitüsü, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin dünya çapında faaliyet gösteren kültür enstitüsü konumunda ve Türkiye dahil 98 ülkede bulunan 151 enstitüsüyle Alman dilinin öğrenilmesini teşvik ederken uluslararası kültürel iş birliğini de destekliyor.</p>
<p>KNA / ETO,HS</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Almanya%27dan%20Osman%20Kavala%27ya%20Goethe%20Madalyas%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72451276&x4=57556474&x5=Almanya%27dan%20Osman%20Kavala%27ya%20Goethe%20Madalyas%C4%B1&x6=0&x7=%2Ftr%2Falmanya-dan-osman-kavala-ya-goethe-madalyas%C4%B1%2Fa-72451276&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250506&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Türkiye'den Osman Kavala da ödüle layık görülenler arasında.
Özellikle 50 yaş üzeri kişiler ile bağışıklık sistemi zayıf olanların zonaya yakalanma riski yüksek. Aşı ile zona riski azaltılabiliyor. Canlı zona aşısı ise aynı zamanda kadınlarda demans ihtimalini de azaltıyor.<br /><p>Bilim insanları, uzun zamandır zona hastalığı ile demans arasında bir bağlantı olduğu üzerinde duruyordu. İngiltere'de yürütülen yeni bir araştırma da bu konuda önemli kanıtlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, zona hastalığına neden olan "Varizella Zoster" adlı virüse karşı yapılan aşı, özellikle kadınları demansa karşı koruyor.</p>
<p>Almanya'daki Braunschweig Teknik Üniversitesi'nin Yaşam Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Martin Korte, "İngiltere''de yapılan araştırma, şimdiye kadar bir viral enfeksiyon ile yüksek demans riski arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran en iyi çalışma. Zona aşısının sadece zorlu bir virüs hastalığına karşı korumadığını aynı zamanda demansa yakalanma riskini de azalttığını ikna edici kanıtlarla gözler önüne serdi" dedi.</p>
<p>Bilim dergisi Nature'da sonuçları yayınlanan araştırmaya göre, denekler arasında 80 yaş ve üzerinde demans görülmemesinin sebebi yüksek ihtimalle Varizella Zoster virüsüne, yani zonaya karşı yapılan aşı.</p>
<p>Wales'teki araştırmacılar, aşılı ve aşısız olmak üzere iki ayrı grubu yedi yıl boyunca yakından takip etti.</p>
<p>Elde edilen sonuçlara göre aşı olan kadınlarda demansa yakalanma yüzde 20 daha az görüldü. Erkeklerde ise aşının bu olumlu etkisi tam olarak saptanamadı. Yalnız araştırma artık kullanılmayan canlı aşı türü Zostavax için geçerli. Canlı aşı, az miktarda zayıflatılmış ancak canlı ve tekrarlanabilir patojenler içeren aşı türüdür.</p>
<p>ABD'de daha önce yapılan bir araştırma, Zostavax'in zonaya karşı etkisinin zayıf olduğu sonucunu ortaya koymuştu. Bu nedenle son yıllarda çoğunlukla "Herpes Zoster" adlı inaktif bir aşı (ölü aşı) kullanılıyor. Piyasada bilinen adıyla da Shingrix.</p>
<h2>Varizella Zoster virüsü nedir?</h2>
<p>Varizella Zoster virüsü, demans gelişimiyle ilişkili olduğu söylenen herpes virüsleri grubuna aittir. Bu virüs insanlarda suçiçeğine yol açar. Özellikle çocuklarda görülen, oldukça da bulaşıcı olan bu viral enfeksiyon, ateş ve kaşıntılı deri döküntüsüne neden olur.</p>
<p>Suçiçeği enfeksiyonu atlatan kişilerde virüsler, daha sonra omuriliğin sinir hücrelerinde aktif olmayan bir durumda kalmayı sürdürür. Ancak ileriki yıllarda bağışıklık sistemi zayıfladığında tekrar aktif hale gelip çoğalabilirler. Bu durumda da zona hastalığına neden olurlar.</p>
<h2>Zona kendini nasıl gösterir?</h2>
<p>Zonanın (Herpes Zoster) belirtileri yorgunluk ve ateştir. Daha sonra belirli bir bölgede yanma ve şiddetli ağrı ile sinir iltihabı meydana gelir.</p>
<p>Zona vücudun her yerinde görülebilir, ancak çoğunlukla göğüs bölgesi ve sırtta ortaya çıkar. Ayrıca boğaz, kollar, bacaklar, yüz bölgesi, gözler ve kullaklarda da kendini gösterebilir. Çoğunlukla omirilik kısmından başlayarak vücuda yarım daire şeklinde yayılır. Deri döküntüsünden içi su toplamış kabarcıklar oluşur, ondan yaklaşık beş gün sonrasında da kaybolur.</p>
