Almanya'dan Türkiye'ye yılda 70 binden fazla sabıka kaydı bildirimi
Short title
70 binden fazla sabıka kaydı her yıl Türkiye'ye aktarılıyor
Teaser
Alman hükümetinin bir soru önergesine yanıtı, Türkiye'ye sabıka kaydı bildirimlerinin son yıllarda arttığını ortaya koydu. Sol Parti ise bu bildirimlerin denetimsiz yapılmasını eleştiriyor.<br /><p>Almanya'da muhalefetteki Sol Parti (Die Linke) Federal Meclis Grubu'nun yönelttiği bir soru önergesine federal hükümetin verdiği cevaplar, Alman makamları ile Türkiye arasındaki adli sicil verisi (sabıka kaydı) paylaşımının boyutlarını ortaya koydu. </p>
<p>Önergeye göre Türkiye'ye gönderilen sabıka kaydı bildirimlerinin sayısı 1990'ların başında yıllık ortalama yaklaşık 37 bin olurken 2017'de 47 bin 779, 2021 yılında ise 69 bin 790'a yükseldi.</p>
<p>Son yıllarda ise bunun artış kaydettiği ve yüksek seviyede kalmayı sürdürdüğü görüldü.</p>
<p>Sol Parti'nin önergesine Almanya Adalet Bakanlığı'nın verdiği cevaba göre Almanya, sadece Türkiye vatandaşlığı olan kişilerin aldıkları mahkûmiyet kararlarını kapsayan adli sicil bildirimlerini, üçer aylık dönemler halinde düzenli biçimde Türkiye Adalet Bakanlığı'na iletmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Son yıllara göre bakıldığında da 2022 yılında Almanya, Türkiye'ye 62 bin 1 adli sicil bildirimi yaparken bu sayı 2023'te 71 bin 824, 2024'te 78 bin 675, 2025'te de 72 bin 991 oldu. </p>
<p>Bir kişi hakkında birden fazla karar bulunabildiği için yapılan bu bildirimlerin kapsadığı kişi sayısı da şöyle oldu: 2022'de 44 bin 420, 2023'te 57 bin 339, 2024'te 63 bin 563, 2025'te de 63 bin 87 kişi hakkında veri bildirimi gerçekleşti. </p>
<h2>Paylaşılan verilerin içeriğinde neler var?</h2>
<p>Alman hükümeti yanıtında iletilen bildirimlerin doğrudan Federal Adli Sicil Kaydı'ndaki (Bundeszentralregister) temel bilgileri içerdiğini belirtti ve Türkiye'ye aktarılan kişisel verileri şöyle sıraladı: Ad, soyad, doğum tarihi, doğum yeri, cinsiyet, uyruk, adres ile mahkûmiyet kararını veren mahkeme, dosya numarası, karar tarihi, kesinleşme tarihi, suçun işlendiği son tarih, ceza maddesi ve verilen cezanın içeriği. </p>
<p>Bu durumda yapılan bildirimlerin yasa dışı dernek faaliyetleri, propaganda veya ceza kanununun terör örgütü üyeliğini düzenleyen 129'uncu maddesi ve benzeri kapsamındaki suçları içermesi halinde Türk makamlarının bundan siyasi bir çıkarımda bulunması mümkün hale geliyor.</p>
<p>Buna karşılık hükümet, mahkûmiyete esas teşkil eden olayların ayrıntılı özetlerinin veya dava dosyasındaki somut suçlamaların söz konusu otomatik bildirimlerde yer almadığını vurguluyor.</p>
<p>Hükümetin yanıtında ayrıca bilgi paylaşımı yapılan kişilerin sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olduğu, Alman vatandaşı Türkiye kökenliler ile çifte vatandaşları kesinlikle kapsamadığı da belirtiliyor. </p>
<h2>Veri aktarımının hukuki dayanağı ne?</h2>
<p>Federal Hükümet, adli sicil bildirimlerinin aktarılmasında uluslararası hukuk düzenlemelerini esas aldığını vurguladı. Söz konusu paylaşımın 1959 tarihli Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Avrupa Sözleşmesi'nin (EuRhÜbK) 22'nci maddesine dayandığına dikkat çekildi. İç hukuka göre ise sürecin Federal Adli Sicil Kanunu'nun 57'nci maddesi çerçevesinde yürütüldüğü, Genel Veri Koruma Tüzüğü (DSGVO) ile de uyumlu olduğu da belirtildi.</p>
<p>Hükümetin önergeye cevabında dikkat çeken nokta, sabıka kaydı bildirimlerinin bir denetime tabi tutulmaksızın otomatikman yapıldığını doğrulaması oldu. Alman iç hukuku aslında başka bir devlete sicil bilgisi verilirken bilginin Alman hukuk düzeninin temel ilkelerine veya insan haklarına aykırı olup olmadığının incelenmesini öngörüyor.</p>
<p>Ancak Adalet Bakanlığı'nın önergeye verdiği cevapta, bu üç aylık otomatik bildirimlerde, kişi bazında herhangi bir siyasi tehdit, tehlike ya da güvenlik riski incelemesi yapılmadığı kaydediliyor. Bu tür bir denetimin, ancak Türkiye'nin özel bilgi veya sabıka kaydı talep etmesi durumunda gündeme geldiği belirtiliyor. </p>
<h2>Türkiye'ye seyahatlerde risk doğuruyor mu?</h2>
<p>Sol Parti önergesinde ise iletilen verilerin Türkiye'ye seyahat eden kişiler için risk doğurabileceği ve sürgündeki siyasi faaliyetlerine dair sonuçlar çıkarılabileceği tehlikesine dikkat çekildi.</p>
<p>Önergede Türkiye'de kişisel verilerin korunmasındaki açıklara ve veri sızıntılarına işaret edildi. Önergede eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğraf üzerinden bir kişinin kimliğinin saniyeler içinde saptanabileceğini söylediği "KİM" gibi gözetim uygulamalarına vurgu yapıldı. </p>
<p>Sol Parti'nin sorusuna atfen ise Adalet Bakanlığı adli sicil bilgileri Türkiye'ye iletilen kişilere bu konuda haber verilmediğini aktardı. </p>
<p>Sol Parti hükümete adli sicil bilgilerinin itetilmesi sebebiyle Türkiye'ye girişte gözaltına alınan ya da hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulan kişilerin olup olmadığını da sordu.</p>
<p>Ancak hükümet, elinde buna dair veri bulunmadığı cevabını verdi. Ayrıca iletilen verilerin Türkiye'de aktarılan adli makamlar dışında yetkisi olmayan birim veya kişilerin eline geçip geçmediği veya hangi makamların sistemlerine aktarıldığı konusunda da Berlin'in bir bilgisi olmadığı kaydedildi. </p>
<p>DW/ETO,HS</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%27dan%20T%C3%BCrkiye%27ye%20y%C4%B1lda%2070%20binden%20fazla%20sab%C4%B1ka%20kayd%C4%B1%20bildirimi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78985146&x4=10201&x5=Almanya%27dan%20T%C3%BCrkiye%27ye%20y%C4%B1lda%2070%20binden%20fazla%20sab%C4%B1ka%20kayd%C4%B1%20bildirimi&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-dan-t%C3%BCrkiye-ye-y%C4%B1lda-70-binden-fazla-sab%C4%B1ka-kayd%C4%B1-bildirimi%2Fa-78985146&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260906&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Alman hükümetinin verilerine göre Almanya'dan Türkiye'ye sabıka kaydı bildirimlerinin sayısı son yıllarda arttı.
Sol Parti'nin önergesine verilen yanıt, bilgileri Türk makamlarına aktarılan kişilerin bundan haberdar edilmediğini ve Türkiye'de gözaltı, soruşturma ya da benzeri işlemlerle karşılaşıp karşılaşmadıklarına dair veri bulunmadığını ortaya koydu
AfD, Le Pen, Vox, Reform UK - Aşırı sağ Avrupayı sarıyor
Short title
AfD, Le Pen, Vox, Reform UK - Aşırı sağ Avrupayı sarıyor
Teaser
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin açık ara farkla birinci güç olması beklenen doğudaki Saksonya-Anhalt eyaleti seçimleri öncesinde gözler Avrupa'daki aşırı sağcı partilerin başarısına çevrildi. Hangi ülkede güçlüler?<br /><p>Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde, 6 Eylül'de yapılacak olan eyalet parlamentosu seçimlerine kısa süre kala, İslam ve göç karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin açık ara farkla birinci güç olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Merakla beklenen ise partinin tek başına iktidar olmaya yetecek çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacağı. Bu da kaç partinin yüzde 5 seçim barajını aşıp meclise gireceğine bağlı.</p>
<p>AfD, Almanya'nın iç istihbarat örgütü olan Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından, "yabancı düşmanı, azınlık karşıtı ve İslamofobik" söylemleri nedeniyle gözlem altında tuttuğu bir parti.</p>
<p>6 Eylül'deki Saksonya-Anhalt seçimlerinin ardından, 20 Eylül'de Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyalet parlamento seçimleri için halk sandığa gidecek. AfD'nin buralarda da oylarını artırması bekleniyor.</p>
<p>Kiliselerden sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilerden işveren birliklerine kadar birçok kesim AfD'nin güçlenmesine karşı uyarılarda bulunuyor.</p>
<p>Aşırı sağcılığın, Adolf Hitler yönetimindeki Nazi iktidarı sebebiyle çok hassas bir konu olduğu Almanya dışında, Avrupa'nın pek çok ülkesinde de AfD benzeri partiler yükselişte; hatta bazı ülkelerde iktidarda. İşte Avrupa'nın önde gelen ülkelerinde aşırı sağ ideolojiye sahip partilerin durumları:</p>
<h2>Fransa: Le Pen, Elysee Sarayı'nın eşiğinde</h2>
<p>Almanya'nın en önemli komşusu Fransa'da sağ popülist Ulusal Birlik (RN) partisi tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor. Parti lideri Marine Le Pen'in, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en azından ikinci tura kalacağı tahmin ediliyor. Bazı anketlere göre seçimi kazanma ihtimali bile var.</p>
<p>Le Pen, babası Jean-Marie Le Pen'in antisemitik söylemleri ile arasına yıllar önce mesafe koymuş, Fransa'nın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılması yönündeki eski politikalara da veda etmişti. Öte yandan Le Pen, AB'ye şüpheyle bakmayı sürdürmüş, ulusal ekonomik çıkarları savunan çizgisini korumuş, göç karşıtlığını da tırmandırmaya devam etmişti. Partinin daha geniş kesimlere ulaşma ve iktidar olma çabası, Alman aşırı sağcı parti AfD ile Avrupa Parlamentosu'nda yollarını ayırmasına da neden oldu.</p>
<h2>İtalya: Postfaşist Meloni pragmatik çizgiyle iktidarını koruyor</h2>
<p>Aşırı sağ kökenli İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bu hafta içinde, ülkesinde aralıksız en uzun süre görevde kalan hükümetin başı olma özelliğine sahip oldu.</p>
<p>AB içinde de pragmatik bir ortak olarak öne çıkmaya çabalayan Meloni, radikal sağ bir partinin nasıl kalıcı bir iktidar partisine dönüşebileceğini gösteriyor. Diğer yandan ise ülkesinde pek çok ideolojik değişimi kararname ile hızlı şekilde geçirmek ve muhalefeti devre dışı bırakmakla da suçlanıyor.</p>
<p>İzlediği sert göç politikası nedeniyle Brüksel ile sık sık sorun yaşayan Meloni, anketlerde hâlâ güçlü ve hatta seçimlerden bu yana kendisine oy vermeyen bazı kesimlerin de desteğini kazanmış durumda. Öte yandan aşırı sağdaki bölünme nedeniyle ortakları olan diğer aşırı sağcı partileri de zayıflatmış durumda. Meloni'nin 2012'de kurduğu partisi İtalya'nın Kardeşleri, postfaşist, aşırı sağcı ve aşırı milliyetçi olarak niteleniyor.</p>
<h2>İspanya: Vox bölgesel ortaklıklarla büyüyor</h2>
<p>İspanya'da ise aşırı sağcılar Vox çatısı altında güçlendiyse de ulusal düzeydeki etkisi Fransa'daki RN veya İtalya'daki İtalya'nın Kardeşleri kadar güçlü değil. Ancak parti 2018'den bu yana birçok bölgesel meclise girmeyi başardı ve yıllarca iktidarda olan muhafazakâr Halk Partisi (PP) ile de iş birlikleri yaptı. Son olarak Haziran ayında Kastilya ve Leon bölgesinde, bu iki parti arasında koalisyon hükümeti kuruldu. Bu süreçte PP de "ulusal öncelik" gibi aşırı sağcı söylemleri benimsedi.</p>
<p>Vox ayrıca İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'da son haftalarda yaşanan göçmen krizini siyasi malzeme yaparak göç karşıtı sert taleplerini yeniden gündeme taşıdı. Parti, refakatsiz çocuk göçmenlerin de reddini talep ediyor.</p>
<h2>Hollanda: Wilders'in hızlı yükselişi ve düşüşü</h2>
<p>Hollanda'da aşırı sağcı protesto hareketini kalıcı bir iktidar partisine dönüştürme girişimi başarısız oldu.</p>
<p>İslam karşıtı söylemleriyle tanınan Geert Wilders, 2023 seçimlerinde kurucusu olduğu Özgürlük Partisi'ni (PVV) birinci sıraya taşımayı başarmış, ancak sağ partilerle kurulan koalisyonun ömrü uzun olmamıştı. Wilders, göç politikası konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle 2025'te hükümetten çekildi. Erken seçimlerde ise partisi yaklaşık 30 bin oy farkla sosyal liberal D66'nın gerisinde kaldı. Seçimin galibi D66 lideri Rob Jetten, seçim sonucunun Avrupa'daki popülist partilerin yenilebileceğini gösterdiğini dile getirdi.</p>
<h2>İngiltere: Aşırı sağın en büyük başarısı Brexit</h2>
<p>İngiltere'de aşırı sağ hareketin en büyük başarısı, 2016'daki Brexit referandumu oldu. O dönem UKIP adıyla faaliyet gösteren hareket daha sonra Brexit Partisi, bugün ise Reform UK adını aldı. Parti sert göç politikaları, AB karşıtlığı ve ekonomik liberalizmi savunuyor.</p>
<p>Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, 2025 ve 2026'daki yerel seçimlerde önemli kazanımlar elde ederek geleneksel partiler üzerinde yoğun baskı oluşturdu. Ancak son bağış skandalı ve İşçi Partili Andy Burnham'ın başbakanlığa gelmesinin ardından Farage'ın partisine destekte düşüş görülüyor. Reform UK, Fransa'daki RN ile birlikte Manş Denizi üzerinden gerçekleşen göç rotasının kapatılmasını savunuyor.</p>
<p>AFP / ETO,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::AfD%2C%20Le%20Pen%2C%20Vox%2C%20Reform%20UK%20-%20A%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9F%20Avrupay%C4%B1%20sar%C4%B1yor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=79046069&x4=10201&x5=AfD%2C%20Le%20Pen%2C%20Vox%2C%20Reform%20UK%20-%20A%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9F%20Avrupay%C4%B1%20sar%C4%B1yor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fafd-le-pen-vox-reform-uk-a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1-sa%C4%9F-avrupay%C4%B1-sar%C4%B1yor%2Fa-79046069&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260905&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
AfD'nin yükselişi Avrupa'da istisna değil. Aşırı sağ partiler birçok ülkede güçlü. Peki hangilerinde?
Rusya'nın Berlin Büyükelçisi: NATO ile savaş istemiyoruz
Short title
Rusya'nın Berlin Büyükelçisi: NATO ile savaş istemiyoruz
Teaser
Leipzig Havalimanı'ndaki sabotaj girişiminden ülkesinin sorumlu olmadığını dile getiren Rus Büyükelçi Neçayev, NATO ile bir savaşa da girmek istemediklerini ifade etti.<br /><p>Rusya'nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev, Leipzig Havalimanı'nda, geçen ay patlayıcı yüklü bir insansız hava aracı (İHA) tespit edilmesi ile ilgili olarak ülkesi ile Almanya arasında yaşanan gerilim ve söz konusu olaydan Rusya'nın sorumlu tutulması ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Almanya'da sağ popülist kesime hitap etmekle itham edilen podcast ve videocast yapımcısı Ben Berndt'in programına katılan Büyükelçi, "Biz eğer Leipzig'te gerçekten bir şeyler yapmak isteseydik, sizin de çok iyi bildiğiniz gibi durum tamamen farklı olabilirdi. Ancak bizim ne halkı ne de hükümeti kışkırtmaya yönelik en ufak bir niyetimiz yok" dedi.</p>
<p>Yapılan bombalı saldırı girişiminin herhangi bir zarara yol açmadan atlatılmasının, ülkesinin olayda parmağı olmadığının kanıtı olduğunu dile getiren Neçayev, "NATO ile savaş istemiyoruz, Almanya ile de savaş istemiyoruz" ifadesini kullandı. Büyükelçi Neçayev diğer yandan, Almanya dahil NATO üyesi ülkelerin Ukrayna'ya destek vermesi nedeniyle Rusya'nın NATO ile bir çatışma içinde olduğunu ifade etti.</p>
<p>NATO ülkelerinin bu destek nedeniyle savaşın tarafı hâline geldiğini savunan Sergey Neçayev, "Mevcut durumda NATO'ya karşı mücadele ediyoruz" dedi.</p>
<h2>Berlin'in yaptırımlarına Moskova'dan yanıt</h2>
<p>Alman hükümeti, yaşanan olaydan iki hafta sonra yaptığı açıklamada, ele geçirilen İHA ve patlayıcıda yapılan incelemelerde bulunan ipuçlarının Rusya'yı işaret ettiğini duyurmuş ve yaptırımlar uygulanması kararı alındığını açıklamıştı. Yaptırımlar kapsamında da Rus dili ve kültürüne yönelik etkinlikler düzenlenen Berlin'deki Rus Evi ile Bonn'daki Konsolosluğun kapatılması ve Rus petrolünü taşıyan "gölge filo" gemilerine yönelik düzenlemeler sayılmıştı.</p>
<p>Moskova ise İHA saldırısı girişimi ve Almanya'ya yönelik "hibrit savaş" yürüttüğü suçlamalarını reddetmiş, alınan yaptırım kararlarının hata olduğunu vurgulamış ve misilleme olarak da Almanya'nın Rusya'da sayıları ve faaliyetleri son yıllarda oldukça kısıtlı hale gelen, Alman dili ve kültürüne dair çalışmalar yürüten Goethe Enstitülerini yasakladığını duyurmuştu.</p>
<p>Berlin hükümeti, 5 Ağustos'ta Leipzig Havalimanı'nda patlayıcı yüklü İHA'ların bulunmasının Rusya'nın Ukrayna'ya yardım ettiği için Almanya'ya karşı yürüttüğü hibrit savaşın bir parçası olduğunu ileri sürmüş, geçen hafta da yürütülen soruşturmanın sonuçlarını açıklamış ve olayın arkasında Rus istihbarat servislerinin olduğunu duyurmuştu.</p>
<p>NATO'nun askerî ikmalleri ile Ukrayna'ya yardımların yollanmasında kullanılan Leipzig Havalimanı bu özelliği ile stratejik öneme sahip. Ukrayna'ya yönelik yardımların yüklendiği uçağın yakınında bulunan patlayıcılı İHA'nın, tatil sebebiyle yoğun sivil uçuşların da yapıldığı havalimanında infilak etmemesi büyük şans olarak nitelendirilmişti.</p>
<p>Berlin'in, Leipzig Havalimanı'na düzenlenen saldırı girişiminin arkasında Moskova'nın olduğu yönündeki açıklaması üzerine Avrupa Birliği'nden Almanya'ya destek mesajları gönderilmişti. Ayrıca Rusya'nın bir NATO üyesine saldırıp saldırmayacağı ve olayın bu bağlamda da değerlendirilmesi gerektiği geçtiğimiz günlerde sıklıkla gündeme geldi.</p>
<p>dpa,DW/ETO,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Rusya%27n%C4%B1n%20Berlin%20B%C3%BCy%C3%BCkel%C3%A7isi%3A%20NATO%20ile%20sava%C5%9F%20istemiyoruz&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=79047856&x4=10201&x5=Rusya%27n%C4%B1n%20Berlin%20B%C3%BCy%C3%BCkel%C3%A7isi%3A%20NATO%20ile%20sava%C5%9F%20istemiyoruz&x6=1&x7=%2Ftr%2Frusya-n%C4%B1n-berlin-b%C3%BCy%C3%BCkel%C3%A7isi-nato-ile-sava%C5%9F-istemiyoruz%2Fa-79047856&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260905&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Leipzig'deki sabotaj iddiası sonrası konuşan Rus Büyükelçi, Almanya ile savaş istemediklerini belirtti.
Girne açıklarında batan gemiye ilişkin arama çalışmalarında bir kadının daha cansız bedeni bulundu. Kazada yaşamını yitirenlerin sayısı 13'e çıkarken, 15 kayıp kişi için arama çalışmaları sürüyor.<br /><p>Girne açıklarında meydana gelen deniz kazasının ardından sürdürülen arama çalışmalarında bir kadının daha cansız bedenine ulaşıldığı açıklandı. Böylece kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 13'e yükselirken 15 kişinin halen kayıp olduğu bildirildi.</p>
<p>Kuzeydeki Türk yönetiminin Başbakanı Ünal Üstel, Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı TCG IŞIN ve TCG ALEMDAR gemilerinin yürüttüğü arama faaliyetleri sonucunda bulunan kadının kimliğinin belirlenmesi için polis teşkilatının çalışma başlattığını da belirtti.</p>
<p>Üstel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'e destekleri dolayısıyla teşekkür etti. Halen kayıp olan kişilere ulaşmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü de vurguladı.</p>
<h2>Ne olmuştu?</h2>
<p>30 Ağustos Pazar günü Kıbrıs'ın Girne Limanı'ndan Mersin'in Taşucu Limanı istikametine hareket eden, yaklaşık 270 yolcusu bulunan gemi batmıştı. FiloJet adlı özel şirkete ait geminin Girne Limanı'ndan Mersin'deki Taşucu'na hareket ettikten kısa süre sonra battığı olayla ilgili geminin kaptanı dahil 9 kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.</p>
<p>Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı gemiler, 2 Eylül Çarşamba günü yaklaşık 550 metre derinlikteki gemi enkazına ulaşmış ve batıkta su altı robotları yardımıyla incelemelere başlamıştı.</p>
<p>ANKA / ETO,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Girne%20a%C3%A7%C4%B1klar%C4%B1nda%20zamanla%20yar%C4%B1%C5%9F%3A%2015%20ki%C5%9Fi%20aran%C4%B1yor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=79046757&x4=10201&x5=Girne%20a%C3%A7%C4%B1klar%C4%B1nda%20zamanla%20yar%C4%B1%C5%9F%3A%2015%20ki%C5%9Fi%20aran%C4%B1yor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fgirne-a%C3%A7%C4%B1klar%C4%B1nda-zamanla-yar%C4%B1%C5%9F-15-ki%C5%9Fi-aran%C4%B1yor%2Fa-79046757&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260905&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Girne açıklarındaki kazada bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Ölü sayısı 13'e yükselirken 15 kişi hala kayıp.
ABD Hazine Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları ile iş yaptığı gerekçesiyle Türk bankası Golden Global'a yaptırım kararı aldı. Peki Golden Global hakkında ne biliniyor?<br /><p>ABD Hazine Bakanlığı, Tahran'ı ekonomik olarak izole etme hedefi kapsamında Golden Global Bank isimli Türk bankasına yaptırım uygulama kararı aldı.</p>
<p>Bakanlık söz konusu bankanın, İran Devrim Muhafızları için "on milyonlarca dolarlık işlem" yaptığını, bu sebeple Golden Global Bank ile bu şirkete bağlı İstanbul merkezli kuruluşlara yaptırım uygulanacağını duyurdu. Açıklamada, Golden Global Bank'ın İran yönetiminin uluslararası ödeme trafiğini desteklediği dile getirildi.</p>
<p>Yaptırımlar kapsamında, ilgili kurumlar ile bunlarla bağlantılı kişilerin varsa ABD'deki tüm varlıkları donduruldu, ayrıca yaptırım listesindeki isimlerle iş yapmak da yasaklandı.</p>
<h2>Golden Global Bank nedir?</h2>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre, 2019'da kurulan ve 2020'de İstanbul Borsası'nda işlem görmeye başlayan Golden Global Yatırım Bankası AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde Recep Kaba, Genel Müdür pozisyonunda ise Yavuz Yeter bulunuyor.</p>
<p>Merkezi İstanbul Şişli olan 1 milyar 650 milyon lira sermayeli bankanın en büyük ortakları sırasıyla yüzde 54 ve yüzde 32 pay ile <span>Emir Kaya ve </span><span>Salih Berberoğlu.</span></p>
<h2>Bessent: Zor yoldan öğrenilecek</h2>
<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuyla ilgili açıklamasında, finans kuruluşlarının "zor yoldan" da olsa ABD'nin İran'ı ekonomik olarak izole etme konusunda ciddi olduğunu öğrenmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Bessent geçen Salı yaptığı açıklamada, Washington'un bu hafta ve önümüzdeki hafta birer bankaya yaptırım uygulamaya başlayacağını ve Tahran'ı ekonomik anlamda boğmaya kararlı olduklarını belirtmişti.</p>
<h2>Trump "D-Day" ile tehdit etmişti</h2>
<p>Hazine Bakanı geçen hafta da, ülkesinin İran'ı yeni yaptırımlarla daha da yalnızlaştıracağını ve böylece Tahran yönetimini dize getirmek istediklerini ifade etmiş, ancak planlanan tedbirlere ilişkin somut bilgiler paylaşmamıştı.</p>
<p>Bessent ayrıca; dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik alanlarında İran'la hâlâ iş yapan ülke ve kuruluşlara karşı ikincil yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump daha önce yaptığı açıklamalarda, İran'ın "ekonomik D-Day" ile tecrit edileceğini ifade etmişti.</p>
<p>D-Day ifadesi, ABD ve İngiltere'nin <span>2'nci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na karşı Normandiya Çıkarması'nı başlattığı 6 Haziran 1944 günü için kullanılıyor.</span></p>
<p>dpa,AFP,DW / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::ABD%27den%20T%C3%BCrk%20bankas%C4%B1na%20%C4%B0ran%20yapt%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=79036962&x4=10201&x5=ABD%27den%20T%C3%BCrk%20bankas%C4%B1na%20%C4%B0ran%20yapt%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fabd-den-t%C3%BCrk-bankas%C4%B1na-iran-yapt%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%2Fa-79036962&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260904&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
ABD, İran Devrim Muhafızları ile iş yaptığı gerekçesiyle Türk bankası Golden Global'a yaptırım kararı aldı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'e göre, finans kuruluşlarının "zor yoldan" da olsa "ABD'nin İran'ı ekonomik olarak izole etme konusunda ciddi olduğunu öğrenmesi" gerekiyor
Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ta bir araya gelen beş AB ülkesinin içişleri bakanları, reddedilen sığınmacıların Birlik dışında üçüncü ülkelere gönderilmesi konusunda anlaştı.<br /><p>Aralarında Almanya'nın da olduğu dört Avrupa Birliği (AB) ülkesi yıl sonuna kadar AB dışında bir üçüncü ülkeyle, reddedilen sığınmacılar için sınır dışı merkezlerinin kurulmasına ilişkin anlaşma imzalamak istiyor.</p>
<p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Kopenhag'da Danimarka, Avusturya, Hollanda ve Yunanistan'dan mevkidaşları ile yaptığı ortak basın toplantısında, "Bu yıl içinde üçüncü ülkelerle Geri Gönderme Merkezleri'nin kurulmasını sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmak istiyoruz" dedi.</p>
<p>"Avrupa Birliği dışındaki ülkelerle teknik görüşmeler" yapıldığını belirten Dobrindt, "Bu teknik görüşmeleri derinleştirmek konusunda hemfikiriz ve yıl içinde sonuca ulaşmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Benzer açıklamalarda bulunan Danimarka Göç Bakanı Morten Bödskov da, "Yıl sonuna kadar Avrupa Birliği dışında bir partner ülkeyle mutabakat sağlayacağımızı öngörüyoruz" dedi.</p>
<h2>İlk sınır dışı uygulaması 2027 sonunda</h2>
<p>Bödskov, AB'nin yasal çerçevesinin böyle bir sınır dışı merkezi modelinin oluşturulması için uygun olduğunu dile getirerek "Danimarka açısından, AB dışındaki bir partner ülkeye ilk göçmenleri 2027 sonunda sınır dışı edebileceğimizi öngörüyoruz" ifadesini kullandı.</p>
<p>Modelin "ortak bir Avrupa projesi" olacağını belirten Bödskov, her şeyin "AB hukuku ve uluslararası hukuka uygun olduğunu" belirtti.</p>
<p>Bödskov, basın toplantısından kısa süre önce de ülkesinin reddedilen sığınmacıları 2027 sonu itibarıyla Avrupa dışındaki sınır dışı merkezlerine göndermek istediğini açıklamıştı.</p>
<p>Alman Bakan Dobrindt de, sınır dışı merkezleriyle ilgili bir sonraki toplantının Eylül sonunda Münih'te yapılacağını belirterek "Geri Gönderme Merkezleri konusunu yüksek bir tempoda ilerletmek istiyoruz" dedi.</p>
<h2>Ruanda ve Uganda gündemde</h2>
<p>Basın toplantısında, AB dışındaki partner ülke ya da ülkelerin hangileri olacağı konusunda herhangi bir bilgi verilmedi.</p>
<p>Afrika ülkesi Ruanda hükümeti tarafından geçen hafta yapılan açıklamada, hem Almanya hem de Kopenhag'daki toplantıya katılan ülke temsilcilerinin, Ruanda'da sınır dışı merkezlerinin kurulması konusunda görüşmelerde bulunduğu bildirilmişti. Bunun yanı sıra Ruanda'nın komşusu Uganda da olası partner ülkeler arasında sayılıyor.</p>
<p>AB Parlamentosu ve üye ülkelerin müzakerecileri Haziran başında, Birlik ülkelerinden daha fazla sınır dışı etmeyi mümkün kılacak bir geri gönderme yönetmeliği üzerinde anlaşmaya varmış; insan hakları örgütleri ise endişelerini dile getirmişti.</p>
<h2>İngiltere deneyimi başarısız oldu</h2>
<p>2022 yılında İngiltere'de, dönemin muhafazakâr hükümeti ile Ruanda arasında, Manş Denizi üzerinden İngiltere'ye gelen düzensiz göçmenlerin Ruanda tarafından kabul edilmesine ilişkin anlaşma imzalanmıştı. Ancak daha sonra iktidara gelen İngiliz İşçi Partisi, İngiltere Yüksek Mahkemesi tarafından "yasa dışı" olarak nitelendirilen anlaşmayı 2024'te iptal etmişti.</p>
<p>AFP / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::AB%27de%20s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar%C4%B1%20Afrika%27ya%20g%C3%B6nderme%20plan%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=79011989&x4=10201&x5=AB%27de%20s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar%C4%B1%20Afrika%27ya%20g%C3%B6nderme%20plan%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fab-de-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar%C4%B1-afrika-ya-g%C3%B6nderme-plan%C4%B1%2Fa-79011989&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260904&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Beş Avrupa Birliği ülkesi, 2027'den itibaren reddedilen sığınmacıları Birlik dışında bir ülkeye göndermeye hazırlanıyor.
Gazeteci Oya Lale Arslan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alındı.<br /><p>Gazeteci Oya Lale Özan Arslan, sosyal medya ve YouTube platformu üzerinden yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alındı.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan Arslan, gözaltına alınırken ikametinde de arama yapıldı. Polislerin bu arama esnasında evdeki dijital materyallere el koyduğu bildirildi.</p>
<p>Gazeteci Arslan, son olarak kendi YouTube kanalında meslekdaşı Erk Acarer'i konuk ettiği programdan sonra, iktidara yakın sosyal medya hesapları üzerinden hedef gösterilmiş ve tutuklanması yönünde çağrılar yapılmıştı.</p>
<p>1992 yılında Anadolu Ajansı tarafından kurulan “ART” adlı radyo ve görüntü servisinde mesleğe adım atan Oya Lale Ozan Arslan, CTV televizyonunda, TRT Radyo'da, Halk TV'de ve Flash TV'de programlar yaptı, haber bültenlerini sundu. Ankara'da yaşayan Arslan son yıllarda kendi YouTube kanalından yayınlar yapıyor. </p>
<p>ANKA,DHA,DW / ET,JD</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Gazeteci%20Oya%20Lale%20Arslan%20g%C3%B6zalt%C4%B1na%20al%C4%B1nd%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78952413&x4=10201&x5=Gazeteci%20Oya%20Lale%20Arslan%20g%C3%B6zalt%C4%B1na%20al%C4%B1nd%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fgazeteci-oya-lale-arslan-g%C3%B6zalt%C4%B1na-al%C4%B1nd%C4%B1%2Fa-78952413&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260904&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Gazeteci Oya Lale Arslan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Almanya altyapısı saldırı altında: Son dört yılda yaşananlar
Short title
Almanya altyapısı saldırı altında: Son dört yılda yaşananlar
Teaser
Almanya'da altyapı tesislerini hedef alan saldırılar son senelerde giderek artıyor. İşte, özellikle Ukrayna savaşının başlamasından sonra, son dört yılda yaşanan en önemli saldırılar.<br /><p>Almanya'da güvenlik makamları altyapıya yönelik saldırıların son dört yılda bariz bir şeklide arttığını dile getiriyor. Özellikle stratejik açıdan önemli altyapı şirketlerine yönelik saldırıların faillerinin aşırı solcular veya Rusya olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgaliyle başlayan savaşın ardından Almanya'da yaşanan saldırılardan bazıları şunlar:</p>
<h2>Kuzey Akım hedef alındı</h2>
<p><strong>26 Eylül 2022:</strong> Baltık Denizi'ndeki Bornholm Adası yakınlarında meydana gelen patlamaların ardından Kuzey Akım 1 ve 2 doğal gaz boru hatlarında sızıntı tespit edildi. Rusya'dan Almanya'ya doğal gaz akışı bu tarihte kesilmişti. Boru hatlarının ana hissedarı Rus devlet şirketi Gazprom olsa da, söz konusu hatlarda üç Alman şirketi dahil, Avrupalı enerji şirketlerinin de payları bulunuyor.</p>
<p>Federal savcılık, "anayasal düzene saldırı" kapsamında değerlendirdiği olayla ilgili soruşturma başlattı ve Temmuz 2026'da saldırının baş sorumlusu olduğu iddia edilen bir Ukraynalı hakkında iddianame düzenlendi. Ağustos ayında ikinci bir şüpheli Hırvatistan'da gözaltına alındı. İlgili davanın ilk duruşması 14 Ekim'de Hamburg'ta yapılacak.</p>
<p><strong>8 Ekim 2022:</strong> Alman Demiryolu İşletmesi'ne (Deutsche Bahn) ait iki fiber optik kablo Berlin'de ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Herne kentinde kasıtlı olarak kesildi. Almanya'nın kuzeyinde tren trafiğinin saatlerce durmasına neden olan olayla ilgili dönemin Ulaştırma Bakanı Volker Wissing "sabotaj"dan söz etmişti. Federal savcılık tarafından soruşturulan olayda herhangi bir siyasi motif için yeterli bulguya şu ana dek erişilmedi.</p>
<h2>Leipzig Havalimanı'na ilk saldırı</h2>
<p><strong>20 Temmuz 2024:</strong> Leipzig/Halle Havalimanı'ndaki DHL kargo merkezinde, Litvanya'dan gelen kargo paketinde yangın düzeneği tespit edildi. Olayla ilgili açıklama yapan Alman iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın Başkanı Thomas Haldenwang, Almanya'nın bir uçak kazasından kıl payı kurtulduğunu dile getirdi.</p>
<p>Federal savcılık tarafından soruşturulan ve mahkeme süreci tamamlanan olayla ilgili, 18 Ağustos 2026'da bir Ukraynalı, sabotaj amaçlı casusluk suçundan bir yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Davadaki tüm şüpheliler, Rusya için çalışan "tek kullanımlık ajanlar" olarak nitelendirildi.</p>
<p><strong>Ağustos 2024:</strong> Almanya'nın kuzeyindeki Schleswig-Holstein eyaletinin en büyük sanayi bölgesi olan ChemCoast Park'ın üzerinde defalarca casusluk amaçlı insansız hava araçları (İHA) tespit edildi. Bu İHA'lar kimya ve maden tesislerinin yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminalinin de üzerinden uçmuştu. Olaya dair Flensburg savcılığı tarafından "sabotaj amaçlı ajan faaliyeti" şüphesiyle soruşturma yürütüldü.</p>
<h2>Tren seferlerinde kaos</h2>
<p><strong>31 Temmuz 2025:</strong> Deutsche Bahn'ın Duisburg-Düsseldorf hattındaki önemli bir kuzey-güney aksı, kasıtlı olarak çıkarıldığı düşünülen kablo yangınları nedeniyle felç oldu ve yaklaşık iki gün boyunca kapalı kaldı. Polis tarafından sabotaj olarak nitelendirilen olaya ilişkin radikal sol çevrelerden gelen bir sorumluluğu üstlenme mektubu gerçek olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>4 ve 5 Ekim 2025:</strong> Almanya'nın ikinci büyük havalimanı Münih'te yetkililer kökeni belirsiz İHA'lar tespit etti. Hava trafiğini aksatan İHA'ların kimin tarafından kullanıldığı bugüne dek aydınlatılamadı.</p>
<p>Başkent Berlin'in havalimanı BER'de de Ekim sonunda bir İHA görüldü ancak burada da fail ve arka plan ortaya çıkarılamadı.</p>
<p><strong>3 Ocak 2026:</strong> Berlin'in güneybatısındaki bir elektrik santralı yakınında yüksek gerilim hatları kesildi. Yaklaşık 45 bin hane, 2 bin 200 işyeri ve şirketin yanı sıra hastaneler ve bakımevleri günlerce elektriksiz kaldı. "Volkan Grubu" isimli aşırı solcu bir yapılanma saldırıyı üstlendi. Grup Mart 2024'te de, Brandenburg eyaletindeki Tesla otomobil fabrikasını besleyen bir yüksek gerilim direğine yönelik kundaklama saldırısı gerçekleştirmişti.</p>
<h2>Hükümet Rusya'yı suçladı</h2>
<p><strong>5 Ağustos 2026:</strong> Leipzig/Halle Havalimanı'nın bir pistinde, patlayıcı ve ateşleyici ile donatılmış İHA keşfedildi. Muhtemelen ikinci bir uçan cisim de bir kargo uçağıyla çarpıştı ve uçak hafif hasarlarla Hannover'e iniş yaptı.</p>
<p>Federal savcılığın soruşturduğu olayla ilgili federal hükümet, saldırıdan Rusya'yı sorumlu tuttu. Saksonya Eyalet İçişleri Bakanı Armin Schuster, olayı "devlet terörü" olarak nitelendirdi.</p>
<p><strong>2 Eylül 2026:</strong> Brandenburg'daki Jänschwalde elektrik santraline yakın bir trafo merkezinde patlayıcı düzenekler ve havai fişekler bulundu. Brandenburg İçişleri Bakanı Jan Redmann olayın arkasında "yabancı güçlerin" olabileceğini dile getirdi.</p>
<p>Aynı gün Köln yakınlarındaki Bergheim kentindeki bir trafo merkezinde de havai fişekler ve atış düzenekleri keşfedildi.. Her iki olayla ilgili soruşturmalarda, "anayasal düzene karşı sabotaj" değerlendirmesinde bulunuluyor.</p>
<p>dpa,AFP / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%20altyap%C4%B1s%C4%B1%20sald%C4%B1r%C4%B1%20alt%C4%B1nda%3A%20Son%20d%C3%B6rt%20y%C4%B1lda%20ya%C5%9Fananlar&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78893603&x4=10201&x5=Almanya%20altyap%C4%B1s%C4%B1%20sald%C4%B1r%C4%B1%20alt%C4%B1nda%3A%20Son%20d%C3%B6rt%20y%C4%B1lda%20ya%C5%9Fananlar&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-altyap%C4%B1s%C4%B1-sald%C4%B1r%C4%B1-alt%C4%B1nda-son-d%C3%B6rt-y%C4%B1lda-ya%C5%9Fananlar%2Fa-78893603&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260903&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya'da altyapı tesislerini hedef alan saldırılar son senelerde giderek artıyor. Son dört yılda yaşananlar.
Eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kimdir?
Short title
Eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kimdir?
Teaser
Hakkındaki suistimal iddiaları nedeniyle koltuğundan olan eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan bu kez de Bodrum'daki komşularıyla yaşadığı sorunlarla gündemde. Peki Hafize Gaye Erkan kim ve neyle suçlanıyor?<br /><p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) eski başkanı Hafize Gaye Erkan, hakkındaki suistimal suçlamalarının ardından Şubat 2024'te istifa etmek zorunda kalmıştı. Erkan, şimdi de Bodrum Turgutreis'teki yazlık komşularıyla davalık olmak üzere.</p>
<p>Bodrum'da 72 villa ve 74 odalı bir otel işletmesi bulunan Çağdaş Turgut Reis Tatil Evleri Sitesi'nde Erkan'ın da bir villası bulunuyor. Ekonomim.com yazarı Sadi Özdemir'in haberine göre, bu site sakinleri ve yönetimi "ortak yaşamı çekilmez yapan eylemleri" nedeniyle Erkan'a noterden "ihtar" çekti.</p>
<p>Site Müdürü Ertuğrul Kara ve Swissotel Resort Bodrum Beach Otel Genel Müdürü İlker Ali Şen de Gaye Erkan ile babası Erol Erkan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ertuğrul Kara, ifadesinde "Hafize Gaye Erkan, bana 'Dua et babam uyuyor, yoksa silahını çekip hepinizi vururdu, seni içeri attıracağım' diyerek tehdit etti" iddiasında bulundu. İlker Ali Şen de ifadesinde "Gaye Erkan personelime, 'Ben Maliye Bakanı olacağım, İçişleri Bakanı olacağım, sizi attırırım, sürdürürüm' şeklinde sözler söyleyerek tehdit etmektedir" dedi.</p>
<h2>Merkez Bankası Başkanlığı 8 ay sürdü</h2>
<p>Erkan'ın Haziran 2023-Şubat 2024 arasındaki Merkez Bankası Başkanlığı dönemi de tartışmalı geçmişti.</p>
<p>Recep Tayyip Erdoğan'ın Mayıs 2023'te yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine oluşturulan kabinede Mehmet Şimşek'in yeni Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanmasının ardından 9 Haziran 2023'te Şahap Kavcıoğlu'nun yerine Merkez Bankası Başkanlığı görevine getirildi. Erkan böylece Merkez Bankası'nın ilk kadın başkanı oldu.</p>
<p>Erkan'ın başkanlık yaptığı yaklaşık sekiz aylık süreç içerisinde politika faizi yüzde 8,5'ten 45'e çıktı.</p>
<p>Hürriyet Gazetesi'nden Ahmet Hakan'la gerçekleştirdiği söyleşideki açıklamaları tartışma yarattı. Özellikle de kiralara yönelik bir soruya "İstanbul, Manhattan'dan pahalı olur mu? Biz İstanbul'da ev bulamadık. Müthiş pahalı. Annemlere yerleştik, onların yanında kalıyoruz" yanıtını vermesi, ekonomi çevrelerinde bir iletişim hatası olarak değerlendirildi. Babası Erol Erkan'ın Merkez Bankası'nda gayriresmî yönetici gibi davrandığı ve bankanın sosyal tesislerinin ailesine tahsis edildiği yönündeki iddialar ise Hafize Gaye Erkan'ı istifa kararı almaya zorladı.</p>
<p>2 Şubat 2024'te sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kendisine karşı "büyük bir itibar suikastı kampanyası düzenlendiğini" belirterek istifa ettiğini duyurdu. Ertesi gün Resmî Gazete'de yayımlanan kararla da yerine Fatih Karahan atandı.</p>
<h2>Erkan'ın istifasına sebep olan iddialar neydi?</h2>
<p>Merkez Bankası çalışanı Büşra Bozkurt'un T.C Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) verdiği şikâyet dilekçesini gündeme taşıyan Sözcü gazetesinin haberinde, Hafize Gaye Erkan'ın babası Erol Erkan'ın bankada gayriresmî olarak yönetici konumuna getirildiği ve personelin işe alınması, çıkarılması, tayin gibi konularda yetkilendirildiği iddia edilmişti.</p>
<p>DW Türkçe'ye konuşan bir TCMB yetkilisi de Ankara'daki TCMB Sosyal Tesisi'nin Hafize Gaye Erkan'ın talimatıyla tadilat yapılacağı bahanesiyle kapatıldığını, burada görev yapan aşçı ve garsonların tamamen Başkan ve ailesinin emrine tahsis edildiğini öne sürmüştü.</p>
<p>Başkan Erkan ve ailesinin ayrıca 2023 yılında deprem nedeniyle personele kapatılmış olan İzmir Özdere'deki kampı da özel olarak kullandığını iddia eden yetkili, burada görev yapan aşçı ve garsonlardan bazılarını da zorla İstanbul ve Ankara'da görevlendirdiklerini öne sürmüştü.</p>
<p>TCMB yetkilisi, Merkez Bankası Başkanı'nın sadece babasının değil annesi Gamze Erkan'ın da torunuyla ilgilenme amacıyla genellikle bankada bulunduğunu ve yetkisi olmadığı hâlde banka çalışanlarına talimat verdiğini iddia etmişti. Yetkili, Hafize Gaye Erkan'ın babası Erol Erkan'a makam aracı ve makam odası tahsis edildiği bilgisinin de doğru olduğunu belirtmişti.</p>
<p>Erkan şu an Kanada şirketi Fairfax Financial Holdings Limited'de Bankacılık ve Finans Teknolojisi Başkanı olarak çalışıyor.</p>
<h2>Hafize Gaye Erkan kimdir?</h2>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü 2001 yılında birincilikle bitiren Erkan, ABD'deki Princeton Üniversitesi'nde Operasyon Araştırmaları ve Finansal Mühendislik alanında doktora yaptı.</p>
<p>San Francisco Business Times'ın 2018'deki haberine göre, ABD'nin en büyük 100 bankasından birinde başkan ya da CEO unvanına 40 yaşından önce sahip olan ilk kadın oldu.</p>
<h2>Batan banka detayı</h2>
<p>Erkan'ın 2023'te iflas eden ABD bankası First Republic Bank'ta birkaç yıl öncesine kadar Eş CEO ve Başkan olarak görev yapması ise tartışmalara neden oldu.</p>
<p>Financial Times'ın geçen Mart ayındaki bir haberinde, altı aydan kısa bir süre üstlendiği Eş CEO'luk görevi sırasında First Republic Bank'in diğer üst düzey yöneticileriyle sorun yaşayan Erkan'ın, bankanın kurucusu Jim Herbert'in varisi olarak görülmesine rağmen şirketten 10 milyon dolar tazminat alarak ayrıldığını yazmıştı. ABD'de 2008'den beri batan en büyük banka olan First Republic Bank, devlet tarafından el konulduktan sonra JPMorgan'a satıldı.</p>
<p>Erkan, sekiz yıla yakın görev aldığı First Republic Bank'tan önce de yaklaşık 10 sene Goldman Sachs'ta çalıştı. ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs'ta Finansal Kuruluşlar Grubu Analitik ve Stratejiler Bölümü Başkanı Yönetici Direktör olarak görev aldı.</p>
<p>Mart 2022'de New York merkezli Marsh McLennan şirketinin yönetim kurulunda yer almaya başladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı olunca bu görevinden ayrıldı. Aynı tarihte, 2016'dan beri sürdürdüğü Princeton Üniversitesi Operasyon Araştırmaları ve Finansal Mühendislik Bölümü Danışma Konseyi üyeliğine de son verdi.</p>
<h2>"Sindirilebilecek biri değil"</h2>
<p>Erkan'ın bir dönem görev aldığı "Partnership for New York City " adlı sivil toplum kuruluşunun başkanı ve CEO'su Kathryn Wylde, eski çalışma arkadaşının New York finans sektöründe saygın bir isim olduğunu belirtmişti.</p>
<p>Reuters'a verdiği demeçte, Erkan'ın "sert, zeki ve etkili biri olarak görüldüğünü" ifade eden Wylde, eski çalışma arkadaşı için "Kesinlikle sindirilebilecek biri değil. Ama aynı zamanda kavgacı görünmeden karşıt görüşünü de belirtebilecek biri" yorumunda bulunmuştu.</p>
<p>DW/CÖ,HS</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AEkonomi::Eski%20Merkez%20Bankas%C4%B1%20Ba%C5%9Fkan%C4%B1%20Hafize%20Gaye%20Erkan%20kimdir%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=65830870&x4=10206&x5=Eski%20Merkez%20Bankas%C4%B1%20Ba%C5%9Fkan%C4%B1%20Hafize%20Gaye%20Erkan%20kimdir%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Feski-merkez-bankas%C4%B1-ba%C5%9Fkan%C4%B1-hafize-gaye-erkan-kimdir%2Fa-65830870&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260902&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AEkonomi" />
Short teaser
Eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Bodrum'daki yazlığındaki komşularıyla yaşadığı sorunlarla gündemde.
Almanya Leipzig'deki bombalı İHA'dan Rusya'yı sorumlu tuttu
Short title
Almanya Leipzig'deki bombalı İHA'dan Rusya'yı sorumlu tuttu
Teaser
4 Ağustos'ta Leipzig Havalimanı'nda ele geçirilen patlayıcı yüklü İHA'dan Rusya'yı sorumlu tutan Almanya, bu ülkenin Bonn Başkonsolosluğu'nu kapatma kararı aldı.<br /><p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Ağustos başında Leipzig Havalimanı'nda ele geçirilen patlayıcı yüklü insansız hava aracına (İHA) dair ortak basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>İçişleri Bakanı Dobrindt; polis soruşturması, olay örgüsü ve istihbarat örgütleri tarafından elde edilen bilgiler değerlendirildiğinde, Leipzig Havalimanı'ndaki bombalı saldırı teşebbüsünde "sorumluluğunun Rusya'ya ait olduğunun anlaşıldığını" dile getirdi.</p>
<p>Bakan Dobrindt, "Bu nedenle Federal Hükümet, 4 Ağustos'ta Leipzig'te gerçekleşen hibrit saldırının sorumluluğunun Rusya'ya ait olduğu hükmüne varmıştır" ifadesini kullandı.</p>
<p>Dobrindt, ele geçirilen insansız hava aracında Rusya'nın diğer hibrit operasyonlarından ve Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaştan bilinen İHA konfigürasyonu, çeşitli parçalar, patlayıcı ve ateşleme tekniği gibi suç araçlarının kullanıldığını aktardı.</p>
<p>Olay yerinde tespit edilen teknolojinin ve bütünü meydana getiren unsurlar arasındaki etkileşiminin "profesyonel" olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirten Bakan Dobrindt, böylesi yüksek düzeyli bir saldırının planlanması ve uygulanmasının çok iyi teknik uzmanlık ve ciddi organizasyonel çaba ile mümkün olabileceğini vurguladı.</p>
<p>"Saldırı girişiminin son aşamadaki uygulaması düşük seviyeli ajanlara atfedilebilir" diyen Alexander Dobrindt, "Şunu açıkça belirtmeme izin verin: Savaşta değiliz ama günlük olarak bir hibrit savaşın hedefindeyiz" ifadesini kullandı.</p>
<h2>Rusya'nın Bonn konsolosluğu kapatılıyor</h2>
<p>Dobrindt'in ardından söz alan Dışişleri Bakanı Wadephul, Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğu'nun 18 Eylül'de kapatılacağını, başkent Berlin'de bulunan Rus Evi'nin sözleşmesinin iptal edileceğini ve Rusya'nın Berlin Büyükelçisinin, Dışişleri Bakanlığı'na çağrılacağını duyurdu.</p>
<p>Kültür, bilim ve eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olan "Rus Evi", Ukrayna savaşının ardından Moskova'nın propaganda ve nüfuz faaliyetleri bağlamında tartışılıyordu.</p>
<p>Wadephul ayrıca, federal hükümetin "Ukrayna'ya sivil ve askerî desteği sürdürdüğünü" ve "istihbarat alanında yeni tedbirler" alacağını bildirerek NATO bünyesinde de "kendi savunma kabiliyetini güçlendirmek ve Rusya'yı etkili şekilde caydırmak" için çabalarına devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Tüm bunları Rusya'ya "uygun bir biçimde bildirdiklerini" ifade eden Wadephul, bu nedenle Rus büyükelçinin çağrılması talimatını verdiğini açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı sözlerine şöyle devam etti: "Rus yönetimi ülkemize açık bir düşmanlıkla yaklaşıyor. Şunu vurgulamam gerekir ki, bu durum federal hükümetin çıkarına değildir. Bunu açık bir şekilde üzüntüyle karşılıyoruz."</p>
<h2>AB ve NATO'dan Almanya'ya destek</h2>
<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Birliğin Almanya ile "tam dayanışma" içinde olduğunu bildirdi. Von der Leyen, X hesabından paylaştığı mesajında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Rus saldırganlığına karşı durma kararlılığımızda birleşmiş durumdayız. Özgürlüğümüzü ve güvenliğimizi baltalamaya çalışan herkesi caydıracağız. (...) Bu konuyu yarın NATO Genel Sekreteri Rutte ile görüşeceğim."</p>
<p>Von der Leyen ayrıca, Rusya'ya yönelik ek yaptırımların AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarınca gündeme alınacağını belirtti.</p>
<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Almanya'nın duyurduğu önlemleri memnuniyetle karşıladı. "Kanıtlar açık" diyen Rutte, Rusya'nın hibrit saldırı karşısında NATO'nun Almanya ile tam dayanışma içinde olduğunu söyledi.</p>
<p>Rutte bugün Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile insansız hava aracı olayı hakkında görüştüğünü, yarın da Von der Leyen ile konuyu ele alacaklarını belirtti.</p>
<h2>Leipzig'de ne olmuştu?</h2>
<p>Ağustos başında Leipzig Havalimanı'nın kargo bölümünde, Ukrayna'ya ait uçakların bulunduğu güney pisti yakınında bir çalışan tarafından şüpheli cisim farkedilmiş ve bunun bir İHA olduğu anlaşılmıştı.</p>
<p>Saksonya Eyalet Emniyet Teşkilatı (LKA) tarafından yapılan açıklamada, ele geçirilen İHA'nın bomba imha robotu ile incelendiği ve "tanımlanamayan bir patlayıcı düzenek" tespit edildiği, düzeneğin bomba imha ekiplerince söküldüğü bildirilmişti.</p>
<p>Almanya İçişleri Bakanı Dobrindt, olayın hemen ardından gittiği Leipzig'te, "Burada hibrit bir saldırı senaryosuyla karşı karşıya olduğumuzu değerlendiriyorum" açıklamasını yapmıştı.</p>
<h2>Leipzig Havalimanı neden önemli?</h2>
<p>Leipzig Ukrayna'ya destek açısından önemli bir merkez konumunda. Ukrayna'ya askerî yardımın önemli bölümü Leipzig Havalimanı üzerinden yapılıyor. Ukrayna'ya ait Antonov nakliye uçakları da havalimanını düzenli olarak kullanıyor.</p>
<p>Ayrıca Finlandiya'dan Romanya'ya kadar NATO'nun doğu kanadına da cephane buradan taşınıyor.</p>
<p>2024 yılında havalimanında bir kargoda yangın çıkmış, Batılı istihbarat örgütleri şüpheli olarak Rusya'ya işaret etmişti.</p>
<p>Haber ajansı Associated Press, Ukrayna işgalinden bu yana Avrupa genelinde, Rusya'ya atfedilen yaklaşık 200 sabotaj ve diğer kötü niyetli faaliyet rapor etti. Bunlar arasında suikast girişimleri, İHA'lar ile gerçekleştirilen ihlaller ve kritik altyapılara yönelik siber saldırılar da yer alıyor.</p>
<h2>Elektrik altyapısına saldırı girişimi</h2>
<p>Bu arada, bugün iki bakanın basın açıklamasından önce Doğu Almanya'daki Brandenburg eyaletinde de bir şüpheli olay yaşandı. </p>
<p>Bir elektrik santralinin yakınındaki trafo merkezinde ev yapımı patlayıcı düzenek bulundu. Polis düzeneği etkisiz hâle getirirken işletmeci şirketin açıklamasına göre, bu olay nedeniyle elektrik arzında kesinti yaşanmadı.</p>
<p>Almanya'da sol görüşlü radikal gruplar bu tür eylemler gerçekleştirebiliyor. Örneğin Ocak ayında Berlin'de yüksek gerilim hattının ateşe verilmesi sonucu 45 bin hane ile 2 bin 200'den fazla işletme günlerce elektriksiz kalmıştı. Aşırı sol eğilimli bir grup "kapitalizmle mücadele ettiklerini" savunarak saldırıyı üstlenmişti.</p>
<p>AFP,Reuters,dpa,DW,AP / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%20Leipzig%27deki%20bombal%C4%B1%20%C4%B0HA%27dan%20Rusya%27y%C4%B1%20sorumlu%20tuttu&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78654730&x4=10201&x5=Almanya%20Leipzig%27deki%20bombal%C4%B1%20%C4%B0HA%27dan%20Rusya%27y%C4%B1%20sorumlu%20tuttu&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-leipzig-deki-bombal%C4%B1-iha-dan-rusya-y%C4%B1-sorumlu-tuttu%2Fa-78654730&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260901&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya, 4 Ağustos'ta Leipzig Havalimanı'nda ele geçirilen patlayıcı yüklü İHA'dan Rusya'yı sorumlu tuttu.
Taner Kılıç ve Pırıl Erçoban'a insan hakları ödülü
Short title
Taner Kılıç ve Pırıl Erçoban'a insan hakları ödülü
Teaser
Alman insan hakları örgütü Pro Asyl, her yıl verdiği İnsan Hakları Ödülü'ne bu yıl Türkiye'den iki, Yunanistan'dan bir ismi layık gördü. Ödül sahipleri ödüllerini 12 Eylül'de Frankfurt'ta alacak.<br /><p>Mültecilere yardım ve insan hakları örgütü Pro Asyl'in İnsan Hakları Ödülü bu yıl, mülteciler, sığınmacılar ve göçmenler için mücadele eden Türkiye ile Yunanistan'dan üç kişiye veriliyor.</p>
<p>Almanya merkezli vakıftan yapılan açıklamada, ödüle Türkiye'den Pırıl Erçoban ve Taner Kılıç ile Yunanistan'dan Yorgos Tsarbopoulos'un layık görüldüğü bildirildi. Açıklamada, ödül töreninin 12 Eylül'de Frankfurt'ta yapılacağı da aktarıldı.</p>
<p>Ödül gerekçesinde, üç ödül sahibinin sığınmacılara somut destek veren, insan hakları ihlallerini kamuoyu önünde ifşa eden ve hukuk devleti ilkelerini savunan bir insan hakları pratiğini temsil ettikleri ve bunu da özellikle büyük baskı altında oldukları, Avrupa'nın dış sınırlarında, sınır dışı gözaltı merkezlerinde, kurumlar ve mahkemeler gibi yerlerde yaptıkları vurgulandı.</p>
<p>Ödül sahiplerinin günlük hayatta mültecilerin korunmasının önemini gösterdiği ifade edilen açıklamada, "İnsanları yalnız bırakmıyorlar ve hak ihlallerini görünür kılıyorlar" ifadeleri kullanıldı.</p>
<h2>Pırıl Erçoban ve Taner Kılıç kimdir?</h2>
<p>Pro Asyl Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Halima Gutale de, "Onların mücadelesi rahatsız edici, ısrarlı ve çoğu zaman kişisel riskler içeriyor. Özellikle korumaya erişimin Avrupa tarafından zorlaştırıldığı ve sorumluluğun üçüncü ülkelere devredildiği bir dönemde bu seslere ihtiyacımız var" dedi.</p>
<p>İzmir'de Mülteci-Der'in koordinatörü olarak sığınmacılara danışmanlık yapan ve onlara eşlik eden Pırıl Erçoban, "Türkiye'de mültecilerin hakları için olağanüstü sivil toplum çalışmaları" nedeniyle ödüle layık görüldü.</p>
<p>Pro Asyl, Erçoban'ı sığınmacılara yönelik hak ihlallerini belgeleyen, gözaltı ile sınır dışı işlemlerindeki aksaklıkları kamuoyuna duyuran, uluslararası düzeyde ağları olan, cesur ve kararlı bir mülteci hakları savunucusu olarak tanımladı.</p>
<p>Taner Kılıç'a ise ödülü, onlarca yıldır sürdürdüğü avukatlık ve insan hakları çalışmaları nedeniyle verildi. İzmirli avukat, Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye şubesinin ve Mülteci-Der'in kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Kılıç yaptığı çalışmalar sebebiyle birçok kez gözaltına alınmış bir isim.</p>
<h2>Yorgos Tsarbopoulos kimdir?</h2>
<p>Yorgos Tsarbopoulos ise 2006'dan 2015 sonuna kadar Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) Yunanistan temsilciliğini yönetti.</p>
<p>Açıklamada, "Tsarbopoulos insanlık dışı gözaltı koşullarını ve geri göndermeleri teşhir etti, Evros'ta sığınmacıların kaybolmasını belgeledi ve 2014'te Farmakonisi açıklarında meydana gelen ölümcül gemi kazasından sonra hayatta kalanların ifadelerinin acilen güvence altına alınması ve olayın bağımsız bir şekilde soruşturulması için çaba gösterdi" denildi.</p>
<p>Pro Asyl Vakfı, 2006'dan bu yana Almanya ile Avrupa'da insan haklarına saygı ve sığınmacıların korunması için çalışan kişilere 5 bin euro para ödülü de içeren İnsan Hakları Ödülü veriyor.</p>
<p>KNA / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Taner%20K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7%20ve%20P%C4%B1r%C4%B1l%20Er%C3%A7oban%27a%20insan%20haklar%C4%B1%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78635530&x4=10201&x5=Taner%20K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7%20ve%20P%C4%B1r%C4%B1l%20Er%C3%A7oban%27a%20insan%20haklar%C4%B1%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&x6=1&x7=%2Ftr%2Ftaner-k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7-ve-p%C4%B1r%C4%B1l-er%C3%A7oban-a-insan-haklar%C4%B1-%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC%2Fa-78635530&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260901&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Pro Asyl, her yıl verdiği İnsan Hakları Ödülü'ne bu yıl Türkiye'den iki, Yunanistan'dan bir ismi layık gördü.
Almanya: Göçmen kökenliler en çok hangi partiyi destekliyor?
Short title
Almanya: Göçmen kökenliler en çok hangi partiyi destekliyor?