<h2>Zona aşısı kadınlarda neden farklı etki gösteriyor?</h2>
<p>İngiltere'de yapılan son araştırma her ne kadar zona aşısının demansın ilerlemesine veya ortaya çıkmasına karşı koruma sağladığını kanıtlasa da bu koruyucu mekanizmanın nasıl işlediğine dair daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.</p>
<p>Nörobiyolog Korte'ye göre, zona aşısının demans riski üzerindeki etkisinin kadınlar ve erkekler arasında neden bu kadar farklılık gösterdiğini de açıklığa kavuşturmak gerekli:</p>
<p>"Kadınlarda demans daha sık görülüyor ve kadınlar otoimmun mekanizmalara daha güçlü tepki veriyorlar. Tüm otoimmun hastalıkların üçte ikisi kadınlarda görülüyor. Dolayısıyla bu son çalışma belki de işleyen mekanizmaya dair bir ipucu veriyor: Nöroinflamatuar otoimmun tetiklemeli süreçler aşı ile azaltılıyor olabilir, bu da özellikle kadınları daha iyi koruyor olabilir."</p>
<p>Nöroinflamasyon, normalde vücudu koruyan bağışıklık sisteminin bakteri veya virüs gibi yabancı maddelerle savaşmak yerine kendi beyin veya dokusuna saldırması nedeniyle beynin iltihaplanması anlamına geliyor.</p>
<h2>Zona aşısını kimler olmalı?</h2>
<p>Yaklaşık her on kişiden üçü hayatlarının bir döneminde zona hastalığına yakalanıyor. Hastalık prensip olarak her yaşta ortaya çıkabilir, ancak çoğunlukla 50 yaşın üzerindekilerde veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde görülüyor. Yaş ilerledikçe de risk artmaya devam ediyor. Ayrıca zona hastalığına kadınlarda erkeklere göre daha sık ve daha erken rastlanıyor.</p>
<p>Şimdiye kadar zona aşıları örneğin Almanya'da 60 yaşından itibaren, risk grubunda olanlara ise 50 yaşından itibaren tavsiye ediliyordu.</p>
<p>Aşı, iki kez yapılarak koruma sağlanıyor ve ve aşı üst koldaki kaslara enjekte edilmek suretiyle yapılıyor. Aşının koruma oluşturabilmesi için iki aşılama arasında da en az iki, en fazla da altı ay süre geçmesi gerekli. Aşının maliyeti de 500 eurodan fazla.</p>
<p>Alman Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Peter Berlit, sonuçları yeni açıklanan araştırmanın ışığında Almanya'daki aşı tavsiyelerinin de yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyor ve "Aşının demansı önleme veya geciktirme üzerindeki etkisi o kadar büyük ki bu durum zona hastalığına karşı korumanın ötesinde bu aşının yapılması yönünde bir argüman oluşturuyor. En azından kadınlar için 50 yaşından itibaren aşının genel olarak tavsiye edilip edilmeyeceği tartışılmalıdır" diyor.</p>
<p>Helmholtz Enfeksiyon Araştırma Merkezi'nde Nöroinflamasyon ve Nörodejenerasyon çalışma grubuna başkanlık da eden uzman Korte, Berlit'ten bir adım daha ileri gidiyor ve "Benim tavsiyem aşının kapsamının daha da genişletilmesi olur. Zona hastalığı söz konusu olduğunda bütün yaş grupları aşıdan fayda görebilir. Zira şiddetli bir zonadan daha acı verici çok az şey var. Aşı ne kadar erken yapılırsa, demans riskinin o kadar erken azaltılabileceği de varsayılabilir" diyor.</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Zona%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20kad%C4%B1nlar%C4%B1%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20da%20koruyor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72130459&x4=10201&x5=Zona%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20kad%C4%B1nlar%C4%B1%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20da%20koruyor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fzona-a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1-kad%C4%B1nlar%C4%B1-demansa-kar%C5%9F%C4%B1-da-koruyor%2Fa-72130459&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250405&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Zona hastalığına karşı yapılan aşının kadınlarda demans riskini de azalttığı ortaya çıktı. Nasıl mı?