Teaser
Almanya'da göçmen kökenli seçmenlerin siyasi partilere desteği azaldı. Yine de bu grupta en fazla kabul gören parti SPD oldu. Aşırı sağcı AfD'ye ise eski Sovyet ülkelerinden gelenler ilgi gösteriyor.<br /><p>Almanya Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi'nin (DeZIM) farklı seçmen grupları arasında yürüttüğü bir çalışma, etnik kökenlerine göre göçmenlerin parti tercihi eğilimlerini ortaya koydu.</p>
<p>Buna göre, göç kökeni olan Alman seçmenler, ülkenin eski yerlilerine göre siyasi partilere genel olarak daha mesafeli yaklaşıyor. Araştırmacılar, 15 Aralık 2023-15 Mart 2024 tarihleri ile 15 Aralık 2024-15 Mart 2025 dönemlerinde iki anket çalışması yürüttü. Toplam 2 bin 467 kişi ile mülakatlar yapıldı. .</p>
<p>Katılımcıların 2 bininin göç geçmişi bulunmazken, 185'inin ise Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türkiye kökenli olduğu açıklandı. Ankette katılımcılara doğrudan hangi partiyi tercih edecekleri sorulmadı, bir partinin ne derece "oy verilebilir olduğu" soruldu.</p>
<p>Buna göre, göçmen kökenli Alman seçmenler arasında belirli bir partiyi "tercih edilebilir" bulanların oranı, erken genel seçimlere gidilen 2024/2025 kış döneminde, bir önceki yıla kıyasla belirgin ölçüde düştü. Partilere genel olarak güven kaybetme özellikle Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan veya Pakistan kökenli seçmenlerde kendini gösterdi.</p>
<h2>Göçmen kökenli seçmen en çok hangi partiyi destekliyor?</h2>
<p>Son anket döneminde, göçmen kökenli seçmenlerin sadece yarısı Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerine günün birinde oy vermeyi düşünebileceğini söyledi. Bir önceki dönemde bu oran yüzde 67 olmuştu. Yani Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partileri göç kökenliler arasında destek kaybetti.</p>
<p>Yıllardır göçmenler arasından en büyük ilgiyi gören Sosyal Demokrat Partiyi (SPD) tercih edilebilir bulanların oranı da aynı grupta yüzde 60'a düştü. Bir önceki dönemde bu oran yüzde 71 ile çok daha yüksek olmuştu. Yine muhalefetteki Sol Partinin (Die Linke) de göç kökenli seçmen desteğinin azaldığı görüldü.</p>
<h2>Eski Sovyet ülkelerinden gelenlerde AfD karşılık buluyor</h2>
<p>İslam ve göç karşıtı aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) genel olarak göçmen kökenli seçmenler arasında, iki ebeveyni de doğuştan Alman olan seçmenlere kıyasla daha az destek görüyor.</p>
<p>AfD konusunda göçmenler arasındaki tek istisnayı ise Rusya veya eski Sovyetler Birliği kökenliler oluşturuyor.</p>
<p>2024/2025 kışında yürütülen ve sonuçları bugün açıklanan ankete katılan bu gruptan kişilerin, diğer göç kökenli seçmenlere oranla AfD'ye daha sıcak baktığı görüldü.</p>
<p>Bu gruptan daha fazla katılımcı, diğer göçmen kökenlilere kıyasla, Alman istihbaratı tarafından aşırıcılık şüphesiyle izlenen AfD'ye oy verebileceklerini belirtti. Parti Almanya'nın Ukrayna'ya desteğine karşı çıkıyor ve ülke içinde Rusya yanlısı tutum sergilemekle suçlanıyor.</p>
<p>Araştırmacılar katılımcılara "Önümüzdeki Pazar genel seçim olsa kime oy verirdiniz?" sorusunu yöneltmedi. Bunun yerine, belirli bir partiye hayatlarının herhangi bir döneminde oy verme olasılıklarının ne kadar yüksek olduğunu bir skala üzerinden derecelendirmeleri istendi.</p>
<h2>Güven eksikliğine rağmen SPD hâlâ ilk sırada</h2>
<p>SPD, göçmen kökenli seçmenler ve onların çocukları arasında hâlâ en yüksek oy potansiyeline sahip parti konumunda. Göç geçmişi olan seçmenlerin hâlâ yaklaşık üçte ikisi, Sosyal Demokrat Parti'yi tercih edilebilir buluyor. DeZIM'e göre CDU ve CSU az farkla seçilebilir partiler sıralamasında ikinci sırada yer alıyor.</p>
<p>AfD ise, tüm katılımcı gruplar içinde en fazla reddedilen parti oldu.</p>
<p>Göç kökenli katılımcıların yaklaşık yüzde 65'i bu partiye kesinlikle oy vermeyeceğini beyan ederken; bu oran, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile Türkiye kökenli kişilerde yaklaşık yüzde 80 ile daha yüksek seviyede çıktı. Öte yandan eski Sovyetler Birliği kökenli katılımcılar arasında AfD'ye oy verebileceğini belirtenlerin oranı yüzde 45. Bu, göç geçmişi bulunmayan seçmenlerdeki 28'lik orandan çok daha yüksek.</p>
<p>Tüm gruplar dikkate alındığında CDU ile SPD, seçmenler tarafından kategorik olarak en az reddedilen partiler olma özelliğine sahip.</p>
<p>Araştırmada, ebeveynlerinden en az biri Alman vatandaşı olarak doğmamış kişilerin çocuklarını "göçmen kökenli" olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, göç geçmişinin parti tercihindeki faktörlerden sadece biri olduğunu hatırlatıyor ve cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve gelir gibi faktörlerin de en az göç geçmişi kadar, hatta bazı durumlarda daha da fazla belirleyici olduğunu vurguluyor.</p>
<p>dpa,epd / ETO,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%3A%20G%C3%B6%C3%A7men%20k%C3%B6kenliler%20en%20%C3%A7ok%20hangi%20partiyi%20destekliyor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78577211&x4=10201&x5=Almanya%3A%20G%C3%B6%C3%A7men%20k%C3%B6kenliler%20en%20%C3%A7ok%20hangi%20partiyi%20destekliyor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-g%C3%B6%C3%A7men-k%C3%B6kenliler-en-%C3%A7ok-hangi-partiyi-destekliyor%2Fa-78577211&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260831&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya'da göçmen kökenli seçmenlerin siyasi partilere desteği azaldı, yine de en fazla kabul gören parti SPD oldu.
"Bosna Kasabı" lakaplı Mladiç'e devlet töreni AB'yi kızdırdı
Short title
"Bosna Kasabı" lakaplı Mladiç'e devlet töreni AB'yi kızdırdı
Teaser
Sırbistan'ın "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladiç'i devlet töreni ile defnetme planına AB'den tepki geldi: "Savaş suçlularını yüceltmek Avrupa değerleriyle çelişiyor. Üyelik hedefi taşıyan ülkelerde bunun yeri olamaz."<br /><p>Avrupa Birliği (AB), Sırbistan'ın, hayatını kaybeden Bosnalı Sırp savaş suçlusu Ratko Mladiç'idevlet töreniyle defnetme planlarına sert tepki gösterdi.</p>
<p>AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, Slovenya'da düzenlenen Bled Stratejik Forumu'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Savaş suçlularını yüceltmek temel Avrupa değerleriyle çelişiyor. Bunun AB'de olduğu kadar üyelik hedefi taşıyan ülkelerde de yeri olamaz" ifadelerini kullandı. Sırbistan, 2012'den bu yana AB'ye aday ülke konumunda bulunuyor.</p>
<p>AB Komiseri Kos, 9 Eylül'de Sırbistan'a gideceğini de belirttiği açıklamasında, "Ratko Mladiç, Srebrenitsa'daki soykırım ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, mahkûm bir suçluydu. Gelişmeleri bu temelde değerlendireceğiz" dedi.</p>
<h2>Devlet töreniyle defnedilecek</h2>
<p>Sırp hükümetinin planlarına göre, eski Bosnalı Sırp ordu komutanı ve savaş suçlusu Mladic, Sırbistan'da devlet töreni ile defnedilecek.</p>
<p>Perşembe günü Lahey'deki bir hastanede ölen Ratko Mladiç, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında işlediği soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edilmişti. Müebbet hapis cezasını çeken ve yıllardır sağlık sorunlarıyla mücadele eden Mladiç, son dönemde felç geçirmişti.</p>
<p>Mladiç'in cenazesinin Hollanda makamları tarafından ne zaman Sırbistan'a teslim edileceği ise henüz netlik kazanmadı. Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vujiç, geçen Cuma günü yaptığı açıklamada, Sırp yetkililerin sonraki adımlar belli olur olmaz Lahey'e gitmeye hazır olduğunu aktarmıştı.</p>
<h2>Srebrenitsa katliamının sorumlusu</h2>
<p>Mladiç, ismi Temmuz 1995'teki Srebrenitsa katliamıyla özdeşleşmiş bir kişiydi. Komutasındaki Bosnalı Sırp birlikler, Birleşmiş Milletler (BM) güvenli bölgesini ele geçirerek yaklaşık 8 bin Müslüman yetişkin ve çocuk erkeği katletmiş; cesetler toplu mezarlara gömülmüş ve birçoğu daha sonra suçların örtbas edilebilmesi için başka yerlere taşınmıştı.</p>
<p>Bu katliam, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da işlenen en ağır savaş suçlarından biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Yaklaşık 16 yıl kaçak yaşadıktan sonra 2011'de Sırbistan'da yakalanan Mladiç, Hollanda'nın başkenti Lahey'de kurulan ICTY'ye teslim edilmiş ve buradaki yargılamanın ardından 2017'de ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Mladiç'in mahkûmiyeti 2021'de temyiz sürecinin sonunda kesinleşmişti.</p>
<h2>Hâlâ kahraman olarak anılıyor</h2>
<p>"Bosna Kasabı" lakaplı savaş suçlusu Mladiç, Sırbistan'ın bazı kesimlerinde ve Bosna-Hersek'teki iki entiten biri olan Sırp Cumhuriyeti'nde hâlâ saygıyla anılıyor. Sırp Cumhuriyeti'nin eski Cumhurbaşkanı Milorad Dodik, ölümünün ardından Mladiç'i "Sırp halkı için büyük bir şahsiyet" olarak nitelendirdi.</p>
<p>AFP / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%22Bosna%20Kasab%C4%B1%22%20lakapl%C4%B1%20Mladi%C3%A7%27e%20devlet%20t%C3%B6reni%20AB%27yi%20k%C4%B1zd%C4%B1rd%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78580157&x4=10201&x5=%22Bosna%20Kasab%C4%B1%22%20lakapl%C4%B1%20Mladi%C3%A7%27e%20devlet%20t%C3%B6reni%20AB%27yi%20k%C4%B1zd%C4%B1rd%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fbosna-kasab%C4%B1-lakapl%C4%B1-mladi%C3%A7-e-devlet-t%C3%B6reni-ab-yi-k%C4%B1zd%C4%B1rd%C4%B1%2Fa-78580157&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260831&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Sırbistan'ın, "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladiç'i devlet töreni ile defnetme planına AB'den sert tepki geldi.
Ceuta'daki göçmen krizi: İspanya, İsrail ve Rusya'yı suçladı
Short title
Ceuta'daki göçmen krizi: İspanya, İsrail ve Rusya'yı suçladı
Teaser
İspanya Başbakanı Sanchez, Temmuz sonunda Ceuta'da yaşanan göçmen krizinden İsrail ve Rusya'yı sorumlu tuttu. İtalya ise Schengen'i askıya alma kararını 15 gün daha uzattı.<br /><p>İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ülkesinin Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya göç dalgasının "Rusya ve İsrail bağlantılı" sosyal medya hesaplarının yaydığı yanlış bilgilerle tetiklendiğini öne sürdü.</p>
<p>Sanchez, İspanyol Ser radyosuna verdiği röportajda bu bilginin, Avrupa Birliğinin (AB) dış ve güvenlik politikasını yürüten diplomatik bir teşkilat olan, Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS) tarafından kendilerine iletildiğini dile getirdi.</p>
<p>Röportajda Sanchez, Gazze ve Ukrayna'daki savaşları kınadığı için <span>İspanya'nın bu ülkelerin hedefi olduğunu savundu</span><span>, </span><span>"Avrupa'yı bölmek için" göç meselesini kullanan "uluslararası aşırı sağcı hareketi" de eleştirdi.</span></p>
<p>Başbakan Pedro Sanchez'in bu eleştirisi ile, "milyarlarca yoksul insanı çekerek İspanya'yı mahvedeceği" söylemiyle kendisini hedef alan Elon Musk'a atıfta bulunmuş olabileceği belirtiliyor.</p>
<h2>İsrail: Küstahça bir yalan</h2>
<p>İsrail adına konuya ilişkin açıklama yapan Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Sanchez'in "İsrail hakkında yalan yaydığını" dile getirerek suçlamaları "küstahça bir yalan" diye niteledi. Saar, Sanchez'in bu iddialarla "ülkesini yönetmedeki utanç verici başarısızlığının" üstünü örtemeyeceğini ifade etti.</p>
<p>İspanya ile İsrail arasındaki ilişkiler son yıllarda ciddi şekilde gerilmiş durumda. Başbakan Benyamin Netanyahu'nun Avrupa'daki en sert eleştirmenlerinden olan İspanya, İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığını ve İsrail ile ABD'nin, İran'a yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor. İspanya ayrıca İsrail'e yaptırım uygulayarak Filistin devletini tanıyan bir ülke.</p>
<p>İsrail ve İspanya karşılıklı olarak büyükelçilerini geri çekmiş durumda.</p>
<p>Moskova da, daha önce Ceuta'daki olaylara dahli olduğu yönündeki iddiaları, "kanıtlanmamış spekülasyonlar" olarak nitelendirmiş ve reddetmişti.</p>
<h2>"Yüksek Mahkeme kararı çarpıtıldı"</h2>
<p>Sanchez röportajında, göçmen krizinin 8 Temmuz tarihli bir İspanya Yüksek Mahkemesi kararının çarpıtılmasıyla tetiklendiğini de belirterek sosyal medyada yayılan yanlış haberlerde, mahkemenin "yüzerek Ceuta'ya ulaşanların sınır dışı edilemeyeceğine" karar verdiğinin iddia edildiğini ancak bunun gerçeği yansıtmadığını vurguladı.</p>
<p>Başbakan Sanchez öte yandan, Fas'ın kriz boyunca İspanyol yetkililerle "hemen ve kapsamlı" iş birliği yaptığını belirtti.</p>
<h2>72 bin kişi Ceuta'ya akın etmişti</h2>
<p>İspanyol yetkililerin açıkladığı verilere göre, 30 Temmuz'da en az 72 bin göçmen Fas'tan Ceuta'ya yüzerek veya sınır çitlerini aşarak geçti. Göçmenlerin büyük bölümü saatler içinde yeniden sınırın diğer tarafına döndüğü ancak 5 ila 8 bin kişinin hâlâ bölgede olduğu belirtiliyor. Göç sırasında sınırın İspanya tarafında en az 82 göçmen hayatını kaybetmiş, Fas da kendi bölgesinde 14 kişinin öldüğünü duyurmuştu.</p>
<p>Ceuta'da yerel halkın bir bölümü, binlerce göçmenin haftalardır bölgede bulunmasını protesto ediyor. Zaman zaman şiddet olaylarına dönüşen gösteriler nedeniyle Sanchez hükümetinin iç siyasette baskı altında olduğu belirtiliyor.</p>
<h2>İtalya Schengen'i askıya alma süresini uzattı</h2>
<p>İtalya ise Ceuta krizi nedeniyle İspanya ile arasındaki serbest dolaşım düzenlemelerini 15 gün daha askıya aldığını duyurdu.</p>
<p>Roma hükümeti, 1 Ağustos'ta yürürlüğe giren ve Pazartesi sona ermesi beklenen Schengen'i askıya alma kararını, "Tedbirlerin alınmasına yol açan koşulların devam etmesi" nedeniyle uzattığını açıkladı. İtalya İçişleri Bakanlığı, Ceuta'ya giren göçmenlerin İtalya'ya geçişini engellemek amacıyla bu adımın atıldığını savundu.</p>
<p>Bakanlık ayrıca İspanya'nın AB ile birlikte durumu normalleştirmek için attığı adımların farkında olduklarını da ifade etti.</p>
<p>Sınır kontrollerini eleştiren İtalyan merkez-sol muhalefeti ise, Ceuta'daki göçmenlerin İtalya'ya geçeceğine dair bir kanıt olmadığını ve bu adımın İspanya ile ilişkilere zarar vereceğini ifade ediyor.</p>
<p>dpa,Reuters / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Ceuta%27daki%20g%C3%B6%C3%A7men%20krizi%3A%20%C4%B0spanya%2C%20%C4%B0srail%20ve%20Rusya%27y%C4%B1%20su%C3%A7lad%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78578187&x4=10201&x5=Ceuta%27daki%20g%C3%B6%C3%A7men%20krizi%3A%20%C4%B0spanya%2C%20%C4%B0srail%20ve%20Rusya%27y%C4%B1%20su%C3%A7lad%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fceuta-daki-g%C3%B6%C3%A7men-krizi-ispanya-israil-ve-rusya-y%C4%B1-su%C3%A7lad%C4%B1%2Fa-78578187&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260831&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İspanya Başbakanı Sanchez, Temmuz sonunda Ceuta'da yaşanan göçmen krizinden İsrail ve Rusya'yı sorumlu tuttu.
Kıbrıs'ta batan gemi: Kaptan dahil 9 kişi tutuklandı
Short title
Kıbrıs'ta batan gemi: Kaptan dahil 9 kişi tutuklandı
Teaser
Girne-Taşucu seferini yaparken batan geminin kaptanı, yedi mürettebatı ve bir şirket yetkilisi tutuklandı. 8 kişinin öldüğü kazanın ardından kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor. Yolcular kaza anını anlattı.<br /><p>Kuzey Kıbrıs'ın Girne kenti açıklarında sekiz kişinin hayatını kaybettiği gemi kazasıyla ilgili gözaltına alınan 14 şüpheliden 9'u tutuklandı. </p>
<p>Girne'den dün Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek için hareket ettikten kısa süre sonra alabora olup batan, sekiz kişinin yaşamını yitirdiği, 20 kişinin de kayıp olarak arandığı gemi kazasına ilişkin soruşturma kapsamında 9 kişi gözaltına alındı. Geminin bağlı olduğu şirketin yetkili direktörü, geminin kaptanı, kaptan yardımcısı, makinist ile beş mürettebat, adliyeye getirildi. Şüpheliler Girne Kaza Mahkemesine çıkarıldı.</p>
<p>Hakim, kimlik tespitinin ardından "tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek" suçundan aranan yedi kişinin daha mahkemeye getirilmesini talep ederek duruşmaya ara verdi. Polis bu kişilerden beşini gözaltına aldı. Verilen aranın ardından devam edilen duruşmada mahkeme 14 şüpheliden dokuzu için tutuklama kararı verdi, ikisi kamu görevlisi beş kişi serbest bırakıldı.</p>
<h2>Kaptan'ın ifadesi: Geminin ön tarafı koptu </h2>
<p>Girne-Taşucu seferini yapan "Filo Jet" adlı yolcu gemisi, Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış ve ardından limana dönmeye çalışırken alabora olmuştu.</p>
<p>Kaptan ve mürettebat ifadelerinde, geminin ön tarafının dalgalar nedeniyle koptuğunu ve kazanın bu şekilde meydana geldiğini savundu. Sanıklar, meteoroloji verilerine göre sefere çıkışta bir sorun bulunmadığını ve geminin gerekli tüm izinlere sahip olduğunu belirtti.</p>
<p>Mahkeme, teknik verilerin toplanmasını, tanıkların dinlenmesini ve Türkiye'de soruşturma açılıp açılmadığının araştırılmasını istedi.</p>
<p>Kayıp 20 kişiyi bulmaya yönelik arama çalışmaları sürüyor.</p>
<h2>"Mürettebat ciddi bir sorun yok dedi"</h2>
<p>Facianın ardından arama kurtarma çalışmaları Pazartesi günü de devam ediyor.</p>
<p>Batan geminin kırık bir camından kendini dışarı atarak kurtulan Serkan Kunduracı, yaşadıklarını DHA haber ajansına anlattı.</p>
<p>"Vatandaşın birisi camı kırmıştı, pencereyi. Zaten çoğu o şekilde çıktı zaten sağ olsun. Ben de oradan çıktım. Çıktıktan sonra zaten bir anne babayı gördüm, çocuklarını bırakmışlar aşağıda boğulduğunu söylediler" diyen Kunduracı, turistik bir teknenin yolcuların bir kısmını aldığını, yüzme bilmeyen bazı kişilerin ise boğulduğunu gördüğünü aktardı.</p>
<p>Kunduracı boğulanlar arasında küçük çocukların da olduğunu belirtti.</p>
<p>Teknenin su almaya başlamasının ardından, bunu gören mürettebatın "Ciddi bir sorun yok, sadece gevşemiş bir conta sızıntıya neden oluyor" dediğini dile getiren kunduracı, teknenin Girne'ye dönmeye çalışırken yat yatmaya başladığını ve bu esnada tahliye emri verilmesi büyük bir paniğin yaşandığını şu sözlerle ifade etti:</p>
<p>"Çok fazla çığlık vardı ve birçok kişi arkada mahsur kaldı. Çıkamadılar. Cesetler ve insanlar üst üste yığılmıştı. Altta kalanlar şanssızdı, orada kaldılar."</p>
<p>Deniz Özpolat isimli bir başka yolcu da geminin başta dalgaların içinde sekerek ilerlediğini ve bir koltuğun patlamasıyla içeri suların fışkırdığını aktardı. Bunun üzerine mürettebattan Sahil Güvenliğin aranmasını istediklerini dile getiren Özpolat, buna karşı bir kişinin "sorun yok" dediğini ve daha sonra yaşanan izdihamda can yeleklerini bulamadıklarını belirtti.</p>
<p>Geminin çok kısa bir sürece yan yattığını dile getiren Deniz Özpolat, "Camı kırıp insanları kurtardık. Açıkta bir aile vardı, çocuklar vardı. Onları kurtardık. Botlara aldık. Yaşı çok küçük bir bebek vardı" dedi.</p>
<p>Türk medyasına yansıyan görüntülerde, turuncu can yelekleriyle alabora olmuş geminin üzerinde kurtarılmayı bekleyen yolcular görüldü. Birçok kazazede daha sonra küçük teknelerle limana getirildi.</p>
<h2>"Kıbrıs tarihinin en büyük deniz faciası"</h2>
<p>Kuzey Kıbrıs Başbakanı Ünal Üstel, Pazar akşamı yaptığı açıklamada kazaya ilişkin soruşturma başlatıldığını ve geminin kaptan dahil sekiz mürettebatının gözaltına alındığını duyurmuştu.</p>
<p>"Bu olayın her yönü soruşturulacak. En ufak bir ihmal bile ortaya çıkarılacak. Kusurlu ya da sorumlu bulunan kim olursa olsun hesap verecek" diyen Üstel olayı Kıbrıs tarihinin en büyük deniz faciası olarak nitelendirdi.</p>
<p>Türk Sahil Güvenlik ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurtarma çalışmalarına destek verdiğini de dile getiren Üstel Kuzey Kıbrıs'da üç günlük ulusal yas ilan edildiğini duyurdu.</p>
<p>Yetkililer kazanın nedeninin tam olarak anlaşılabilmesi için geminin kara kutusunu incelemeyi planlıyor.</p>
<p>AFP,AP,DW,DHA / ET,JD</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::K%C4%B1br%C4%B1s%27ta%20batan%20gemi%3A%20Kaptan%20dahil%209%20ki%C5%9Fi%20tutukland%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78575168&x4=10201&x5=K%C4%B1br%C4%B1s%27ta%20batan%20gemi%3A%20Kaptan%20dahil%209%20ki%C5%9Fi%20tutukland%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fk%C4%B1br%C4%B1s-ta-batan-gemi-kaptan-dahil-9-ki%C5%9Fi-tutukland%C4%B1%2Fa-78575168&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260831&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Girne-Taşucu seferini yaparken batan geminin kaptanı, yedi mürettebatı ve bir şirket yetkilisi tutuklandı.
Ceuta sakinleri ile haftalardır burada olan yaklaşık on bin göçmen arasında gerilim şiddet olaylarına dönüştü. Göçmenlerin Ceuta'yı terk etmesini isteyen kalabalık bir grup, göçmenlerin barınaklarını ateşe verdi.<br /><p>Yaklaşık 80 bin Afrikalı göçmenin, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya akın etmesinin üzerinden bir ay geçmesine rağmen kentte toplumsal gerilim artarak devam ediyor.</p>
<p>Hafta ortasından bu yana, Fas sınırındaki kentte binlerce kişi, hâlâ Ceuta'da bulunan göçmenlerin derhal sınır dışı edilmesi talebiyle sokağa çıkıyor.</p>
<p>Akının ardından çoğunluğu genç Faslılardan oluşan göçmenlerin büyük kısmı, 24 saat içinde ülkelerine geri gönderilmişti. Ancak bölge yönetiminin resmî açıklamalarına göre, nüfusu 85 bin olan kentte an itibarıyla 10 bine yakın göçmen bulunuyor.</p>
<h2>Ceuta halkı öfkeli</h2>
<p>Yerel kaynakların bildirdiğine göre, Ceuta'da yaşayanlar göçmenlerin açık havada uyumasından, sahilleri işgal etmesinden, sokakları ve meydanları tuvalet olarak kullanmasından rahatsız. Ancak asıl endişe, artan güvensizlik hissi nedeniyle yaşanıyor. İspanyol medyasına konuşan Ceutalılar, hırsızlıkların arttığını, Faslı göçmenlerin agresif şekilde dilencilik yaptığını ve kadınların erkek göçmen grupları nedeniyle gündüz saatlerinde bile sokağa çıkmaktan korktuğunu dile getiriyor.</p>
<h2>Şiddet olayları patlak verdi</h2>
<p>Ceuta sakinleri arasında İspanya merkezî hükümetinin durumu kontrol altına almak için yeterli çaba göstermediği algısı da giderek güçleniyor. Perşembe günü onlarca kişi El Trampolín plajına giden yolu kapatarak göçmenlere yardım malzemesi taşıyan Kızılhaç'a ait kamyonların geçişine izin vermedi.</p>
<p>Akşam saatlerinde ise onlarca kişi Playa de Benítez sahiline akın ederek ellerinde İspanyol bayrakları, demir çubuklar ve sopalarla yabancı düşmanı sloganlar attı. Ardından göçmenlerin tahta, plastik örtü ve palmiye yapraklarından inşa ettiği barınaklar ateşe verildi. Kalabalık ayrıca, göçmenlerin az sayıdaki eşyasını da denize attı.</p>
<p>Polis, öfkeli kalabalığın göçmenlere saldırmasını ancak havaya uyarı ateşi açarak ve plastik mermi kullanarak önleyebildi. Yiyecek dağıtımı sırasında göçmenler arasında çıkan şiddet olayları ve onlarca Faslının bir askerî araca saldırması, kentteki gerilimi daha da artırdı.</p>
<h2>Hükümetten sükûnet çağrısı</h2>
<p>İspanya merkezî hükümeti ve Ceuta'daki muhafazakâr bölge yönetimi, halkı sükûnete ve sağduyuya davet ediyor. İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, cuma günü yaptığı açıklamada her türlü şiddete son verilmesi çağrısında bulundu. Sosyalist bakan, Madrid'de yaptığı açıklamada, "Vatandaşları tamamen anlıyorum, ancak şiddet çözüm değil" ifadesini kullandı.</p>
<h2>Kilise'den barış çağrısı</h2>
<p>Cadiz ve Ceuta Piskoposluğu, gergin ortam nedeniyle haftalar önce barış için dua nöbeti çağrısında bulunmuştu. Piskopos Ramon Valdivia, kilisenin korkunun üstesinden gelinmesine ve Ceuta'da toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesine katkıda bulunmak istediğini belirtti.</p>
<p>İspanyol Piskoposlar Konferansı Göç Dairesi Başkanı Fernando Redondo Pavon da, Ceuta'daki şiddet olaylarını "şiddetle kınadığını" açıkladı. Katolik Haber Ajansı'na (KNA) konuşan Pavon, halkın büyük baskı altında olduğunu anladığını ancak bu tür davranışların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Mevcut krizin ancak "tüm insanların dokunulmaz onuruna saygı gösterilmesi, insanca davranılması ve yasal süreçlere uyulması halinde" aşılabileceğini dile getiren Pavon, Papa Leo'nun, Haziran ayında Kanarya Adaları ziyaretinde söylediği "İnsan onurunun pasaportu yoktur ve bir sınırı geçmekle değerini yitirmez" sözlerini hatırlattı.</p>
<p>KNA / ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Ceuta%27da%20g%C3%B6%C3%A7men%20bar%C4%B1naklar%C4%B1%20ate%C5%9Fe%20verildi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78551911&x4=10201&x5=Ceuta%27da%20g%C3%B6%C3%A7men%20bar%C4%B1naklar%C4%B1%20ate%C5%9Fe%20verildi&x6=1&x7=%2Ftr%2Fceuta-da-g%C3%B6%C3%A7men-bar%C4%B1naklar%C4%B1-ate%C5%9Fe-verildi%2Fa-78551911&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260828&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Ceuta sakinleri ile haftalardır burada olan yaklaşık on bin göçmen arasında gerilim şiddet olaylarına dönüştü.
Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, ABD Donald Trump'a "sorumsuzca başlattığın İran savaşına son ver" çağrısı yaptı.<br /><p>Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, ABD Başkanı Donald Trump'a İran savaşını sona erdirme çağrısı yaptı.</p>
<p>Sosyal Demokrat Partili (SPD) Klingbeil, haftaya katılacağı ABD'deki G20 Maliye Bakanları Toplantısı öncesinde Almanya'nın kamu yayın kuruluşu ARD'ye çarpıcı açıklamalar yaptı.</p>
<p>Klingbeil, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'a sorumsuzca başlattığı savaşa son vermesi gerektiğini" söyledi.</p>
<p>Alman siyasetçi, "ABD'ye dahil, verilmesi gereken en önemli mesaj şudur: Bu savaşa artık son verin" diye konuştu.</p>
<h2>"Suç Donald Trump'ta"</h2>
<p>Artan petrol fiyatlarından da Başkan Donald Trump'ı sorumlu tutan Maliye Bakanı Klingbeil, "Suç Donald Trump'ta ve İran'da başlattığı bu sorumsuz savaşta. Bunun sonuçlarını benzin pompalarında hissediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>G20'nin maliye bakanları, 31 Ağustos Pazartesi günü ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Asheville kentinde bir araya gelecek. İki gün sürmesi öngörülen toplantıda güncel gelişmeler ve yine bu yıl Miami'de yapılacak G20 Liderler Zirvesi gündemi ele alınacak.</p>
<h2>"Ceplerini dolduruyorlar, buna son verilmeli"</h2>
<p>Klingbeil, ARD'ye yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın kapanması ile birlikte enerji tedariğinde yaşanan zorluklara ve petrol şirketlerinin bu süreçte elde ettikleri olağanüstü kârlara da değindi.</p>
<p>Alman bakan, "Ceplerini dolduruyorlar, buna son verilmeli" diyerek petrol şirketlerinin jeopolitik gelişmelerden kâr sağlamasına tepki gösterdi ve bu şirketlere olağanüstü kar vergisi getirilmesi beklentisini yineledi.</p>
<p>Bu hafta başında, aralarında Almanya'nın da yer aldığı altı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke, petrol şirketlerinin İran savaşı sırasında elde ettikleri "olağanüstü kârların" vergilendirilmesi için harekete geçmişti.</p>
<h2>Petrol devlerinin fahiş kazançları vergilendirilecek mi?</h2>
<p>Almanya'nın yanı sıra İspanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Avusturya, AB'de çok uluslu petrol şirketlerinin elde ettikleri fahiş kazançlara vergi uygulanmasını sağlayacak bir mekanizmanın devreye sokulmasını istiyor.</p>
<p>Altı üyenin maliye bakanları, konunun 18-19 Eylül tarihlerinde Dublin'de yapılacak AB Maliye Bakanları Toplantısı'nda gündeme alınması için AB'nin dönem başkanlığını yürüten İrlanda'ya bir mektup gönderdi.</p>
<p>Mektupta, enerjide yaşanan büyük arz şokuna işaret eden bakanlar, yaşam maliyetlerindeki artışın dünya genelinde yol açtığı hoşnutsuzluğa dikkat çekti.</p>
<p>"Şu ana kadar hükümetlerin aldığı önlemler, işletmeler ve vatandaşlar için fiyatları kalıcı olarak düşürmeye veya istikrara kavuşturmaya yetmedi. Bu nedenle, krizden kazanç sağlayanların toplum üzerindeki yükü hafifletmek için payına düşeni yapmasını sağlayacak ortak bir yaklaşıma ihtiyacımız var" denilen mektupta, çok uluslu petrol şirketlerinin beklenmedik düzeydeki olağanüstü kârlarının vergilendirilmesi ve bunun AB çapındaki bir mekanizma ile düzenlenmesi gerektiği belirtildi.</p>
<p>dpa,DW / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%27dan%20Trump%27a%3A%20%C4%B0ran%20sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20sona%20erdir%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78551339&x4=10201&x5=Almanya%27dan%20Trump%27a%3A%20%C4%B0ran%20sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20sona%20erdir%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-dan-trump-a-iran-sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1-sona-erdir%2Fa-78551339&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260828&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya Başbakan Yardımcısı Klingbeil, ABD Başkanı Trump'a "sorumsuzca başlattığın İran savaşına son ver" çağrısı yaptı
Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, İran savaşının yol açtığı enerji krizi ve bunun Avrupa ekonomisini karşı karşıya getirdiği sorunlardan ABD Başkanı Donald Trump'ı sorumlu tutuyor
Image source
Thomas Trutschel/BMF/photothek.de/picture alliance
En popüler Alman siyasetçilerden "AfD yasaklanmalı" çağrısı
Short title
En popüler Alman siyasetçilerden "AfD yasaklanmalı" çağrısı
Teaser
Savunma Bakanı Boris Pistorius ve Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir "Ülkemizi seviyoruz. Onu var gücümüzle savunalım!" diyerek AfD'nin yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru sürecini başlatma çağrısı yaptı.<br /><p>Almanya'nın en popüler iki siyasetçisi Boris Pistorius ile Cem Özdemir, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin bazı eyalet teşkilatlarının yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru sürecinin başlatılması çağrısını yaptı.</p>
<p>Sosyal Demokrat Partili (SPD) Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Yeşiller Partili Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir geniş yankı uyandıran bu çağrıyı cuma günü Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yayımlanan makale ile yaptı.</p>
<p>Çağrının, 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak ve anketlerin aşırı sağcı AfD'nin tek başına iktidara gelebileceğine işaret ettiği seçim öncesinde yapılması dikkat çekti.</p>
<h2>Nazi dönemine atıf: "Denenmemiş yol bırakılmamalıydı"</h2>
<p>İki siyasetçinin makalesi, "Hitler ve NSDAP 1933'te iktidara gelmemiş olsaydı, 20. yüzyılın tarihi nasıl şekillenirdi? 1930'da Nazilerin, Weimar Cumhuriyeti'ni yıkma niyetini belgelemekle kalmayıp, yasaklanmaları için dava açılması için ısrar eden hukukçu Robert Kempner'in önderliğindeki bir grup Prusyalı memurun sözlerine kulak verilseydi ne olurdu? Peki ya Heinrich Brüning başkanlığındaki İmparatorluk Hükümeti, 'henüz nihai bir tutum alamayacağız' diyerek Nazilerin yasaklanması sürecini reddetmemiş olsaydı ne olurdu?" soruları ile başlıyor.</p>
<p>Bu soruların hemen ardından "Bütün bunlar, diktatörlüğü, savaşı ve Yahudi Soykırımı'nı engeller miydi bilmiyoruz" ifadelerine yer veren iki siyasetçi, sözlerini "Ama şunu biliyoruz: Denenmemiş yol bırakılmamalıydı" diye sürdürüyor.</p>
<h2>AfD'nin NPD ile benzerliğine dikkat çekiliyor</h2>
<p>Günümüzde de Almanya demokrasisinin aşırı sağ tehdidi ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek, aşırı sağcı AfD'nin bazı eyaletlerdeki teşkilatlarının iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken iki siyasetçi, 2017 yılında Federal Anayasa Mahkemesi'nin aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti'yi (NPD), "Nasyonal Sosyalizm ile özünde benzer olan ve insan onurunu hiçe sayan bir parti" olması nedeniyle Anayasaya aykırı bir parti olarak sınıflandırdığını anımsatıyor.</p>
<p>"NPD'nin yasaklanmamasının tek nedeni vardı: Hedeflerine ulaşamayacak kadar önemsiz bir siyasi parti olması" ifadelerini kullanan Pistorius ve Özdemir, AfD için bu argümanın geçerli olmadığını kaydediyor.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi'nin NPD hakkındaki kararının yeniden dikkatle okunması gerektiğini savunan iki siyasetçi, "Bu kararda, Höcke (AfD'nin önde gelen siyasetçilerinden, partinin Thürinden Eyalet Örgüt Eş Başkanı Björn Höcke) kanadının ideolojisinden hiçbir şekilde farklı olmayan bir milliyetçi ideoloji tanımlanıyor" vurgusunu yapıyor ve NPD'den farklı olarak AfD'nin "hiç de önemsiz bir parti olmadığının" altını çiziyor.</p>
<p>Makalede, 2017 yılında NPD'yi kurtaran argümanın, yani söz konusu partinin "hedeflerine ulaşamayacak kadar önemsiz olmasının" günümüzde AfD için geçerli olmadığı belirtilirken bunun AfD'nin Federal Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi için güçlü bir gerekçe oluşturduğu ifade ediliyor.</p>
<h2>"Yeterli ve somut kanıtlar mevcut"</h2>
<p>AfD'nin farklı eyalet teşkilatlarınınsöylem ve vaatlerinin mercek altına alındığı yazıda, ırkçı ve ayrımcı söylemleri ile insanlık onurunu hedef alan, toplumu 'biz gerçek Almanlar', 'biz gerçek halk' retoriği ile bölen milliyetçi kanadın ideolojisinin özgürlükçü demokratik Anayasal düzene oluşturduğu tehditler sıralanıyor.</p>
<p>Bu kanadın demokrasiyi hor gördüğüne ve Anayasal düzeni tehdit ettiğine işaret eden Pistorius ile Özdemir, Björn Höcke ve çevresindekilerin bu ideolojiyi benimsediğine dair yeterli ve somut kanıtların mevcut olduğunu belirtiyor.</p>
<h2>"Demokrasinin kendisini savunması için bir zorunluluk"</h2>
<p>Anayasayı kaleme alanların, özgürlükçü ve demokratik düzenin yıkılmasını önlemek amacıyla siyasi partilerin yasaklanmasına imkân tanıdıklarına dikkat çeken iki siyasetçi, partilerin yasaklanmasının istisnai bir durum teşkil ettiğini vurgulamakla birlikte, bunun demokrasinin kendisini savunması için hayati öneme sahip hukuki bir araç olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>"Demokrasimizin varlığını sorgulayan ve tehdit eden bir siyasi partinin Anayasaya uygunluğunun hukuki olarak incelenmesi bir zorunluluktur" görüşünü savunan iki siyasetçi, bu hukuki süreci başlatma sorumluluğunun Federal Hükümete, Federal Meclise veya Federal Konseye ait olduğunu ve başlatılması için de mecliste nitelikli çoğunluk gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<h2>"Mazeretimiz yok. Neler olabileceğini biliyoruz"</h2>
<p>En kısa zamanda, AfD'nin Thüringen, Saksonya, Saksonya-Anhalt ve Brandenburg eyalet teşkilatlarındaki ırkçı-milliyetçi yapılara odaklanılarak bir yasaklama sürecinin başlatılması çağrısını yapan Pistorius ve Özdemir, "Bu adım hukuken mümkündür, kanıtlarla desteklenmektedir ve Anayasanın da bir gereğidir" dedi.</p>
<p>"Ülkemizi seviyoruz. Onu var gücümüzle savunalım!" cümlesi ile biten makalede iki siyasetçi şu çarpıcı ifadelere de yer veriyor:</p>
<p>"1920'lerin sonundaki seleflerimiz, nelerin yaşanacağını, Nazilerin Almanya'yı ve tüm dünyayı nasıl bir felakete sürükleyeceğini ve kaç milyon masum insanın öldürülüp katledileceğini bilemezlerdi. Bizim ise böyle bir mazeretimiz yok. Nelerin yaşanabileceğini biliyoruz. 'Bir daha asla' diye söz verdik. Özgürlüğümüz, demokrasimiz ve hukuk devletimiz için sorumluluk taşıyoruz."</p>
<p>Almanya'da, önde gelen siyasilerin halk nezdindeki popülaritesini belirlemek için düzenli aralıklarla yapılan kamuoyu araştırmasına göre güncel olarak Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ilk sırada, Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir ise ikinci sırada yer alıyor.</p>
<p>DW / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::En%20pop%C3%BCler%20Alman%20siyaset%C3%A7ilerden%20%22AfD%20yasaklanmal%C4%B1%22%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78550657&x4=10201&x5=En%20pop%C3%BCler%20Alman%20siyaset%C3%A7ilerden%20%22AfD%20yasaklanmal%C4%B1%22%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fen-pop%C3%BCler-alman-siyaset%C3%A7ilerden-afd-yasaklanmal%C4%B1-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1%2Fa-78550657&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260828&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Pistorius ve Özdemir, AfD'nin yasaklanması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru sürecini başlatma çağrısı yaptı.
Seçim anketlerinde birinci sıraya yerleşen aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yasaklanması tartışmaları, 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimler öncesinde yeniden alevlendi
Netanyahu'nun rakibinden iki devletli çözüme ret, radikal bakanlara tepki
Short title
Netanyahu'nun rakibi Eisenkot'tan iki devletli çözüme ret
Teaser
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Ekim'deki seçimlerde en güçlü rakibi Eisenkot, iki devletli çözümü reddetti. Eski Genelkurmay Başkanı politikacı, yerleşim politikasını ve aşırı sağcı bakanları ise eleştirdi.<br /><p>İsrail'de, 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlerde Başbakan Benyamin Netanyahu'nun en güçlü rakibi olarak gösterilen Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, iki devletli çözümü açık biçimde reddetti. Eisenkot, İsrael Hajom gazetesine yaptığı açıklamada, bağımsız bir Filistin devletinin İsrail ile yan yana yaşamasını öngören iki devlet vizyonunun da "acı bir hata" olduğunu ileri sürdü.</p>
<p>Merkez sağda konumlanan "Yaşar" (Doğruluk) Partisi'nin lideri Eisenkot, daha önce iki devletli çözüm konusunda net bir tavır sergilemediği için eleştiriliyordu. Eisenkot röportajında, Hamas'ın saldırısına atıfta bulunarak "7 Ekim'den sonra hâlâ iki devletli çözümü düşünenler delidir" ifadelerini kullandı. Yaşar lideri ayrıca, kız kardeşinin Batı Şeria'daki bir yerleşimde yaşadığını dile getirdi.</p>
<h2>Ben-Gvir ve Smotrich'e sert eleştiri</h2>
<p>Eisenkot diğer yandan, Netanyahu kabinesinde yer alan aşırı sağcı bakanlar İtamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'in Batı Şeria'daki uygulamalarının ve yerleşimci şiddetinin, "İsrail'in uluslararası meşruiyetini zedelediğini" belirterek bu tutumun yerleşim hareketinin tamamını tehlikeye attığını vurguladı.</p>
<p>E1 bölgesindeki yeni yerleşim planına da karşı çıkan Eisenkot, bu adımın İsrail'e uluslararası alanda zarar vereceğini dile getirdi.</p>
<p>E1'deki inşaatın Batı Şeria'yı kuzey ve güney olarak fiilen ikiye bölebileceği, bunun da gelecekte bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü imkânsız hale getirebileceği yönünde uluslararası toplumdan yoğun eleştiriler geliyor.</p>
<p>İsrail hükümeti, egemen bir Filistin devletine güvenlik gerekçesiyle karşı çıkıyor. Hamas'ın kontrolündeki Gazze'nin 2023'te İsrail'e yönelik saldırılar için üs haline geldiğini hatırlatan hükümet, olası bir Filistin devletinin benzer bir tehdit oluşturabileceğini savunuyor.</p>
<p>Başbakan Netanyahu, olası bir siyasi çözümde dahi Ürdün Nehri'nin batısında güvenlik kontrolünün İsrail'de kalması gerektiğini belirtiyor. Aşırı sağcı bakanlar ise bölgenin ilhakını talep ediyor.</p>
<p>dpa / TY,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Netanyahu%27nun%20rakibinden%20iki%20devletli%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCme%20ret%2C%20radikal%20bakanlara%20tepki%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78532641&x4=10201&x5=Netanyahu%27nun%20rakibinden%20iki%20devletli%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCme%20ret%2C%20radikal%20bakanlara%20tepki%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fnetanyahu-nun-rakibinden-iki-devletli-%C3%A7%C3%B6z%C3%BCme-ret-radikal-bakanlara-tepki%2Fa-78532641&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260827&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Netanyahu'nun en güçlü rakibi Eisenkot, iki devletl çözümü reddetti, yerleşim politikası ve radikal bakanları eleştirdi.
Siyasi gözlemciler, Ekim ayında yapılacak seçimlerin ardından, İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un başbakanlık koltuğuna oturabileceğini belirtiyor
Dünyanın su rezervlerinin yüzde 70'ini oluşturan buzullar hızla eriyor. Bu erime su krizleri, sel felaketleri, enerji kesintileri ve kültürel geleneklerin kaybına yol açıyor.
Short teaser
Buzullar hızla eriyor, su kaynakları azalıyor, seller artıyor. Kültürel değerler tehdit altında.
Almanya'da 2023 ile 2025 yılları arasında konut inşaatındaki gerileme, Alman ekonomisinin büyümesini de engelledi. Krizin bu yıl daha da derinleşmesi öngörüsü, inşaat sektörünü endişelendiriyor.<br /><p>Almanya genelinde 2023-2025 yılları arasında konut inşaatında yaşanan sert düşüş, ekonominin büyümesini yavaşlattı.</p>
<p>İnşaat sektöründeki gelişmelerin analiz edildiği "Bau-Monitor 2026"ya (2026 İnşaat Raporu) göre 2025 yılında Almanya genelinde konut inşaatı azaldı.</p>
<p>Raporda, 2023 yılına kıyasla farkın 84 bin 600 konut olduğuna dikkat çekilirken bu nedenle sadece inşaat sektöründe yaklaşık 26 milyar 900 milyar euroluk net ciro kaybı yaşandığı aktarıldı.</p>
<p>Bunun, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) 0,6 puan düşmesine, vergi gelirlerinin de yaklaşık 7 milyar euro azalmasına neden olduğu belirtiliyor.</p>
<h2>Konut inşaatı neden önemli?</h2>
<p>Raporu, Federal Alman İnşaat Malzemeleri Perakendecileri Birliği (BDB) için hazırlayan Pestel Enstitüsü Başkanı Matthias Günther, "Ekonomi ancak daha fazla konut inşaatıyla büyür" açıklamasını yaptı.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda, yılda yaklaşık 300 bin konut inşa ediliyordu. Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre geçen sene inşaatı tamamlanan konut sayısı 206 bine geriledi.</p>
<p>Oysa Bad-Monitor'a göre şu anda ülke genelinde 1 milyon 350 bin konut açığı var.</p>
<h2>Konut kıtlığı neden iş gücü açığına yol açıyor?</h2>
<p>Bilim insanları, konut kıtlığının iş gücü açığını da tetiklediğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle ekonomik açıdan güçlü bölgelerde uygun fiyatlı konutların bulunmaması nedeniyle bu bölgelerde boşalan iş pozisyonlarını doldurmanın zorlaştığına işaret ediyor.</p>
<p>Örneğin yalnızca başkent Berlin'de en az 58 bin, Hamburg'da 23 bin, Kuzey Ren-Vestfalya'da 364 bin, Bavyera'da 220 bin, Baden-Württemberg'de ise 201 bin konut eksik.</p>
<p>"İnsanlar iş bulsalar da, karşılayabilecekleri bir konut bulamadıkları takdirde söz konusu bölgelere çalışmaya gitmiyor" diyen Pestel Enstitüsü Başkanı Matthias Günther, bunun da ekonomide büyümeyi aşağı çektiğini ve refah kaybına yol açtığını vurguluyor.</p>
<h2>"Göç olmadan büyüme olmaz"</h2>
<p>Nüfusun hızla yaşlandığı Almanya zorlu sınamalarla karşı karşıya. Yaklaşık 80 milyonluk nüfusun bu seviyede tutulabilmesi için aslında her yıl yurt dışından 350 bin ila 500 bin arasında göçmenin Almanya'ya gelmesi gerekiyor.</p>
<p>Matthias Günther, "Konut inşaatı olmadan, konut açığı giderilmeden Almanya'da büyüme de olmayacak. Çünkü konut olmadan, iş gücü piyasası için ihtiyaç duyulan göçmenlerin gelmesi de mümkün olmaz" uyarısında bulundu.</p>
<p>Peki, son yıllarda artan göçün bugün yaşanan konut kıtlığında payı var mı?</p>
<p>Alman uzman bu soruyu yanıtlarken, konut yapımının göçle aynı hızda artmamış olmasının günümüzde yaşanan konut sıkıntısında etkili olduğunu söylemekle birlikte, "Ama son 15 yıldaki göç olmasaydı, emeklilik sigortası primi muhtemelen şimdiden yüzde 22'ye çıkmış olurdu" ifadesini kullanıyor.</p>
<p>Günther, bugün ise Almanya'nın asıl sorununun iş gücü açığı olduğunu aktararak "Az çalışmıyoruz; çalışabilecek insan sayımız az" sözleriyle dile getirdi.</p>
<h2>Sektör bu yıl için de karamsar</h2>
<p>Aslında inşaat için verilen ruhsatlarda son dönemlerde bir toparlanma eğilimi görülüyor. Federal İstatistik Dairesi'ne göre bu yılın ilk yarısında 126 bin 300 birim için izin verildi. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 15,1'lik bir artışa tekabül ediyor.</p>
<p>Ama sektör yine de karamsar. "Konut yapımındaki çöküş tam bir felaket" diyen BDB Başkanı Katharina Metzger, bu yıl geçen seneye kıyasla daha sert bir düşüş yaşanacağı öngörüsünü şu sözlerle dile getirdi: "Tahminimize göre sadece 185 bin yeni konut inşa edilecek."</p>
<p>Federal Hükümet'in böyle bir dönemde konut inşaatı için ayrılan destek fonlarını 1 milyar 400 milyon euro azaltmak istemesini eleştiren Katharina Metzger, "Oysa hükümet artık daha fazla zaman kaybetmemeli. Şu anda ciddi şekilde sarsılmış olan inşaat sektörünü, hem yeni inşaatları hem de renovasyon çalışmalarını devasa boyutta desteklemeli" dedi.</p>
<p>dpa / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Almanya%27daki%20konut%20a%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ekonomide%20b%C3%BCy%C3%BCmeyi%20yava%C5%9Flat%C4%B1yor%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78515804&x4=10201&x5=Almanya%27daki%20konut%20a%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20ekonomide%20b%C3%BCy%C3%BCmeyi%20yava%C5%9Flat%C4%B1yor%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-daki-konut-a%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1-ekonomide-b%C3%BCy%C3%BCmeyi-yava%C5%9Flat%C4%B1yor%2Fa-78515804&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260826&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Almanya'da 2023 ile 2025 yılları arasında konut inşaatındaki gerileme, Alman ekonomisinin büyümesini de engelledi.
Volkswagen neden 100 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor?
Short title
Volkswagen neden 100 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor?
Teaser
Avrupa'nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen, fabrikaların geleceği ve on binlerce işin tehlikede olduğu kapsamlı tasarruf planları nedeniyle kritik bir dönemeçte bulunuyor.<br /><h2>Volkswagen neden çalışanlarla kritik görüşmeler yapıyor?</h2>
<p>Volkswagen (VW) yönetimi, benzeri görülmemiş bir tasarruf programı kapsamında bu hafta çalışanlarla olağanüstü toplantılar düzenliyor. Gündemde 100 bine varan istihdam azaltımı ve Almanya'daki bazı otomobil fabrikalarının kapatılması ihtimali bulunuyor.</p>
<p>Alman otomotiv sektörü; Çinli rakiplerin yoğun baskısı, elektrikli araçlara geçiş, yüksek üretim maliyetleri ve diğer zorluklar nedeniyle derin bir yapısal krizle karşı karşıya.</p>
<p>Üretim hacmi açısından Avrupa'nın en büyük otomobil üreticisi olan VW, Almanya'daki fabrikalarında kapasite fazlası, yüksek sabit giderler ve Çinpazarına olan bağımlılık nedeniyle bu sorunlardan en fazla etkilenen şirketlerden biri.</p>
<p>Çalışanları özellikle kaygılandıran konulardan biri de yeniden yapılanmanın nasıl duyurulduğu. Çalışan temsilcileri iletişim sürecini "felaket" olarak nitelendiriyor.</p>
<p>İlki VW'nin Wolfsburg'daki merkezinde olmak üzere dokuz ayrı toplantının düzenlenmesi planlanıyor. Hafta sonuna kadar Emden, Zwickau, Braunschweig ve Hannover gibi diğer tesislerde de görüşmeler yapılacak.</p>
<p>Çalışanlar daha önce, ağırlıklı olarak gönüllü ayrılma programları yoluyla yaklaşık 50 bin kişilik istihdam azaltımını kabul etmişti. Ancak yönetim şimdi 50 bin kişinin daha işten ayrılması gerektiğini belirtiyor.</p>
<h2>Volkswagen neden bu kadar sert kesintilere ihtiyaç duyuyor?</h2>
<p>CEO Oliver Blume, VW'nin "son derece kritik bir durumda" bulunduğunu ve bugüne kadar alınan önlemlerin rekabet gücünü yeniden kazanmak için yeterli olmadığını vurguluyor.</p>
<p>Blume, geçen hafta şirketin intranetinde çalışanlara verdiği bir röportajda, "Gereğinden fazla büyüğüz. Bu da bizi çoğu zaman fazla yavaş ve fazla karmaşık hale getiriyor" dedi.</p>
<p>Yaklaşık 630 bin çalışanı bulunan Volkswagen, üretim süreçlerinin büyük bölümünü kendi kontrolü altında tutmayı tercih etmesi nedeniyle yıllar içinde rakiplerine kıyasla daha hantal bir yapıya dönüştü. Buna parça üretimi ve yazılım da dahil. Şirket ayrıca Skoda, Porsche, SEAT ve Bugatti gibi markaları bünyesine kattı.</p>
<p>Otomobil üreticisi, Çinli rakiplerin güç kazandığı bir dönemde elektrikli araçlara geçişte de yavaş kaldı. Bunun sonucunda, geçmişte en büyük pazarı olan Çin'de satışlarında ciddi düşüş yaşandı.</p>
<p>Blume, VW'nin Avrupa'da şu anda yılda yaklaşık yarım milyon araçlık fazla üretim yaptığını söylüyor.</p>
<p>Almanya'daki fabrikaların kapatılması son seçenek olarak değerlendirilse de Blume, yönetimin şu anda "bu tesislerin 2030'lu yıllarda kârlı kalmasını sağlayacak bir yol göremediğini" belirtiyor.</p>
<p>İstihdam indirimine gideceklerini açıklayan diğer otomobil üreticileri de Almanya'daki yüksek işletme maliyetlerini eleştiriyor. Mercedes-Benz CEO'su Ola Källenius geçen ay şirketin Macaristan ve Almanya'daki faaliyetleri arasında yüzde 70'lik maliyet farkı bulunduğunu söylemişti.</p>
<h2>Çalışanlardan nasıl bir tepki bekleniyor?</h2>
<p>Blume'nin VW çalışanlarından sert tepki görmesi bekleniyor. Güçlü sendikaların ve işçi temsilciliğinin etkisi sayesinde VW çalışanları dünyanın en yüksek ücret alan otomotiv işçileri arasında bulunuyor.</p>
<p>VW'nin daha önceki yeniden yapılanma planlarını kabul eden otomotiv sendikası IG Metall Başkanı Christiane Benner, çalışanların şimdi "bir kez daha hayal kırıklığına uğradığını" söyledi.</p>
<p>Salı günü Wolfsburg'da çalışanlarla yapılan toplantıda VW İşçi Temsilciliği Başkanı Daniela Cavallo, Blume ve yönetim kuruluna duyulan "güvenin sarsıldığını", ancak bunun "henüz onarılamayacak düzeyde olmadığını" söyledi.</p>
<p>Geçen ay hissedarların ve çalışan temsilcilerinin yer aldığı VW Denetim Kurulu, ikinci tasarruf paketini de reddetti.</p>
<p>Süreci daha da karmaşık hale getiren bir başka unsur ise Aşağı Saksonya eyaletinin VW'nin ortaklarından biri olması. Eyalet oy haklarının yüzde 20'sini elinde bulunduruyor. Alman basınındaki haberlere göre eyalet yönetimi planlara onay vermeyi reddediyor.</p>
<p>Aşağı Saksonya Başbakanı Olaf Lies Pazartesi günü, "Aşağı Saksonya otomobil eyaleti ve böyle de kalmalı" dedi. Lies, "Şimdi benim için önemli olan ortak çözümler bulmamız" diye ekledi. </p>
<h2>Volkswagen'de kriz aşılabilecek mi?</h2>
<p>Blume, geçen hafta sonu Bild am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, "Volkswagen Grubu tarihindeki en büyük dönüşüm planını" hazırladığını söyledi.</p>
<p>"Target Vision 2030" adlı plan, VW'nin model yelpazesini yarı yarıya azaltmayı ve özellikle Almanya'daki genel giderleri düşürmeyi hedefliyor. Otomobil üreticisi ayrıca 2018'de yaklaşık 11 milyon araçla zirveye ulaşan küresel üretimini gelecekte yılda 9 milyon araca indirecek.</p>
<p>Çin'den gelen rekabetin yanı sıra ABD'nin gümrük vergileri, jeopolitik gelişmeler ve bürokratik yüklerle karşı karşıya olan Blume, VW yönetiminin dünya genelinde "risklerin daha da artacağını varsayması gerektiğini" söyledi.</p>
<p>Küresel otomobil üreticilerinin çoğu, Çin yapımı elektrikli araçların dünya pazarlarına hızla yayılmasına, giderek öngörülemez hale gelen piyasalara ve emisyon hedeflerini tutturamayan şirketlere para cezaları da öngören AB'nin net sıfır kurallarının artan baskısına uyum sağlamakta zorlanıyor.</p>
<p>Blume gazeteye yaptığı açıklamada, önümüzdeki birkaç yılın hangi otomobil üreticilerinin ayakta kalacağını belirlemesi açısından "belirleyici" olacağını söyledi.</p>
<p>VW'nin yüzde 3,8 ile sağlam bir faaliyet kâr marjı elde ettiğini belirten Blume, buna rağmen bu kârın yeni teknolojilere ve ürünlere yatırım yapmak ve mevcut üretim altyapısını sürdürülebilir biçimde finanse etmek için yeterli olmadığını söyledi.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Volkswagen%20neden%20100%20bin%20ki%C5%9Fiyi%20i%C5%9Ften%20%C3%A7%C4%B1karmay%C4%B1%20planl%C4%B1yor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78510566&x4=10201&x5=Volkswagen%20neden%20100%20bin%20ki%C5%9Fiyi%20i%C5%9Ften%20%C3%A7%C4%B1karmay%C4%B1%20planl%C4%B1yor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvolkswagen-neden-100-bin-ki%C5%9Fiyi-i%C5%9Ften-%C3%A7%C4%B1karmay%C4%B1-planl%C4%B1yor%2Fa-78510566&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260826&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
VW'de on binlerce iş ve bazı fabrikaların geleceği tartışılırken yönetim ile çalışanlar kritik görüşmelere başlıyor.
AİHM'in "Osman Kavala serbest bırakılmalı" şeklindeki kararına Ankara sert tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, "İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olma durumunun gözden geçirilebileceğini" ima etti.<br /><p>Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi'nin, 2017'den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın haklarının ihlal edildiğine dair hükmünü, "Türkiye'ye karşı takınılan yanlı yaklaşımın son örneği" olarak değerlendirdi.</p>
<p>Adalet Bakanlığı kaynakları, "AİHM'in bugün açıklamış olduğu Mehmet Osman Kavala başvurusu hakkındaki karar hem başvurunun ele alınış ve karara bağlanış süreci ile hem de kararda Mahkeme'nin kendi yerleşik içtihatlarına aykırı değerlendirmeler taşıması itibarıyla Türkiye'ye karşı takındığı yanlı yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir" açıklamasını yaptı.</p>
<p>Bakanlık kaynakları, Osman Kavala'nın "Bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından yapılan yargılamalar sonucunda (...) Gezi Kalkışmasının organizasyon, planlama ve yönlendirilmesinde yer almak, süreci yönetmek ve finanse etmek eylemlerinden" suçlu bulunduğunu ve "Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırıldığını" savundu. </p>
<p>AİHM'in, "bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından hukuka uygun olarak yapılan yargılama sonucunda Kavala hakkında verilen ve kesinleşen mahkumiyetin yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini" savunan kaynaklar, <span>AİHM'in aynı zamanda, <span class="editable placeholder" data-id="75487782" data-size="NORMAL" data-type="AUTO_TOPIC">uluslararası hukukun temel ilkeleri</span>ni hiçe sayarak ulusal yargı yetkisini de "gasp ettiğini" ileri sürdü.</span></p>
<p>Bakanlık kaynakları ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Türk yargı ve idari makamlarına yönelttiği kötü niyet isnadının kesinlikle kabul edilemeyeceğini" ileri sürdü.</p>
<h2>Mehmet Uçum: "Hadsizler..."</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum da, X hesabından paylaştığı mesajında, "AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS'e (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) taraf olma durumunu ve AİHM'e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hâle geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uçum, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor'u da "hadsizlik"le itham etti:</p>
<h2>AİHM Kavala hakkında ne karar verdi?</h2>
<p>Osman Kavala'nın haklarının ihlal edildiğine hükmeden AİHM Büyük Dairesi, Salı günü, Kavala'nın "mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini" bildirdi.</p>
<p>AİHM kararında, Kavala'nın tutukluluğu ile mahkûmiyetinin AİHS'e aykırı olduğu kaydedilmiş ve kendisine yönelik tedbirlerin, onu susturmak gibi ikincil bir amaç güttüğü belirtildi.</p>
<p>Kararda, Türkiye'de Osman Kavala'ya yönelik yargılamanın, siyasi muhaliflerin, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin, kapsamı geniş biçimde yorumlanan ceza suçlarına dayanılarak tutuklanması ve yargılanması sürecinin bir parçası olarak görüldüğü de not edildi.</p>
<p>Mahkeme ayrıca, Türkiye'deki yapısal eksikliklerin, özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yürütme organının yargı kararları üzerinde etki kurmasını kolaylaştırdığını ifade etti.</p>
<p>AİHM bunlara ilaveten, Türkiye'nin Osman Kavala'ya 70 bin euro manevi tazminat ödemesine, ayrıca 43 bin euroluk yargılama masraflarının da Türkiye tarafından karşılanmasına hükmetti.</p>
<p>DW / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Ankara%27dan%20A%C4%B0HM%27e%20sert%20Osman%20Kavala%20tepkisi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78502178&x4=10201&x5=Ankara%27dan%20A%C4%B0HM%27e%20sert%20Osman%20Kavala%20tepkisi&x6=1&x7=%2Ftr%2Fankara-dan-aihm-e-sert-osman-kavala-tepkisi%2Fa-78502178&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260825&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
AİHM'in "Osman Kavala serbest bırakılmalı" şeklindeki kararına Ankara sert tepki gösterdi.