İngiltere'de yürütülen yeni bir araştırmaya göre, zona hastalığına neden olan "Varizella Zoster" adlı virüse karşı yapılan aşı, özellikle kadınları demansa karşı koruyor.
Araştırma: Alzheimer riski en düşük meslek taksicilik
Short title
Araştırma: Alzheimer riski en düşük meslek taksicilik
Teaser
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, taksi ve ambulans sürücülüğü Alzheimer'dan ölüm oranı en düşük meslek grupları arasında yer alıyor.<br /><p>Alzheimer, özellikle ileri yaştaki insanları etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Almanya'da yaklaşık iki milyon kişi bu hastalıktan muzdaripken, her yıl 400 binden fazla yeni vaka ekleniyor. Uzmanlar, hastalıktan korunmak için sağlıklı bir yaşam tarzı ve zihinsel aktivitelerin önemine dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma, özellikle taksi ve ambulans şoförlerinin Alzheimer'dan ölüm oranlarının diğer mesleklere göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. </p>
<h2>9 milyon ölüm incelendi </h2>
<p>ABD merkezli tıp dergisi <em>BMJ</em>'de yayımlanan araştırma kapsamında, 2020-2022 yılları arasında yaklaşık dokuz milyon yetişkin ölümü mercek altına alındı. ABD'de yapılan çalışmada, 440'tan fazla meslek grubu değerlendirildi. Bulgulara göre, taksi ve ambulans şoförlerinin Alzheimer nedeniyle ölüm oranları diğer meslek gruplarına göre belirgin şekilde daha düşük.</p>
<p>Araştırmacılar, bu durumun beyindeki Hippokampus adlı bölgeyle bağlantılı olabileceğini düşünüyor. Hippokampus, beyinde mekânsal ve yön bulma gibi bilişsel işlemleri yöneten bir bölge. Örneğin, Londra'daki taksi şoförlerinin Hippokampuslarının genel nüfusa göre daha büyük olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Aynı zamanda Alzheimer'ın gelişiminde kritik rol oynayan bu bölge, sık kullanıldığında güçlenebiliyor. Bu da, mesleklerin Alzheimer'dan ölüm oranı üzerindeki etkisiyle ilgili yeni ipuçları sunuyor. </p>
<h2>Sonuçlar kesin değil </h2>
<p>Bununla birlikte, araştırmacılar sonuçların kesin olmadığını belirtiyor. Alzheimer’a yatkın bireylerin genellikle bu tür zorlu mesleklere yönelmemesi veya meslekte uzun süre kalmaması da bir diğer olası açıklama olarak öne çıkıyor. Çalışmanın yazarları, mekânsal bilişsel becerilerin Alzheimer’dan korunmaya etkisini kesinleştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. </p>
<p>"Bu sonuçları kesin bir bulgu olarak değil, bir hipotez olarak değerlendirmek gerekiyor" diyen araştırmacılar, Alzheimer ile meslek arasındaki ilişkinin daha detaylı incelenmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>DW/TY,BK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%3A%20Alzheimer%20riski%20en%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20meslek%20taksicilik&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=71097887&x4=10201&x5=Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%3A%20Alzheimer%20riski%20en%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20meslek%20taksicilik&x6=1&x7=%2Ftr%2Fara%C5%9Ft%C4%B1rma-alzheimer-riski-en-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk-meslek-taksicilik%2Fa-71097887&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20241218&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Bir araştırmaya göre taksi ve ambulans sürücülüğü Alzheimer'dan ölüm oranı en düşük meslek grupları arasında yer alıyor.