Alman makine endüstrisinden doğal gaz kıtlığı uyarısı
Short title
Alman makine endüstrisinden doğal gaz kıtlığı uyarısı
Teaser
Almanya'nın kilit öneme sahip makine mühendisliği sektörü, kış aylarında yaşanması muhtemel doğal gaz kıtlığı konusunda uyarıda bulundu, Merz hükümetine arz güvenliğini sağlama çağrısı yaptı.<br /><p>Almanya'nın en önemli sanayi dallarından makine mühendisliği sektörü, önümüzdeki kış aylarında doğal gaz kıtlığı yaşanabileceğini ve bunun sektör için "ciddi bir tehdit" oluşturacağını duyurdu.</p>
<p>Frankfurt merkezli Alman Makine ve Tesis İmalatçıları Birliği (VDMA) Genel Müdürü Thilo Brodtmann, yaptığı açıklamada "Depoların dolma hızının yavaş seyretmesi nedeniyle sektörde önümüzdeki kış yaşanabilecek doğal gaz tedarik sıkıntısı konusunda endişeler artıyor" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>"Sektör için ciddi tehdit oluşturuyor"</h2>
<p>Doğal gazın makine ve tesis mühendisliği sektöründe kilit önem taşıdığına işaret eden Bordtmann, "fiziki bir gaz kıtlığı ya da fırlayan fiyatlar, sektör için ciddi bir tehdit oluşturuyor" dedi.</p>
<p>Merz hükümetine, Almanya'nın yeterli doğal gaz arzına sahip olmasını sağlaması çağrısında bulunan VDMA Genel Müdürü Brodtmann, "Nihayetinde hükümet arz güvenliği konusunda açık bir sorumluluk taşıyor" sözlerini kaydetti.</p>
<h2>Endişenin gerisinde ne yatıyor?</h2>
<p>Doğal gaz depolama seviyelerinin düşük olması, Almanya'da endişe yaratmış durumda. Avrupa'nın en büyük doğal gaz tüketicisi Almanya'da depolama tesisleri şu anda yaklaşık yüzde 50 oranında dolu.</p>
<p>Almanya'daki doğal gaz ve hidrojen depolama sistemi işletmecilerini temsil eden INES'e göre bu oran, kayıtların tutulmaya başlandığı 2011 yılından bu yana yılın bu dönemi için görülen en düşük seviye. Geçen yıl aynı dönemde depolardaki doluluk oranı yüzde 67 olarak kayıtlara geçmişti.</p>
<h2>Ekonomi Bakanlığı: Doğal gaz kıtlığı beklenmiyor</h2>
<p>ve İsrail'in İran'a saldırısı ile başlayan savaş enerji krizinin tetikledi, doğal gaz fiyatları hızla yükseldi ve şirketler fiyatların yüksek seyretmesi nedeniyle alım yapmaktan kaçınıyor.</p>
<p>Alman Ekonomi Bakanlığı, daha soğuk kış ayları için yeterli arzın sağlanmasında birincil sorumluluğun hükümette değil özel sektörde olduğunu, hükümetin müdahalesinin gaz piyasasındaki arzı daraltabileceğini, ayrıca şu anda bu kış için bir doğal gaz kıtlığı beklenmediğini savunuyor.</p>
<p>Bununla birlikte bakanlık yetkilileri, durum kötüleştiği takdirde hızlı ve hedefli şekilde uygulanabilecek gerekli seçeneklerin hazırlandığını belirtiyor.</p>
<p>dpa / DA,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Alman%20makine%20end%C3%BCstrisinden%20do%C4%9Fal%20gaz%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20uyar%C4%B1s%C4%B1%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78489498&x4=10201&x5=Alman%20makine%20end%C3%BCstrisinden%20do%C4%9Fal%20gaz%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20uyar%C4%B1s%C4%B1%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Falman-makine-end%C3%BCstrisinden-do%C4%9Fal-gaz-k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-uyar%C4%B1s%C4%B1%2Fa-78489498&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260824&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Alman makine mühendisliği sektörü, kış aylarında doğal gaz kıtlığı yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Engelli emekliliğinde ne değişti? Hak kaybı tartışması BM'de
Short title
Engelli emekliliğinde ne değişti? Hak kaybı tartışması BM'de
Teaser
Ekim 2008 öncesi sigortalı olan 4/a kapsamındaki engellilerin vergi indirimine dayalı emeklilik sisteminin kaldırılması hak kaybı tartışmasına yol açtı. Konu Birleşmiş Milletler'e de taşındı.<br /><p>Türkiye'de engelli bireylerin emeklilik koşullarını değiştiren düzenlemenin üzerinden bir buçuk yılı aşkın süre geçerken uygulamanın yol açtığı hak kaybı iddiaları Birleşmiş Milletler'e (BM) taşındı.</p>
<p>Engelli Emeklilik Dayanışma Derneği (EMED), 15 Ocak 2025'te yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun sonrasında özellikle Ekim 2008'den önce sigortalı olan 4/a kapsamındaki engellilerin yaşadığı sorunlara ilişkin hazırladığı raporları BM'ye iletti.</p>
<p>EMED Başkanı Nazlı Tetik'in DW Türkçe'ye verdiği bilgiye göre, derneğin hazırladığı son ayrıntılı rapor BM'ye gönderildi ve konu değerlendirmeye alındı. Dernek daha önce de 3 Haziran 2026'da BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bünyesindeki Özel Prosedürler mekanizmasına bilgi sunmuştu.</p>
<p>DW Türkçe'yle paylaşılan Temmuz 2026 tarihli 22 sayfalık rapor, mevzuat değişikliğini, eski ve yeni sağlık değerlendirme sistemlerini, anket sonuçlarını ve örnek vakaları ele alıyor. Düzenlemenin hukuki güvenlik ve sosyal güvenlik hakkı bakımından sorun yarattığını savunan EMED, BM'den düzenlemenin engelli hakları açısından incelenmesini talep ediyor.</p>
<p>Peki engelli emekliliğinde ne değişti ve tartışma neden özellikle 2008 öncesinde sigortalı olanları ilgilendiriyor?</p>
<h2>Engelli emekliliğinde ne değişti?</h2>
<p>15 Ocak 2025'te yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun, Ekim 2008'den önce sigortalı olan 4/a kapsamındaki engellilerin emeklilik sistemini değiştirdi.</p>
<p>Düzenleme öncesinde bu gruptaki çalışanlar, gerekli sigortalılık ve prim koşullarını sağlamaları halinde engellilik nedeniyle vergi indiriminden yararlanma hakkı üzerinden yaşlılık aylığına hak kazanabiliyordu. 2008'de sosyal güvenlik sistemi değişmesine rağmen daha önce sigortalı olan engelliler için bu uygulama geçiş hükümleriyle korunmuştu.</p>
<p>7538 sayılı Kanun'la vergi indirim belgesine dayalı emeklilik uygulamasına son verildi. 15 Ocak 2025 ve sonrasında başvuran Ekim 2008 öncesi 4/a kapsamındaki sigortalılar da Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) çalışma gücü kaybını esas alan sistemine dahil edildi.</p>
<p>Değişiklikle emeklilik için aranan prim ve sigortalılık koşullarının yanı sıra, emekliliğe uygunluğun belirlenmesinde kullanılan sağlık değerlendirme sistemi de yeniden düzenlendi.</p>
<p>EMED'in raporuna göre eski sistemde engellilik oranları esas alınırken, yeni sistem çalışma gücü kaybının tespitine dayanıyor. Dernek, iki yöntemin aynı sağlık durumu için farklı sonuçlar doğurabildiğini, kanser, kalp ve damar hastalıkları, KOAH, epilepsi ile görme, işitme ve uzuv kaybı gibi durumlarda yeni kriterlerin emeklilik hakkına erişimi zorlaştırabildiğini savunuyor.</p>
<p>Örneğin rapora göre uzuv kaybında önceki değerlendirmede anatomik kayıp ve kalıcı engellilik dikkate alınırken yeni sistemde kişinin hareketlilik, denge, kişisel bakım ve günlük yaşam faaliyetlerindeki işlev kaybı daha belirleyici hale geliyor. Görme ve işitme kaybında da yeni sistemin çeşitli kategorilerinde iki taraflı kayıp daha fazla önem taşıyor. Bunlar EMED'in iki düzenlemenin kriterlerini karşılaştırarak ulaştığı sonuçlar.</p>
<h2>Emekliliğine bir yıldan az kalanlar</h2>
<p>Düzenlemenin kaç kişiyi etkilediğine ilişkin kamuoyuna açık kapsamlı güncel bir resmi istatistik bulunmuyor. EMED de ilgili kamu kurumlarından idari veri talep ettiğini ancak rapor hazırlanırken kapsamlı verilere ulaşamadığını belirtiyor.</p>
<p>Dernek bu nedenle düzenlemenin etkilerini ölçmek amacıyla Haziran 2026'da 200 kişiyle bir anket yaptı.</p>
<p>Ankete 1 Ekim 2008'den önce sigortalı olan ve 7538 sayılı Kanun sonrasında emeklilik başvurusu reddedildiğini, emeklilik hakkına erişemediğini veya emeklilik statüsünün olumsuz etkilendiğini beyan eden kişiler katıldı. Sonuçlar katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 29'u düzenleme yürürlüğe girdiğinde emeklilik şartlarını tamamladığını, yüzde 43,2'si ise emekliliğine bir yıldan az kaldığını belirtti. Katılımcıların yüzde 97,1'inin sağlık kurulu raporu, yüzde 85,8'inin ise vergi indirim belgesi bulunuyordu.</p>
<h2>Yüzde 83,4'ü ret sonucu bildirdi</h2>
<p>Ankete katılanların yüzde 83,4'ü yeni sistem kapsamındaki ilk çalışma gücü kaybı değerlendirmesinin retle sonuçlandığını bildirdi. Yüksek Sağlık Kurulu değerlendirmesine ilişkin yanıtlarda ise ret oranı yüzde 88,8 oldu.</p>
<p>Ancak bu oranlar SGK'nın Türkiye genelindeki engelli emeklilik başvurularının ret oranını göstermiyor. Anketin düzenlemeden olumsuz etkilendiğini belirten kişiler arasında yapılması nedeniyle sonuçlar yalnızca bu grubun deneyimini yansıtıyor.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 76,7'si gelir kaybına uğradığını, yüzde 64,4'ü çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını, yüzde 14,4'ü ise işsiz kaldığını belirtti.</p>
<p>Engellilerin çalışma hayatındaki durumuna ilişkin resmi veriler de istihdamdaki tabloyu ortaya koyuyor. Türkiye İş Kurumu'nun (İŞKUR) Haziran 2026 verilerine göre engelli çalıştırma yükümlülüğü kapsamındaki 50 ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde 124 bin 65 engelli işçi çalışıyor. 50'den az çalışanı bulunan işyerlerinde ise İŞKUR kayıtlarına yansıyan engelli çalışan sayısı 6 bin 142. Engelli çalıştırma yükümlülüğü bulunan işyerlerinde ise 22 bin 11 kişilik kontenjan boş. Temmuz itibarıyla İŞKUR'a kayıtlı iş arayan engelli sayısı 86 bin 208.</p>
<p>EMED anketinde birden fazla yanıtın verilebildiği ayrı bir soruda 139 kişi emekli olamadığını, 95 kişi psikolojik olarak etkilendiğini, 74 kişi sağlık durumunun kötüleştiğini belirtti.</p>
<h2>Daha önce emekli olanların aylıkları kesiliyor mu?</h2>
<p>7538 sayılı Kanun, değişiklikten önce engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanarak yaşlılık aylığı bağlananların aylıklarının ödenmesine devam edilmesini öngörüyor. Ancak bu kişiler belirli durumlarda kontrol muayenesine tabi tutulabiliyor ve değerlendirme sonucunda aylıkları kesilebiliyor.</p>
<p>SGK'nın 2025/4 sayılı Genelgesine göre bu kişilerin kontrol muayenelerinde yeni çalışma gücü kaybı kriterleri değil, engellilik derecesinin belirlenmesine ilişkin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanıyor. Kontrol sonucunda engellilik derecesi yüzde 40'ın altına düşen veya yeni belirlenen dereceye göre ilk aylık talep tarihinde gerekli emeklilik koşullarını karşılamadığı tespit edilenlerin aylığı kesilebiliyor. Aylığı bu nedenle kesilen kişinin yeniden emeklilik başvurusu yapması halinde ise çalışma gücü kaybı esasına göre değerlendirme yapılıyor.</p>
<p>EMED ise anketine katılan 10 kişinin daha önce bağlanmış emekliliğinin sonradan iptal edildiğini beyan ettiğini belirtiyor.</p>
<p>EMED'in BM'ye sunduğu raporda yer verilen anonimleştirilmiş örneklerden birinde yüzde 42 engellilik oranına, 20 yıldan fazla sigortalılık süresine, 4 bin 500'den fazla prim gününe ve sürekli vergi indirimi belgesine sahip bir kişinin emekli aylığı almaya başladıktan sonra kontrol muayenesine çağrıldığı ve yeniden değerlendirme sonucunda aylığının durdurulduğu aktarılıyor.</p>
<h2>Emeklilik işlemleri tamamlanmadan sistem değişti</h2>
<p>EMED'in raporunda, düzenleme yürürlüğe girdiğinde emeklilik işlemleri devam eden veya emekliliğine kısa süre kalan kişilerin beyanlarına da yer veriliyor.</p>
<p>Rapordaki bir katılımcı, "13 Ocak 2025 tarihinde SGK'dan vergi indirimi kapsamında emekli olabileceğime ilişkin yazımı aldım" diyor. İşyerinden çıkış işlemlerini tamamlayamadan kanunun değişmesi nedeniyle emekli olamadığını aktaran katılımcı, "Kazanılmış olduğunu düşündüğümüz haklarımız elimizden alındı. Şimdi ise 'çalışma gücü kaybı yoktur' denilerek 60 yaşına kadar çalışmaya mecbur bırakıldığımızı düşünüyorum" ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Bir başka katılımcı ise iş kazasında sağ elini kaybettiğini, yüzde 45 sürekli engelli raporu ve vergi indirimi hakkı bulunduğunu belirtiyor. SGK'nın kendisine Mayıs 2025'te emekli olabileceğini söylediğini aktaran katılımcı, "Buna güvenerek kredi kullandım. Emekliliğime iki ay kala kanun değişti" diyor. Katılımcı halen çalışmadığını, borçlu olduğunu ve ciddi mağduriyet yaşadığını belirtiyor.</p>
<p>Tetik, kademeli bir geçiş veya önceki koşulları koruyan yeterli bir düzenleme yapılmamasının, yıllarca eski sisteme göre emeklilik planı yapan engelliler açısından hukuki güvensizlik yarattığını söylüyor.</p>
<h2>AYM'deki dava sürüyor</h2>
<p>7538 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) açılan E.2025/78 sayılı dava da sürüyor. AYM Genel Kurulu 6 Mart 2025'te davanın esasının incelenmesine karar verdi.</p>
<p>EMED, Ekim 2008 öncesinde sigortalı olup hak kaybına uğradığını belirttiği engellilerin emeklilik haklarının iadesini talep ediyor. Dernek, Ekim 2008 sonrası sigortalılar için ise uluslararası insan hakları standartlarına uygun, adil ve şeffaf bir sistem kurulmasını istiyor.</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Engelli%20emeklili%C4%9Finde%20ne%20de%C4%9Fi%C5%9Fti%3F%20Hak%20kayb%C4%B1%20tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1%20BM%27de&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78487699&x4=10201&x5=Engelli%20emeklili%C4%9Finde%20ne%20de%C4%9Fi%C5%9Fti%3F%20Hak%20kayb%C4%B1%20tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1%20BM%27de&x6=1&x7=%2Ftr%2Fengelli-emeklili%C4%9Finde-ne-de%C4%9Fi%C5%9Fti-hak-kayb%C4%B1-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1-bm-de%2Fa-78487699&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260824&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Engelli emekliliğinde değişen sistem, Anayasa Mahkemesi'nin ardından BM'nin de gündemine taşındı.
Karadeniz'deki gemi ticareti, Rusya ve Ukrayna saldırılarıyla durma noktasında. Türkiye bandıralı gemilerin çoğu faaliyetlerini durdururken gemi sahipleri hükümetin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini istiyor.<br /><p>Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısıyla başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, aradan geçen 4,5 yılda hala ateşkes ve barış ihtimalinden uzak bir biçimde devam ediyor. Son dönemde savaşan tarafların lojistik ağlar, limanlar ve Karadeniz'de seyir halindeki ticari gemilere yaptığı saldırıları artırması ise Türkiye'yi olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Türkiye'nin başta Rusya olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkeler ile ticaretinin neredeyse yüzde 80'ini gerçekleştiren Türk bayraklı gemilere yapılan saldırılar sonucunda, son dört yılda 50'ye yakın koster ve geminin hedef alındığı belirtiliyor.</p>
<p>DW Türkçe'ye konuşan uzmanlar, Türkiye bandıralı ticaret gemilerinin Karadeniz'deki faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini belirtirken, gemi sahipleri AKP hükümetinin Rusya ve Ukrayna ile temaslarda bulunarak saldırıların durdurulmasını talep ediyor.</p>
<h2>Türk gemilerine saldırılar artıyor</h2>
<p>Giderek daha fazla Karadeniz'e yayılan Rusya-Ukrayna savaşı, bölgedeki limanların yanı sıra seyir halindeki ticaret gemilerine de ağır zarar veriyor. Rusya Savunma Bakanlığı 21 Ağustos'ta Ukrayna'nın Reni Limanı'ndaki silah ve askeri teçhizat depolarını vurduklarını açıklarken, aynı gün Ukrayna'nın da "Necibe" adlı Türk kargo gemisini vurduğu bildirildi.</p>
<p>Saldırıya uğrayan gemiye yanaşarak 18 denizciyi kurtaran Türk bayraklı Kalyoncu Denizcilik'e ait "Ural" adlı geminin de gece saatlerinde saldırıya uğradığı haberleri medyaya yansıdı. Rusya'nın liman kenti Novorossiysk açıklarında gerçekleştirilen saldırı sonucu 1 denizcinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralandığı kaydedildi.</p>
<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı daha önce de, "Yaşar" ve "Nadezhda" isimli Türk sahipli iki sivil geminin 3 Ağustos akşamı yine Novorossiysk Limanı'ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığını ve 11 personelin yaralandığını açıklamıştı.</p>
<p>Bakanlık açıklamasında, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemileri de etkileyen şekilde Karadeniz'de giderek yayılmasından ciddi endişe duyulmaktadır" ifadeleri kullanılmıştı.</p>
<p>Peki ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ne anlama geliyor?</p>
<h2>"Fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz"</h2>
<p>DW Türkçe'ye konuşan İstanbul Denizcilik Stratejileri ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Salih Zeki Çakır, "Saldırılar her geçen gün artıyor. Önümüzdeki kötü günlere bakarak bir denizcilik terimi ile söyleyeyim, fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz" diyor.</p>
<p>Aynı zamanda Karadeniz'deki gemi ticaretinin önemli oyuncularından biri olan Trabzon Tersanesi'nin de yönetim kurulu başkanı olan Salih Zeki Çakır, Karadeniz'de faaliyet gösteren Türk bayraklı büyük kargo gemileri ile kıyı limanları arasında yük taşıyan küçük tonajlı ticaret ve yük gemileri olan "koster"lerin sayısının 700'ü aştığını söylüyor.</p>
<p>Karadeniz'de faaliyette olan toplam gemi sayısının 2 bini aştığını ve bunların büyük kısmının kosterlerden oluştuğunu ifade eden Çakır, "Bu yüzden saldırılardan en çok koster sayısı yüksek olan Türk gemileri etkileniyor. Şu anda gemilerimiz mal ve can güvenliği olmadığı için faaliyetlerini neredeyse tamamen durdurdu" diye konuşuyor.</p>
<h2>"Karadeniz'i silah olarak kullanıyorlar"</h2>
<p>Ticari gemilere yapılan saldırılar nedeni ile Türkiye'nin ithalatında büyük yer kaplayan petrol ve doğal gaz ürünleri, buğday, mısır, ayçiçeği gibi tahıl ürünleri, demir-çelik ürünleri ve kömür ticaretinde büyük sıkıntılar yaşanmaya başladığına işaret eden Salih Zeki Çakır, "Eğer bu saldırılar durmazsa, kış ayları yaklaştıkça hem Türkiye hem bölge ekonomileri çok ciddi bir zarar görebilir. Belki ticaret farklı yollardan devam eder ama maliyetler artacağı için ekmekten motorine her şeyin fiyatı da artacak" şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Bugüne kadar Rusya-Ukrayna savaşı sırasında gerçekleştirilen saldırılarda yaklaşık 50 Türk bayraklı gemi ve kosterin zarar gördüğünü kaydeden Çakır'a göre, her iki taraf da savaşta üstünlük kurmak için lojistik hatları hedef almaya devam edecek.</p>
<h2>"Açıklarda hasarlı şekilde bekleyen gemiler var"</h2>
<p>"Gemilere saldırıyı Ukrayna başlattı, Rusya da misillemelerle devam etti. Karadeniz'in güvenliğini bir silah olarak kullanıyorlar" yorumunu yapan Çakır, şu görüşleri dile getiriyor:</p>
<p>"Saldırıya uğrayan gemilerimizdeki can ve mal kayıpları bir yana, vurulan gemileri emniyetli bir yere çekecek römorkör hizmeti de çok kısıtlı. Şu anda Karadeniz açıklarında başıboş, hasarlı şekilde bekleyen gemiler var. Bu gemilerin hepsinde yakıt var. Bir süre sonra bu yakıtlar su üstüne çıkacak ve ciddi bir çevre felaketine neden olacak. Bu saldırıların bir an önce durması için hükümetimizin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini ve bir çözüm bulmasını talep ediyoruz. Yoksa her şey daha kötüye gidecek."</p>
<h2>Türkiye doğal gaz üretimini artırmaya hazırlanıyor</h2>
<p>Bir yandan Karadeniz’deki Türk ticaret gemileri savaşın başladığı günden bu yana en yoğun saldırılara maruz kalırken diğer yandan Türkiye Karadeniz'deki doğal gaz yatırımlarını artıracağını açıkladı.</p>
<p>Geçen hafta 2026'nın ilk yarısına ilişkin petrol ve doğal gaz üretim verilerine ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Karadeniz'de doğal gaz üretimini iki katına çıkaracağız" dedi.</p>
<p>Bakanlık verilerine göre, Türkiye'nin 2025 sonu itibarıyla yıllık doğal gaz tüketimi yaklaşık 60 milyar metreküp olurken, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'ndaki üretim ise Türkiye'nin ihtiyacının yüzde 4,7'sini karşılıyor.</p>
<p>Peki Karadeniz'deki saldırılar Türkiye'nin enerji politikalarını etkiler mi?</p>
<h2>"Enerji ithalatında ciddi sonuçlar doğurur"</h2>
<p>DW Türkçe'ye konuşan Enerji Politikaları Uzmanı Necdet Pamir, Karadeniz'in Türkiye'nin özellikle enerji ihtiyacını karşılamakta stratejik bir öneme sahip olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bir yandan NATO üyesi olan Türkiye'nin diğer yandan enerjide Rusya'ya bağımlı bir halde olduğuna dikkat çeken Pamir, "Türkiye ihtiyacı olan doğal gazın yüzde 95'ini ithal ediyor. Bunun da yüzde 36,3'ünü Rusya'dan alıyor. Yine toplam ham petrol ve petrol ürünleri ithalatının yüzde 60'ını Rusya'dan yapıyor. Yine kömür ithalatının yüzde 12,5'ini yapıyor Rusya'dan. Dolayısıyla Karadeniz'de güvenliğin ortadan kalkması Türkiye için ciddi sonuçlar doğurur" ifadelerini kullanıyor.</p>
<h2>Akkuyu'ya zenginleştirilmiş uranyum nasıl gelecek?</h2>
<p>Karadeniz'deki gemilerin saldırı altında olması, 2026 sonunda faaliyete geçmesi beklenen Akkuyu Nükleer Santrali konusunda da endişelere neden oluyor.</p>
<p>Santralde elektrik üretimi için gerekli olan zenginleştirilmiş uranyumun Rusya devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom'un yakıt şirketi olan TVEL tarafından Batı Sibirya ve Novosibirsk bölgelerindeki üretim tesislerinden deniz yoluyla Türkiye'ye getirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Böylesine önemli bir sevkiyatın mevcut çatışma koşulları içerisinde nasıl sağlanacağının bilinmediğini dile getiren Necdet Pamir, "Rusya'dan gelecek zenginleştirilmiş uranyumun Türk boğazlarından geçerek Akkuyu'ya gelmesi gerekiyor. Karadeniz'de gemiler saldırı altındayken bu nasıl gerçekleşecek?" diye soruyor.</p>
<h2>"Türkiye'nin eli zayıflıyor"</h2>
<p>Tüm bu belirsizlikler nedeni ile, Rusya'ya enerjide bu kadar bağımlı bir Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşının dolaylı ve doğrudan etkilerini de daha derin yaşadığını belirten Necdet Pamir, şu görüşleri dile getiriyor:</p>
<p>"Bu süreçte Türkiye'nin savaşan taraflar ile ilişkilerinde eli zayıf. Bir yandan NATO'da güç kazanmak için Ukrayna'ya silah göndermeyi planlıyor ama kendi ticari gemilerini vurulmaktan kurtaramıyor. Diğer yandan ithalata mecbur olduğu Rusya'dan Ukrayna'ya yardım ettiği için uyarı üstüne uyarı alıyor, ilişkiler geriliyor. Enerji anlaşmalarının uzatılmaması seçeneği gündeme gelebilir. Bu gerçekleşirse, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından büyük sıkıntı yaşanır."</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Karadeniz%27deki%20T%C3%BCrk%20gemileri%20sald%C4%B1r%C4%B1%20k%C4%B1skac%C4%B1nda&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78470871&x4=10201&x5=Karadeniz%27deki%20T%C3%BCrk%20gemileri%20sald%C4%B1r%C4%B1%20k%C4%B1skac%C4%B1nda&x6=1&x7=%2Ftr%2Fkaradeniz-deki-t%C3%BCrk-gemileri-sald%C4%B1r%C4%B1-k%C4%B1skac%C4%B1nda%2Fa-78470871&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260822&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Türk gemilerinin sahipleri, Karadeniz'de güvenli ticaret için Ankara'nın Moskova ve Kiev'le temasa geçmesini istiyor
Ankara'nın Beypazarı ilçesinde meydana gelen ve bir kişinin ölümüne neden olan maden kazası ile ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı. İkisi ağır 12 yaralının tedavileri sürüyor.<br /><p>Ankara'nın Beypazarı ilçesinde 1 işçinin hayatını kaybettiği, 2'si ağır 12 işçinin yaralandığı maden ocağındaki göçüğe ilişkin 9 şüpheli gözaltına alındı.</p>
<p>İlçeye bağlı Hırkatepe Mahallesi Çayırhan Kömür İşletmeleri'nde bulunan maden ocağında, cuma akşamı tavan çöktü. İhbar üzerine olay yerine jandarma, emniyet, itfaiye, AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı), UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>
<p>Ocakta çalışan maden işçilerinden Erdi Kahveci hayatını kaybederken 12 işçi yaralandı, çeşitli nedenlere bağlı olarak 8 kişi kazadan etkilendi. Beypazarı ve Ankara'daki hastanelere kaldırılan yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.</p>
<p>Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada, maden sahasında sorumlu 9 şüpheli jandarma ekiplerince gözaltına alındı.</p>
<p>Ocakta hayatını kaybeden işçi Erdi Kahveci'nin için memleketi Bartın'da cumartesi günü cenaze töreni düzenleniyor.</p>
<h2>Ankara Valiliği'nden açıklama</h2>
<p>Ankara Valiliği tarafından cuma günü, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında meydana gelen maden kazasına ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanılmıştı:</p>
<p>"İlimiz Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi’nde bugün saat 18.00 sıralarında, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında, ilk tespitlere göre Çalışma sahasının arkasında tavan çökmesi sonucu oluşan basınca bağlı olarak savrulmalar neticesinde maden kazası meydana gelmiştir. (...) Olaydan toplam 20 vatandaşımız etkilenmiş olup, 1 madenci vatandaşımız hayatını kaybetmiş olup yaralı vatandaşlarımız tedavi altına alınmıştır."</p>
<p>Valilik ayrıca, "Olayın meydana geliş nedeni ile ilgili olarak ilgili mercilerce gerekli inceleme ve soruşturmanın" başlatıldığını ve "çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü" bildirdi.</p>
<h2>12 yılda bin 267 ölü</h2>
<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2013 ile 2025 yılları arasında Türkiye'de yaşanan maden kazalarında bin 267 işçi hayatını kaybetti. Rapora göreölümcül kazaların yüzde 55'i kömür madenlerinde meydana geldi. </p>
<p>Ölüm sebepleri arasında birinci sırada yüzde 40 ile göçük ve ezilme, ikinci sırada ise yüzde 29 ile zehirlenme ve boğulma yer aldı.</p>
<p>12 yıllık süre zarfında yaşanan kazalarda ölen işçilerin yüzde 68'inin sendikasız, yüzde 32'sinin ise sendikalı olduğu da raporda vurgulandı.</p>
<p>DHA,ANKA / ET,ETO</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Beypazar%C4%B1%27ndaki%20maden%20kazas%C4%B1%20ile%20ilgili%209%20g%C3%B6zalt%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78467804&x4=10201&x5=Beypazar%C4%B1%27ndaki%20maden%20kazas%C4%B1%20ile%20ilgili%209%20g%C3%B6zalt%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Fbeypazar%C4%B1-ndaki-maden-kazas%C4%B1-ile-ilgili-9-g%C3%B6zalt%C4%B1%2Fa-78467804&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260822&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Ankara'da meydana gelen ve bir kişinin ölümüne neden olan maden kazası ile ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı.
Almanya Yahudilerinden İsrailli aşırı sağcı bakana tepki
Short title
Almanya Yahudilerinden İsrailli aşırı sağcı bakana tepki
Teaser
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir'in Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerle ilgili ırkçı ve şiddet yanlısı sözlerine Almanya Yahudiler Merkez Konseyi, "son derece utanç verici" diye tepki gösterdi.<br /><p>Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir'in, Gazze'de "her gece 30-40 Filistinlinin" öldürülmesi gerektiği yönündeki sözlerini sert bir dille eleştirdi.</p>
<p>Berlin'de, Katolik Haber Ajansı'nın (KNA) konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Schuster, İtamar Ben-Gvir'in tavrının "son derece utanç verici ve sorumsuzca" olduğunu belirterek, bu tavrın, aşırı sağcı güçlerin yarattığı tehlikeyi ortaya koyduğunu dile getirdi.</p>
<p>Ben-Gvir'in sözlerinin insanlık dışı ifadeler olduğunu vurgulayan Schuster, bu sözlerin "Yahudi değerleriyle taban tabana zıt olduğunu ve İsrail'in itibarına zarar verdiğini" belirtti.</p>
<h2>Ben-Gvir ne demişti?</h2>
<p>Aşırı sağcı İsrailli Bakan Ben-Gvir, 7 Ekim 2023'te Hamas tarafından kaçırılarak 738 gün boyunca esir tutulan Rom Braslavski ile kayda aldığı podcastta, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere yönelik suikastlardan yana olduğunu belirtmiş ve "orada her gece 30 ila 40 kişinin öldürülmesi gerektiğini" savunmuştu.</p>
<p>Ayrıca Ben-Gvir, Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerin "hayatta olmayı hak etmeyen" ve "insan bile olmayan" kişiler olduğunu dile getirmişti. Ben-Gvir, bu sözlerinin yanı sıra, İsrail'in, Gazze'nin tamamını topraklarına katması gerektiğini ve burada bir nüfus değişimi yapılmasının şart olduğunu ifade etmişti.</p>
<h2>Alman hükümetinden tepki</h2>
<p>Federal hükümet adına, Ben-Gvir'in sözlerine ilk tepki, Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil'dan geldi.</p>
<p>Klingbeil, Sat.1 televizyonunda katıldığı bir programda, "Bunlar, federal hükümet olarak hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz açıklamalardır" diyerek "Avrupa düzeyinde yaptırımların da artık çok ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini" belirtti.</p>
<p>İtamar Ben-Gvir'in söylemlerinin "insanlık dışı" olduğunu vurgulayan Klingbeil, "İsrail Devleti ile dayanışma içindeyim. Ancak bu tür bakanlarla dayanışma içinde değilim" dedi.</p>
<p>Klingbeil ayrıca, Ben-Gvir gibi kişilerin sürekli kışkırtma yaptığını ve artık bir sınırın aşıldığını dile getirerek "Federal hükümet bu söylemlere açıkça karşı çıkmalıdır. Ben de burada bunu yapıyorum" ifadelerini kullandı.</p>
<p>SPD'nin dış politika sözcüsü Ralf Stegner ise, Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesine verdiği demeçte, "Almanya, özellikle İsrail'in dostu olarak, Gazze ve Batı Şeria'da uluslararası hukuka aykırı işgal ve yerleşim politikaları söz konusu olduğunda uluslararası dayanışmadan sapmamalıdır" dedi.</p>
<p>Muhalefetteki Sol Parti'nin federal parlamento milletvekili Lea Reisner ise hükümete, İsrail'e yönelik tüm silah ihracatını durdurma çağrısında bulundu. Deutschlandfunk radyosuna röportaj veren Reisner, Avrupa Birliği (AB) ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın da derhal askıya alınması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>KNA,dpa,DW / ET,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AAlmanya::%20Almanya%20Yahudilerinden%20%C4%B0srailli%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20bakana%20tepki&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78419571&x4=12254&x5=%20Almanya%20Yahudilerinden%20%C4%B0srailli%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20bakana%20tepki&x6=1&x7=%2Ftr%2Falmanya-yahudilerinden-israilli-a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1-sa%C4%9Fc%C4%B1-bakana-tepki%2Fa-78419571&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260818&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AAlmanya" />
Short teaser
Almanya Yahudiler Merkez Konseyi, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir'in ırkçı sözlerine sert tepki gösterdi.
Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir'in sözlerinin, "Yahudi değerleriyle taban tabana zıt olduğunu" dile getirdi
Ankara merkezli operasyonda gözaltına alınan 38 şüpheliden 32'si tutuklandı. Savcılığın örgüt lideri olarak nitelediği Süleymancılar cemaati lideri Alihan Kuriş de tutuklananlar arasında yer aldı.<br /><p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, Alihan Kuriş'in lideri olduğu öne sürülen "çıkar amaçlı suç örgütüne" yönelik operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32'si tutuklandı. Altı şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildiği bildirildi.</p>
<p>13 Ağustos'ta kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen cemaate yönelik operasyon düzenlenmiş, operasyona ilişkin resmi açıklamalarda soruşturmanın "dini bir cemaati hedef almadığı" vurgulanmıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de yaptığı açıklamada, "Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşuna karşı bir operasyon yok. Bu, tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon" demişti. Gürlek, operasyonun "uzun süredir takip edilen ve üzerinde çalışılan bir dosya" kapsamında gerçekleştirildiğini belirtmişti.</p>
<h2>Şirketlere kayyum atandı</h2>
<p>Kuriş ve diğer şüphelilere "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "kara para aklama", "dolandırıcılık" ve "vergi kaçakçılığı" suçlamaları yöneltiliyor.</p>
<p>Soruşturmada Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) incelemelerinin dikkate alındığı belirtilirken, söz konusu yapılanmayla bağlantılı olduğu belirtilen kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan bir tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı öne sürülüyor. Kara para aklandığı iddia edilen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyum atanırken, 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemi gerçekleştirildi.</p>
<h2>Bakan Köln'deki merkeze işaret etti</h2>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de katıldığı bir yayında, operasyon kapsamında "örgütün yapısına ve finansal ayaklarına yönelik uzun süredir titiz bir çalışma yürütüldüğünü" söyledi.</p>
<p>Almanya'daki yapılanmaya da işaret eden Çiftçi, "Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez inşa ettiklerini biliyoruz. 70 milyon dolarlık dev bir yatırım olacak bu genel merkez binası tamamlandığında faaliyetlerin tamamının buraya kaydırılacağını ve artık oradan yürütüleceğini değerlendiriyoruz" dedi.</p>
<h2>Alihan Kuriş kimdir?</h2>
<p>46 yaşındaki Alihan Kuriş yaklaşık 10 yıldır Süleymancıların liderliğini yürütüyor. Süleymancıların kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu Ahmet Arif Denizolgun'un 2016 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaat liderliğini Alihan Kuriş üstlenmişti.</p>
<p>Kendilerine "Süleymancılar" denilmesinden hoşlanmayan ve "Süleyman Hilmi Tunahan Cemaati" olarak anılmayı tercih eden yapı, Almanya'da İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) çatısı altında örgütlü bulunuyor.</p>
<p>1973 yılında Köln'de kurulan VIKZ, Almanya'daki ilk Müslüman çatı kuruluşu olarak biliniyor. Dokuz eyalette teşkilatı bulunan yapılanmanın Almanya genelinde 300'ü aşkın cami ve ibadethane derneği bulunuyor.</p>
<p>Almanya Federal İstatistik Dairesi verilerine göre VIKZ, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'nin (DİTİB) ardından Almanya'daki ikinci büyük İslami çatı kuruluşu konumunda ve yaklaşık 100 bin üyeye sahip.</p>
<p>ANKA,DW/ETO,BÜ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Alihan%20Kuri%C5%9F%20dahil%2032%20ki%C5%9Fiye%20tutuklama&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78387004&x4=57554982&x5=Alihan%20Kuri%C5%9F%20dahil%2032%20ki%C5%9Fiye%20tutuklama&x6=0&x7=%2Ftr%2Falihan-kuri%C5%9F-dahil-32-ki%C5%9Fiye-tutuklama%2Fa-78387004&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260816&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Süleymancılara yönelik "suç örgütü" soruşturmasında, Alihan Kuriş'in aralarında bulunduğu 32 şüpheli tutuklandı.