ABD'de koli basili paniği: Hasta sayısı 75'e yükseldi
Short title
ABD'de McDonald's kaynaklı koli basili paniği
Teaser
Amerikan hamburger restoranları zinciri McDonald's'ta yemek yedikten sonra koli basili görülen hasta sayısı 75'e yükseldi. Pek çok fast food zinciri taze dilimlenmiş soğanı menüden çıkardı.<br /><p>Ünlü Amerikan fast food zinciri McDonald's'ta yemek yedikten sonra koli basili bakterisi ortaya çıkan hasta sayısındaki artış ülkede paniğe neden oluyor. Sorumlu Amerikan makamların yaptığı açıklamaya göre, ülkede koli basili bakterisi nedeniyle hastalanan kişi sayısı 75'e yükseldi.</p>
<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nden (CDC) yapılan açıklamaya göre hastalanan 42 kişi McDonald's'ta hamburger yediğini dile getirdi. Bu kişilerinden 22'sinin hastanede tedavi altında olduğu belirtilirken CDC, iki hastada da bakterinin böbrek yetmezliğine yol açan enfeksiyona neden olduğunu, bunun da sonucunun ölümcül olabileceğini belirtti.</p>
<p>ABD makamları, 27 Eylül-10 Ekim tarihlerinde 13 eyalette insanlarda koli basili bakterisi kaynaklı enfeksiyon görülmesi üzerine inceleme başlattı. Söz konusu enfeksiyon ölüme sebebiyet verebiliyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yapılan ilk incelemeler sonucunda bakterinin dilimlenmiş taze soğan kullanılan ve Avrupa ülkelerinde "Hamburger Royale" adı altında satışa sunulan, Quarter Pounder Burger'den çıkmış olacağı ihtimali üzerinde duruyor. Öte yandan hamburger köftesinin de buna yol açmış olabileğinin ihtimal dışı olmadığı belirtildi.</p>
<h2>Hamburger zincirleri soğanı menüden çıkarıyor</h2>
<p>Fast food zinciri McDonald's, taze soğanlı menüleri kartlarından çıkarmaya başladı. McDonald's, tedarikçilerinden Taylor Foods'dan soğanlı burgerlerin tedariğini durdurdu.</p>
<p>FDA'nın verdiği bilgiye göre, 12 eyalette McDonald's şubeleri, Quarter Pounder ve dilimli taze soğanı kısmen veya tamamen menüden çıkardı. Cuma günü yaptığı açıklamada da McDonald's, tedarikçisi Taylor Foods'tan gelecekte soğan ürünleri alınmayacağını açıkladı.</p>
<p>McDonald's dışında başka fast food zincirleri de önceki günden itibaren kimi şubelerinde tedbir amaçlı taze dilimlenmiş soğanı menülerinden çıkarmaya başladı. Washington Post ile NBC kanalının haberlerine göre, bunlar arasında KFC, Pizza Hut ve Taco Bell'in ait olduğu "Yum! Brands" ile Burger King de bulunuyor.</p>
<p>Koli basili bakterileri belli koşullarda ağır hastalıklara ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Bakterinin yol açtığı tipik semptomlar ise midede kramp, kanlı ishal ve kusma oluyor.</p>
<p>McDonald's'ta ortaya çıkan ve hamburger yiyenlerde görüldüğü belirtilen bakteri şirketin borsadaki hisse senetlerinin değerinin de düşmesine neden oldu. Şirketin hisselerinin yüzde 6 değer kaybettiği açıklandı.</p>
<p>Reuters, dpa / ETO,ET</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::ABD%27de%20koli%20basili%20pani%C4%9Fi%3A%20Hasta%20say%C4%B1s%C4%B1%2075%27e%20y%C3%BCkseldi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=70608480&x4=10201&x5=ABD%27de%20koli%20basili%20pani%C4%9Fi%3A%20Hasta%20say%C4%B1s%C4%B1%2075%27e%20y%C3%BCkseldi&x6=1&x7=%2Ftr%2Fabd-de-koli-basili-pani%C4%9Fi-hasta-say%C4%B1s%C4%B1-75-e-y%C3%BCkseldi%2Fa-70608480&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20241026&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
McDonald's'taki yemekten sonra koli basili görülen hasta sayısı 75'e yükseldi.Restoranlar taze soğanı menüden çıkarıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) alkol tüketiminin meme kanseriyle bağlantısına dikkat çeken bir araştırma yayımlayarak kadınları uyardı.<br /><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa'daki kadınların yaklaşık yüzde 80'inin alkol tüketiminin meme kanseri riskini artırdığını bilmediğine dikkat çekti.</p>
<p>DSÖ Avrupa Bölge Ofisinden yapılan açıklamada, "14 Avrupa ülkesindeki kadınların sadece yüzde 21'i, alkol tüketimi ve meme kanseri oluşumu arasındaki bağlantıdan haberdar" denildi.</p>