Almanya'da yeme bozukluğu alarmı: Genç kızlarda artıyor
Short title
Almanya'da yeme bozukluğu alarmı: Genç kızlarda artıyor
Teaser
Almanya'da yeme bozukluğu nedeniyle hastanede tedavi gören genç kızların sayısı son 20 yılda iki katına çıktı. Uzmanlar başarı baskısı, sosyal medya ve güzellik ideallerinin etkisine dikkat çekiyor.<br /><p>Almanya'da yeme bozuklukları nedeniyle hastanede tedavi gören kız çocuklarının sayısı hızla artıyor. Federal İstatistik Dairesi'nin (Destatis) verilerine göre, 10-17 yaş grubundaki vaka sayısı son 20 yılda iki katına çıktı.</p>
<p>Destatis tarafından açıklanan güncel verilere göre, yeme bozukluğu nedeniyle hastanede tedavi gören 10-17 yaş grubundaki gençlerin sayısı 2004 yılında 2 bin 800'ün biraz üzerindeyken, 2024 yılında yaklaşık 6 bin oldu.</p>
<p>Bu yaş grubundaki kızlar, 2024 yılında yeme bozukluğu nedeniyle tedavi gören tüm hastaların yüzde 48,1'ini oluştururken, aynı oran 2004 yılında yüzde 24,9 seviyesindeydi.</p>
<h2>Hastanede tedavi görenlerin sayısı arttı</h2>
<p>Yeme bozukluğu nedeniyle tedavi görenlerin toplam sayısı da artış gösterdi. Buna göre 2024 yılında yatarak tedavi edilen yeme bozukluğu vaka sayısı 12 bin 400'e ulaştı. Bu sayı 2004 yılında 11 bin 500'dü.</p>
<p>2024 yılında en yaygın teşhis 9 bin vakayla anoreksiya (gıda alımını ciddi şekilde kısıtlama) oldu. Bunu bin 300 vakayla bulimia (aşırı yeme ve kusma bozukluğu) izledi.</p>
<h2>Hastaların yüzde 93'ü kadın</h2>
<p>Veriler, tüm yaş gruplarında kızlar ve kadınların erkeklere göre yeme bozuklukları nedeniyle daha sık hastanede tedavi gördüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>2024 yılında bu tanıyla tedavi edilen 12 bin 400 kişinin 11 bin 500'ünü, yani yüzde 93'ünü <span>kadınlar oluşturdu. Karşılaştırmanın yapıldığı 2004 yılında ise 10 bin 100 kadın hasta bulunuyor ve bu grup tüm vakaların yüzde 88,5'ine tekabül ediyordu.</span></p>
<p>Federal İstatistik Dairesi'nin verileri hastane istatistiklerine dayanıyor ve aynı kişinin, raporlama yılı içinde aynı teşhis nedeniyle birden fazla kez hastaneye yatırılması hâlinde kayıtlarda birden fazla vaka olarak yer alabileceği belirtiliyor.</p>
<h2>Sosyal medya etkisi</h2>
<p>Son yıllarda milyonlarca kişi sosyal medyada İngilizce "#WhatIEatInADay" (Bir Günde Ne Yiyorum) etiketi altında günlük beslenme alışkanlıklarını paylaşıyor. Sağlıklı tarifler ve beslenme önerileri içerenler olsa da, bu paylaşımların büyük bölümü sosyal medyada yaratılan güzellik idealleri ve kalori sayma takıntısı yüzünden yeme bozukluklarını tetikleyebiliyor.</p>
<p>Almanya Çocuk ve Ergen Sağlığı Derneği (DGKJ) Başkanı Prof. Dr. Ursula Felderhoff-Müser, Katolik Haber Ajansı'na (KNA) yaptığı açıklamada, çocuk ve gençlerin artan ekran sürelerinin de yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğunu söyledi. Gençlerin medya okuryazarlığının daha fazla geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Felderhoff-Müser, dünya genelinde de yeme bozukluklarının arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Araştırmalara göre yaklaşık her beş ergenden biri yeme bozukluğu gösteriyor. Uzmanlar, anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozukluklarının ortaya çıkmasında psikolojik baskı, stres ve aşırı başarı hırsının da etkili olduğuna işaret ediyor.</p>
<h2>Mükemmel vücut baskısı</h2>
<p>Beden algısı ile güzellik idealleri üzerine çalışan Magdeburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ada Borkenhagen'e göre, günümüzde neyin güzel kabul edildiğini büyük ölçüde kültürel ve toplumsal süreçler belirliyor.</p>
<p>Reklamlarda ve sosyal medyada sergilenen kusursuz bedenlerin çoğu zaman gerçekçi olmadığını hatırlatan Borkenhagen, özellikle Instagram ve TikTok gibi görsel odaklı platformların gençler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Borkenhagen, fotoğraf düzenleme uygulamaları ve güzellik filtrelerinin mükemmel görünme baskısını artırdığını, araştırmaların da bu tespiti desteklediğini ifade ediyor.</p>
<p>2024 yılında yapılan bir araştırmada, genç kız ve erkeklerin yarısından fazlası dış görünüşlerinde değişiklik yapmak istediğini belirtirken, katılımcıların dörtte birinden fazlası en az bir kez estetik ameliyat yaptırmayı düşündüğünü ifade etti.</p>
<p>Borkenhagen, kişinin kendi bedenini ve kusurlarını kabul etmesinin önemine vurgu yapıyor. Kendisi olmak yerine bir televizyon yıldızı ya da modele benzemeye çalışan kişilerin gerçek anlamda tatmin olamayacağını belirten uzman, yaşlanan toplumlarda gençlik ve çekici görünümün daha değerli hâle gelmesinin de baskıyı artıran bir faktör olduğunu kaydediyor.</p>
<p>"Bedenimiz, yaşlanma ve bir gün ölecek olmamız hayatın değişmez gerçeklerinden" diyen Borkenhagen, dış görünüşe ilişkin gerçekçi bakışın kaybedilmesi hâlinde güzellik arayışının bir saplantıya dönüşebileceği uyarısını da tekrarlıyor.</p>
<h2>Doktordan gizlenen konular arasında</h2>
<p>Öte yandan Almanya'da yapılan bir araştırma, yeme bozukluklarının hâlâ konuşulması zor konular arasında yer aldığını ortaya koydu. Sağlık sigortası şirketi Barmer adına Forsa araştırma kuruluşunun gerçekleştirdiği ankete göre, 18 yaş ve üzerindeki katılımcıların yüzde 18'i utanç, mahcubiyet veya güvensizlik nedeniyle doktorlarıyla bu tür konuları paylaşmadığını söyledi.</p>
<p>Bu oran erkeklerde yüzde 13, kadınlarda yüzde 23 olarak ölçüldü. Kadınların yüzde 17'si, erkeklerin ise yüzde 7'si kilo problemleri, beden algısı ve yeme bozuklukları gibi konuları doktorlarıyla konuşmakta zorlandığını belirtti.</p>
<p>Uzmanlar, yeme bozukluklarının erken dönemde fark edilmesi ve tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgularken, gençlerin sosyal medya kullanımına yönelik farkındalığın da artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>DW,KNA / ETO,HS</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3ASa%C4%9Fl%C4%B1k::Almanya%27da%20yeme%20bozuklu%C4%9Fu%20alarm%C4%B1%3A%20Gen%C3%A7%20k%C4%B1zlarda%20art%C4%B1yor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78338177&x4=57554999&x5=Almanya%27da%20yeme%20bozuklu%C4%9Fu%20alarm%C4%B1%3A%20Gen%C3%A7%20k%C4%B1zlarda%20art%C4%B1yor&x6=0&x7=%2Ftr%2Falmanya-da-yeme-bozuklu%C4%9Fu-alarm%C4%B1-gen%C3%A7-k%C4%B1zlarda-art%C4%B1yor%2Fa-78338177&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260815&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3ASa%C4%9Fl%C4%B1k" />
Short teaser
Almanya'da yeme bozukluğu nedeniyle hastanede tedavi gören 10-17 yaş kız çocuklarının sayısı 20 yılda ikiye katlandı.
Alman basınında Mekke Savunma Paktı: Sünni NATO mu kuruluyor?
Short title
Alman basınında Mekke Paktı: Sünni NATO mu kuruluyor?
Teaser
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Alman basınında da geniş bir şekilde ele alınıyor. Ortak görüş, bu ittifakın bölgede yeni bir güç merkezi olacağı yönünde.<br /><p><strong>Frankfurter Rundschau</strong> gazetesi, Mekke İttifakı'na ev sahipliği yapan Suudi Arabistan'ın, İran savaşı esnasında ABD'ye güvenemeyeceğini anladığını ifade ediyor:</p>
<p>"Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması ile bu üçlü bölgedeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor. Üç bölgesel Sünni güç, ABD ile İsrail'in, Riyad'a ve diğer Körfez ülkelerine acı çektiren İran savaşından gerekli dersleri çıkardı.</p>
<p>Özellikle Suudiler, güvenlik politikaları açısından artık Washington'a güvenilemeyeceğini anlamış durumda. Bir açıdan bu anlaşma, müttefik ABD'ye eleştiri olarak da kabul edilebilir. ABD açısından işin olumsuz yanı, Pakistan'ın arabuluculuğunda Washington ile Tahran arasında yürütülen ateşkes görüşmelerinden İslamabad'ın çekilmesi olabilir.</p>
<p>Pakistan imzaladığı bu anlaşmayla, ABD ve İsrail ile girdiği savaş sonucunda Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirerek jeostratejik açıdan güçlenen İranlı mollalara karşı bir caydırıcılık paktının bir parçası oluyor. Tahran ve müttefiki olan milisler, bölgede pek çok kişinin umduğundan daha uzun süre kargaşa çıkaran unsurlar olarak kalmaya devam ediyor."</p>
<p><strong>Augsburger Allgemeine,</strong> imzalanan anlaşma ile Riyad'ın maddi gücü, İslamabad'ın nükleer silahları ve Türkiye'nin güçlü ordusunun bir araya geldiğini vurguluyor:</p>
<p>"Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında kurulan yeni savunma ittifakı ilk ciddi sınavı ile karşı karşıya. Yemen'deki İran yanlısı Husi isyancılar Pazar günü Suudi Arabistan'daki bir petrol rafinerisine saldırı düzenledi. Saldırı nispeten zararsız olduğundan Türkiye ve Pakistan muhtemelen olaya müdahil olmayacaktır. Ancak bunun yapılan son saldırı olmayacağı da açık.</p>
<p>İmzalanan anlaşma, bölge devletlerinin ciddi bir durumda ABD tarafından korunacaklarına inanmadıklarını gösteriyor. Suudilerin zengin petrol krallığı bu sebepten dolayı nükleer bir güç olan Pakistan ve güçlü bir orduya sahip Türkiye ile birleşti. Mısır da muhtemelen yakında dahil olacaktır."</p>
<h2>Spiegel: Üçüncü bir güç sahneye çıktı</h2>
<p>Mekke Anlaşması'na dair uzun bir analiz yayımlayan haber portalı <strong>Spiegel,</strong> Ortadoğu'da, ABD-İsrail ve bu iki ülkeye yakın Arap devletlerinden oluşan ittifak ve İran'ın liderliğini yaptığı Şii bloktan sonra bölgede üçüncü bir gücün sahneye çıktığını belirtiyor:</p>
<p>"Mekke Savunma Paktı, İran savaşının ve bunun Körfez'deki güvensizliği derinleştirmesinin doğrudan bir sonucu olarak okunabilir. ABD ve İsrail'in Şubat ayında İran'a karşı savaş başlatmasıyla, özellikle Washington'un Arap ortakları, burada bulunan Amerikan üsleri nedeniyle Tahran'a hedef oldu.</p>
<p>İran'dan ve Tahran'a yakın Irak ve Yemen'deki gruplardan gelen saldırılar, son aylarda Suudi Arabistan'ın ne kadar savunmasız olduğunu açıkça gösterdi. Krallığın petrol, liman ve enerji tesisleri defalarca hedef alındı. Aynı zamanda İran'ın Hürmüz Boğazı'na uyguladığı abluka, önemli ticaret yollarını tehdit ediyor ve ülkenin petrol ve gaz ihracatını tehlikeye atıyor.</p>
<p>Bu nedenle Riyad'da kritik tesisleri daha iyi korumak için hava savunmasını geliştirme baskısı artıyor. Riyad bu yüzden Türk savunma sanayine yatırım yapmak istiyor ve bunun için gerekli olan paraya da sahip. Suudi Aramco, savaş sebebiyle yüksek seyreden enerji fiyatları sayesinde o kadar kazanıyor ki, kendi altyapısındaki hasarlar pek fazla önem taşımıyor.</p>
<p>Ankara hızla büyüyen bir savunma sanayisine, savaş İHA'larına ve Suriye, Libya ve Kafkasya'daki operasyonlardan deneyime sahip. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu askerî kaynakları giderek Arap dünyasında siyasi nüfuza dönüştürmeye çalışıyor.</p>
<p>Bir de Pakistan var: İslamabad büyük bir ordu ve askerî deneyim getiriyor ve tek Müslüman nükleer güç olarak özellikle etkili bir caydırıcılık faktörü. Bu nükleer şemsiyenin gerçekten Suudi Arabistan ve Türkiye'yi de koruyup korumadığı açıkça iletişime geçilmiyor. Ancak caydırıcılık çoğu zaman salt olasılık üzerinden bile işe yarıyor."</p>
<h2>"Bölge güçleri güvenliklerini artık sadece Washington'a bırakmak istemiyor"</h2>
<p>"Bu anlamda pakt, Amerika politikasının öngörülemezliğine karşı bir güvence olarak da okunabilir. Ancak ittifak özünde Amerikan karşıtı değil: Daha yakın zamanda ABD ile Suudi Arabistan arasında sivil nükleer iş birliği anlaşması imzaladı ve hem Ankara hem İslamabad Washington'un yakın ortakları olmaya devam ediyor. Ancak bu pakt aynı zamanda, Amerika'nın tek taraflı eylemlerini ve bunların bölge için çoğu zaman ölümcül sonuçlarını hesaba katan bir ittifak. Yalnızca Washington'a güvenen devletler hedef haline gelebilir. Mekke Paktı bunun cevabı: Bölge güçleri güvenliklerini artık sadece Washington'a bırakmak istemiyor. Acil durum için kendilerini sigortalıyorlar.</p>
<p>Böylece Ortadoğu'da üç güç merkezli yeni bir düzen şekilleniyor:</p>
<p>Bir tarafta İran ve Şii ortakları var: Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki İran yanlısı milisler. İsrail ve ABD'nin saldırılarıyla zayıflamış olsalar da bölgede hâlâ bir güç faktörü.</p>
<p>Diğer tarafta İsrail, ABD ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail'le ilişkilerini normalleştiren Arap devletleri yer alıyor.</p>
<p>Mekke Paktı şimdi her ikisi arasında konumlanan bir Sünni blok olarak konumlanıyor."</p>
<p>Mekke İttifakı'nın, İsrail ve İran'a karşı kurulduğunu öne süren <strong>Süddeutsche Zeitung,</strong> ABD'nin de bölgede güvenliği sağlama konusunda hayal kırıklığı yarattığını ifade eden gazetenin anlaşmaya dair görüşleri şöyle:</p>
<p>"Detayları açıklanmayan bu üçlü karşılıklı yardım anlaşması her halükarda risk potansiyeline sahip. Kırılma noktaları açık: Suudiler askerî açıdan pek ikna edici değil, finans kaynağı olacaklar. Türkiye ise güçlü silahlı kuvvetlere, son derece modern bir savunma sanayisine sahip ve NATO üyesi. İsrail ve Türkiye Filistin sorununda ve Suriye'de rakip. NATO'ya yakın İsrail ile NATO üyesi Türkiye çatışırsa ne olacak?</p>
<p>Durum daha da karmaşıklaşıyor: Pakistan, Çin'in müttefiki. Nükleer silahlara sahip ve kendisi gibi nükleer güce sahip dev Hindistan ile sürekli gerginlik halinde. Pakistan bir askerî diktatörlük; burada ordu devleti beliyor (başka yerlerde devletlerin ordu beslemesi gibi). Etnik çatışmaların çözümsüz kaldığı, İslamcıların sürekli huzursuz olduğu kronik olarak kargaşalı bir ülke.</p>
<p>Peki İranlılar nükleer silaha ulaşırsa Pakistan, Suudi Arabistan'a kendi nükleer şemsiyesi altında güvenlik garantisi verecek mi? Yoksa Suudilere ve Türklere kendi nükleer silahlarını geliştirmede yardım mı edecek? Üstelik Şii güç İran'a karşı bir Sünni ittifak, Ortadoğu'daki çatışma risklerini maksimuma çıkarıyor."</p>
<h2>"İttifak İsrail'e de karşı"</h2>
<p>"Bir başka risk, ittifakın sadece İran'a değil İsrail'e karşı da olması. Müslüman üçlünün amacı, İsrail'in hegemonya peşindeki koşusunu sınırlamak. İsrail'e, bu devam eden Körfez savaşına kadar kimse, İran'ın önderliğindeki direniş ekseni dahil, etkili biçimde karşı koyamadı. Hamas, Gazze'deki tünellerinden bombalanarak çıkarıldı, Lübnan'daki Hizbullah büyük kayıplar verdi, Suriye'nin sınır bölgeleri işgal edildi.</p>
<p>Kudüs risk almaya son derece hazır, çok az çekince gösteriyor ve Büyük İsrail hayalini kurmaya çalışıyor. Arap-İslam lider ulusu olarak Suudiler bunu kabullenmekte zorlanıyor. Müslüman ulus olarak Türkler de kendilerini Ortadoğu'da düzen gücü olarak görüyor. İsrail meşru güvenlik kaygısı ile Kutsal Toprak'a dair Eski Ahit fantezileri arasında ip cambazlığı yaparken vahşi davranırsa Ankara nasıl tepki verecek?</p>
<p>Bu Körfez ittifakı, Soğuk Savaş sonrası yeni düzenin bir başka yüzü: Süper güçler yok, bunun yerine aday ülkeler, güçlü olmak isteyenler ve rulet oyuncularından oluşan bir karışımla rekabet eden güç merkezleri var.</p>
<p>Bunu sömürge karşıtı özerkleşme süreci olarak da görebilirsiniz, ya da basit bir şekilde bir tehlike olarak da."</p>
<p>dpa,DW / ET,JD</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Alman%20bas%C4%B1n%C4%B1nda%20Mekke%20Savunma%20Pakt%C4%B1%3A%20S%C3%BCnni%20NATO%20mu%20kuruluyor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78301470&x4=10201&x5=Alman%20bas%C4%B1n%C4%B1nda%20Mekke%20Savunma%20Pakt%C4%B1%3A%20S%C3%BCnni%20NATO%20mu%20kuruluyor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Falman-bas%C4%B1n%C4%B1nda-mekke-savunma-pakt%C4%B1-s%C3%BCnni-nato-mu-kuruluyor%2Fa-78301470&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260810&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Alman basınında da geniş bir şekilde ele alınıyor.
Dışişleri Bakanı Fidan, uluslararası alanda ses getiren Mekke İttifakı'na daha başka ülkelerin de katılabileceğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonunun "üç ülkeyle sınırlı kalmamak" olduğunu dile getirdi.<br /><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı'nın "Editör Masası" isimli programına konuk olarak gündemdeki konulara dair soruları yanıtladı.</p>
<p>Cuma günü, Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na dair açıklamalarda bulunan Fidan, "Cumhurbaşkanımızın vizyonunda bizim üç ülkeyle sınırlı kalmamamız, büyümemiz, gerekirse bütün ülkeleri bu çatının altında toplamamız var. Bu, bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım. Bu bölge, son yüz yıldır Osmanlı'nın çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Anlaşmaya ilişkin hazırlıkların uzun süredir devam ettiğini belirten Fidan, "Bunları tam 2 yıl 8 aydır ben ortaklarımızla, imza attığımız ortaklarla ve diğer bölge ülkeleriyle kesintisiz konuşuyorum" dedi. Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini ve ekonomik geleceklerini daha kurumsal yapılar üzerinden garanti altına almaları gerektiğini ifade eden Fidan, dışarıdan gelen güçlerin bölgedeki sorunları çözmek yerine daha ağır hale getirdiğini ifade etti.</p>
<p>Anlaşmanın imzacı ülkelere yükümlülük getirdiğini de belirten Fidan, bir ülkenin saldırıya uğraması durumunda ihtiyaç duyduğu desteği kendisinin tanımlayacağını aktardı. Bakan Fidan, bu desteğin istihbarat, lojistik ve mühimmattan askerî birliklerin gönderilmesine kadar farklı aşamalarda olabileceğini belirtti.</p>
<p>Anlaşma kapsamında Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşacak siyasi ve askerî bir komite kurulacağını belirten Fidan, alınan kararların uygulanmasını takip edecek bir genel sekreterlik oluşturulacağını da sözlerine ekledi.</p>
<h2>Genel Sekreterlik merkezi Suudi Arabistan'da olacak</h2>
<p>Kurulması planlanan genel sekreterliğin merkezinin Suudi Arabistan’da olacağını belirten Fidan, ortak tatbikatlar, eğitim faaliyetleri, istihbarat paylaşımı, lojistik ve savunma sanayisi iş birliğinin de ittifakın çalışma alanları arasında bulunacağını söyledi.</p>
<p>Üç ülkenin ittifakın "çekirdek ülkeleri" olduğunu belirten Fidan, başka ülkelerin de yapıya katılmak istediğini, bir sonraki aşamada Mısır'ın da ittifaka dahil olacağına inandığını ifade etti.</p>
<h2>"Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimiz değil"</h2>
<p>Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke Anlaşması ile kurulan ittifakın olası tehdit algısına ilişkin değerlendirmesinde de, "Yazıya bağladığımız bir ortak tehdit yok. Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye'nin dış politika tavırlarına baktığınızda yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşguller. Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil" dedi. </p>
<p>"İster bölge içinden ister dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz" ifadelerini kullanan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbir şekilde farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak değiliz." ifadelerini kullandı. Fidan azrica, adını vermek istemediği bazı ülkelerin bu ittifaka katılmak istediğini de dile getirdi.</p>
<p>ANKA / ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Fidan%3A%20Mekke%20%C4%B0ttifak%C4%B1%27na%20M%C4%B1s%C4%B1r%20da%20kat%C4%B1labilir&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78293259&x4=10201&x5=Fidan%3A%20Mekke%20%C4%B0ttifak%C4%B1%27na%20M%C4%B1s%C4%B1r%20da%20kat%C4%B1labilir&x6=1&x7=%2Ftr%2Ffidan-mekke-ittifak%C4%B1-na-m%C4%B1s%C4%B1r-da-kat%C4%B1labilir%2Fa-78293259&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260809&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke İttifakı'nın başka ülkelerle daha da büyüyebileceğini belirtti.
İsrail: Cezaevlerine timsahlı hendek planı mahkemeden döndü
Short title
İsrail: Cezaevlerine timsahlı hendek planı mahkemeden döndü
Teaser
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'in, Filistinlilerin tutulduğu cezaevlerinin çevresine hendek kazıp içine timsah yerleştirme planını mahkeme engelledi. Bakan, mahkemeyi "teröristlerin yanında olmakla" suçladı.<br /><p>İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir'in, Filistinli tutukluların kaldığı cezaevleri çevresine hendek kazdırıp içine timsahlar yerleştirme planı yargı tarafından şimdilik iptal edildi.</p>
<p>İsrail medyasının aktardığına göre, Ben-Gvir'in planlarını ihtiyatî tedbir kararıyla durduran Kudüs Bölge Mahkemesi, kararın gerekçesinde "hayvanların sıhhati ile ilgili endişelerini" dile getirdi.</p>
<p>İsrail merkezli bir hayvanları koruma örgütü, timsahların koruma altındaki tür olarak sınıflandırılması talebinde bulunmuş ve İsrail Çevre Bakanı İdit Silman'ı, Nil timsahları ile ilgili sınıflandırmayı yaparken bilimsel raporları görmezden gelmekle suçlamıştı. Örgütün gerekçelerini haklı bulan Mahkeme, konu ile ilgili bir soruşturma yürütülmesine karar verdi.</p>
<h2>Mahkemenin ekosistem endişesi</h2>
<p>The Times of Israel adlı haber sitesinin aktardığına göre Bakan Silman, geçen ay Nil timsahının statüsünü koruma altındaki türden "gözetim altındaki yaban hayvanı"na çevirmiş ve bu durum Ben-Gvir'in planlarının önünü açmıştı.</p>
<p>Statü değişikliğinin hemen ardından ise Negev Çölü'ndeki Ketziot Hapishanesi'nde pilot proje için çalışmalara başlanmıştı.</p>
<p>İsrail Doğa ve Parklar İdaresi, çalışmalara başlanmasını eleştirmiş ve yerli olmayan yırtıcı hayvanların bölgeye getirilmesinin ekosisteme yönelik riskleri konusunda uyarılarda bulunmuştu. İlgili açıklamada, hayvanların güvenlik aracı olarak kullanılması değil, koruma altında canlılar olması gerektiği vurgulanmıştı.</p>
<h2>Ben Gvir: Mahkeme teröristlerin tarafında</h2>
<p>Haaretz gazetesinin haberine göre Ben-Gvir kararın ardından Kudüs Bölge Mahkemesi'ni gerekli caydırıcı önlemleri engellemek ve "teröristlerin tarafını tutmakla" suçladı.</p>
<p>Dünya üzerinde, mahkûmlar için ek bir güvenlik bariyeri olarak içinde timsahların olduğu hendeklerle çevrili bilinen resmi bir cezaevi bulunmuyor.</p>
<p>KNA / ET,MUK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0srail%3A%20Cezaevlerine%20timsahl%C4%B1%20hendek%20plan%C4%B1%20mahkemeden%20d%C3%B6nd%C3%BC&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78215732&x4=10201&x5=%C4%B0srail%3A%20Cezaevlerine%20timsahl%C4%B1%20hendek%20plan%C4%B1%20mahkemeden%20d%C3%B6nd%C3%BC&x6=1&x7=%2Ftr%2Fisrail-cezaevlerine-timsahl%C4%B1-hendek-plan%C4%B1-mahkemeden-d%C3%B6nd%C3%BC%2Fa-78215732&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260803&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İsrail'de hapishane çevresine hendek kazıp timsah yerleştirme planı Kudüs Bölge Mahkemesince engellendi.
İsrail Filistinlilere ait "A Bölgesi"nde araziye el koydu
Short title
İsrail Filistinlilere ait "A Bölgesi"nde araziye el koydu
Teaser
İsrail, Batı Şeria'da hukuken Filistin Özerk Yönetimi'ne ait olan "A Bölgesi"nde ilk kez bir araziye sivil amaçlı olarak el koydu. İsrailli sivillerin A bölgelerine girişi İsrail yasalarınca da yasak.<br /><p>İsrail ordusunun Batı Şeria'nın kuzeyindeki iki İsrail yerleşimini birbirine bağlayacak bir yol yapımı için Filistin Özerk Yönetimi kontrolü altındaki araziye el koyma kararı aldığı öne sürüldü.</p>
<p>İsrail'den Haaretz gazetesinin haberine göre, Batı Şeria'dan sorumlu İsrailli komutan Tuğgeneral Avi Bluth, planın uygulanması için 15 emir imzaladı. Haberde, bölgede yapılması planlanan yolun, yeni inşa edilen Noa ve Emek Dotan yerleşimlerini birbirine bağlayacağı, yerleşimlere ilk ailelerin gelecek ay taşınmaya başlayacağı belirtildi. </p>
<h2>"A bölgesinde bir ilk"</h2>
<p>Haaretz'e konuyla ilgili değerlendirmede bulunan sivil toplum örgütü Kerem Navot, eldeki verilere göre İsrail ordusunun yolları birbirine bağlamak üzere ilk kez "A bölgesinden" bir toprağa el koyduğunu kaydetti.</p>
<p>İsrail'in Batı Şeria'daki imar faaliyetlerini gözetip raporlayan kuruluş, sivil amaca hizmet eden bu önlemin uluslararası hukuka aykırı olabileceğini vurguladı. İsrail ordusu geçmişte sadece askerî amaçlarla A bölgesinde önlemler alıyordu.</p>
<p>İsrail ile Filistinliler arasındaki barış anlaşmaları uyarınca Batı Şeria'da tamamen Filistin Özerk Yönetimi'nin kontrolü altında bulunan bölgeler "A Bölgeleri" olarak sınıflandırılıyorr. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 18'ini oluşturan bu bölgeler genel olarak büyük Filistin kentlerini kapsıyor. İsrailli sivillerin bu bölgelere girmesi İsrail yasalarına göre de yasak.</p>
<h2>İsrail ordusu: Filistinliler de yolu kullanabilecek</h2>
<p>İsrail ordusu ise konuya ilişkin soruya verdiği yanıtta, "İsrail yerleşim birimlerinin etkin bir biçimde korunabilmesi" için bölgede görev yapan güçlerin daha hızlı erişimini sağlamak zorunda olduklarını belirtti. Bu amaçla mevcut toprak yolun genişletileceğini doğrulayan ordu sözcüsü, yolun Filistinlilerin de kullanımına açık olacağını öne sürdü. Ancak sözcü, yolun özellikle İsrailli yerleşimciler için mi inşa edildiği sorusuna yanıt vermedi.</p>
<h2>Aşırı sağcı bakan yönetiminde işgal politikası</h2>
<p>İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı-muhafazakâr koalisyon hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail'in kontrolünü sistematik olarak genişletiyor.</p>
<p>Netanyahu hükümeti, bu amaçla onlarca yeni Yahudi yerleşim biriminin kurulmasına onay verdi. Hükümet içinde agresif genişleme politikasını en ateşli bir şekilde savunan isimlerden aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bu yolla bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını engellemek istediklerini açıkça dile getirmişti.</p>
<p>dpa/ET,BK</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::%C4%B0srail%20Filistinlilere%20ait%20%22A%20B%C3%B6lgesi%22nde%20araziye%20el%20koydu&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78179311&x4=10201&x5=%C4%B0srail%20Filistinlilere%20ait%20%22A%20B%C3%B6lgesi%22nde%20araziye%20el%20koydu&x6=1&x7=%2Ftr%2Fisrail-filistinlilere-ait-a-b%C3%B6lgesi-nde-araziye-el-koydu%2Fa-78179311&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260730&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
İsrail, Batı Şeria'da Filistin Özerk Yönetimi'ne ait olan "A Bölgesi"nde ilk kez bir araziye el koydu.
ABD ile İran arasındaki savaşın yeniden alevlenmesi, petrol ihracatına bağımlı bölge ülkelerini acil arayışlara itiyor. Irak, kısa süre içinde Türkiye, Suriye ve Ürdün limanlarına boru hattı döşemeye karar verdi.<br /><p>Irak, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ve süregelen abluka nedeniyle Türkiye ile Suriye'deki Akdeniz limanlarına petrol boru hattı inşasını hızlandırıyor.</p>
<p>Güneydeki petrol zengini Basra ve kuzeydeki Kerkük bölgelerinden Türkiye'nin Ceyhan ve Suriye'de Tartus ve Lazkiye arasında yer alan Baniyas limanlarına kadar döşenmesi planlanan boru hattının, daha sonraki bir aşamada Ürdün'ün Kızıldeniz kıyısındaki Akabe kentine kadar uzatılması planlanıyor.</p>
<p>Irak Petrol Bakanı Besim Muhammed Hüdeyir, ülkesinin resmî haber ajansı INA'ya yaptığı açıklamada, söz konusu boru hattının fizibilitesi üzerine bir çalışmanın sürdüğünü ve Irak petrolü için yeni ihracat yolları bulma konusunda net bir stratejiye sahip olduklarını belirtti.</p>
<p>Irak, petrol ticaretine son derece bağımlı bir ekonomiye sahip. Petrol ihracatı normal zamanlarda devlet gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını oluşturuyor. Ülkede, aralarında devlet çalışanlarının, emeklilerin ve sosyal yardım alanların bulunduğu 10 milyondan fazla insanın aylık maaşı devlet bütçesinden karşılanıyor.</p>
<h2>Yeni ihracat yolları için acil arayış</h2>
<p>Hürmüz Boğazı aylardır yaşanan savaş sebebiyle fiilen abluka altında. Çatışmalar nedeniyle petrol üretimi düşen Irak hükümeti acilen alternatif ihracat yolları arıyor. Ancak petrolün, Hürmüz Boğazı'nın etrafından dolanılarak ihraç edilmesi durumunda bile İran'ın bölgedeki boru hatları ve diğer petrol tesislerine saldırma tehlikesi sürüyor. Kara yoluyla petrol ihracatı ise hem deniz yolundan daha pahalı hem de daha az verimli.</p>
<p>Şu anda hükümet, Kuzey Irak'taki Kürt bölgelerinden Türkiye'ye geçen mevcut bir boru hattını kullanıyor. Türkiye'ye giden bir diğer boru hattı ise Kürt bölgelerinden geçmiyor ve son test aşamasının ardından önümüzdeki günlerde faaliyete geçecek.</p>
<h2>23 yıldır işlemeyen boru hattı yeniden faaliyete geçecek</h2>
<p>Irak ve Suriye temsilcileri, Irak Başbakanı Ali el-Zeydi'nin birkaç gün önce Washington'a yaptığı ziyaret sırasında, her iki ülkeden geçen ve şu an kullanım dışı olan petrol boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesi için bir niyet beyanı imzaladı.</p>
<p>Bu hattın günde 700 bin varil (her biri 159 litre) kapasitesi bulunuyor. ABD enerji devi Chevron'un ilgili konsorsiyuma liderlik etmesi kararlaştırıldı. 2003 yılında ABD'nin Irak işgali sırasında hasar gören boru hattı, o günden bu yana faaliyette değildi.</p>
<p>Irak topraklarında enerji alanındaki faaliyetler, İran savaşı nedeniyle kuzeydeki özerk Kürt bölgesinde de baskı altında. Sık sık ateş altında kalan bu bölgede faaliyetlerini yürüten, ABD enerji şirketi HKN Energy ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) şirketi Dana Gas, yeniden tırmanan çatışmalar sebebiyle bölgedeki çalışmalarını geçici olarak durdurdu.</p>
<p>dpa / ET,SÖ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Irak%27tan%20T%C3%BCrkiye%27ye%20yeni%20petrol%20boru%20hatt%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=78026332&x4=10201&x5=Irak%27tan%20T%C3%BCrkiye%27ye%20yeni%20petrol%20boru%20hatt%C4%B1&x6=1&x7=%2Ftr%2Firak-tan-t%C3%BCrkiye-ye-yeni-petrol-boru-hatt%C4%B1%2Fa-78026332&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260719&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Irak; Türkiye, Suriye ve Ürdün'e yeni petrol boru hatları döşeneceğini duyurdu.
Berlin'de çete operasyonları: Şüpheli Türkler de gözaltında
Short title
Berlin'de çete operasyonları: Şüpheli Türkler de gözaltında
Teaser
Berlin'de polis, kaçak silah ticareti ve organize suçla mücadele kapsamında operasyon düzenledi. Arasında Türklerin de bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı.<br /><p>Berlin'in Neukölln ve Kreuzberg semtleri başta olmak üzere, 20 farklı noktada bulunan 28 konut ve iş yerine bu sabah baskınlar düzenlendi. Berlin Eyaleti İçişleri Senatörü Sosyal Demokrat Partili (SPD) Iris Spranger, operasyonda dokuz şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu. Berlin polisi; 570 polisin katıldığı belirtilen operasyona, Berlin ve diğer eyaletlerin Özel Harekat Komandoları (SEK) ile Federal Polis'e bağlı terör ve uluslararası organize suçla mücadelede görev yapan özel GSG 9 biriminin de destek verdiğini açıkladı.</p>
<p>Soruşturmayı yürüten Berlin Başsavclığı'nın DW Türkçe'ye verdigi bilgiye göre gözaltına alınanlar arasında dört Alman, iki Türk vatandaşı ile hem Türk hem Alman vatandaşlığına sahip iki kişi bulunuyor. Ayrıca Gana ve Alman vatandaşlığı bulunan bir kişi de şüpheliler arasında yer alıyor. </p>
<p>Zanlıların 23 ile 63 yaşları arasında olduğu, beşi hakkında halihazırda yakalama kararı bulunduğu belirtildi. Şüphelilere suç işlemek üzere teşekkül oluşturmak ve silah zoruyla haraç toplamak başta olmak üzere pek çok suçlama yöneltildiği haber verildi. Yapılan baskınlarda şüphelilerin ev ve iş yerlerinde bulunan uyuşturucu, nakit para, ateşli silahlar, kurusıkı tabancalar ile iki adet otomobil, cep telefonları ve veri taşıyıcılarına el konulduğu bildirildi.</p>
<h2>İçişleri Senatörü: Operasyon aylarca hazırlandı</h2>
<p>İçişleri Senatörü Iris Spranger operasyonun, Berlin Eyalet Emniyet Teşkilatı bünyesinde organize suçlar ve kaçak silah ticaretiyle mücadele için özel olarak kurulan ve Latincede "demir" anlamına gelen "Ferrum" biriminin aylar süren hazırlıkları sonucu düzenlendiğini söyledi.</p>
<p>Ferrum birimi; Berlin ve çevresinde son yıllarda Türkiye'den gelen "yeni nesil çeteler"olarak adlandırılan Casperlar, Daltonlar, Çirkinler, Sarallarve benzeri grupların düzenlediği saldırılar ile artan organize suç olayları üzerine Kasım 2025'te kurulmuştu.</p>
<p>DW Türkçe'ye konuşan Başsavcı, şüphelilerin Türkiye kaynaklı olanlar da dâhil olmak üzere organize suç yapılanmalarıyla olası bağlantılarının hâlen incelenmekte olduğunu kaydetti. </p>
<h2>Polis Sendikası: Operasyon yoğun bir hazırlık sürecinden geçti</h2>
<p>Alman Polis Sendikası (GdP) da emniyet teşkilatının sokaklardaki silahlı çatışma dalgasını sonlandırmak ve suç çetelerini çökertmek için yoğun bir mesai harcadığını vurgulayan bir açıklama yaptı. Bununla birlikte sendika; organize suçla daha etkin mücadele için, şüphelilerin telefonlarını dinleme, veri depolama ve modern yazılımlarla bu verileri analiz etme konularında güvenlik güçlerine daha geniş yetkiler verilmesi gerektiğini de tekrarladı.</p>
<p>2025 verilerine göre Berlin polisi; 515'i ateşli silahla saldırı, geri kalanı ise tehdit ve şantaj olmak üzere toplam bin 119 ateşli silahla işlenmiş suç vakası kaydetti. Bu veriler, bir önceki yıl olan 2024 ile karşılaştırıldığında, silahla tehdit veya saldırı suçlarında yüzde 68'lik bir artış yaşandığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Son yıllarda Almanya'nın başkenti Berlin, Türkiye kökenli yeni nesil organize suç örgütleri arasındaki güç savaşlarına sahne oluyor. Emniyet birimlerinin açıklamalarında ve medyada yer alan haberlerde; tetikçilik, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, haraç toplama, tehdit ve yaralama gibi suçlarla özellikle söz konusu çetelerin Berlin'de bölge kapma yarışına girdiği belirtiliyor. Bu grupların, güç gösterisi amacıyla özellikle TikTok gibi kısa video paylaşım platformlarını kullandıkları da ifade ediliyor. Türkiye kökenli dükkân sahiplerinin haraç için tehdit edildiği ve bu talepleri reddedenlerin dükkânlarının tarandığı vakalar da sıkça gündeme geliyor.</p>
<p>Berlin Eyaleti Adalet Senatörü Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Felor Badenberg, tehdidin yeni bir boyuta taşındığını belirterek; "Dükkânlara atılan el bombaları; insanlara, taşıtlara, hatta binalara ateş açılması... Berlin sokaklarında gözle görülür şiddet uygulayan rakip çetelerle karşı karşıyayız" açıklamasında bulunmuştu. Berlin Savcılığı da Mart ayında, bu grupların işlediği tahmin edilen vakalara yönelik 200'den fazla soruşturma yürütüldüğünü açıklamıştı.</p>
<p>dpa/ETO,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Berlin%27de%20%C3%A7ete%20operasyonlar%C4%B1%3A%20%C5%9E%C3%BCpheli%20T%C3%BCrkler%20de%20g%C3%B6zalt%C4%B1nda%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=77150930&x4=57554982&x5=Berlin%27de%20%C3%A7ete%20operasyonlar%C4%B1%3A%20%C5%9E%C3%BCpheli%20T%C3%BCrkler%20de%20g%C3%B6zalt%C4%B1nda%20&x6=0&x7=%2Ftr%2Fberlin-de-%C3%A7ete-operasyonlar%C4%B1-%C5%9F%C3%BCpheli-t%C3%BCrkler-de-g%C3%B6zalt%C4%B1nda%2Fa-77150930&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260513&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Berlin'de kaçak silah ticareti ve organize suçla mücadele kapsamında operasyon düzenlendi: 9 gözaltı var.
Vejetaryen Bakan'dan demansa karşı et tüketimi tavsiyesi
Short title
Vejetaryen Bakan'dan demansa karşı et tüketimi tavsiyesi
Teaser
Uzun yıllar fazla et tüketimine karşı çıkan ve kendisi de vejetaryen bir doktor olan eski Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, genetik olarak demansa yatkın kişilerin et yemesi gerektiğini belirtti.<br /><p>Almanya'da pandemi döneminde sağlık bakanı olarak görev yapan ve geçen yıla kadar bu koltukta oturan Sosyal Demokrat Partili (SPD) siyasetçi Karl Lauterbach, et tüketimi konusundaki tutumunda artık daha esnek.</p>
<p>Funke Medya Grubu'na demeç veren 63 yaşındaki epidemiyoloji ve sağlık ekonomisi profesörü Lauterbach, kendisi bir vejetaryen olarak her ne kadar hâlen et yemese de demansa yatkınlığı bulunan kişilere et tüketmelerini tavsiye etti.</p>
<p>İsveç'te bulunan ve dünyanın önde gelen tıp fakültelerinden biri olan Karolinska Enstitüsü'nün gerçekleştirdiği bir çalışmadan bahseden Lauterbach, ebeveynlerinden birinden veya ikisinden birden ApoE4 genini miras alan kişilerin "yüksek et tüketimi sayesinde bilişsel gerilemeye karşı kendilerini koruyabileceklerine" dair "güçlü kanıtlar" bulunduğunu belirtti.</p>
<h2>Alzheimer riskini yarıdan fazla azaltma iddiası</h2>
<p>Demansa yatkınlığı bulunan kişilerin et yemesinin "faydalı olabileceğini" gösteren bu çalışmaya göre, et ağırlıklı beslenmeyle Alzheimer riskinin yarıdan fazla azaltılabileceği savunuluyor.</p>
<p>Lauterbach verdiği röportajda "Önceki çalışmalar ve gen araştırmalarının sonuçları da zaten bunu öne sürüyordu ancak artık bu ilişkinin kanıtlandığını varsayıyorum" dedi.</p>
<p>Buna karşın fazla et tüketiminin "neredeyse tüm sağlık riskleri açısından bir risk faktörü olarak görülmeye devam edilmesi gerektiğini" belirten SPD'li milletvekili, "tüm dünyanın çok fazla et tüketmesi gerektiği gibi hatalı bir sonuca varılmaması gerektiğini" de sözlerine ekledi.</p>
<h2>Her dört kişiden biri</h2>
<p>Lauterbach, İsveç'teki üniversitenin çalışmasından hafta başında X hesabından yaptığı bir paylaşımda da söz etmişti.</p>
<p>Alman sağlık politikacısı, "Bu, doğrulanması hâlinde, ki iki ön çalışma nedeniyle bu muhtemel, çok önemli bir çalışma. Demans için genetik açıdan yüksek riske sahip olanlar (yaklaşık her dört kişiden biri), et tüketimi sayesinde demans risklerini önemli ölçüde azaltıyor" ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>DW/CÖ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Vejetaryen%20Bakan%27dan%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20et%20t%C3%BCketimi%20tavsiyesi&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=76671656&x4=10201&x5=Vejetaryen%20Bakan%27dan%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20et%20t%C3%BCketimi%20tavsiyesi&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvejetaryen-bakan-dan-demansa-kar%C5%9F%C4%B1-et-t%C3%BCketimi-tavsiyesi%2Fa-76671656&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20260405&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Kendisi de vejetaryen olan eski Almanya Sağlık Bakanı, demansa yatkın kişilerin et yemesi gerektiğini belirtti.
Plastik yasakları neden işe yaramıyor ve ne değişmeli?
Short title
Tek kullanımlık plastik neden hâlâ revaçta?
Teaser
Almanya, plastik poşetleri yasaklayalı dört yıl oldu. DW, AB ve diğer bölgelerde plastik atıkla mücadelenin neden istenen sonucu vermediğini ve tek kullanımlık ürünlerin neden hâlâ hayatımızda olduğunu araştırdı.
Short teaser
Almanya plastik poşetleri yasakladı ama tek kullanımlık plastik hâlâ dolaşımda. Neden?
Trump'tan Epstein açıklaması: Saklayacak bir şeyimiz yok
Short title
Trump'tan Epstein açıklaması: Saklayacak bir şeyimiz yok
Teaser
ABD Başkanı Donald Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin Epstein belgelerininin yayımlanması yönünde oy kullanmasını istedi. Trump, "Saklayacak bir şeyimiz yok" ifadesini kullandı.<br /><p>ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerden Kongre'de Jeffrey Epstein belgelerinin açıklanması yönünde oy kullanmalarını istedi. Trump daha önce bu belgelerin yayımlanmasına karşı çıkıyordu. ABD Başkanı'nın bu tutumu, kendi partisi içinde de görüş ayrılıklarına neden olmuştu.</p>
<p>Sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social'dan Pazar gecesi yaptığı paylaşımda Trump, "Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler Epstein dosyalarının açıklanması yönünde oy kullanmalı, çünkü bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok" diye yazdı.</p>
<p>Paylaşımında "'Radikal solcu delilerin' uydurduğu Demokratların cadı avından kurtulmanın zamanının geldiğini" belirten Trump, Demokratların "Hükümet Kapanması (shutdown) konusunda kazanılan son zafer de dahil" Cumhuriyetçilerin büyük başarısını gölgeleme" çabasında olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Trump yıllar önce birlikte fotoğraflandığı cinsel istismar hükümlüsü Epstein ile mahkumiyetinden önce aralarının bozulduğunu öne sürüyor.</p>
<p>Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi, geçen hafta Epstein'ın varlığından kalan 20 bin sayfayı aşkın yeni belgeyi kamuoyuyla paylaşmıştı. Bunlar arasında Trump’ın adının geçtiği çok sayıda belgenin de bulunduğu belirtilmiş ve cinsel saldırı hükümlüsü ile ABD Başkanının bağlantısı kamuoyunda yeniden yoğun biçimde tartışılmaya başlanmıştı.</p>
<p>Demokratlar Trump'a atıfta bulunan üç e-postayı yayımlamış, bunlardan birinde Epstein'ın 2011'de ortağı ve kız arkadaşı Ghislaine Maxwell'e gönderdiği bir e-postada Trump'ın bir cinsel istismar mağduru ile Epstein'ın evinde "saatler geçirdiğini" yazdığı görülmüş ve 2019'da gönderilen bir diğer e-postada kullandığı "Trump'ın kızları bildiğine" yönelik ifade dikkat çekmişti.</p>
<h2>Clinton'ı soruşturun talimatı</h2>
<p>Epstein dosyasını "Demokratların bir karalama kampanyası" ve "Rusya'nın komplosu" olarak nitelendiren Trump, Adalet Bakanlığı'na aralarında eski Başkan Bill Clinton'ın da bulunduğu bazı ünlü Demokratların Epstein'la bağlantılarının soruşturulmasını talep etmişti. Adalet Bakanı Pam Bondi, Trump'ın talebinin yerine getirileceğini teyit etmişti.</p>
<p>Çok sayıda çocuğa yıllar boyunca cinsel istismarda bulunmak, bazılarını da arkadaşlarına ve iş ortaklarına göndermekle suçlanan iş insanı Epstein, 2019'da New York'ta tutuklu bulunduğu cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Eski yatırım bankacısına yönelik skandal, ilk patlak verdiğinde ABD'nin elit çevrelerini derinden sarsmıştı.</p>
<p>DW,Reuters/SÖ,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Trump%27tan%20Epstein%20a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1%3A%20Saklayacak%20bir%20%C5%9Feyimiz%20yok&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=74772044&x4=57554982&x5=Trump%27tan%20Epstein%20a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1%3A%20Saklayacak%20bir%20%C5%9Feyimiz%20yok&x6=0&x7=%2Ftr%2Ftrump-tan-epstein-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1-saklayacak-bir-%C5%9Feyimiz-yok%2Fa-74772044&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20251117&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin Epstein belgelerininin yayımlanması yönünde oy kullanmasını istedi.
Venezuela-ABD gerilimi: Washington F-35 filosu gönderiyor
Short title
Venezuela-ABD gerilimi: Washington F-35 filosu gönderiyor
Teaser
Venezuela ile ABD arasında tansiyon yükselmeye devam ederken Washington'un 10 adet F-35'i Porto Riko'ya göndereceği bildirildi.<br /><p>Donald Trump yönetiminin 10 adet F-35 tipi savaş uçağını Karayipler'deki ABD toprağı Porto Riko'da bir hava üssüne konuşlandıracağı bildirildi. Konuya yakın kaynakların Cuma günü Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, Trump'ın bu adımı, uyuşturucu çetelerine karşı mücadele çerçevesinde attığı kaydedildi.</p>
<p>Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu uyuşturucu çetesi lideri olmakla itham eden Trump'ın talimatı üzerine, bölgeye daha önce çok sayıda savaş gemisi de gönderilmişti. </p>
<h2>İki ülke arasındaki gerilim tırmanıyor</h2>
<p>Amerikan güçleri Salı günü Karayipler'de, Trump'ın suç örgütü Tren de Aragua'ya ait olduğunu söylediği bir uyuşturucu teknesini imha etmiş, olayda 11 kişi hayatını kaybetmişti. Trump, bu örgütün Venezuela lideri Maduro'ya bağlı olduğunu öne sürüyor.</p>
<p>ABD Savunma Bakanlığı Pentagon ise, Perşembe günü Venezuela'ya ait iki askeri uçağın uluslararası sularda bir Amerikan donanma gemisinin yakınlarından geçtiğini açıklamış ve bunu "son derece kışkırtıcı bir hamle" olarak nitelendirmişti.</p>
<h2>Maduro: Silahlı mücadeleye hazırız</h2>
<p>İki ülke arasındaki gerilim yükselirken Washington tarafından başkanlığı meşru görülmeyen Maduro, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasını "Kıtamızın son yüz yılda gördüğü en büyük tehdit" sözleriyle değerlendirdi.</p>
<p>Ülkesinin "ulusal toprakların savunması için silahlı mücadeleye hazır olduğunu" belirten Maduro, yaklaşık 340 bin kişilik orduyu ve sayılarının sekiz milyonu aştığını iddia ettiği yedek birlikleri seferber etti. Maduro ülkesine saldırı olması halinde Venezuela'nın "derhal silahlı mücadele sürecine gireceğini" dile getirdi.</p>
<p>Maduro, daha önce Venezuela kıyılarının yüzlerce kilometre açığında yer alan Porto Riko'yu işgal etme tehdidinde bulunmuş, bunun üzerine ada valisi Jenniffer Gonzalez-Colon, X hesabından yayımladığı bir mektupta Trump'a seslenerek, Maduro gibi "katil diktatörlere" net bir mesaj göndermesini talep etmişti.</p>
<p>Yaklaşık üç milyon nüfuslu Porto Riko, ABD toprağı olmasına karşın eyalet statüsüne sahip değil.</p>
<p>AFP / SÖ,ET</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Venezuela-ABD%20gerilimi%3A%20Washington%20F-35%20filosu%20g%C3%B6nderiyor%20&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73900585&x4=10201&x5=Venezuela-ABD%20gerilimi%3A%20Washington%20F-35%20filosu%20g%C3%B6nderiyor%20&x6=1&x7=%2Ftr%2Fvenezuela-abd-gerilimi-washington-f-35-filosu-g%C3%B6nderiyor%2Fa-73900585&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250905&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Venezuela ile gerilim yaşayan Washington, Porto Riko'ya F-35 filosu gönderiyor.
Hepatit, karaciğeri hedef alıp karaciğer sirozuna veya kanserine yol açabilir. Ancak her Hepatit virüsü aynı değil. Peki türleri neler?<br /><p>2020 Nobel Ödülü sahibi üç bilim insanı Harvey J. Alter (ABD), Michael Houghton (Birleşik Krallık) ve Charles M. Rice (ABD) sayesinde Hepatit C artık tedavi edilebiliyor. Peki Hepatit C tam olarak nedir ve diğer hepatit türlerinden nasıl ayrılıyor? Hepatit virüsünün hangi türlerinden aşı ile korunmak mümkün?</p>
<p>28 Temmuz Dünya Hepatitle Mücadele Günü vesilesiyle Hepatit türlerine ilişkin bilinenleri derledik.</p>
<h2>Hepatit A</h2>
<p>Hepatit A, Hepatit A virüsü tarafından tetiklenen bir hastalık. Bu hastalık karaciğer iltihabına yol açar, ancak kronik değildir. Bu virüsle görülen enfeksiyon genellikle tedavi olmaksızın sorunsuz bir şekilde iyileşir. Kirli su, kontamine olmuş gıdalar veya kişiler arasında fekal (dışkı) - oral temas başlıca bulaşma yoludur.</p>
<p>Dünya çapında yaygın bir virüs türüdür. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre, her yıl dünya çapında yaklaşık 100 milyon insan enfekte olmakla beraber bunların sadece yaklaşık 1,5 milyonu semptom geliştirmektedir. Özellikle hijyenik koşulları kötü olan gelişmekte olan ülkelerde rastlanmakta olup genellikle tatilciler bu virüsü seyahat ettikleri ülkeden getirir ve bu sebepten "seyahat hepatiti" olarak da nitelenir. İyi haber ise Hepatit A'ya karşı aşı yaptırarak korunmak mümkün.</p>
<h2>Hepatit B</h2>
<p>Hepatit B, hayati tehlikeye yol açabilen aynı adlı virüsün neden olduğu bir hastalıktır. Bu türe karşı da aşı mevcut olup korunmak mümkündür. Hepatit B'nin son yıllarda dünya çapında hızla yayılması nedeniyle DSÖ 2017'de tüm ülkeleri yeni doğan bebeklerin rutin olarak aşılanması için çağrı yaptı.</p>
<p>DSÖ'ye göre, dünya çapında 254 milyon kişi kronik Hepatit B enfeksiyonu ile yaşıyor. Bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 820 bin hasta da hayatını kaybediyor.</p>
<p>Hepatit B, enfekte bir kişinin kanı veya vücut sıvıları yoluyla başka bir kişiye bulaşır. Hastalık kronik karaciğer iltihabına ve bunun sonucunda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine yol açabilir.</p>
<h2>Hepatit C</h2>
<p>Hepatit C hastalığı, hafiften akuta, hatta kronik bir forma kadar değişir ve aynı zamanda karaciğer sirozu veya karaciğer kanserine de yol açabilir. Birçok kişi Hepatit C virüsünün farkında olmadan taşıyıcısı da olabilir. Bulaşma yoluysa genelde kan yoluyla olur.</p>
<p>Virüs 1988'de keşfedildiğinde başlangıçta "Non-A-Non-B-virüsü" olarak adlandırıldı. Daha önce bilinmediği için tespiti için kan testi yapılmıyordu ve bu yüzden o dönem birçok kişi kan nakli yoluyla enfekte oldu. Bulaşma yollarından bir diğeri de örneğin uyuşturucu bağımlılarında, aynı enjeksiyon iğnelerinin kullanılmasıydı.</p>
<p>DSÖ verilerine göre, dünya çapında 50 milyon insan Hepatit C virüsü ile enfekte oldu ve her yıl 240 bin kişi de Hepatit C ve buna bağlı hastalıklardan hayatını kaybediyor.</p>
<p>Şu ana kadar buna karşı bir aşı bulunmuş değil, ancak son yıllarda vücutta virüsün yol açtığı sorunları uzun vadede azaltmayı başaran antiviral ilaç kokteylleri tedavilerinde önemli başarılar kaydedildi. Öte yandan maalesef bu tedaviler hala oldukça pahalı.</p>
<h2>Hepatit D</h2>
<p>Hepatit D'ye sadece Hepatit B ile enfekte olanlar yakalanabilir. Çünkü Hepatit D virüsü, Hepatit B'nin yüzey proteini yardımıyla çoğalır. Özetle Hepatit B'ye karşı aşı olanlar, aynı zamanda D'ye karşı da korunmuş olurlar.</p>
<h2>Hepatit E</h2>
<p>Hepatit E özellikle Güneydoğu Asya'da görülüyor ve genellikle de muson döneminde meydana gelen seller sırasında yayılıyor. Hepatit E, su yoluyla ama aynı zamanda hayvanlar aracılığıyla da bulaşan bir enfeksiyon. Çin Halk Cumhuriyeti, 2012'de Hepatit E'den korunmaya yönelik bir aşıya onay verdi.</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::A%27dan%20E%27ye%20Hepatit%20vir%C3%BCs%C3%BCne%20dair%20neler%20biliniyor%3F&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73414012&x4=10201&x5=A%27dan%20E%27ye%20Hepatit%20vir%C3%BCs%C3%BCne%20dair%20neler%20biliniyor%3F&x6=1&x7=%2Ftr%2Fa-dan-e-ye-hepatit-vir%C3%BCs%C3%BCne-dair-neler-biliniyor%2Fa-73414012&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250727&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Hepatit virüsü karaciğeri hedef alıp karaciğer sirozu veya kanserine yol açabiliyor. Bu virüs hakkında neler biliniyor?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut hayatını kaybetti
Short title
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut hayatını kaybetti
Teaser
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Yiğit Bulut'un geçirdiği hastalık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.<br /><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Yiğit Bulut'un geçirdiği hastalık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>
<p>AKP İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanı Başdanışmanımız, Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi, gazeteci-yazar ve ekonomist kıymetli dostum Yiğit Bulut, geçirdiği elim bir hastalığın ardından bu sabah Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türk basınında daha önce Yiğit Bulut'a geçen aylarda kanser teşhisi konulduğu yönünde haberler yayınlanmıştı. Bulut'un İstanbul'da özel bir hastanede tedavi altına alındığı belirtilmişti.</p>
<h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başsağlığı mesajı</h2>
<p>Yiğit Bulut'un ölümünün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da X hesabından taziye mesajı yayınladı. Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarımızdan, Ekonomi Politikaları Kurulu üyemiz, değerli mesai arkadaşım Yiğit Bulut’un vefat ettiğini derin bir teessürle öğrendim. Yiğit Bey’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. </p>
<h2>Yiğit Bulut kimdir?</h2>
<p>Türkiye'de medyada çeşitli görevler alan 1972 doğumlu Yiğit Bulut, 30 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirilmişti. 9 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyeliğine atanan Bulut, Galatasaray Lisesi ve Bilkent Üniversitesi bankacılık ve finans bölümü mezun olmuş ve Sorbonne Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmıştı.</p>
<p>DW/BÖ,TY</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20Ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1%20Yi%C4%9Fit%20Bulut%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73236965&x4=57554982&x5=Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20Ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1%20Yi%C4%9Fit%20Bulut%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&x6=0&x7=%2Ftr%2Fcumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1-yi%C4%9Fit-bulut-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti%2Fa-73236965&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250711&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Yiğit Buut hayatını kaybetti.
Hameney'den ateşkes sonrası ilk açıklama: Zafer kazandık
Short title
Hameney'den ateşkes sonrası ilk açıklama: Zafer kazandık
Teaser
İran'ın ruhani lideri Hameney, ülkesinin İsrail'e karşı zafer kazandığını, Amerikan saldırılarının İran'daki nükleer tesislere önemli bir zarar vermediğini söyledi. Moskova ve Berlin'den ise Tahran'a UAEA çağrısı geldi.<br /><p>İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hameney, İsrail'le ateşkes sağlandığından bu yana ilk kez kameralar önüne geçti. Hameney, İran devlet televizyonundan yayımlanan görüntülü mesajında Tahran'ın İsrail'e karşı zafer kazandığını öne sürerek ülkesinin "Amerika'nın yüzüne bir tokat indirdiğini" söyledi.</p>
<p>86 yaşındaki Hamaney, Washington'ın savaşa yalnızca "aksi durumda Siyonist rejimin yok olacağını hissettiği için" müdahil olduğunu iddia etti. İranlı lider, diğer yandan ABD'nin savaştan hiçbir kazanımı olmadığını ve ABD'nin saldırılarının İran'ın nükleer tesislerine "belirgin bir zarar vermediğini" savundu.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer kapasitesinin tamamen yok edildiğine ilişkin sözlerine atıfla Hameney, "Amerikan başkanı olayları inanılmaz biçimde abarttı ve daha sonra ortaya çıktı ki bu mübalağaya ihtiyacı da varmış" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hameney diğer yandan Trump'ın, Katar'daki Amerikan üssüne yönelik İran misillemesini "küçümseyerek hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştığını" öne sürdü. İran'ın ruhani lideri, ülkesinin bölgedeki ABD üslerine erişimi olduğunu belirterek, Washington'ın İran'a tekrar saldırması halinde bedelini ağır biçimde ödeyeceği tehdidinde bulundu.</p>
<h2>Moskova ve Berlin'den Tahran'a UAEA çağrısı</h2>
<p>Diğer yandan İran'ın müttefiki Rusya'dan Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'yla (UAEA) iş birliğini askıya alma kararına itiraz geldi.</p>
<p>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran'ın bu adımını eleştirerek, "İran'ın nükleer silah geliştirmediği ve geliştirmeyeceği yönünde defaatle dile getirdiği açıklamalarına herkesin saygı göstermesi adına İran ile UAEA arasındaki iş birliğinin sürmesinden yanayız" diye konuştu.</p>
<p>İş birliğinin devamına yönelik bir açıklama da Berlin'den geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran'a, kurumla iş birliğine devam etmesi çağrısında bulunarak, "Tahran yönetimi İran'ın nükleer silah peşinde olmadığını açık, net ve şeffaf bir şekilde ifade etmelidir" diye konuştu.</p>
<p>İran parlamentosunun kararının "tamamen yanlış bir sinyal" olduğunu savunan Bakan, "İran hükümetine bu yolu seçmemesi çağrısında bulunuyorum" dedi.</p>
<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, "İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları en hafif şekilde bile kınamayı reddeden UAEA'nın uluslararası inanırlığını açık artırmaya çıkardığını" belirterek İran Atom Enerjisi Kurumu'nun UAEA ile iş birliğini, ülkedeki nükleer tesislerin güvenliği garanti edilene dek askıya aldığını duyurmuştu.</p>
<p>Tasarının yürürlüğe girmesi için İran Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Hamaney başkanlığındaki Ulusal Güvenlik Konseyi'nin onayı gerekiyor.</p>
<p>dpa,AFP,AP / SÖ,MUK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?<br />
</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Hameney%27den%20ate%C5%9Fkes%20sonras%C4%B1%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%3A%20Zafer%20kazand%C4%B1k&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73050096&x4=57554982&x5=Hameney%27den%20ate%C5%9Fkes%20sonras%C4%B1%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%3A%20Zafer%20kazand%C4%B1k&x6=0&x7=%2Ftr%2Fhameney-den-ate%C5%9Fkes-sonras%C4%B1-ilk-a%C3%A7%C4%B1klama-zafer-kazand%C4%B1k%2Fa-73050096&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250626&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
İran'ın ruhani lideri Hameney ülkesinin İsrail'e karşı zafer kazandığını, Amerikan saldırılarının İran'daki nükleer tesi
AİHM, Fransa'yı polis tarafından ırksal profillemeye maruz kaldığını iddia eden davacıya tazminat ödemeye mahkum etti.<br /><p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fransa'yı, polisin ırksal fişleme yaptığını öne süren bir Fransız vatandaşının haklarını koruyamadığı gerekçesiyle mahkum etti.</p>
<p>Mahkeme, Perşembe günü aldığı kararla, Kerim Touil'in ülkenin doğusundaki Besancon'da, 10 gün içinde üç kez polis tarafından durdurulmasına hükümetin "tarafsız ve mantıklı bir gerekçelendirme" sunamadığına hükmetti.</p>
<p>AİHM, polis memurlarının kamu düzenine ve güvenliğine tehdit oluşturan bir durumla karşıya karşıya olup olmadıklarına ilişkin oldukça hızlı biçimde ve kimi zaman net iç talimatlar olmaksızın karar vermek zorunda kaldıklarının bilincinde olduğunu kaydetti. Diğer yandan 2011 yılında gerçekleşen Touil vakasında Fransız hükümetinin çürütemediği "ayrımcı muamele" ihtimalinin tespit edildiğini ifade eden mahkeme, Fransa'nın davacıya 3 bin euro tazminat ödemesine hükmetti.</p>
<p>Mahkeme, davaya dahil olan diğer beş Fransız başvuru sahibinin durumlarında ise ayrımcılık tespit edemedi.</p>
<h2>İstismara açık kimlik kontrolleri</h2>
<p>İnsan Hakları İzleme örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü geçen yıl ırksal fişlemenin Fransa çapında yaygın bir uygulama olduğunu ve polisin uygulamalarında yerleşik olarak görüldüğünü kaydetmişti.</p>
<p>HRW, siyah ya da Arap olarak algılanan genç erkeklerin ve yaşları 10 yaşa kadar düşebilen çocukların sık sık istismar edici ve yasa dışı kimlik kontrollerine maruz kaldığına dikkat çekti. Hak örgütleri, konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi'ne şikayette bulunduklarını bildirdi.</p>
<p>Fransa'nın kamu denetçiliği kurumu da 2017 yılında, bu gruptan bir gencin, genel nüfusa kıyasla kimlik kontrolüne tabi tutulma olasılığının 20 kat daha fazla olduğunu açıklamıştı.</p>
<p>AFP/SÖ,BK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::A%C4%B0HM%27den%20Fransa%27ya%20%C4%B1rksal%20fi%C5%9Fleme%20cezas%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73048033&x4=57554982&x5=A%C4%B0HM%27den%20Fransa%27ya%20%C4%B1rksal%20fi%C5%9Fleme%20cezas%C4%B1&x6=0&x7=%2Ftr%2Faihm-den-fransa-ya-%C4%B1rksal-fi%C5%9Fleme-cezas%C4%B1%2Fa-73048033&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250626&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
AİHM, Fransa'yı polis tarafından ırksal profillemeye maruz kaldığını iddia eden davacıya tazminat ödemeye mahkum etti.