<p>DSÖ Avrupa, bu konudaki farkındalığın erkekler arasındaysa çok daha düşük olduğunu belirtti. Açıklamada, "Araştırmaya katılan erkeklerin sadece yüzde 10'u bu bağlantıdan haberdar" denildi.</p>
<p>DSÖ Avrupa araştırmasının kapsadığı 14 ülke Almanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, Letonya, Litvanya, Norveç, Portekiz ve Slovenya'dan oluşuyor. Toplam 53 ülkeden oluşan DSÖ Avrupa, Orta Asya ülkelerini de içeriyor.</p>
<h2>Yüzde 7'si alkolle bağlantılı</h2>
<p>Avrupa'da 2022 yılında yaklaşık 600 bin meme kanseri vakası tespit edildi. DSÖ, bu vakaların kaçının alkolle bağlantılı olduğuna dair veri paylaşmadı. Ancak DSÖ'ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın 2020'ye ilişkin olan ve söz konusu yıl içinde kaydedilen 575 bin 917 yeni vakanın yaklaşık yüzde 7'sinin alkole dayandırabileceğini ortaya koyan veriye yer verildi.</p>
<p>DSÖ Avrupa'nın açıklamasında, "Meme kanserinde alkolün önlenebilir bir risk faktörü olarak rolü kritik" ifadesine yer verildi. Avrupa'daki kadınlar arasında alkolün en fazla yol açtığı kanser türünün meme kanseri olduğunu belirten DSÖ, "alkole dayandırılabilecek tüm kanser vakalarının yüzde 66'sının" bu kapsamda olduğunu bildirdi.</p>
<p>DSÖ, düşük düzeydeki alkol tüketiminin dahi meme kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. "Avrupa'da alkole dayandırılabilecek meme kanseri vakalarının yarısından fazlası, çok içmekten değil" denilen DSÖ Avrupa açıklamasında, yeni vakaların yaklaşık üçte birinin günde iki küçük kadeh şarap içilmesine tekabül eden seviyelere işaret ettiği belirtildi.</p>
<p>Alkol tüketimi, birçok meme kanserinin oluşum ve ilerlemesinde önemli rol oynayan östrojen hormonunun seviyelerini etkiliyor.</p>
<p>DSÖ verileri, meme kanserinin 2022 yılında dünya genelinde kaydedilen 2,3 milyon yeni vaka ile en yaygın ikinci kanser türü olduğunu ortaya koyuyor. En sık görülen kanser türü ise 2022'de tespit edilen 2,5 milyon yeni vaka ile akciğer kanseri.</p>
<p>DW,AFP/CÖ,BK</p>
<p>DW Türkçe'ye VPN ile nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::DS%C3%96%27den%20meme%20kanserinde%20alkol%20uyar%C4%B1s%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=68470856&x4=10201&x5=DS%C3%96%27den%20meme%20kanserinde%20alkol%20uyar%C4%B1s%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fds%C3%B6-den-meme-kanserinde-alkol-uyar%C4%B1s%C4%B1%2Fa-68470856&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20240308&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
DSÖ, alkol tüketiminin meme kanseriyle bağlantısına dikkat çeken bir araştırma yayımlayarak kadınları uyardı.
Türk Rock müziğinin efsanevi ismi Erkin Koray, 82 yaşında hayatını kaybetti.<br /><p>Ünlü müzisyen Erkin Koray 82 yaşında hayatını kaybetti. </p>
<p>Türk Rock müziğinin efsanevi isminin uzun süredir yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinde hastaneye kaldırıldığı bildirilmişti. </p>
<h2>Türkçe Rock müziğinin en özgün isimlerindendi</h2>
<p>1941 yılında İstanbul’da doğan Koray, annesinin piyano öğretmeni olması nedeniyle müzikle iç içe büyüdü. Lise yıllarında kurduğu amatör grupla gitar çalmaya başlayan müzisyen,1960'lı yıllarda ilk 45'likleriyle adını duyurmaya başladı. 1970’lere gelindiğindeyse kendine has stili, şarkı sözleri ve müziğiyle Türk rock tarihinin en özgün isimlerinden biri olarak hafızalara kazınmıştı. </p>
<p>Sanatçı; Anadolu rock, psychedelic rock ve progresif rocktan esintiler taşıyan özgün eserlere imza attı. Erkin'in "Şaşkın", ''Fesuphanallah'', "Arap Saçı", "Yalnızlar Rıhtımı", gibi pek çok eseri başka müzisyenler tarafından yeniden yorumlandı.</p>
<p><em>DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?</em></p>
<p>DW/SÖ,BÖ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Erkin%20Koray%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=66464922&x4=57556474&x5=Erkin%20Koray%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&x6=0&x7=%2Ftr%2Ferkin-koray-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti%2Fa-66464922&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230807&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Türk Rock müziğinin efsanevi ismi Erkin Koray, 82 yaşında hayatını kaybetti.
Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'ne bu yıl yazar Salman Rüşdi layık görüldü. Rüşdi, ödülünü Ekim ayında Frankfurt'ta düzenlenecek törenle alacak.<br /><p>Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi yazar Salman Rüşdi oldu.</p>
<p>Yazara ödülü 22 Ekim'de Almanya'nın Frankfurt kentindeki St. Paul Kilisesi'nde düzenlenecek törenle takdim edilecek. İngiltere ve ABD vatandaşlığı bulunan 76 yaşındaki Rüşdi, 25 bin euro da para ödülü alacak.</p>
<p>Alman Yayıncılar Birliği, geçen yıl ABD'deki bir suikast girişiminde ağır yaralanan Hindistan doğumlu Rüşdi'nin 1950 yılından beri verilen bu ödüle, edebi çalışmalarının yanı sıra sürekli tehdit altında olmasına karşın sergilediği "azim" ve "hayata yönelik olumlu tutum" nedeniyle layık görüldüğünü açıkladı.</p>
<p>Jüri, "Çalışmaları, baskıcı rejimlerin toplumları tamamen yok etmek için kullandığı gücü kayda geçirirken aynı zamanda bireylerin sergilediği yıkılmaz direniş ruhuna da övgü niteliği taşıyor" ifadesini kullandı.</p>
<p>"Şeytan Ayetleri" adlı romanı sonrası 1989 yılında İran lideri Humeyni'nin hakkında yayımladığı ölüm fetvası nedeniyle uzun yıllardır tehdit altında yaşayan Rüşdi, geçen yıl New York'ta bıçaklı saldırıya uğramıştı.</p>
<p>Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü, 1997 yılında Türk yazar Yaşar Kemal'e verilmişti.</p>
<p>DW,dpa,AP/CÖ,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Salman%20R%C3%BC%C5%9Fdi%27ye%20Almanya%27dan%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=65959844&x4=57556474&x5=Salman%20R%C3%BC%C5%9Fdi%27ye%20Almanya%27dan%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&x6=0&x7=%2Ftr%2Fsalman-r%C3%BC%C5%9Fdi-ye-almanya-dan-bar%C4%B1%C5%9F-%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC%2Fa-65959844&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230619&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi yazar Salman Rüşdi oldu.
ABD'de geçen yıl 2 bin 500 kitap için sansür talep edildi. Sansürlenmesi istenen kitapların önemli bir kısmı okullarda ders olarak işleniyor.<br /><p>Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) geçen yıl sansür uygulanması talep edilen kitap sayısında rekor düzeyde artış görüldü.</p>
<p>ABD Kütüphaneler Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre 2022 yılında bin 269 resmi müracaatta bulunularak toplam 2 bin 571 kitap için sansür uygulanması talep edildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında 2021'de 729 kitap hakkında sansür istendiği belirtilerek, geçen yıl bu sayıda gözle görülür bir artış olduğuna vurgu yapıldı. ABD'de sansür talep edilen kitap sayısı 20 yıldır kayıt altına alınıyor.</p>
<p>Geçen yıl sansürlenmesi istenen kitapların ağırlıklı olarak LGBTQ ve azınlık konularını işledikleri ifade edilirken, yüzde 86'sının çocuk ve gençlik edebiyatı üzerine olduğu, yüzde 58'inin ise okullarda ders olarak işlendiği ya da okul kitaplıklarında bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>dpa/TY,BK</p>
<p><em>DW Türkçe'ye sansürsüz nasıl ulaşabilirim?</em></p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::ABD%27de%20sans%C3%BCr%20talebinde%20rekor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=65101626&x4=57556474&x5=ABD%27de%20sans%C3%BCr%20talebinde%20rekor&x6=0&x7=%2Ftr%2Fabd-de-sans%C3%BCr-talebinde-rekor%2Fa-65101626&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230324&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
ABD'de geçen yıl 2 bin 500 kitap için sansür talep edildi.