Muharrem İnce yeniden CHP'de: Ya hep beraber ya hiçbirimiz
Short title
Muharrem İnce yeniden CHP'de: Ya hep beraber ya hiçbirimiz
Teaser
Muharrem İnce, 2021'de istifa ettiği eski partisi CHP'ye döndü. Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, İnce'nin dönüşünden duyduğu memnuniyeti kaleme aldığı mektupla ifade etti.<br /><p>Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, yaklaşık dört buçuk yıllık aranın ardından eski partisi CHP'ye döndü.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında, "Normalde Muharrem İnce'ye rozet takmam lazım. Ama dedim ki ben Muharrem İnce'ye rozet takamam çünkü onun rozeti alnına takılı zaten doğduğundan beri" ifadeleriyle kürsüyü İnce'ye bıraktı. </p>
<p>Alkışlar eşliğinde sözlerine başlayan İnce, yaptığı konuşmada, "Ben bugün buraya bir kibirle, bir pişmanlıkla gelmedim. Ben bugün buraya kişisel bir hesapla da gelmedim. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in samimi, içten bir davetiyle geldim" ifadelerini kullandı.</p>
<p>"Ayrılıklar bazen kırgınlıktan olur bazen de umudu başka yollarla aramakla olur. Benim bugün buraya gelişim bir geri dönüş değildir. Benim bugün buraya gelişim, bir kucaklaşmadır, hasret gidermedir" diyen İnce'nin sözleri salondan büyük alkış aldı.</p>
<p>İnce konuşmasını, "Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!" sözleriyle bitirdi.</p>
<h2>İmamoğlu'ndan İnce'ye mektup: Aramıza hoş geldiniz</h2>
<p>2021'de CHP'den istifa eden İnce, partiye dönüşünü sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanıEkrem İmamoğlu'nun imzasını taşıyan mektupla duyurmuştu. </p>
<p>İnce'nin "Birleşe birleşe kazanacağız" notuyla paylaştığı mektupta İmamoğlu'nun şu ifadeleri yer aldı: "Aramıza hoş geldiniz Sevgili Muharrem İnce Başkanım. Beni, ailemi ve arkadaşlarımı büyük siyasi operasyonun, hukuksuzlukların, acımasız kuşatmalarla yürütülen düşman hukuku uygulamalarının her anında yalnız bırakmadın ve güç verdin. Tarihimizi en kritik kavşaklarından birinde, Genel Başkanım Sayın Özgür Özel'in güçlü davetiyle tekrar baba ocağına; CHP'ye dönüş kararınızı çok kıymetli ve önemli buluyorum."</p>
<h2>"İç cephe tahkimi amasız, fakatsız olmalıdır"</h2>
<p>Silivri'de tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının el yazısıyla gönderdiği mesajda, "Ne mutlu ki hiçbir makam ve mevki beklemeksizin attığınız bu adımın bir ve birlikte müreffeh Türkiye mücadelemiz için heyecan verici olduğunu belirtmek isterim. Türkiyemiz için ulusal ve uluslararası çok zor mücadelemizin güçlü, kararlı ve azimle yürütülmesi şarttır" ifadeleri yer aldı.</p>
<p>İBB başkanı, "Bu tarihi dönemde CHP iç cephe tahkimi amasız, fakatsız olmalıdır. Muhalefet iç cephe tahkimi milli menfaat ve prensiplere karşı, demokrasiyle, hukuka aykırı ne varsa birlikte tepki vermek, karşı durmakla olmalıdır. Milletimiz, devletimiz adına iç cephe tahkimi dışlamadan, düşmanlaştırmadan, bireysel ve siyasi menfaat gözetmeden istikballe istiklalimiz için bir ve birlikte olmalıdır" diye yazdı.<br />
</p>
<h2>Özgür Özel Muharrem İnce'yi davet etmişti</h2>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 18 Haziran günü Memleket Partisi Genel Merkezi'nde ziyaret ettiği İnce'yi CHP'ye davet etmişti. Özel, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Memleket Partisi'ni "CHP'ye en yakın parti" olarak tanımlayarak, "Sayın Muharrem İnce'yi ve Memleket Partisi'ndeki arkadaşlarımızı baba evine davet noktasında bir iki cümle de kurdum. Tabii ki bundan sonraki aşama kendi takdirleri olacak" ifadesini kullanmıştı.</p>
<p>İnce de bu davet üzerine, en kısa sürede partisinin yetkili kurullarını toplayacağını açıklamıştı.</p>
<p>ANKA,DW/SÖ,JD</p>
<p>DW Türkçe'ye nasıl engelsiz erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Muharrem%20%C4%B0nce%20yeniden%20CHP%27de%3A%20Ya%20hep%20beraber%20ya%20hi%C3%A7birimiz&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73021748&x4=57554982&x5=Muharrem%20%C4%B0nce%20yeniden%20CHP%27de%3A%20Ya%20hep%20beraber%20ya%20hi%C3%A7birimiz&x6=0&x7=%2Ftr%2Fmuharrem-ince-yeniden-chp-de-ya-hep-beraber-ya-hi%C3%A7birimiz%2Fa-73021748&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250624&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Muharrem İnce, 2021'de istifa ettiği eski partisi CHP'ye döndü.
Almanya'da aşırı sağcı dergiye mahkemeden yeşil ışık
Short title
Almanya'da aşırı sağcı dergiye mahkemeden yeşil ışık
Teaser
Almanya'da mahkeme, geçen yıl İçişleri Bakanlığı'nca yasaklanan aşırı sağcı Compact dergisinin yayınlarına devam edebileceğine hükmetti. Derginin genel yayın yönetmeni, kararın "AfD'ye de yarayacağını" savundu.<br /><p>Almanya'da aşırı sağcı Compact dergisi yayınlarına devam edebilecek. Leipzig'deki Federal İdare Mahkemesi, derginin yayın hayatına ilişkin esas davada nihai kararını verdi. Mahkeme, dönemin İçişleri Bakanı Nancy Faeser'in 2024'te aldığı yasaklama kararını kaldırdı.</p>
<p>Mahkeme Başkanı Yargıç Ingo Kraft kararı, "Anayasa, anayasa düşmanlarının ifade ve basın özgürlüğünü dahi garanti altına almaktadır" ifadeleriyle gerekçelendirdi. Mahkeme, dergide çok sayıda polemik içeren ve sert ifadeler bulunduğunu teslim etmekle birlikte bunların anayasa düşmanlığı sınırını aşmadığına hükmetti.</p>
<p>Dönemin İçişleri Bakanı Faeser, "aşırı sağcı çevrenin merkezi sözcüsü" olarak nitelendirdiği dergiyi yasaklamıştı. Bakanlık, Compact Magazin GmbH'nın, uzun süredir Anayasayı Koruma Dairesi'nin merceğinde olduğunu ve şirketin 2021 sonunda kesin olarak aşırı sağcı bir oluşum olarak sınıflandırılarak izlenmeye başlandığını kaydetmişti.</p>
<p>Leipzig'de alınan kararla ise federal yargıçlar 2024 Ağustos'undaki acil yargı sürecinde verdikleri kararı teyit etmiş oldu. O dönemde, mahkeme dergiye yönelik yayın yasağını geçici olarak askıya almış, derginin "şimdilik" yayımlanmaya devam etmesine izin vermişti.</p>
<h2>Genel yayın yönetmeninden AfD vurgusu</h2>
<p>Compact Genel Yayın Yönetmeni Jürgen Elsaesser, mahkemenin nihai kararını "çifte başarı" olarak nitelendirerek aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin de bu başarıdan yararlanacağını savundu.</p>
<p>Compact'ı yasaklamanın mümkün olmamasının AfD'nin de yasaklanamayacağı anlamına geldiğini söyleyen Elsaesser, "Biz muhalefetin en güçlü sesiyiz. Bizden daha fazla haber alacaksınız" diye konuştu.</p>
<p>2010 yılında kurulan ve merkezi daha önce Brandenburg eyaletindeki Falkensee kentinde olan Compact Magazin GmbH'nın merkezi halihazırda Saksonya-Anhalt'daki Stössen'de bulunuyor. Mahkeme kayıtlarına göre Compact dergisinin tirajı 40 bin civarında; çevrim içi yayın yapan televizyon kanalı ise 460 bine kadar tıklanma alabiliyor.</p>
<p>Dpa/SÖ,TY</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika::Almanya%27da%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20dergiye%20mahkemeden%20ye%C5%9Fil%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=73020293&x4=57554982&x5=Almanya%27da%20a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20sa%C4%9Fc%C4%B1%20dergiye%20mahkemeden%20ye%C5%9Fil%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k&x6=0&x7=%2Ftr%2Falmanya-da-a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1-sa%C4%9Fc%C4%B1-dergiye-mahkemeden-ye%C5%9Fil-%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%2Fa-73020293&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250624&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3APolitika" />
Short teaser
Almanya'da mahkeme geçen yıl İçişleri Bakanlığı'nca yasaklanan aşırı sağcı Compact dergisinin yayınlarına devam edebilec
Almanya'nın en önemli devlet nişanlarından olan Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Çinli dil bilimci Li Yuan, Belçikalı yazar David Van Reybrouck ve Türkiye'den Osman Kavala ödüle layık görüldü.<br /><p>Almanya'nın en önemli devlet nişanlarından olan Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Çinli dil bilimci Li Yuan, Belçikalı tarihçi ve yazar David Van Reybrouck ve Türkiye'den Osman Kavala bu yıl ödüle layık görüldü.</p>
<p>Goethe Enstitüsü Başkanı Gesche Joost, Münih kentinde bugün yaptığı açıklamada ödül törenin 28 Ağustos'ta Weimar'da düzenleneceğini söyledi. Eş zamanlı gerçekleşecek Weimar Sanat Festivali'nde de ödül sahipleri ve çalışmalarının halka tanıtılacağını aktardı.</p>
<p>Bu ödül, Alman yazar ve şairi Johann Wolfgang von Goethe'nin onuruna her yıl doğum gününde düzenlenen törenle sahiplerine takdim ediliyor.</p>
<h2>Başkan Joost'tan ödül sahiplerine övgü</h2>
<p>Enstitü Başkanı Joost, günümüzde dünyaya büyük bir "sertliğin" damgasını vurduğunu ifade ederek demokratik değerlerin birçok yerde baskı altında olduğunu söyledi. Tam da böyle bir dönemde kültürel anlayışa hizmet eden ve fark yaratabilen insanlara ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Joost, Goethe Madalyası'na layık görülen kişilerin böyle şahsiyetler olduğunu kaydetti. Her üç ödül sahibinin de cesaret, yaratıcılık ve net bir bakış açısıyla Almanya ile dilsel ve kültürel değiş tokuş için çaba harcadıklarını belirterek ödül sahiplerinin yaptıkları çalışmalarla kendi ülkelerinin dışında da büyük etki yaratabildiklerini ifade etti.</p>
<h2>Osman Kavala'nın barış ve uzlaşı çalışmalarına vurgu</h2>
<p>İş insanı, hayırsever ve insan hakları aktivisti olan Osman Kavala'nın "yorulmak bilmez bir fikir insanı ve öncü bir kişilik olduğunu" dile getiren Joost, 2017'de Türkiye'de tutuklanmasına rağmen Kavala'nın barış ve toplumsal uzlaşı için çalışmalarına önemli katkılar sunmaya devam ettiğini belirtti. Enstitü Başkanı, Kavala'nın büyük bir özveriyle kültürel alanlar yarattığını ve çalışmalarıyla bölgedeki sivil toplum ağlarını güçlendirdiğini de vurguladı.</p>
<p>Osman Kavala'dan önce bu ödüle şimdiye kadar 1979'da Türkiye eski başbakanlarından Goethe, Schopenhauer ve Nitsche'nin eserlerini Türkçe'ye kazandıran çevirmen Prof. Dr. Sadi Irmak, 1981'de Atatürk'ün verdiği burs ile eğitimini Almanya'da yapan 1911 Filistin doğumlu ünlü arkeolog Prof. Dr. Ekrem Akurgal, 2000 yılında tanınmış Alman dili ve edebiyatı uzmanı Türkolog Prof. Dr. Şara Sayın ile 2019 yılında Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli yazar ve aktivist Doğan Akhanlı layık görülmüştü.</p>
<h2>Li Yuan ve David Van Reybrouck'un ödül gerekçesi</h2>
<p>Ödülün bu yılki sahiplerinden Li Yuan'ın ise Berlin'deki öğreniminden bu yana, yabancı dil olarak Almanca'nın ülkesinde öğretiminin profesyonelleşmesine katkıda bulunduğu ifade edildi. Bir profesör olarak Li'nin Çin'deki birçok öğretmene ve öğretmen adayına ve bilim insanına ilham kaynağı olduğuna da dikkat çekildi.</p>
<p>Enstitü Başkanı Joost, Belçikalı yazar ve tarihçi David Van Reybrouck'un da başlattığı "G1000" gibi sivil toplum inisiyatifleriyle demokrasiyi sadece bir temsil biçimi olarak değil, canlı ve halkın katılımıyla yaşanan bir pratik gerçeklik olarak yeniden gözler önüne serdiğini söyledi.</p>
<p>Joost, Van Reybrouck'un en tanınmış eseri olan "Bir tarih: Kongo" kitabında Kongo'nun sömürge döneminden günümüze kadar olan tarihini açıkça gözler önüne serdiğini ve ve Belçikalıların kendi sömürgecilik suçlarına yaklaşımlarını eleştirel bakışla ele alışına dikkat çekti. </p>
<h2>Goethe Madalyası'nın önemi ve takdim töreni</h2>
<p>Ünlü Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe'nin anısına verilen Goethe Madalyası, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin resmi onur nişanı ve uluslararası kültür politikasının en önemli ödülü olarak niteleniyor. Bu yıl 70'inci kez takdim edilecek ödülle sahiplerinin ülkelerinde Alman dilinin ve kültür ile sanatın teşvikine yönelik hizmetleri onore ediliyor. Takdim töreni yıl Johann Wolfgang von Goethe'nin (1749-1832) doğum günü olan 28 Ağustos'ta Weimar'da düzenleniyor.</p>
<p>Goethe Enstitüsü, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin dünya çapında faaliyet gösteren kültür enstitüsü konumunda ve Türkiye dahil 98 ülkede bulunan 151 enstitüsüyle Alman dilinin öğrenilmesini teşvik ederken uluslararası kültürel iş birliğini de destekliyor.</p>
<p>KNA / ETO,HS</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl ulaşabilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Almanya%27dan%20Osman%20Kavala%27ya%20Goethe%20Madalyas%C4%B1&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72451276&x4=57556474&x5=Almanya%27dan%20Osman%20Kavala%27ya%20Goethe%20Madalyas%C4%B1&x6=0&x7=%2Ftr%2Falmanya-dan-osman-kavala-ya-goethe-madalyas%C4%B1%2Fa-72451276&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250506&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Goethe Madalyası'nın bu yılki sahipleri belli oldu. Türkiye'den Osman Kavala da ödüle layık görülenler arasında.
Özellikle 50 yaş üzeri kişiler ile bağışıklık sistemi zayıf olanların zonaya yakalanma riski yüksek. Aşı ile zona riski azaltılabiliyor. Canlı zona aşısı ise aynı zamanda kadınlarda demans ihtimalini de azaltıyor.<br /><p>Bilim insanları, uzun zamandır zona hastalığı ile demans arasında bir bağlantı olduğu üzerinde duruyordu. İngiltere'de yürütülen yeni bir araştırma da bu konuda önemli kanıtlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, zona hastalığına neden olan "Varizella Zoster" adlı virüse karşı yapılan aşı, özellikle kadınları demansa karşı koruyor.</p>
<p>Almanya'daki Braunschweig Teknik Üniversitesi'nin Yaşam Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Martin Korte, "İngiltere''de yapılan araştırma, şimdiye kadar bir viral enfeksiyon ile yüksek demans riski arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran en iyi çalışma. Zona aşısının sadece zorlu bir virüs hastalığına karşı korumadığını aynı zamanda demansa yakalanma riskini de azalttığını ikna edici kanıtlarla gözler önüne serdi" dedi.</p>
<p>Bilim dergisi Nature'da sonuçları yayınlanan araştırmaya göre, denekler arasında 80 yaş ve üzerinde demans görülmemesinin sebebi yüksek ihtimalle Varizella Zoster virüsüne, yani zonaya karşı yapılan aşı.</p>
<p>Wales'teki araştırmacılar, aşılı ve aşısız olmak üzere iki ayrı grubu yedi yıl boyunca yakından takip etti.</p>
<p>Elde edilen sonuçlara göre aşı olan kadınlarda demansa yakalanma yüzde 20 daha az görüldü. Erkeklerde ise aşının bu olumlu etkisi tam olarak saptanamadı. Yalnız araştırma artık kullanılmayan canlı aşı türü Zostavax için geçerli. Canlı aşı, az miktarda zayıflatılmış ancak canlı ve tekrarlanabilir patojenler içeren aşı türüdür.</p>
<p>ABD'de daha önce yapılan bir araştırma, Zostavax'in zonaya karşı etkisinin zayıf olduğu sonucunu ortaya koymuştu. Bu nedenle son yıllarda çoğunlukla "Herpes Zoster" adlı inaktif bir aşı (ölü aşı) kullanılıyor. Piyasada bilinen adıyla da Shingrix.</p>
<h2>Varizella Zoster virüsü nedir?</h2>
<p>Varizella Zoster virüsü, demans gelişimiyle ilişkili olduğu söylenen herpes virüsleri grubuna aittir. Bu virüs insanlarda suçiçeğine yol açar. Özellikle çocuklarda görülen, oldukça da bulaşıcı olan bu viral enfeksiyon, ateş ve kaşıntılı deri döküntüsüne neden olur.</p>
<p>Suçiçeği enfeksiyonu atlatan kişilerde virüsler, daha sonra omuriliğin sinir hücrelerinde aktif olmayan bir durumda kalmayı sürdürür. Ancak ileriki yıllarda bağışıklık sistemi zayıfladığında tekrar aktif hale gelip çoğalabilirler. Bu durumda da zona hastalığına neden olurlar.</p>
<h2>Zona kendini nasıl gösterir?</h2>
<p>Zonanın (Herpes Zoster) belirtileri yorgunluk ve ateştir. Daha sonra belirli bir bölgede yanma ve şiddetli ağrı ile sinir iltihabı meydana gelir.</p>
<p>Zona vücudun her yerinde görülebilir, ancak çoğunlukla göğüs bölgesi ve sırtta ortaya çıkar. Ayrıca boğaz, kollar, bacaklar, yüz bölgesi, gözler ve kullaklarda da kendini gösterebilir. Çoğunlukla omirilik kısmından başlayarak vücuda yarım daire şeklinde yayılır. Deri döküntüsünden içi su toplamış kabarcıklar oluşur, ondan yaklaşık beş gün sonrasında da kaybolur.</p>
<h2>Zona aşısı kadınlarda neden farklı etki gösteriyor?</h2>
<p>İngiltere'de yapılan son araştırma her ne kadar zona aşısının demansın ilerlemesine veya ortaya çıkmasına karşı koruma sağladığını kanıtlasa da bu koruyucu mekanizmanın nasıl işlediğine dair daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.</p>
<p>Nörobiyolog Korte'ye göre, zona aşısının demans riski üzerindeki etkisinin kadınlar ve erkekler arasında neden bu kadar farklılık gösterdiğini de açıklığa kavuşturmak gerekli:</p>
<p>"Kadınlarda demans daha sık görülüyor ve kadınlar otoimmun mekanizmalara daha güçlü tepki veriyorlar. Tüm otoimmun hastalıkların üçte ikisi kadınlarda görülüyor. Dolayısıyla bu son çalışma belki de işleyen mekanizmaya dair bir ipucu veriyor: Nöroinflamatuar otoimmun tetiklemeli süreçler aşı ile azaltılıyor olabilir, bu da özellikle kadınları daha iyi koruyor olabilir."</p>
<p>Nöroinflamasyon, normalde vücudu koruyan bağışıklık sisteminin bakteri veya virüs gibi yabancı maddelerle savaşmak yerine kendi beyin veya dokusuna saldırması nedeniyle beynin iltihaplanması anlamına geliyor.</p>
<h2>Zona aşısını kimler olmalı?</h2>
<p>Yaklaşık her on kişiden üçü hayatlarının bir döneminde zona hastalığına yakalanıyor. Hastalık prensip olarak her yaşta ortaya çıkabilir, ancak çoğunlukla 50 yaşın üzerindekilerde veya bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde görülüyor. Yaş ilerledikçe de risk artmaya devam ediyor. Ayrıca zona hastalığına kadınlarda erkeklere göre daha sık ve daha erken rastlanıyor.</p>
<p>Şimdiye kadar zona aşıları örneğin Almanya'da 60 yaşından itibaren, risk grubunda olanlara ise 50 yaşından itibaren tavsiye ediliyordu.</p>
<p>Aşı, iki kez yapılarak koruma sağlanıyor ve ve aşı üst koldaki kaslara enjekte edilmek suretiyle yapılıyor. Aşının koruma oluşturabilmesi için iki aşılama arasında da en az iki, en fazla da altı ay süre geçmesi gerekli. Aşının maliyeti de 500 eurodan fazla.</p>
<p>Alman Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Peter Berlit, sonuçları yeni açıklanan araştırmanın ışığında Almanya'daki aşı tavsiyelerinin de yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyor ve "Aşının demansı önleme veya geciktirme üzerindeki etkisi o kadar büyük ki bu durum zona hastalığına karşı korumanın ötesinde bu aşının yapılması yönünde bir argüman oluşturuyor. En azından kadınlar için 50 yaşından itibaren aşının genel olarak tavsiye edilip edilmeyeceği tartışılmalıdır" diyor.</p>
<p>Helmholtz Enfeksiyon Araştırma Merkezi'nde Nöroinflamasyon ve Nörodejenerasyon çalışma grubuna başkanlık da eden uzman Korte, Berlit'ten bir adım daha ileri gidiyor ve "Benim tavsiyem aşının kapsamının daha da genişletilmesi olur. Zona hastalığı söz konusu olduğunda bütün yaş grupları aşıdan fayda görebilir. Zira şiddetli bir zonadan daha acı verici çok az şey var. Aşı ne kadar erken yapılırsa, demans riskinin o kadar erken azaltılabileceği de varsayılabilir" diyor.</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Zona%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20kad%C4%B1nlar%C4%B1%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20da%20koruyor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=72130459&x4=10201&x5=Zona%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20kad%C4%B1nlar%C4%B1%20demansa%20kar%C5%9F%C4%B1%20da%20koruyor&x6=1&x7=%2Ftr%2Fzona-a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1-kad%C4%B1nlar%C4%B1-demansa-kar%C5%9F%C4%B1-da-koruyor%2Fa-72130459&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20250405&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Zona hastalığına karşı yapılan aşının kadınlarda demans riskini de azalttığı ortaya çıktı. Nasıl mı?
İngiltere'de yürütülen yeni bir araştırmaya göre, zona hastalığına neden olan "Varizella Zoster" adlı virüse karşı yapılan aşı, özellikle kadınları demansa karşı koruyor.
Araştırma: Alzheimer riski en düşük meslek taksicilik
Short title
Araştırma: Alzheimer riski en düşük meslek taksicilik
Teaser
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, taksi ve ambulans sürücülüğü Alzheimer'dan ölüm oranı en düşük meslek grupları arasında yer alıyor.<br /><p>Alzheimer, özellikle ileri yaştaki insanları etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Almanya'da yaklaşık iki milyon kişi bu hastalıktan muzdaripken, her yıl 400 binden fazla yeni vaka ekleniyor. Uzmanlar, hastalıktan korunmak için sağlıklı bir yaşam tarzı ve zihinsel aktivitelerin önemine dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma, özellikle taksi ve ambulans şoförlerinin Alzheimer'dan ölüm oranlarının diğer mesleklere göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. </p>
<h2>9 milyon ölüm incelendi </h2>
<p>ABD merkezli tıp dergisi <em>BMJ</em>'de yayımlanan araştırma kapsamında, 2020-2022 yılları arasında yaklaşık dokuz milyon yetişkin ölümü mercek altına alındı. ABD'de yapılan çalışmada, 440'tan fazla meslek grubu değerlendirildi. Bulgulara göre, taksi ve ambulans şoförlerinin Alzheimer nedeniyle ölüm oranları diğer meslek gruplarına göre belirgin şekilde daha düşük.</p>
<p>Araştırmacılar, bu durumun beyindeki Hippokampus adlı bölgeyle bağlantılı olabileceğini düşünüyor. Hippokampus, beyinde mekânsal ve yön bulma gibi bilişsel işlemleri yöneten bir bölge. Örneğin, Londra'daki taksi şoförlerinin Hippokampuslarının genel nüfusa göre daha büyük olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Aynı zamanda Alzheimer'ın gelişiminde kritik rol oynayan bu bölge, sık kullanıldığında güçlenebiliyor. Bu da, mesleklerin Alzheimer'dan ölüm oranı üzerindeki etkisiyle ilgili yeni ipuçları sunuyor. </p>
<h2>Sonuçlar kesin değil </h2>
<p>Bununla birlikte, araştırmacılar sonuçların kesin olmadığını belirtiyor. Alzheimer’a yatkın bireylerin genellikle bu tür zorlu mesleklere yönelmemesi veya meslekte uzun süre kalmaması da bir diğer olası açıklama olarak öne çıkıyor. Çalışmanın yazarları, mekânsal bilişsel becerilerin Alzheimer’dan korunmaya etkisini kesinleştirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. </p>
<p>"Bu sonuçları kesin bir bulgu olarak değil, bir hipotez olarak değerlendirmek gerekiyor" diyen araştırmacılar, Alzheimer ile meslek arasındaki ilişkinin daha detaylı incelenmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>DW/TY,BK</p>
<p>DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM::Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%3A%20Alzheimer%20riski%20en%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20meslek%20taksicilik&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=71097887&x4=10201&x5=Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%3A%20Alzheimer%20riski%20en%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20meslek%20taksicilik&x6=1&x7=%2Ftr%2Fara%C5%9Ft%C4%B1rma-alzheimer-riski-en-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk-meslek-taksicilik%2Fa-71097887&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20241218&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM" />
Short teaser
Bir araştırmaya göre taksi ve ambulans sürücülüğü Alzheimer'dan ölüm oranı en düşük meslek grupları arasında yer alıyor.
Türk Rock müziğinin efsanevi ismi Erkin Koray, 82 yaşında hayatını kaybetti.<br /><p>Ünlü müzisyen Erkin Koray 82 yaşında hayatını kaybetti. </p>
<p>Türk Rock müziğinin efsanevi isminin uzun süredir yaşadığı Kanada’nın Toronto kentinde hastaneye kaldırıldığı bildirilmişti. </p>
<h2>Türkçe Rock müziğinin en özgün isimlerindendi</h2>
<p>1941 yılında İstanbul’da doğan Koray, annesinin piyano öğretmeni olması nedeniyle müzikle iç içe büyüdü. Lise yıllarında kurduğu amatör grupla gitar çalmaya başlayan müzisyen,1960'lı yıllarda ilk 45'likleriyle adını duyurmaya başladı. 1970’lere gelindiğindeyse kendine has stili, şarkı sözleri ve müziğiyle Türk rock tarihinin en özgün isimlerinden biri olarak hafızalara kazınmıştı. </p>
<p>Sanatçı; Anadolu rock, psychedelic rock ve progresif rocktan esintiler taşıyan özgün eserlere imza attı. Erkin'in "Şaşkın", ''Fesuphanallah'', "Arap Saçı", "Yalnızlar Rıhtımı", gibi pek çok eseri başka müzisyenler tarafından yeniden yorumlandı.</p>
<p><em>DW Türkçe’ye VPN ile nasıl erişebilirim?</em></p>
<p>DW/SÖ,BÖ</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Erkin%20Koray%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=66464922&x4=57556474&x5=Erkin%20Koray%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetti&x6=0&x7=%2Ftr%2Ferkin-koray-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti%2Fa-66464922&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230807&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Türk Rock müziğinin efsanevi ismi Erkin Koray, 82 yaşında hayatını kaybetti.
Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'ne bu yıl yazar Salman Rüşdi layık görüldü. Rüşdi, ödülünü Ekim ayında Frankfurt'ta düzenlenecek törenle alacak.<br /><p>Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi yazar Salman Rüşdi oldu.</p>
<p>Yazara ödülü 22 Ekim'de Almanya'nın Frankfurt kentindeki St. Paul Kilisesi'nde düzenlenecek törenle takdim edilecek. İngiltere ve ABD vatandaşlığı bulunan 76 yaşındaki Rüşdi, 25 bin euro da para ödülü alacak.</p>
<p>Alman Yayıncılar Birliği, geçen yıl ABD'deki bir suikast girişiminde ağır yaralanan Hindistan doğumlu Rüşdi'nin 1950 yılından beri verilen bu ödüle, edebi çalışmalarının yanı sıra sürekli tehdit altında olmasına karşın sergilediği "azim" ve "hayata yönelik olumlu tutum" nedeniyle layık görüldüğünü açıkladı.</p>
<p>Jüri, "Çalışmaları, baskıcı rejimlerin toplumları tamamen yok etmek için kullandığı gücü kayda geçirirken aynı zamanda bireylerin sergilediği yıkılmaz direniş ruhuna da övgü niteliği taşıyor" ifadesini kullandı.</p>
<p>"Şeytan Ayetleri" adlı romanı sonrası 1989 yılında İran lideri Humeyni'nin hakkında yayımladığı ölüm fetvası nedeniyle uzun yıllardır tehdit altında yaşayan Rüşdi, geçen yıl New York'ta bıçaklı saldırıya uğramıştı.</p>
<p>Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü, 1997 yılında Türk yazar Yaşar Kemal'e verilmişti.</p>
<p>DW,dpa,AP/CÖ,TY</p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::Salman%20R%C3%BC%C5%9Fdi%27ye%20Almanya%27dan%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=65959844&x4=57556474&x5=Salman%20R%C3%BC%C5%9Fdi%27ye%20Almanya%27dan%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC&x6=0&x7=%2Ftr%2Fsalman-r%C3%BC%C5%9Fdi-ye-almanya-dan-bar%C4%B1%C5%9F-%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC%2Fa-65959844&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230619&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
Alman Kitap Yayımcıları Birliği Barış Ödülü'nün bu yılki sahibi yazar Salman Rüşdi oldu.
ABD'de geçen yıl 2 bin 500 kitap için sansür talep edildi. Sansürlenmesi istenen kitapların önemli bir kısmı okullarda ders olarak işleniyor.<br /><p>Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) geçen yıl sansür uygulanması talep edilen kitap sayısında rekor düzeyde artış görüldü.</p>
<p>ABD Kütüphaneler Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre 2022 yılında bin 269 resmi müracaatta bulunularak toplam 2 bin 571 kitap için sansür uygulanması talep edildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında 2021'de 729 kitap hakkında sansür istendiği belirtilerek, geçen yıl bu sayıda gözle görülür bir artış olduğuna vurgu yapıldı. ABD'de sansür talep edilen kitap sayısı 20 yıldır kayıt altına alınıyor.</p>
<p>Geçen yıl sansürlenmesi istenen kitapların ağırlıklı olarak LGBTQ ve azınlık konularını işledikleri ifade edilirken, yüzde 86'sının çocuk ve gençlik edebiyatı üzerine olduğu, yüzde 58'inin ise okullarda ders olarak işlendiği ya da okul kitaplıklarında bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>dpa/TY,BK</p>
<p><em>DW Türkçe'ye sansürsüz nasıl ulaşabilirim?</em></p>
<img width="1" height="1" alt="" src="http://logc279.xiti.com/hit.xiti?s=531599&s2=29&p=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr::ABD%27de%20sans%C3%BCr%20talebinde%20rekor&di=&an=&ac=&x1=1&x2=29&x3=65101626&x4=57556474&x5=ABD%27de%20sans%C3%BCr%20talebinde%20rekor&x6=0&x7=%2Ftr%2Fabd-de-sans%C3%BCr-talebinde-rekor%2Fa-65101626&x8=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste&x9=20230324&x10=tur-VEU-KisaDalga-tr-VT-32955-html-copypaste::G%C3%9CNDEM%3A%3AK%C3%BClt%C3%BCr" />
Short teaser
ABD'de geçen yıl 2 bin 500 kitap için sansür talep edildi.